24 Haziran 2017 Cumartesi

The Mist (Tv Dizisi 2017- )

Şu an puanı 5,6 gerçi az oylama yapılmış 525 kişi sadece. Yani bu kadar gömecek bir şey yok tabi de muhtemelen Stephen King hastaları filan takmış olabilir yahut Trump'çılar :) Uzun süredir sıklıkla karşılaştığımız kör gözüne liboş senaryolarından biri. Yine bol bol abartılı aptala anlatır gibi laf anlatan didaktik ırkçılık ve eşcinsellik mesajları ve tabi kasabalılara kırosunuz alayınız çakmaları(bu seçimler çok koydu herhalde iyice abarttılar). Baya bir bilindik oyuncu da toplamışlar ama böyle saçmalamaya devam ettikleri sürece ve her hikayenin içine etmekte ısrarcı davrandıkça gerçekten alayı işsiz kalacak. Toplumu bilinçlendirmek başka bir şey toplumun beynini rahatsız edici bir şekilde yıkamaya çalışmak başka. İnsanlığın her türlü radikallikten bir an önce kurtulması lazım. Deli gibi bişi oldu herkes(deliler zaten).



http://www.imdb.com/title/tt5639976/?ref_=nv_sr_2

23 Haziran 2017 Cuma

BEYNİN PEK DE ÖYLE ÇALIŞMAYIŞI HK.

Dünya Neden Tımarhane (http://mariadebonne.blogspot.com.tr/2017/06/dunya-neden-tmarhane.html) metnini paylaştıktan sonra uzun süredir kafamda toparlayıp da bir türlü yazamadığım kendi uzmanlık alanım olan(tecrübe etmek suretiyle yoksa bilimsel çalışmalara imza atarak değil) bir takım mental anomalilerden bahsetmek istedim. Bahsetmek isteyişimin nedeni de klasik, benzer şeyleri yaşayan insanların kendini yalnız hissetmemesi (aşağıya Ekşi Sözlük'te paylaşılmış bir metni paylaşacağım. Bu metin çok daha iyi anlatmış zaten ama bilinirliğin artması için çeşitlilik ve yaygınlaştırma şart) ve onlarla tanışan, tanışacak olan insanlara içeriden bir takım bilgiler(bunlar yanlı olabilir ama her şeyden önce birincil kaynaktır) vermek. Yani evet toplumu bilinçlendirmek :)

Buyrun, burada Celal Şengör kendisine asperger sendromu teşhisi konulduğu için empati eksiğinin olabileceğini beyan ediyor bir TV programında ve yapılan ilk yoruma bakınız. Bu çok sıklıkla rastlanan bir yaklaşım.


Bu tip yorumlara ne kadar sık rastlandığını şuradan da açık şekilde görüyoruz.


Bir de şunlar var ama onlara diyecek bir şey yok, tıp desin diyeceğini. 




Bakınız teşhisi konulmuş bazı beyin fonksiyonu bozukluklarını ısrarla reddeden ve tüm bunların dikkat çekmek için kullanıldığını iddia eden geniş 3. şahıs yığınları var. Bu tip özenti bir kitle muhakkak vardır. Ergendir, bir fim izler, bir şeyden etkilenir yahut dikkat çekmeye çalışıyordur. Bu azınlık her ne kadar iddia ettiği bozukluktan muzdarip olmasa da belli ki başka bir ruhsal çöküş yaşıyordur. Kimse durduk yere ben "deli"yim demez. Hatta büyük bir çoğunluk sırf korkusundan bu tip bozukluklarını ısrarla saklıyor, bir kısım insan açıkça yardım çağrısında bulunuyor, bir kısmı ise sadece uyarı levhası gibi belirtme yükümlülüğünü hissediyor kendinde. Ve siz onlara ne diyorsunuz? Yok efendim dikkat çekmeye çalışıyorsun, yok efendim bence öyle değilsin. Bunlar doğru tepkiler değil. Bunlar bu tip insanları (bunlara ben de dahilim) toplumdan dışlayan tepki çeşitleri. O kişi her neyi iddia ediyorsa etsin sizler uzman değilsiniz ve teşhis koyma yetkinliğinde değilsiniz. Ve hayır otizm dahilik paketi ile gelmiyor. Ama dahiler de otistik olabiliyor. Çünkü otizm yahut onun bir dalı olan asperger sendromu, bipolar bozukluk, borderline kişilik bozukluğu vb. bir çok mental bozukluk aslında düşündüğünüzden çok daha yaygın. Çoğu insan da farkında değil durumunun. Çünkü mesela her otistik aynı seviyede değil. Bu tip bozuklukların bir skalası var ve herkes o skalada aynı noktada değil. Yani her otistik tabak çevirip sallanmıyor yahut kart saymıyor. Mesela her epileptik de küt diye yere düşüp kendinden geçmiyor. Sayısız epilepsi atağı çeşidi var. Zaten toplumda bu bilinç yok. Bu bozukluklarla ilgili doğru düzgün bilgi edinilmemiş bir de ay sen dikkat çekmeye çalışıyorsun demeler yanlış olduğu gibi önüne gelene atıyorum sen borderline'sın osun busun demeler de çok yanlış işler. Bunlar gerçekten insan hayatını çok fazla etkileyen hassas konular. İnsanları profesyonel destek almaya sevk etmek gerekiyor. Bu haliyle onları toplumdan hepten soyutluyorsunuz ve emin olun bu hiç de iyi neticeleri olmayan bir yaklaşım.

Ben ortalama bir bipolar(ne atakları sıradan insanların bir gariplik var demeyeceği ölçüde sönük ne de sabah akşam çılgınlık kovalayan ardından da üst üste intihar deneyen bir nokta), giriş seviyesinde bir asperger(kontrol edilebilinir seviyede bir çeşit otizm) ve parsiyel epileptik bir insanım(bu da düzenli uyku(bipolar için çok zor), beslenme, spor ve stresli ortamlardan uzak kalarak kontrolü sağlanabilinir bir seviyede ve beynin tamamına yayılmayan bir tür). Bunlar aslında birbirinden o kadar da bağımsız değil. Hatta ortak ilaçlar da kullanılıyor. 

Toplumla uzlaşı konusunda en büyük sıkıntıyı yaşatan bipolar yönümü ele alacak olursam. Yukarıda örneklendirdiğim muamelelere ben de maruz kaldım. Açıkçası söyleseniz bir dert söylemeseniz bir dert. Elbette beyin kimyası beklenen standartlarda olmayan her insanı tanımlayan şey bu kimyasal yapı hali değil. Bu insanların hepsinin aynı zamanda kendi karakterleri var. Kimisi bunu bir türlü kabullenmez, kimisi bahane olarak kullanabilir ve emek sarf etmek yerine olduğu gibi kabul edilmeyi bekler, kimisi ise böyle bir durum var kontrol altına almak için debeleniyorum kesin/belki halledeceğim der. Kimisi yaratıcılık işlerine merak sarar ve baskılamak yerine daha çok üretmek için(takdir edilmek ve onaylanmak amacı güdebilir çünkü bu konularda yaralıdır yahut sadece üretmekten haz alır), kimisi ise hepsini baskılayıp tamamen sıradan bir insan olmayı asli amaç edinir. Bunlar karakterler göre yapılan tercihlerdir. Yani bende bu var diyene yok sende o yoktur, o senin dikkat çekme çaban, kuruntun(burda da teselli verme amacı olabilir ama bu "acıyıp" da takma yea denilecek bir konu değil, kabullenilip gereği yapılması gereken bir konu) filan demek gerçekten çok ağır cehalet. Hele ki teşhisi konmuş, ilaç tedavisi görmüş insanlara filan diyorlar(mesela ben), yani böyle şeyi dağ başında yaşayıp medeniyetten habersiz olan insan yapmaz. Ha bahsettiğinde bununla karşılaşıyorsun bahsetmediğinde ise ruh hastasısın sen diyorlar mesela o da enteresan. Ve söylediğin her şeyi de delisin ondan öyle diyorsun yoksa bir mantığı yok diyerek çürütmeye çalışıyorlar. Bunu sendromun olduğunu kabul ederken son derece medeni davranan insanlar da yapıyor. Bir nevi senin bir zayıflığın olarak görüp kendi zayıflıklarını buna dayandırarak kapatmaya çalışıyorlar. Elbette zaman zaman bu tip sendromlar, uzun süren uykusuzluk vs. sonucu mental işleyişite inanılmaz bozulmalar söz konusu olabilir ama ortada hiç böyle bir durum yokken dahi ortalama bir tartışmada öne sürülen argüman delillendirilmiş olsa dahi karşındaki sana sen delisin ondan öyle diyorsun diyebiliyor.

Bipolar insanların hepsi aynı zeka seviyesinde değil ama zekalarını zaman zaman full kapasite ile kullanan insanlar. Dolayısı ile ilgi alanları ve yetenekleri ile ilgili konulara sizlerden daha çok ve kapsamlı şekilde kafa yordukları rahatlıkla ileri sürülebilinir. Bir de buna uykusuz geçirdikleri saatleri de katarsak(hem işlevsel hem de süresel bir avantajları var)  beyin kimyası standardı yakalamış insanlardan daha çok fikir sahibi olmaları gayet beklenen bir şeydir. Hele işin içine asperger girmişse vaziyet katlanır. Bakınız bu fikirler son derece sağlıklıdır yahut iyi/doğru fikirlerdir demiyorum. Ama külliyat geniş, o neredeyse kesin. Zaman zaman uykusuzluk düşünce yapısında bozulmalara sebep olabiliyor yahut bir konu hakkında çok detaylı düşündükten sonra nihai bir fikri obsesyon haline getirip bir daha o konu hakkında asla düşünmeyip, düşünürse de(aslında kesin düşünür) sadece bu fikri onaylayan delillere odaklanıp bu fikri ölümüne savunan tipler de olabiliyor(bunu her gün karşılaştığınız insanlar da yapabiliyor ama bipolar profesyonelliğinde yapmaları pek de beklenen bir şey değil). Önemli olan fikri nasıl savunduğu. Gerçekten akılcılıktan tamamen uzaklaşmış ve hiçbir mantıklı dayanağı olmadan obsesif bir biçimde bunu mu savunuyor(karşıt görüşü hiç dikkate almayıp, onu çürüten tezler ileri sürmeyip) yoksa siz o konu hakkında hiç o kadar detaylı düşünmediğiniz için söyleyecek bir şey mi bulamıyorsunuz? Çünkü sizin söylediğiniz/söyleyeceğiniz şeyleri o zaten çoktan bir biliminsanı titizliğinde düşünmüş ve çürütmüştür muhtemelen.  Bunları tartmanız lazım. Tartmanızın sebebi de yeni bir şey öğrenme ihtimalini kaçırmayın diye, yoksa her türlü meşhur bipolar öfkesine maruz kalacaksın zaten. Ondan kaçış yok :)

Elbette bir bipolar evlat olsa dahi çok sevilmez, sevilse dahi bu uzun soluklu olmaz. Bu yakın ilişkiler için geçerli bir denklem, uzaktan sevebilir yahut nefret edebilirsiniz. Uzaktan neredeyse herkes gibisiniz. Davulun uzaktan sesi gibisiniz. Bir bipolardan tiksindiyseniz bundan doğal olan bir şey de yoktur. Eğer Tibetli bir rahip değilseniz bundan suçluluk duymayın. Ha berbat bir insansınızdır suçluluk duyun tabi. Vicdan herkese lazım bir şey. Ama bipolar insan çok zordur. Her insanda psikolojik sorunlar irili ufaklı olabilir. Baktınız delirecek gibi oluyorsunuz kaçın derim. Çünkü insanları bozmakta üstümüze yoktur :/ Ama gamsızım ben ya takılmam ona buna veya güçlüyüm ben filan gibi iddialı bir insansanız bipolarla şansınızı deneyebilirsiniz(yatırım tavsiyesi değildir). Bunları da uzman biri olarak söylemiyorum. İçeriden haber taşıyorum size. Siz yine de bir uzmanla görüşün.

Bir bipolar durumunu kabul etse dahi zaman zaman probleminin olduğunu unutabilir. Öyle anlar gelir ki problemi hatırlamaz, sorgulamaz yahut bende problem yok aslında ya kafası yaşar. Özellikle böyle durumlarda aksini inatla iddia etmeniz de kaçınılmaz meşhur bipolar öfkesini çağıracaktır. Bazen kendi haline bırakmak lazım bipolarları(neredeyse hep). Tabi ağır vakalarda çaktırmadan kontrol etmek gerekebiliyor bilhassa depresif hallerde intiharın çok yaratıcı yöntemlerini keşfedebiliyoruz. Ben intihar işlerini başarısız denemeler sonucunda kabiliyetsiz olduğuma ikna olarak bıraktım. Ama hala yaratıcı yöntemler geliştiriyorum kafamda tabi. Siz yüksek bir yerdeyken manzaranın keyfini çıkarırken onun baktığı şey burası kaç metre yüksekliktedir, hangi yöne doğru atlasam kesin ölürüm gibi ince hesaplar olabilir.

Bipolar arkadaşlarıma tavsiyelerim: Fazla insanla muhatap olmayın, sizi tanıyan, bilen, anlayan, seven, sizle hayatı cehenneme dönmeyip sizi de suçlu hissettirmeyen, ilgi alanlarınızla ilgili, mümkünse parlak ve pratik zekalı(yoksa sıkılacaksın ve sıkacaksın, yoksa kendini senden koruyamayacak) ve vicdanlı az sayıda arkadaş edinin. Az sayıda kalmalarına özen gösterin çünkü onu da abartabiliyoruz. Rutinler bize iyi geliyor. Gezme rutinleri, planlı işler, hobiler. Manikken hepten ipin ucu kaçıyor depresifkense aşırı pasif kalıyoruz. Duygudurum her ne olursa olsun rutinleri aksatmamaya özen gösterin ama obsesyona da kaçmayın tabi. Arada bir de salın çayıra. Asker gibi o kafaya hapsolmayın. Yemek, içmek, spor, düzenli uyku(bunu diyorum ama o kadar imkansız ki hadi uyuyayım deyip ilaç alsan dahi uyumak:)) hadiselerine dikkat edin. Sağlam kafa sağlam vücut korelasyonu gerçekten sağlam bir korelasyon.

Aklıma geldikçe bu yazıyı genişleteceğim, uzmanlar ne diyor sen onu bana de hele derseniz buyrun http://www.bipolaryasam.org/bipolar-bozukluk-hakkinda-sikca-sorulan-sorular Girişte de belirttiğim çok beğendiğim bir yazıyı link'ini de  koyarak paylaşıyorum. Umutsuzluğa kapılmayın diyeceğim ama biliyorum tekrar tekrar kapılacağız fakat düşündüğümüz ve hissettiğimiz çoğu şeyin beynimizin bozuk kimyasının bir eseri ve geçici duygular olduğunu asla unutmamaya çalışalım. Bu bozukluklarla yaşamayı başarabilenler var, onlar yapabiliyorsa hepimiz yapabiliriz :)

bipolar bozukluk: https://eksisozluk.com/entry/68407871 @sozluk

"aslında bu gibi konularda afise olmayı sevmiyorum.
ama bana teshis konuldugunda ilk burayı okumustum ve juliette degilim beatrice degilim in acayip guzel bir entrysi vardı. bana cok destek olmustu.
o yuzden benim de bir kardesime katkım olursa diye yazıyorum.
oncelikle korkma. korkacak bir sey yok. sakin.

hastalıgı tanıman ve anlaman zaman alıyor. o zamanı kendine tanı.
hepimiz once bunu kendine yakıstıramama ve kabul etmeme eglimindeyiz.
bu seni kotu bir insan yapmıyor. nasıl ki bazı insanlar kanser oluyor ya da franjit. seninki de aynısı. sadece tek fark senin sorunun beynindeki cesitli hormonların yanlıs salgılanmasında. bu yuzden kendini kotu hissetme. ve asla kimsenin sana "anormal" "sorunlu" "ruh hastası" muamelesi yapmasına izin verme.

ilk verecegim tavsiye doktorları dinle. onlar senden daha cok okumuslar, daha bilgililer. o ilacları kullan. biliyorum sac dokuyorlar, biliyorum kilo aldırıyorlar, biliyorum bazen manini dizginlemek icin ruh gibi dolasmana ve her seyi agır cekimde algılamana ve yasamana sebep oluyorlar. ama ne olursun o ilacları kullan. cok faydasını goreceksin.

verecegim ikinci tavsiye duzenli hayat duzeni. sen cok gec yatamazsın. yatmamalısın. sen asırı alkol tuketmemelisin. ilaclarla ters etkilesim yapar. ve guzelim herkes kafasını guzel yapmaya calısırken sen zaten dogustan guzel olan kafanı toparlama derdindesin. ahaha. gorece duzenli bir hayat yasamayı basarırsan atakların gelmesini de bayagı bir engellemis olursun.

ben hastanede bir kadınla tanısmıstım. yirmi senedir atak gecirmiyormus. yani umut var. yani boyle seyler de oluyor. umudunu asla kaybetme. senin de normal bir hayatın olabilir.

kendini tanımaya calıs. nelerin seni depresyona cektigini anla. onlara meyleder gibi oldugunda kendini frenle. nelerin seni gereginden fazla manik yaptıgını anla. onlardan uzak durmaya calıs. asırı uclardan kacarsan daha normal seyredersin. ve zaten senin en normal halin de yeterince zigzaglı olacak merak etme. ahah.

ben seneler icinde kendimi cok iyi tanıdım mesela. artık depresyona girer gibi oldugumda hemen toparlıyorum. haddinden fazla hareketli oldugumda da frene basıyorum. idare ediyoruz sukur.

gelelim bipolar attractiona. hayatımda iki tane bipolar kadın var. ve ikisine de tapıyorum. bipolarlara dahil sevdigim yegane sey o esine az rastlanır nese. ve olaylara hep farklı bakmaları. ve dahi yaratıcılıkları. gercekten cok iyi anlasıyorum. cok doyuruyor beni sohbetleri ve renklilikleri.
bazen daha sakin bir kafa ister miydim diye dusunuyorum. daha duragan bir hayat. bir tepeye bir dibe de bir yorgunluk vermedi mi diye* ama garip bi sekilde gene dunyaya gelsem gene kendi muzur kafamı alırdım.. egrisiyle dogrusuyla onu seviyorum. siz de kafanızı sevmeye calısın canım dostlarım. cunku gercekten ozel bir kafanız var. churchill bile bipolarmıs. yani bi seyler basarmanıza kesinlikle engel degil.
sizin o tutkulu hallerinizi, her seyi askla yapmanızı, cocukca nesenizi, sohbetinizin derinligini, deli dolu hallerinizi, bir dipteyim sondayım depresyondayım olup bir nese ve sevgi bööcögüü hallerinizi ben oldugunuz gibi seviyorum. bence cok özelsiniz.

guzel kadın, guzel adam.
korkma.
gorece oldukca saglıklı ve normal bir hayatın olabilir.
kaldı ki ben cevreye baktıgımda bazen aralarındaki en normal benmisim gibi geliyor, yemin ederim. ahaha. herkeste irili ufaklı sorunlar var, merak etme. hicbirimiz normal degiliz ve hepimiz normaliz.
biliyorum gun gelecek rezil olucan. gun gelicek sacmalıcan. gunler gelecek bos bos gececek. gunler gelecek basına olmayacak isler acıcan.
olsun varsın. oncelikle cevre icin degil kendin icin yasa. seni gercekten sevenler zaten basarıların kadar basarısızlıklarında, iyi gunun kadar kotu gununde ısrarla orada olacak. sonracıgıma senin de en buyuk mutlulukları ve en buyuk mutsuzlukları yasayan renkli bir hayatın var, sen de boylesin. beynini sev. baska beynin olmayacak.

sizi seviyorum.
can dostlarım benim.
kafası dogustan guzellerim.
opujem."


25.05.2017 21:53 @tuzbuzz


22 Haziran 2017 Perşembe

Dünya Neden Tımarhane

Konuları gerekli olduğunda farklı ölçeklerde incelesek de dünyadaki bütün meselelerin asıl temeli din, kültür ve ideolojiden çok insan psikolojisinin genel anlamda bozuk olması. Zaten bu sayılanlardaki sıkıntılar da bu psikolojinin çıktısı. Psikoloji çıktıyı üretiyor çıktı psikolojiyi körüklüyor ve sonsuz döngü devam ediyor.

İnsanlar yaşama denen süreli sınırlı işi beceremiyor. Zor geliyor hayat ve hayat zor geldikçe de hem kendileri hem de başkaları için daha da zorlaştıyorlar ve bu döngü nesillerce devam ediyor.



(Öğretmen Necmettin Yılmaz PKK(bir sürü isim uyduruyorlar da kim oldukları belli işte) tarafından katledildikten sonra haklılık gerekçesi sunuyorlar güya)

Kürtlere bakıyorsun diyor ki bana elektrik su vermedin yani o hiç çabalamayacak ama sen mecbursun her türlü gelişmeyi hem yapıp hem de ayağına götüreceksin. Neden mecbursun belli değil.





Aynı şekilde Anadoludaki Osmanlı artığı karışık diğer kitlenin vay efendim Atatürkçüler batıda misler gibi yaşadı malı mülkü vardı bizim yoktu gün bizim günümüz saldırıp yağmalayalım kafası. Valla her türlü eğitim köyünüze kadar getirildi ama kız orospu olmasın oğlan tarlada çalışsın küçük hesapçı cahil kafalarınızla pek de yol alamadınız?

Bakınız cehalet kötülükle paket program değildir. Sizler kötü cahillerdiniz. Küçük hesaplar için çocuğunu malı gibi gören onu alıp satan kullanan tipler. Bunu cehalet açıklamaz bu çıkarcı kötülük başka bir şey değil. Bunun için analarını babalarını ve kendilerini suçlamak yerine oturduğu yerden bu cehalete ve kötülüğe saplanmamış insanları suçluyorlar.







(Cehaletten beslenen "kanaat önderi" evlenin ben de evlendim zaten diyor ve izleyenler çılgınca alkışlıyor. Çoğu mal mülk aile içinden çıkmasın diye küçük yaşta zorla evlendirilmiş ve kendilerine yapılan bu hak ihlalini çılgınca alkışlayarak kutluyor ve kutsuyorlar)

Aynı şekilde akraba evliliği mevzusu. Bilimsel olarak kanıtlanmasına da gerek yok, bu evliliklerden doğan çocukların doğuştan problemleri olduğu zaten çok eskiden beri gözlemleniyor ve pek çok toplulukta akraba evlililiği kesinlikle yapılmıyor. Bu topluluklardan en eskilerinden biri de Türklerdir. Varoşta bir kadın bana dedi ki efendim akraba evliliğinden değil abdestsiz cimadan dolayı çocuklar öyle doğarmış. Yani sen istediğin kadar bilimsel kanıtla git o onu güden hacının hocanın oyuncağı olmuş çoktan. Çünkü mal mülk aileden çıkmasın diye dayatılan zorla evlendirilme travmasını yaşamış. Ve bu travma ile savaşmak zor geliyor, onu bir şekilde yok sayıyor hatta normalize ediyor. Üstelik Allah öyle yanlış sonuçlar doğuracak işlere izin verir mi yahu? Belli ki abdestsiz cima yapmış ondan olmuş diyerek kafasında inancı da temize çekiyor.


Senin bu aşırı bozulmuş psikolojiyi iki tane mantıklı cümle kurarak iyileştirmen imkansız.


Bu travma normalizasyonunu çok farklı kesimlerde de görüyoruz. Mesela eşcinsellerin hepsi öyle değil ama büyük bir kısmı küçükken tecavüze uğramış kişiler ve maalesef aile içi ya da yakın çevreden yapılmış bu saldırı. Ve o büyük travmayı bunu normalize etmeye çalışarak atlatmaya çalışıyor. Ben böyleydim zaten diyor mesela. Yahut diyelim babası tarafından düzenli tacize veya tecavüze uğruyor bu sefer de gidip sadece hemcinslerine romantik veya cinsel ilgi besliyor. Dediğim gibi her eşcinsel için geçerli değil ama sıklıkla rastlanan vakalar bunlar.


İnsan psikolojisini çıkarları için manipüle eden kesimlerin derhal durdurulması ve herkesin uzmanlar tarafından incelenip tedavi edilmesi lazım. Tabi bundan %100 netice alınması da imkansız.

Yani neden dünya tımarhane gibi. İşte hep böyle böyle şeylerden :/