Her geçen gün daha da kötüleşmeye devam edecek elbet, zaten tarih boyunca
da her şey hep kötüydü çoğunluk için.
Bakıyorum bir yanda sadece hayatta kalmaya, bunun için de sadece manyağın
teki tarafından öldürülmeden karnını doyurmaya odaklanmış insanlar. Bir yanda
dünyanın bilmem ne şehrinde yediği (benim kafama silah dayasalar yemeyeceğim)
şeyleri öve öve bitiremeyenler. Bir de ara dere yaşayanlar var misal bir
düğüne gitmiş, kısıtlı bütçesiyle ayakkabısını çantasına uydurmaya çalışmış
ne bileyim. Kim bilir dünya için küçük ama onun için büyük ne hevesleri
vardır.
Bu nasıl bir düzendir? Bu nasıl bir manyaklıktır? Tüm bu şartlara rağmen
ısrarla üreyen insanlar. Sürekli birilerini bu hayata davet ediyorlar da ne
için? Gerçek sebep güdüler mi yoksa madem battı balık o zaman yan gitsin
anlayışı mı? Çok da net değil o kadar sanki. Olaylar nerede nasıl patlayacak
derseniz olaylar her zaman olduğu gibi ekonomik açmazlar çıkmazlar çoğunluğun
kapısından girip mutfağına yerleştiği zaman derim. Ha bu ülkeyi öyle bir
depresyona ve delilik haline soktular ki o zaman dahi çıkmayabilir.
Gelişmemiş ülke statüsüne o kadar da uzak değiliz o yüzden. Atatürk bize
inanılmaz bir başlangıç verdi, biz ise koşmayı bırakıp köyümüze döndük. Bize
dediler ki yok efendim köyümüzün ırmaklarıymış, kuzularının melemesiymiş,
sabah öten horozlarıymış. Şimdi köydeyiz, ırmaklar HES'le kurumuş, kuzu desen
küçük ve büyükbaş hayvanların hepsi şarbondan sizlere ömür. Ha horoz var
evet. Yerli yersiz sürekli bağırıyor. Allah'ı belasını versin o horozun da
amk.
Şu aşamadan sonra muhalif olanları ya hapse
atacaklar ya da öldürecekler çünkü zayıfların gücü elinde tutması ancak
kahpelikle mümkün. Biat ve koltuk korelasyonu ise son derece sağlam zira
gelişmemişlik, ilkellik bunu gerektirir. Sanıyorlar ki her koşulda kuyruğu dik tutmak
en sağlam duruş şekli. O sokak iti kavgalarında olan bir şey. İnsanlık sokak
iti anlayışı ile kavranamayacak karmaşıklığa yelken açtı çok zaman önce.
Yetişemediyseniz o sizin primatlığınız.
|
3 Haziran 2017 Cumartesi
Ne Olacak Bu Memleketin/Dünyanın Hali?
2 Haziran 2017 Cuma
Şimdi reklamlar: Dinimiz amin
Tramvay hattında namaz şov yapan kafa bir şeyleri protesto için yapsa eyvallah ki zaten amaç ya siyasi ya münferit egomanyaklık gibi bir şey olmalı, yoksa ilgili kişinin psikolojik durumu epey bir vahim. Hadi bu tipler tek tük. Ya bunları savunan, kötülüğün en büyük sermayesi sorgulamayı günah sayan koyunluğun yılmaz ordusu o yığın. Asıl mesele bunlar.
Bize ibadetin gizlisi makbuldür bilgisi verildi. Bunu da aşağılıyorlar. Efendim ibadet göstere göstere yapılacakmış ki insanlar özensinmiş. Yahu bir insan senin gibi birine niye özensin ey çakma peygamber? Sen özenilecek birisi misin? Senin ahlakın, duruşun, karakterin özenilecek bir karakter mi ki insanlar ay ben de bunun gibi olayım demek namaz kılınca böyle olunuyormuş desin? Hem sen insanları 5 yaşında çocuk gibi kandırmaya çalışınca, onların özgür iradelerini yok sayınca acaba Allah'ın ne düşünüyor bu konuda? O bilmiyordu di mi beyin yıkamayı, kandırmayı, dolandırmayı. Neden özgür irade verdi insanlara acaba?
Türk kültüründe böyle görgüsüzlükler, böyle şovlar yoktur kardeşim. Bir Türkün dini, ahlakı, dünya görüşü her ne olursa olsun o değer verdiği şeyi asla ayağa düşürüp ucuzlatmaz. Bu ithal görgüsüzlükler, bencillikler, din tüccarlıkları bu ülkenin ve her ülkenin ve insanlığın ayakta kalmasını sağlayacak olan insani değerlerin bir bir tahrif edilmesidir.
Benim dedem Atatürk'ün yolunda 40 yıl köy köy gezip eğitmenlik yapmış bir insandı. Rus yazarları da okurdu, tarihe de aşıktı, yabancı dil öğrenmeye merakı da vardı ve aynı zamanda 14 yaşında hafız olmuş 5 vakit namaz kılan bir insandı. Hakka hukuka, ahlaki değerlere insanları taciz etmeden önem verirdi. Namazını bir kedi gibi, sinsi gibi kılardı(Dininizle, ibadenizle bile kibirleniyorsunuz ama tüm zamanların en sevilmeyen malum günahı kibirden geri kalmadığınızın farkında değilsiniz. Hatırlamak için bakınız Kuran) . Özenilecek insan böyle bir insan modelidir. Sizin gibi çomarlar ise insanı dinden imandan soğutmaktan, çıkartmaktan başka bir şey yapmaz.
Tabi ki sizin aslında tek derdiniz yetersizliklerinizi örtmek için ortalığı karıştırıp güzel olan ne varsa yıkmak. Derdi insanca yaşamak olan kimse sizden razı değil. Razı olmasını beklediğinizin olması ise bu şartlar altında imkansız görünüyor.
1 Haziran 2017 Perşembe
Kelimeler...
İletişim kurarken seçilen kelimeler albayım, o kadar da mühimler ki. İnsanların kafasından geçenleri değil(zaten kafalarından geçenlerin çoğu kendilerine ait olmuyor, başka kafalardan geçmiş ve geçiyor olanların genellikle algılanmamış, anlaşılmamış başarısız replikaları) doğrudan karakterlerini görebiliyorsunuz.
Kutsalıma laf etme: Ben bir şeyler üzerine düşünmek ve bunun neticesinde kaçınılmaz olarak eylemelere dönüşecek kararları almak istemiyorum. Bu tip sorumlulukları almaya yetecek kapasitem yok. Buna yetecek ne aklım, ne bilgim, ne de cesaretim var. O yüzden sadece taraf olup o sürünün gücünden nemalanmak istiyorum. Havladığıma bakma. Yeryüzündeki sayısız korkaktan bir diğeriyim işte.
Bunun dinden soyutlanmış ama o mantıktan fazla da uzaklaşamamış modelleri: Töreme laf etme, ideolojimi (fikirlerimi?) küçümseme, bana saygı duy!
Dogma yani sorgulanılamazlık zırhına bürünmüş hiçbir şey saygıdeğer olamaz. Siz her şeyi yanlış anladığınız gibi saygıyı da başka başka şeylerle karıştırıyorsunuz. Güce tapmak mesela. Bunu saygı sananlar var. Aman kalbini kırmayayım "merhameti"(o sırada pazarlarda çocuklar seks kölesi olarak satılıyor filan ama bir gerizekalının kalbi çok daha mühim tabi).
Bana birisi gerizekalı dese bu ithamını önemsemem. Çünkü ne olduğumu biliyorum. Muhtemelen amacı dur şuna şöyle bir şey söyleyeyim de kendini kötü hissetsin gibi bir şey. Genellikle de yansıtmadır bu tip şeyler. Sabah akşam yalan söyleyen tiplerin önüne gelene yalancı demesi gibi. İşte bunlar bu dünyada yaşamakta zorlanan insanların savunma mekanizmaları hep. Kendim adına değil de o kişi adına üzülüyorum tabi. Çaresizlik beni her zaman hüzünlendirir. Ne sağlam bir fikirle geliyor(yanlışlanması zor ve ufuk açıcı) ne de bana açabileceği yeni bir pencere(karşısındakini sabit fikirler hapishanesinden çıkarıp özgür kılacak yahut başka bir hapse de tıkabilir tabi) var. Sadece anı kurtarmak için debeleniyor. Köşeye sıkışmışlık, ne yapacağını bilememek bunlar bütün insanlığın aşina olduğu zor haller. Hangi sosyal, ekonomik, entelektüel gurplandırmaya dahil olursak olalım hepimiz öyle veya böyle bu duygu tadıyoruz. Yaşamak zor meşgale.
Karakterler albayım, karakterler bizim yaşama alanımızı şekillendirir. Güvenli veya huzurlu oluruz yahut tatminsiz ve hırçın. Elbette her gün güneşli olmayacak. Çünkü migren var mesela, sürpriz yıldırımlar düşüyor hatta kıtalar, plakalar oradan oraya kayıyor. Belki bir gün onlarla ilgili de bir şeyler yapmaya fırsatımız olur. Belki bir gün beynimizde sıkışıp kalmak yerine biraz hava almaya karar veririz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

