hukuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hukuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2020 Perşembe

28 ŞUBAT POSTMODERN DARBE YALANI




Bu darbe geyiği de ne tuttu ama. Bakınız burada da post-modern darbe demişler içeriğe bak ne yazıyor "28 Şubat 1997'de düzenlenen ve dokuz saat süren Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında, laikliğin Türkiye'de demokrasi ve hukukun teminatı olduğu vurgulanmış ve alınan kararlarda tarikatlara bağlı okulların denetlenmesi ve Milli Eğitim Bakanlığına devredilmesi, sekiz yıllık kesintisiz eğitime geçilmesi, Kuran kurslarının denetiminin sağlanması ve tarikatların kapatılması istenmişti. Ayrıca irtica nedeniyle ordudan atılanları savunan ve orduyu din düşmanı gibi gösteren basının da kontrol altına alınması talep ediliyordu. MGK kararlarında kıyafet kanununa uyulması, kurban derilerinin derneklere verilmemesi ve Atatürk aleyhindeki eylemlerin cezalandırılması gerektiğinin de altı çiziliyordu" https://www.dw.com/tr/28-%C5%9Fubat%C4%B1n-mimarlar%C4%B1ndan-karaday%C4%B1-hayat%C4%B1n%C4%B1-kaybetti/a-53571957 . Erbakan MGK kararları sonrasında ilan edilecek olan bildiriyi imzalamadı ve istifa etti. https://www.dw.com/tr/t%C3%BCrkiyenin-postmodern-darbesi-28-%C5%9Fubat/a-42761910   Daha hala bunun ekmeğini yemeye kasıyorlar. Modern darbeymiş de e muhtıraymış da ortada darbe filan yok arkadaşlar ordunun hükümeti Anayasa'ya ve yasalara uygun davranmaya daveti var zira milli güvenlik için tehdit oluşturacak pek çok lafa ve icraate imza atan ve gün geçtikçe öncülleri ve sonra gelenlerinde görüldüğü üzere çığırından çıkmış bir hükümet var. Bunun antidemokratlıkla bir alakası yok ordunun görevleri arasında Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasa'sını muhafaza emek de var milli güvenliğin sağlanması da var. Bu ABD 'de böyle açın bakın ABD ordusunun sitesine https://history.army.mil/html/faq/oaths.html Buyrunuz başlık Oaths of Enlistment and Oaths of Office(Kayıt Yeminleri ve Görev Yeminleri). Yürürlükteki yemin " Amerika Birleşik Devletleri Anayasası'nı yabancı ve yerli tüm düşmanlara karşı destekleyeceğimi ve savunacağımı ciddiyetle yemin ederim (veya onaylıyorum); aynı inanca ve bağlılığa dayanacağım; düzenlemelere ve Tekdüzen Askeri Adalet Yasasına göre, Birleşik Devletler Başkanının emirlerine ve üzerime atanan memurların emirlerine uyacağımı. Allahım bana yardım et."

ABD'den örnek veriyorum zira Türkiye'deki çoğu ajan kalanı da gerizekalı olan liboşlar sürekli özgürlüklerden dem vurup ordunun sivil hayata müdahelesinden onda bundan bahisle ordunun görevlerini yerine getirmesini engelleyerek ülkemizi çağ dışı zihniyetteki rantçılara peşkeş çekti. Tabi bunu yapmalarının sebebi küresel politikaları için en kullanışlı tiplerin bunlar olduğuna karar vermeleriydiler. Küresel politikal iflas etti bunlar da başımıza kaldı fakat o kadar kullanışlılar ki gelen geçen bunlardan başkasını böyle kullanamayız deyip iktidarlarına destek atmaya devam ediyorlar. Ve bu liboşların hatta bilhassa menşeileri de doğrudan ABD olduğu için FETÖ'cülerin zamanında en çok örnek göstermeye bayıldığı şey ABD'deki özgürlüklerdi. Bakınız ABD'de hiçbir hükümet Anayasa'nın aleyhine tek bir adım dahi atamaz. Trump sınırları zorluyor diye sıklıkla darbe olabilir iddiası gündeme geliyor. Biraz daha kasarsa olabilir de.

Ezcümle ortada darbe filan yok ortada ben bunun çok ekmeğini yerim diyen bir Erbakan çakallığı var ama ekmeğini yemek de buna nasip olmadı zira yeterince kullanışlı değildi. Çünkü apaşırı kullanışlı olmak için baya bitki formunda bir tip olman gerekiyor demek bu sesini gereğinden fazla çıkartmış. Hiç ama Erbakan farklıydı milliydi demeyin bunların alayının ne olduğu belli. Bakınız Menderes, Demirel, Erbakan, Özal'ın birbirleriyle özel hayattaki şahsi alakalarına, Türkiye'nin laik ve çağdaş bir devlet olmasındansa marabalarla dolu feodal bir devlet olarak kalmasındaki katkılarına. Bunların hepsi son derece kullanışlıydı. Halkın çağ atlamasının önündeki engellerdi. Halk bunu istemedi halka sen bunu istiyorsun dediler. Halkın da kolayına geldi, şimdi kim uğraşacak aydınlanmayla onla bunla maraba gelsinler maraba gitsinler işte oldu bitti.

Ortada bir darbe olmadığı için bir kulp taktılar postmodern darbe diye. Zaten Tayyip de şiir okumuş diye tutuklanmış güya bunu da böyle ezber ettirdiler. Bakıyorum kimsenin de Tayyip'in yargılandığı konuşmadan haberi yok. Adam şeriatı geirecem diye bağrınıyor üste de bu şiiri okuyor. Bu ne? Anayasal düzeni yıkmaya yönelik halkı kışkırtma ve örgütleme. Bu bu. Tabi ki ceza aldı tabi ki cezası onandı. Sonra siyasi hayatı olmaz diye onanmış cezayı bile sildirdiler kayıtlardan. Noldu kayıttan sildirince kesinleşmiş ve infaz edilmiş hüküm buhar mı oldu? Diplomayı sorana kadar sen böyle devlete karşı suç işlemiş biri olarak nasıl oldu da siyaset yapabildin asıl bunun döne döne sorgulanması lazım. Zira bu konuda da dava açıldı ve her nasılsa bu davayı kazandı. Tabi o davayı onu kazandıran hakim de yükseldikçe yükseldi yükselmelere doyamadı.

Bütün bu yalanları nasıl yutturabiliyorlar? Çünkü insanlar hem cahil hem korkak hem de kendi hayatından başka hiçbir şeye odaklanmıyorlar ama ısrarla hatırlamak dahi istemeseler de o küçük hayatlarına şekil veren şey işte böyle böyle şeyler ve kendimizi küçük oyuncaklar ve oyunlarla kandırmaya çalışsak da hayalarımız berbat. İnsanlık onuruna yaraşır bir düzende yaşamıyoruz. Hazıra konduk ve bir güzel kaptırdık düzenimizi bu kafalarla da zinhar bir daha elde edemeyiz.

30 Aralık 2019 Pazartesi

HAKLARIMIZI BİLELİM; DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ

Son yıllarda bilhassa sosyal medya platformlarında paylaşılan hükümet eleştirileri ile alakalı soruşturmalar ve davalar sıklıkla açılıyor malum. Şimdilerde bilhassa halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlaması pek moda anlaşılan(TCK 216). Bu konularla ile alakalı haklarımızı öğrenelim.

Hukukta normlar hiyerarşisi vardır. Hiyerarşik olarak en üstte imzalanan uluslararası anlaşmalar vardır(örn. Türkiye'nin de imzası olan ICCPR yani Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme) sonra Anayasa daha sonra kanunlar, tüzükler(Kanun Hükmünde Kararnameler de buna dahildir), yönetmelikler, tebliğler, genelgeler.

10 Aralık 1948  tarihli Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 19. maddesi;“Herkesin fikir ve anlatım özgürlüğüne hakkı vardır; bu hak, fikirlerinden ötürü rahatsız edilmemek, ülke sınırları söz konusu olmaksızın bilgi ve görüşleri her yoldan aramak, almak ve yaymak özgürlüğünü kapsar”

16 Aralık 1966 tarihli Birleşmiş Milletler, Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 19. maddesi;“1- Herkesin, söz özgürlüğüne hakkı vardır; bu hak gerek sözlü, yazılı ya da basılı veya sanat eseri şeklinde, gerekse seçilen diğer herhangi bir yoldan, ülke sınırları sözkonusu olmaksızın, her türlü haber ve düşünceyi araştırma, alma ve verme özgürlüğünü içerir.”


AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ MADDE 10- “Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir almak ve vermek özgürlüğünü de içerir.”,

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI MADDE 13- (Değişik: 3/10/2001-4709/2 md.) Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI, MADDE 25- “Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.”

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI, MADDE 26- “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.”

Emsal kararlar bu maddelerin nasıl uygulanacağı ile alakalı bilgiler verir;

AİHM Castells-İspanya kararı’ndan, “Hükümeti eleştirmenin hoşgörülebilir sınırları, şahısları, hatta politikacıları eleştiri sınırından daha geniştir. Demokratik bir sistemde hükümetin eylemleri ve ihmalleri, sadece yasama ve yargılama organlarının değil, basının ve kamuoyunun da yakından incelemesine tabidir”,

AİHM Lingens-Avusturya kararın’ından; “İfade özgürlüğünün sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız veya ilgilenmeye değmez görülen haber ve düşüncelere değil, aynı zamanda aleyhte olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden nitelikte olanlara da uygulanacağını, bunun demokratik toplumun olmazsa olmaz unsurları olan çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirliliğin bir gereği” olduğu belirtilmiştir.

AYM 1979/7K.: “Temel hak ve özgürlüklerin bir yasa ile sınırlandırılması özelde, özgürlükleri kısıtlananların zararına olsa bile, genelde toplumun yararına olabilir. Yasayla temel hak ve özgürlükler kısıtlanmasının topluma sağlayacağı yararın, kişiler için getireceği zarara göre ağır basması durumunda, kamu yararının varlığı kabul edilmelidir.”
Israrlı ihbarın niteliklerine bakılırsa düşüncelerimi ifade ederken arzu ettiğim dikkat çekmeyi belli bir oranda başarmışım lakin maalesef işaret ettiğim olumsuzluklara bakılmamış ve parmağımın kesilmesi arzu edilmiş.

Ostendorf Almanya, no. 15598/08, 7 Mart 2013 “Özgürlükten yoksun bırakma demokratik bir toplumda ölçülü bir tedbir olmalıdır.”

5237 Sayılı TCK. 216/1. Maddesinde “Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.” hükmü düzenlenmiştir. 2. Maddesinde ise “Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” hükmü düzenlenmiştir.

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ
Esas: 2010/6293 Karar: 2012/21247 Tarih: 15.10.2012
TCK 216. Madde Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama Suçu
“Somut olayda davaya konu köşe yazıları bir bütün olarak ele alınıp değerlendirildiğinde, şiddet içermediği, bu yazılar nedeniyle toplumda hiçbir tepki meydana gelmediği, açık ve yakın bir tehlikenin mevcut olmadığı, bu nedenlerle de ifade özgürlüğü kapsamında olup 5237 sayılı TCK’nun 216. maddesindeki tanımlanan suçun unsurlarının oluşmadığı ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı biçimde mahkumiyetine karar verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 20.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.”
YARGITAY 16. CEZA DAİRESİ
Esas : 2017/2745 Karar : 2018/299 Tarih : 15.02.2018
TCK 216. Madde Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama Suçu
“2-Kabul ve uygulamaya göre ise;
Sanığın savunması ve sosyal paylaşım sitesindeki paylaşımı nazara alındığında bir başka kullanıcıyı gözeterek buna cevaben sözkonusu paylaşımı yaptığı, sanığın güttüğü amaç ve kasıt gözetildiğinde, açık ve yakın tehlikenin olup olmadığı da değerlendirilip TCK’nın 216. maddesinde yazılı suçun unsurları itibariyle oluşup oluşmadığı tartışılarak bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile unsurları itibariyle oluşmayan propaganda suçundan yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 15.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”
YARGITAY 16. CEZA DAİRESİ
Esas : 2017/2486 Karar : 2017/5784 Tarih : 18.12.2017
TCK 216. Madde Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama Suçu
“Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere; Suçu oluşturan “tahrik”, soyut saygısızlık ve reddin ötesinde, bir halk kesimine karşı düşmanca tavırlar gösterilmesini sağlamaya veya bu tür tavırları pekiştirmeye objektif olarak elverişli olmalıdır. Fail sübjektif olarak da bu amacı gütmeli, halk kesimini kin ve nefrete tahrik etmelidir. Bu kapsamda salt yüz çevirme, soyut bir red veya saygısızlık ifade eden bir davranışta bulunma veya bu yönde sözler sarfetme, suçun gerçekleşmesi bakımından yeterli değildir. Fiilin suç teşkil etmesi için bunların ötesinde, ağır ve yoğun bir tarzda kin ve düşmanlığa tahrikin var olması gerekir.
 Diğer bir tabirle etkili bir şiddet çağrısı ya da nefret söylemi içermelidir.Failin fiili, adet ve şahıs olarak muayyen olmayan toplum kesimi üzerinde kin ve nefret duygularının oluşumuna veya mevcut duyguların pekişmesine etkide bulunmalıdır.
….BOZULMASINA, 18.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

Ek olarak 680 Sayılı KHK’nın TBMM 26/2 449 sayılı tezkeresi ile 2559 Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’na eklenen Ek Madde 6’ya göre “Polis, sanal ortamda işlenen suçlarda, yetkili Cumhuriyet başsavcılığının tespiti amacıyla, internet abonelerine ait kimlik bilgilerine ulaşmaya, sanal ortamda araştırma yapmaya yetkilidir. Erişim sağlayıcıları, yer sağlayıcıları ve içerik sağlayıcıları talep edilen bu bilgileri kolluğun bu suçlarla mücadele için oluşturduğu birimine bildirir.” fakat bu madde keyfi bir şekilde kullanılmaz. Tezkereden de anlaşılacağı üzere dönemin şartının ivediliği mecbur kılmasından dolayı terörle ilgili durumlarda kullanılabilinir eğer ki savcılık emri olmadan keyfi uygulayan olursa bununla ilgili de itiraz edebilirsiniz.

Düşünceyi ifade özgürlüğü ile eleştiri hakkının kullanılması kamuoyunun zararına değil aksine yararınadır. Toplumları geliştiren özgür düşünce ile yapılan eleştirilerdir. Bunun aksinin olduğu toplumlarda gelişme olmaz aksine böyle toplumlar yozlaşır ve çürür. Elbette hakları istismar edenler ve gelişme değil de yıkım isteyenler olacaktır. Eğer ki ortada açık bir delil yahut fiil yoksa bu konuda yapılacak bir şey yoktur zira ceza muhakemesi deliller üzerinden ilerler. Hele ki bu istismarların bahane edilerek düşünce özgürlüğünün kısıtlanması gelişmeye vurulacak en büyük kettir. 

Haklarımızı bilelim onları koruyalım. Biz bunu yapmazsak birilerinin bize bunları bahşetmesini bekleyen zavallı kölelerden başka bir şey olmayız. Böyle bir ilkelliğe tahammülü olmayanlardan olmanız dileğiyle.

Örnek bir Anayasa Mahkemesi Kararı için bkz.
https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2016/36782

"51. Anayasa Mahkemesi başvurucunun yapmış olduğu açıklama nedeni ile hakkında hakaret suçundan mahkûmiyet kararı verilmesinin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun düşmediğini belirterek başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır"


13 Temmuz 2019 Cumartesi

EVET UYUŞTURUCUYA ÖZENDİRMEK SUÇTUR OLMALIDIR DA

Malum bir internet ünlüsü aynı zamanda yazar olan Pucca namlı kişi Twitter'da attığı twit'ler yüzünden uyuşturucuyu özendirmek suçundan yerel mahkeme kararı ile 5 yıl 10 ay hapis ve 66bin TL para cezasına çarptırıldı. Şu tarih itibariyle bu ceza kesinleşmiş değil karar istinaf mahkemesine taşınmış yani yargıtay diye de bilinen yüksek mahkeme kararı değerlendirecek fakat sosyal medyada verilen tepkiler bir kez daha ülkemizin nasıl sosyal bir yıkımın içinde olduğunu gösterdi.

Bir başka örnek,

Burada birisi suça konu olan twit'leri paylaşmış. Suçu tekraren yaymamak adına bu kısmı paylaşmak istemiyorum. Cevap şu olmuş,


Öncelikle belli oranda hukuk eğitimi aldım ama hukukçu değilim lakin her vatandaşın ufak bir google araştırmasıyla da ulaşabileceği bir bilgiyi paylaşmak gerekirse yerel mahkemenin kararında dayanak noktası olan uyuşturucuya özendirme ve yol yordam gösterme suçtur bkz. TCK 190 ve cezasının da alt sınırı 5 yıl üst sınırı 10 yıl. Ek olarak kamuya açık alanda geniş kitleye hitap edilmiş, bu suçta etkin pişmanlık indirimi yok ayrıca suçun süresi bakımından cezanın ertelenmesi de söz konusu olamıyor. Tabi bu demek değil ki bu ceza kesinleşecek yahut bu sürenin tamamını hapishanede geçirecek bunu da tekrar hatırlatayım.

Tipik örneklere devam edersek,


Uyuşturucu kullanımı bizde ve tüm dünyada 5 yaşına kadar düşmüş. Ülkemizde 10 yaşında bonzai kullandığı için AMATEM'e yatırılan 14 yaşında bonzaiden ölen çocuklar olduğu gibi 14 yaşında torbacılıktan yakalanan çocuklar var. Ölsünler?!?(Bunu kendisine de yazdım bana cevaben "Dilediğin gibi anlamak da ve yorumlamak da özgürsün." dedi? Diyor ki etki altında kalıp kullanan hak etmiştir beter olsun ben de diyorum ki o hak etmiş dediğin insanların yaşı 5'ten başlıyor cevap da bu artık ne anlarsan anla yorumla bana ne. Burada yoruma açık bir anlama hali var mı? Söylenen net değil mi? ama ısrarla ayak direme vicdana gelmeme bir türlü vs.

Gelelim ahval-ü-şeraitimize,

Bakınız işte toplumlar böyle gelişmiyor, o kadar ilkel bir toplumuz ki kendini eğitimli, vicdanlı, adil zannedenler çıkıyor diyor ki aman işte ağlamış çocuğu da var e buna bu fazla bunu şaapmayın satmıyor ya özendirmek de suç olur muymuş. Asla soyut düşünemiyorsunuz. Ağlıyor ama? Sadece karşınıza konulan somut şey üzerinden evrensel çıkarımlarda bulunup ulvi bir affedicilikle hadi görmeyiverin ne olacak deyiveriyorsunuz. Soyutlama yapabilseniz uyuşturucu batağında debelenen binlerce çocuğun acıları, onların ailelerinin acılarına da empati yapacaksınız ama olduramıyorsunuz bir türlü.

Muhakkak bir yerlerde küçük çocuklar arasında da uyuşturucu kullanımının aşırı bir şekilde arttığını görmüşsünüzdür. Rap müziğin ne kadar çok dinlemye başladığını bu şarkılarda ve bunların kliplerinde neredeyse uyuşturucu reklamı yapıldığını da biliyorsunuz zira Ezhel'i öğrendiniz yine sosyal medyadan kesin? Ama bunların arasındaki bağlantıları bir türlü kuramıyorsunuz zaten de dünyadaki milyonlarca diğer gerizekalı ile birlikte Breaking Bad dizisindeki ezik bir lise öğretmeninin uyuşturucu üretmesini alkışlamış ona hayranlık beslemiştiniz. Sizler adalet duygusu gelişmemiş cahilsiniz maalesef :/

Söylenenlere bakıyorum da bilmem kim ceza almıyormuş bu niye almış? Bu nasıl savunma 5 yaşında çocuk gibi ama o da şaaptı beni niye şaptın. Onla senin ne alakan var, yargının çalışmayan kısımlarını gösterip çalışan kısmına sen niye çalışıyorsun demek filan? Mal mısınız? Öylesiniz.

Yargı her daim kamunun bilhassa kendini savunamayacak durumda olan çocukların iyiliğini düşünmek ve onlar lehine karar vermek zorundadır. Adalet işte böyle bir şeydir bunlar ciddi işlerdir öyle aman deyivermiş ben de sevmem ama şımarık işte biraz o da öyle bu tip düşünceler basit, adaleti sağlayacak derinlikli düşünce bilgi ve birikimden uzak öylesine fikir atma ortaya. Hiç düşünmeden hiç araştırmadan. Cahil cesareti bir kibirle.

Bir kısım da kendi Cihangir müptezelliği ile özdeşleştiriyor ve kendini savunurcasına yırtınıyor. Ottur günahı yoktur? Bakınız bu şahsın da evinde bulunmuştu yanlış hatırlamıyorsam ama olayı anlayamıyorsunuz bu çocuklar buna ulaşamıyor fakir bunlar, çakmak gazı, bonzai ve daha kim bilir neler kullanıyor.

Bu şahıs bunları yazdığından ben de dahil bir çok kişi uyardı bana değil ama başkalarına verdiği cevaplara bakın sonrasında hakkında adli soruşturma başlatıldı yayınladığı alaycı aşağlayıcı videolara bakın. E bunları savcı da görüyor hakime de gösteriyor sıfır iyi niyet bolca kibir.

Gördüğüm kadarıyla avukatı düzgün bir savunma yapmış ama müvekkilini tutamıyor ceza alıyor ama karar istinafa gidecek hala çıkmış yardırıyor. Sanırım o son video hala geziyor ama nihayet kaldırtmayı başarmış artık avukatı mı kim bilemem. Hayat sizin sonsuz kibirinizi size yedirir. Tabi ki umut ederim ki kendisi bir şeylerin farkında varır bilhassa çocuk yetiştiren bir anne olarak sosyal bir sorumluluk alır ve gençleri uyuşturucu batağından kurtaracak sosyal farkındalık çalışmalarında da gönüllü olur.

Ve birleşirsek yargıya istediğimizi yaptırırız anlayışı da çarpık yargı düzenimizle yerleştiği için halk mahkemesi gibi bir uygulama varmışçasına o suçlu bu suçsuz ilan ediyorlar Twitter'da örgütlenip. Gitgide ilkelleşiyor, aptallaşıyor ve kötüleşiyorsunuz. Felaket bir haldesiniz.

Şimdi sizler hayatınız boyunca uyuşturucu batağındaki insanları sadece filmlerde görmüş yahut kitaplarda okumuş olabilirsiniz. Ben de yer verdim yazdığım kitapta amabunu bir bilinç oluşsun diye yazanlar bilmeli ki ne anlatsak nafile. Çünkü hiçbir teorik bilgi edinme hayatı tecrübe etmek demek değildir. Bakınız ben ilk gençliğimi 90'larda yapmış hem de oldukça serseri bir şekilde yapmış biriyim. O vakitleri bilen bilir o zamanlar da uyuşturucu sorunu vardı hem de çok yaygın bir biçimde eroin illeti gibi bir illet vardı. Hayatımda böyle sentetik uyuşturucularla hiç işim olmadı üstelik ulaşmak öyle kolaydı ki maalesef. Bu konuda da PKK terör örgütüne ve devlette köşe tutmuş ahlaksız rüşvetçi şerefsizlere teşekkür edebilirsiniz. Yine devlet kadrolarında birileri uyuşturucu ile mücadelede yırtınırken diğerleri el ele kolkola zenginleşmek uğruna hayatları karartıyordu. Aman onlar da beter olsun diyenler genç yaşta insanlarla hiç tanışmamış onlarla konuşmamış onların acılarına şahitlik etmemiş kişiler. Ben tüm bunları yaşadım. İnanılmaz zeki hayat dolu insanlar dahi bu kimyasal işkence çıkmazına düşebiliyordu. Çünkü hayat tecrübeleri yoktu yahut bir boşluklarına gelivermişti veya sorunları vardı nasıl kaçarsam kaçayım o sorunlardan dediler gemileri yaktılar, belki de sadece aptal ve iradesizlerdi ama ödedikleri bedel bu mu olmalıydı?

Onca çekilen acı sonrasında kimi hayattan göçtü gitti kimi kalsa da asla düzgün bir hayata sahip olamadı, vücutlarında onarılmaz hasarlarla bilhassa beyinlerdeki problemlerle hayata devam etmeye çalıştılar. Elbette iyileşen ve yoluna devam edenler de vardı ama hepsi iyileşmek istedi kaçı bunu başardı? Çok daha detaylı anlatılabilecek bir konu ama ne yüreğim kaldırıyor ne de başka saçma sapan özentilere mahal vermek istemiyorum. Çünkü bunlar öyle tehlikeli konular ki bir yanlışa işaret ediyorsunuz henüz beyinsel ve tecrübesel gelişimini tamamlamamış bir çocuk için bir özenti konusu oluyor bu.

Lütfen biraz daha özen biraz daha bilgi ve biraz daha vicdan. Bütün ihtiyacımız olan bu.