bekle bi... Spiritus Libertatis Dımtıs Dımtıs

Spiritus Libertatis Dımtıs Dımtıs

Yunus Gibin... Bu blog internet explorer ile adam gibi çalışmaktadır.

05 Ekim 2009 Pazartesi

Mutsuz

Diego Velázquez, Ezop

Öyle mutsuzdu ki, o gün sanki ölümünün birinci yıldönümüydü ve buna sevinemeyecek kadar yorgundu.

Kusmak istediği ama kusamadığı her şeyi yuttu. Yuttu. Ta ki göz çukurları, avurtları ya da ayaları arasında fark kalmayana kadar. Bedensiz ve soluksuz. Küçücük kaldı.

Küçük, korumasız ve korkak biri olarak kapıdan çıktı. Yine de kapıyı kapattı.

Esnaf tozlar kalkmasın diye dükkanların önünü suluyordu. Yaz güneşi istenmediğinde tam bir baş ağrısı.

Bir kedi kaldırımda, fütursuzca uzanmış, ara ara geriniyor. Bir kedi kendi dünyasını çoktan kurmuş, hayatı umursamıyor. Kedinin yanına uzandı. Aynı gökyüzüne aynı açıdan baktı. Hala küçük ve korkaktı. Kediyle vedalaştı.

Her zaman kullandığı ara sokaklara daldı. Ara sokaklardaki metruk binalar onu bekler gibiydi. Onlar tam da onun yuvasıydı. Oysa gitmesi gereken bir yer vardı. Asfalta yapışıp, karışmak istedi.

Bir kapı, bir başka kapı daha, uzun ve kısa koridorlar hepsinden tek tek geçti. Bütün bu yolculuk ne içindi?

Yoruldu, daha da yoruldu, çok yoruldu. Soylu bir uğraşı olsun istedi bir an. Sonra yine yoruldu.

O mutsuzdu.

Etiketler:

06 Eylül 2009 Pazar

Küçük şeyler

-Yapabilir misin?
-Yaparım ama insanlığın buna hazır olduğunu sanmıyorum.
-Sadece bir konserve kutusu?
-Cevabını bildiğin sorular sorma o zaman!

Konuşmak için konuştuğunu sandığında, aslında konuşmak istemeyen ama konuşacak çok şeyi olanlardansanız buyurun.

"İkircikli kadar itici bir kelimeyi keşfederken ne geçiyordu aklından?" İşte sormak istediğim sorulardan biri bu mesela.

Upuzun ve sonu hiçbir yere varmayan koridorlarda yürüyoruz. Sonsuza dek sürecek sanıp ilk dönemeçte boşluğa düşüyoruz.Düşünüp de düşmeyene rastlamadım. Düşeceğini bile göre düşünmeyi anlamadım.

-Karısı namünasip bir sergüzeşte duhul olmuş..
-Nolmuş?
-Karı orospuymuş, önlü arkalı vurduruomuş ona buna
-Hadi ya
-Üzülme lan teli var bende

En ufak bir fırsatta bütün senaryolar doğaçlamaya dönüşebiliyor. Doğallaşacağız diye ortalık bokla sıçıp sıvanabiliyor.

Yalan söylemeye gerek kalmayacak kadar güzelleşemiyoruz. Güzelleşememe sorunumuz var insanlıkçanak.

-Kötü bir koku alıyorum
-Öldün mü?
-Belki sen ölmüşsündür?
-Ben bu gün pastırma yedim, ölsem daha bi pastırma kokardım
-Ben de yedim ya

Bazen birlikte yaşanan şeyleri tek yaşamış gibi hissetmemiz bizim yalnızlığımız arkadaşım. Sonra dönüp "Ama o da beni böyle böyle hissettirdi" demenin bir anlamı yok. Kimse senin içindeki hissi alıp yoğuramaz. Hamur da, maya da, el de sende.

Etiketler:

13 Temmuz 2009 Pazartesi

üçüncü sayfa ölüsü

Büyük büyük laflar eden küçük adamların gölgesinde saklandım. Egeden karadenize akan su kadar olamadım.

Eşit ve hızlı adımlarla gidiyorum derken hep kendime yakın kaldım. Bana bunun yanlış olduğunu söylediler. Kandım.

Yazacak bir şey yok diye günlük bile almadım. Kimsenin günlüğünde adımın geçtiğini de sanmıyorum. Hepinizden özür diliyorum. Vaktinizi çaldım.

Bazen kuşlara yem atmak için cami avlusuna gittiğim olurdu. Bana aşktan bahsederlerdi. Hiç şahit olmadım.

Yıllar önce aldığım güzel bir ceket daha ilk günden kaybolmuştu. Dilim söylemeye varmıyor ama sanırım çalınmıştı. Artık o kadar da üzülmüyorum.

Annemin bana bahsettiği geçmiş geleceğim de çok geride kaldı. Pek anlattığı gibi olmadı ama yine de güzel çorba yapardı.

Pazartesi pazar gibi boş geçecekti. Salının da pazartesinden farkı olmayacaktı. Belki bir kupon yapardım. Belki bir at da benim için koşardı. Ama sanmıyorum.

Çok güzel bir şarkı duymuştum. Anlamadığım bir dilde. Sanırım ingilizce. Piyano vardı, hisli bir şeyler anlatıyordu. Keşke anlayabilseydim.

Söylemek istediklerimin çoğunu söyleyemedim. Genellikle dinlemediler, nadiren de anlamadılar. Olsun her şeyi aklımda tuttum. Hiç unutmadım.

Umutlandığım günler de oldu. Nerden geldiğini anlamadığım bir enerji içimi kapladı, herşey birden değişecek sandım. Sonra yağmur yağdı. Yine çamur, yine bulanıklık. Kirlendim. Yoruldum.

Asla yalan söylemedim. Kimse de lütfedip bana yalan söylemedi. Oysa kandırılmaya çok hazırdım. Karanlıkta korkan her çocuk gibi.

Biraz çay içmeyi özlerim diye düşünüyorum. Bir de kuşları. Tütünü bırakalı 5 yıl oldu. Yoksa onu da özlerdim.

Bu gün aklımdan geçenleri unutmak istedim. Bu gün yağmurdan kaçmaya karar verdim. Bu gün ben de aşk şarkıları söyleyen kuşlar gibi ürkek ve arsızım. Yine de cesur bile sayılırım. Gerçi utandım da. Ayakkabımın teki kaybolmuş, biraz da çirkin gözüküyorum hatta belki korkunç. Neyse zaten öyle güzel de biri değildim.

Beni bulan yaşlı kadın çok korktu. Neredeyse kalp krizi geçirecekti. Kendini sokak kedileriyle avutan, birazcık daha yaşamak için günde 3 kutu hap içen birine bunu yapmamalıydım, biliyorum. Bildiğim ne kadar çok şey vardı. Küfelerce.

Pazar yapacak bir şeyim yok. Pazartesi ve salı da. Ama bu beni o kadar da üzmüyor artık.

Etiketler: ,



imagine there's no heaven,
it's easy if you try,

no hell, below us,
above us only sky,

imagine all the people
living for today...

imagine there's no countries,
it isn't hard to do,

nothing to kill or die for,
no religion too,

imagine all the people
living life in peace...

you may say I'm a dreamer,
but I'm not the only one,

i hope some day you'll join us,
and the world will live as one.

imagine no possessions,
i wonder if you can,

no need for greed or hunger,
a brotherhood of man,

imagine all the people
sharing all the world...

you may say I'm a dreamer,
but im not the only one,

i hope some day you'll join us,
and the world will live as one