24 Haziran 2017 Cumartesi

The Mist (Tv Dizisi 2017- )

Şu an puanı 5,6 gerçi az oylama yapılmış 525 kişi sadece. Yani bu kadar gömecek bir şey yok tabi de muhtemelen Stephen King hastaları filan takmış olabilir yahut Trump'çılar :) Uzun süredir sıklıkla karşılaştığımız kör gözüne liboş senaryolarından biri. Yine bol bol abartılı aptala anlatır gibi laf anlatan didaktik ırkçılık ve eşcinsellik mesajları ve tabi kasabalılara kırosunuz alayınız çakmaları(bu seçimler çok koydu herhalde iyice abarttılar). Baya bir bilindik oyuncu da toplamışlar ama böyle saçmalamaya devam ettikleri sürece ve her hikayenin içine etmekte ısrarcı davrandıkça gerçekten alayı işsiz kalacak. Toplumu bilinçlendirmek başka bir şey toplumun beynini rahatsız edici bir şekilde yıkamaya çalışmak başka. İnsanlığın her türlü radikallikten bir an önce kurtulması lazım. Deli gibi bişi oldu herkes(deliler zaten).



http://www.imdb.com/title/tt5639976/?ref_=nv_sr_2

23 Haziran 2017 Cuma

BEYNİN PEK DE ÖYLE ÇALIŞMAYIŞI HK.

Dünya Neden Tımarhane (http://mariadebonne.blogspot.com.tr/2017/06/dunya-neden-tmarhane.html) metnini paylaştıktan sonra uzun süredir kafamda toparlayıp da bir türlü yazamadığım kendi uzmanlık alanım olan(tecrübe etmek suretiyle yoksa bilimsel çalışmalara imza atarak değil) bir takım mental anomalilerden bahsetmek istedim. Bahsetmek isteyişimin nedeni de klasik, benzer şeyleri yaşayan insanların kendini yalnız hissetmemesi (aşağıya Ekşi Sözlük'te paylaşılmış bir metni paylaşacağım. Bu metin çok daha iyi anlatmış zaten ama bilinirliğin artması için çeşitlilik ve yaygınlaştırma şart) ve onlarla tanışan, tanışacak olan insanlara içeriden bir takım bilgiler(bunlar yanlı olabilir ama her şeyden önce birincil kaynaktır) vermek. Yani evet toplumu bilinçlendirmek :)

Buyrun, burada Celal Şengör kendisine asperger sendromu teşhisi konulduğu için empati eksiğinin olabileceğini beyan ediyor bir TV programında ve yapılan ilk yoruma bakınız. Bu çok sıklıkla rastlanan bir yaklaşım.


Bu tip yorumlara ne kadar sık rastlandığını şuradan da açık şekilde görüyoruz.


Bir de şunlar var ama onlara diyecek bir şey yok, tıp desin diyeceğini. 




Bakınız teşhisi konulmuş bazı beyin fonksiyonu bozukluklarını ısrarla reddeden ve tüm bunların dikkat çekmek için kullanıldığını iddia eden geniş 3. şahıs yığınları var. Bu tip özenti bir kitle muhakkak vardır. Ergendir, bir fim izler, bir şeyden etkilenir yahut dikkat çekmeye çalışıyordur. Bu azınlık her ne kadar iddia ettiği bozukluktan muzdarip olmasa da belli ki başka bir ruhsal çöküş yaşıyordur. Kimse durduk yere ben "deli"yim demez. Hatta büyük bir çoğunluk sırf korkusundan bu tip bozukluklarını ısrarla saklıyor, bir kısım insan açıkça yardım çağrısında bulunuyor, bir kısmı ise sadece uyarı levhası gibi belirtme yükümlülüğünü hissediyor kendinde. Ve siz onlara ne diyorsunuz? Yok efendim dikkat çekmeye çalışıyorsun, yok efendim bence öyle değilsin. Bunlar doğru tepkiler değil. Bunlar bu tip insanları (bunlara ben de dahilim) toplumdan dışlayan tepki çeşitleri. O kişi her neyi iddia ediyorsa etsin sizler uzman değilsiniz ve teşhis koyma yetkinliğinde değilsiniz. Ve hayır otizm dahilik paketi ile gelmiyor. Ama dahiler de otistik olabiliyor. Çünkü otizm yahut onun bir dalı olan asperger sendromu, bipolar bozukluk, borderline kişilik bozukluğu vb. bir çok mental bozukluk aslında düşündüğünüzden çok daha yaygın. Çoğu insan da farkında değil durumunun. Çünkü mesela her otistik aynı seviyede değil. Bu tip bozuklukların bir skalası var ve herkes o skalada aynı noktada değil. Yani her otistik tabak çevirip sallanmıyor yahut kart saymıyor. Mesela her epileptik de küt diye yere düşüp kendinden geçmiyor. Sayısız epilepsi atağı çeşidi var. Zaten toplumda bu bilinç yok. Bu bozukluklarla ilgili doğru düzgün bilgi edinilmemiş bir de ay sen dikkat çekmeye çalışıyorsun demeler yanlış olduğu gibi önüne gelene atıyorum sen borderline'sın osun busun demeler de çok yanlış işler. Bunlar gerçekten insan hayatını çok fazla etkileyen hassas konular. İnsanları profesyonel destek almaya sevk etmek gerekiyor. Bu haliyle onları toplumdan hepten soyutluyorsunuz ve emin olun bu hiç de iyi neticeleri olmayan bir yaklaşım.

Ben ortalama bir bipolar(ne atakları sıradan insanların bir gariplik var demeyeceği ölçüde sönük ne de sabah akşam çılgınlık kovalayan ardından da üst üste intihar deneyen bir nokta), giriş seviyesinde bir asperger(kontrol edilebilinir seviyede bir çeşit otizm) ve parsiyel epileptik bir insanım(bu da düzenli uyku(bipolar için çok zor), beslenme, spor ve stresli ortamlardan uzak kalarak kontrolü sağlanabilinir bir seviyede ve beynin tamamına yayılmayan bir tür). Bunlar aslında birbirinden o kadar da bağımsız değil. Hatta ortak ilaçlar da kullanılıyor. 

Toplumla uzlaşı konusunda en büyük sıkıntıyı yaşatan bipolar yönümü ele alacak olursam. Yukarıda örneklendirdiğim muamelelere ben de maruz kaldım. Açıkçası söyleseniz bir dert söylemeseniz bir dert. Elbette beyin kimyası beklenen standartlarda olmayan her insanı tanımlayan şey bu kimyasal yapı hali değil. Bu insanların hepsinin aynı zamanda kendi karakterleri var. Kimisi bunu bir türlü kabullenmez, kimisi bahane olarak kullanabilir ve emek sarf etmek yerine olduğu gibi kabul edilmeyi bekler, kimisi ise böyle bir durum var kontrol altına almak için debeleniyorum kesin/belki halledeceğim der. Kimisi yaratıcılık işlerine merak sarar ve baskılamak yerine daha çok üretmek için(takdir edilmek ve onaylanmak amacı güdebilir çünkü bu konularda yaralıdır yahut sadece üretmekten haz alır), kimisi ise hepsini baskılayıp tamamen sıradan bir insan olmayı asli amaç edinir. Bunlar karakterler göre yapılan tercihlerdir. Yani bende bu var diyene yok sende o yoktur, o senin dikkat çekme çaban, kuruntun(burda da teselli verme amacı olabilir ama bu "acıyıp" da takma yea denilecek bir konu değil, kabullenilip gereği yapılması gereken bir konu) filan demek gerçekten çok ağır cehalet. Hele ki teşhisi konmuş, ilaç tedavisi görmüş insanlara filan diyorlar(mesela ben), yani böyle şeyi dağ başında yaşayıp medeniyetten habersiz olan insan yapmaz. Ha bahsettiğinde bununla karşılaşıyorsun bahsetmediğinde ise ruh hastasısın sen diyorlar mesela o da enteresan. Ve söylediğin her şeyi de delisin ondan öyle diyorsun yoksa bir mantığı yok diyerek çürütmeye çalışıyorlar. Bunu sendromun olduğunu kabul ederken son derece medeni davranan insanlar da yapıyor. Bir nevi senin bir zayıflığın olarak görüp kendi zayıflıklarını buna dayandırarak kapatmaya çalışıyorlar. Elbette zaman zaman bu tip sendromlar, uzun süren uykusuzluk vs. sonucu mental işleyişite inanılmaz bozulmalar söz konusu olabilir ama ortada hiç böyle bir durum yokken dahi ortalama bir tartışmada öne sürülen argüman delillendirilmiş olsa dahi karşındaki sana sen delisin ondan öyle diyorsun diyebiliyor.

Bipolar insanların hepsi aynı zeka seviyesinde değil ama zekalarını zaman zaman full kapasite ile kullanan insanlar. Dolayısı ile ilgi alanları ve yetenekleri ile ilgili konulara sizlerden daha çok ve kapsamlı şekilde kafa yordukları rahatlıkla ileri sürülebilinir. Bir de buna uykusuz geçirdikleri saatleri de katarsak(hem işlevsel hem de süresel bir avantajları var)  beyin kimyası standardı yakalamış insanlardan daha çok fikir sahibi olmaları gayet beklenen bir şeydir. Hele işin içine asperger girmişse vaziyet katlanır. Bakınız bu fikirler son derece sağlıklıdır yahut iyi/doğru fikirlerdir demiyorum. Ama külliyat geniş, o neredeyse kesin. Zaman zaman uykusuzluk düşünce yapısında bozulmalara sebep olabiliyor yahut bir konu hakkında çok detaylı düşündükten sonra nihai bir fikri obsesyon haline getirip bir daha o konu hakkında asla düşünmeyip, düşünürse de(aslında kesin düşünür) sadece bu fikri onaylayan delillere odaklanıp bu fikri ölümüne savunan tipler de olabiliyor(bunu her gün karşılaştığınız insanlar da yapabiliyor ama bipolar profesyonelliğinde yapmaları pek de beklenen bir şey değil). Önemli olan fikri nasıl savunduğu. Gerçekten akılcılıktan tamamen uzaklaşmış ve hiçbir mantıklı dayanağı olmadan obsesif bir biçimde bunu mu savunuyor(karşıt görüşü hiç dikkate almayıp, onu çürüten tezler ileri sürmeyip) yoksa siz o konu hakkında hiç o kadar detaylı düşünmediğiniz için söyleyecek bir şey mi bulamıyorsunuz? Çünkü sizin söylediğiniz/söyleyeceğiniz şeyleri o zaten çoktan bir biliminsanı titizliğinde düşünmüş ve çürütmüştür muhtemelen.  Bunları tartmanız lazım. Tartmanızın sebebi de yeni bir şey öğrenme ihtimalini kaçırmayın diye, yoksa her türlü meşhur bipolar öfkesine maruz kalacaksın zaten. Ondan kaçış yok :)

Elbette bir bipolar evlat olsa dahi çok sevilmez, sevilse dahi bu uzun soluklu olmaz. Bu yakın ilişkiler için geçerli bir denklem, uzaktan sevebilir yahut nefret edebilirsiniz. Uzaktan neredeyse herkes gibisiniz. Davulun uzaktan sesi gibisiniz. Bir bipolardan tiksindiyseniz bundan doğal olan bir şey de yoktur. Eğer Tibetli bir rahip değilseniz bundan suçluluk duymayın. Ha berbat bir insansınızdır suçluluk duyun tabi. Vicdan herkese lazım bir şey. Ama bipolar insan çok zordur. Her insanda psikolojik sorunlar irili ufaklı olabilir. Baktınız delirecek gibi oluyorsunuz kaçın derim. Çünkü insanları bozmakta üstümüze yoktur :/ Ama gamsızım ben ya takılmam ona buna veya güçlüyüm ben filan gibi iddialı bir insansanız bipolarla şansınızı deneyebilirsiniz(yatırım tavsiyesi değildir). Bunları da uzman biri olarak söylemiyorum. İçeriden haber taşıyorum size. Siz yine de bir uzmanla görüşün.

Bir bipolar durumunu kabul etse dahi zaman zaman probleminin olduğunu unutabilir. Öyle anlar gelir ki problemi hatırlamaz, sorgulamaz yahut bende problem yok aslında ya kafası yaşar. Özellikle böyle durumlarda aksini inatla iddia etmeniz de kaçınılmaz meşhur bipolar öfkesini çağıracaktır. Bazen kendi haline bırakmak lazım bipolarları(neredeyse hep). Tabi ağır vakalarda çaktırmadan kontrol etmek gerekebiliyor bilhassa depresif hallerde intiharın çok yaratıcı yöntemlerini keşfedebiliyoruz. Ben intihar işlerini başarısız denemeler sonucunda kabiliyetsiz olduğuma ikna olarak bıraktım. Ama hala yaratıcı yöntemler geliştiriyorum kafamda tabi. Siz yüksek bir yerdeyken manzaranın keyfini çıkarırken onun baktığı şey burası kaç metre yüksekliktedir, hangi yöne doğru atlasam kesin ölürüm gibi ince hesaplar olabilir.

Bipolar arkadaşlarıma tavsiyelerim: Fazla insanla muhatap olmayın, sizi tanıyan, bilen, anlayan, seven, sizle hayatı cehenneme dönmeyip sizi de suçlu hissettirmeyen, ilgi alanlarınızla ilgili, mümkünse parlak ve pratik zekalı(yoksa sıkılacaksın ve sıkacaksın, yoksa kendini senden koruyamayacak) ve vicdanlı az sayıda arkadaş edinin. Az sayıda kalmalarına özen gösterin çünkü onu da abartabiliyoruz. Rutinler bize iyi geliyor. Gezme rutinleri, planlı işler, hobiler. Manikken hepten ipin ucu kaçıyor depresifkense aşırı pasif kalıyoruz. Duygudurum her ne olursa olsun rutinleri aksatmamaya özen gösterin ama obsesyona da kaçmayın tabi. Arada bir de salın çayıra. Asker gibi o kafaya hapsolmayın. Yemek, içmek, spor, düzenli uyku(bunu diyorum ama o kadar imkansız ki hadi uyuyayım deyip ilaç alsan dahi uyumak:)) hadiselerine dikkat edin. Sağlam kafa sağlam vücut korelasyonu gerçekten sağlam bir korelasyon.

Aklıma geldikçe bu yazıyı genişleteceğim, uzmanlar ne diyor sen onu bana de hele derseniz buyrun http://www.bipolaryasam.org/bipolar-bozukluk-hakkinda-sikca-sorulan-sorular Girişte de belirttiğim çok beğendiğim bir yazıyı link'ini de  koyarak paylaşıyorum. Umutsuzluğa kapılmayın diyeceğim ama biliyorum tekrar tekrar kapılacağız fakat düşündüğümüz ve hissettiğimiz çoğu şeyin beynimizin bozuk kimyasının bir eseri ve geçici duygular olduğunu asla unutmamaya çalışalım. Bu bozukluklarla yaşamayı başarabilenler var, onlar yapabiliyorsa hepimiz yapabiliriz :)

bipolar bozukluk: https://eksisozluk.com/entry/68407871 @sozluk

"aslında bu gibi konularda afise olmayı sevmiyorum.
ama bana teshis konuldugunda ilk burayı okumustum ve juliette degilim beatrice degilim in acayip guzel bir entrysi vardı. bana cok destek olmustu.
o yuzden benim de bir kardesime katkım olursa diye yazıyorum.
oncelikle korkma. korkacak bir sey yok. sakin.

hastalıgı tanıman ve anlaman zaman alıyor. o zamanı kendine tanı.
hepimiz once bunu kendine yakıstıramama ve kabul etmeme eglimindeyiz.
bu seni kotu bir insan yapmıyor. nasıl ki bazı insanlar kanser oluyor ya da franjit. seninki de aynısı. sadece tek fark senin sorunun beynindeki cesitli hormonların yanlıs salgılanmasında. bu yuzden kendini kotu hissetme. ve asla kimsenin sana "anormal" "sorunlu" "ruh hastası" muamelesi yapmasına izin verme.

ilk verecegim tavsiye doktorları dinle. onlar senden daha cok okumuslar, daha bilgililer. o ilacları kullan. biliyorum sac dokuyorlar, biliyorum kilo aldırıyorlar, biliyorum bazen manini dizginlemek icin ruh gibi dolasmana ve her seyi agır cekimde algılamana ve yasamana sebep oluyorlar. ama ne olursun o ilacları kullan. cok faydasını goreceksin.

verecegim ikinci tavsiye duzenli hayat duzeni. sen cok gec yatamazsın. yatmamalısın. sen asırı alkol tuketmemelisin. ilaclarla ters etkilesim yapar. ve guzelim herkes kafasını guzel yapmaya calısırken sen zaten dogustan guzel olan kafanı toparlama derdindesin. ahaha. gorece duzenli bir hayat yasamayı basarırsan atakların gelmesini de bayagı bir engellemis olursun.

ben hastanede bir kadınla tanısmıstım. yirmi senedir atak gecirmiyormus. yani umut var. yani boyle seyler de oluyor. umudunu asla kaybetme. senin de normal bir hayatın olabilir.

kendini tanımaya calıs. nelerin seni depresyona cektigini anla. onlara meyleder gibi oldugunda kendini frenle. nelerin seni gereginden fazla manik yaptıgını anla. onlardan uzak durmaya calıs. asırı uclardan kacarsan daha normal seyredersin. ve zaten senin en normal halin de yeterince zigzaglı olacak merak etme. ahah.

ben seneler icinde kendimi cok iyi tanıdım mesela. artık depresyona girer gibi oldugumda hemen toparlıyorum. haddinden fazla hareketli oldugumda da frene basıyorum. idare ediyoruz sukur.

gelelim bipolar attractiona. hayatımda iki tane bipolar kadın var. ve ikisine de tapıyorum. bipolarlara dahil sevdigim yegane sey o esine az rastlanır nese. ve olaylara hep farklı bakmaları. ve dahi yaratıcılıkları. gercekten cok iyi anlasıyorum. cok doyuruyor beni sohbetleri ve renklilikleri.
bazen daha sakin bir kafa ister miydim diye dusunuyorum. daha duragan bir hayat. bir tepeye bir dibe de bir yorgunluk vermedi mi diye* ama garip bi sekilde gene dunyaya gelsem gene kendi muzur kafamı alırdım.. egrisiyle dogrusuyla onu seviyorum. siz de kafanızı sevmeye calısın canım dostlarım. cunku gercekten ozel bir kafanız var. churchill bile bipolarmıs. yani bi seyler basarmanıza kesinlikle engel degil.
sizin o tutkulu hallerinizi, her seyi askla yapmanızı, cocukca nesenizi, sohbetinizin derinligini, deli dolu hallerinizi, bir dipteyim sondayım depresyondayım olup bir nese ve sevgi bööcögüü hallerinizi ben oldugunuz gibi seviyorum. bence cok özelsiniz.

guzel kadın, guzel adam.
korkma.
gorece oldukca saglıklı ve normal bir hayatın olabilir.
kaldı ki ben cevreye baktıgımda bazen aralarındaki en normal benmisim gibi geliyor, yemin ederim. ahaha. herkeste irili ufaklı sorunlar var, merak etme. hicbirimiz normal degiliz ve hepimiz normaliz.
biliyorum gun gelecek rezil olucan. gun gelicek sacmalıcan. gunler gelecek bos bos gececek. gunler gelecek basına olmayacak isler acıcan.
olsun varsın. oncelikle cevre icin degil kendin icin yasa. seni gercekten sevenler zaten basarıların kadar basarısızlıklarında, iyi gunun kadar kotu gununde ısrarla orada olacak. sonracıgıma senin de en buyuk mutlulukları ve en buyuk mutsuzlukları yasayan renkli bir hayatın var, sen de boylesin. beynini sev. baska beynin olmayacak.

sizi seviyorum.
can dostlarım benim.
kafası dogustan guzellerim.
opujem."


25.05.2017 21:53 @tuzbuzz


22 Haziran 2017 Perşembe

Dünya Neden Tımarhane

Konuları gerekli olduğunda farklı ölçeklerde incelesek de dünyadaki bütün meselelerin asıl temeli din, kültür ve ideolojiden çok insan psikolojisinin genel anlamda bozuk olması. Zaten bu sayılanlardaki sıkıntılar da bu psikolojinin çıktısı. Psikoloji çıktıyı üretiyor çıktı psikolojiyi körüklüyor ve sonsuz döngü devam ediyor.

İnsanlar yaşama denen süreli sınırlı işi beceremiyor. Zor geliyor hayat ve hayat zor geldikçe de hem kendileri hem de başkaları için daha da zorlaştıyorlar ve bu döngü nesillerce devam ediyor.



(Öğretmen Necmettin Yılmaz PKK(bir sürü isim uyduruyorlar da kim oldukları belli işte) tarafından katledildikten sonra haklılık gerekçesi sunuyorlar güya)

Kürtlere bakıyorsun diyor ki bana elektrik su vermedin yani o hiç çabalamayacak ama sen mecbursun her türlü gelişmeyi hem yapıp hem de ayağına götüreceksin. Neden mecbursun belli değil.





Aynı şekilde Anadoludaki Osmanlı artığı karışık diğer kitlenin vay efendim Atatürkçüler batıda misler gibi yaşadı malı mülkü vardı bizim yoktu gün bizim günümüz saldırıp yağmalayalım kafası. Valla her türlü eğitim köyünüze kadar getirildi ama kız orospu olmasın oğlan tarlada çalışsın küçük hesapçı cahil kafalarınızla pek de yol alamadınız?

Bakınız cehalet kötülükle paket program değildir. Sizler kötü cahillerdiniz. Küçük hesaplar için çocuğunu malı gibi gören onu alıp satan kullanan tipler. Bunu cehalet açıklamaz bu çıkarcı kötülük başka bir şey değil. Bunun için analarını babalarını ve kendilerini suçlamak yerine oturduğu yerden bu cehalete ve kötülüğe saplanmamış insanları suçluyorlar.







(Cehaletten beslenen "kanaat önderi" evlenin ben de evlendim zaten diyor ve izleyenler çılgınca alkışlıyor. Çoğu mal mülk aile içinden çıkmasın diye küçük yaşta zorla evlendirilmiş ve kendilerine yapılan bu hak ihlalini çılgınca alkışlayarak kutluyor ve kutsuyorlar)

Aynı şekilde akraba evliliği mevzusu. Bilimsel olarak kanıtlanmasına da gerek yok, bu evliliklerden doğan çocukların doğuştan problemleri olduğu zaten çok eskiden beri gözlemleniyor ve pek çok toplulukta akraba evlililiği kesinlikle yapılmıyor. Bu topluluklardan en eskilerinden biri de Türklerdir. Varoşta bir kadın bana dedi ki efendim akraba evliliğinden değil abdestsiz cimadan dolayı çocuklar öyle doğarmış. Yani sen istediğin kadar bilimsel kanıtla git o onu güden hacının hocanın oyuncağı olmuş çoktan. Çünkü mal mülk aileden çıkmasın diye dayatılan zorla evlendirilme travmasını yaşamış. Ve bu travma ile savaşmak zor geliyor, onu bir şekilde yok sayıyor hatta normalize ediyor. Üstelik Allah öyle yanlış sonuçlar doğuracak işlere izin verir mi yahu? Belli ki abdestsiz cima yapmış ondan olmuş diyerek kafasında inancı da temize çekiyor.


Senin bu aşırı bozulmuş psikolojiyi iki tane mantıklı cümle kurarak iyileştirmen imkansız.


Bu travma normalizasyonunu çok farklı kesimlerde de görüyoruz. Mesela eşcinsellerin hepsi öyle değil ama büyük bir kısmı küçükken tecavüze uğramış kişiler ve maalesef aile içi ya da yakın çevreden yapılmış bu saldırı. Ve o büyük travmayı bunu normalize etmeye çalışarak atlatmaya çalışıyor. Ben böyleydim zaten diyor mesela. Yahut diyelim babası tarafından düzenli tacize veya tecavüze uğruyor bu sefer de gidip sadece hemcinslerine romantik veya cinsel ilgi besliyor. Dediğim gibi her eşcinsel için geçerli değil ama sıklıkla rastlanan vakalar bunlar.


İnsan psikolojisini çıkarları için manipüle eden kesimlerin derhal durdurulması ve herkesin uzmanlar tarafından incelenip tedavi edilmesi lazım. Tabi bundan %100 netice alınması da imkansız.

Yani neden dünya tımarhane gibi. İşte hep böyle böyle şeylerden :/

21 Haziran 2017 Çarşamba

Çelişkilerden Çelişki Beğenemeyenlere

Şu diziyi ağzı açık ayran budalası gibi izleyip oley yok efendim kuzey yok efendim kurtlar muhabbetine bayılan tipler Türkler bozkurt filan deyince vay efendim it mit dalga geçiyor. Söylesen diyecekler o hikaye. İnsan aklının ürettiği hiçbir hikaye bilimkurgu olsun fantezi olsun hayatın gerçeklerinden ilham almamış bir hikaye olamaz. En delice hikayeler bile gider bir şizofrenin hayal dünyasından yahut uyuşturucu etkisi altında görünen halüsinasyonlardan beslenir. Ha sen dersen ki bunlar hikaye olarak kalsın gerçek hayatta istemem bunları o zaman kurtarılmayı bekleyen civciv gibi köşelerde saklanacağına ve başkalarının kurduğu düzenlerin beslemesi olacağına bitir tüm savaşları. Kimse de savaş kapısına dayandığında sürüleşmek zorunda kalmasın, yalnız kurtlar da ölmesin.


Din Tüccarlarının Hilkat Garibesi Pazarlama Taktikleri


Her şeyin hard core islami versiyonu çıkmıyor işte. Sen gençleri siz de romantik olabilir, onlar gibi aşkitomlu kalb kalblinin radikal islami versiyonlarını kullanabilirsiniz şeklinde bir pazarlama stratejisi geliştirebilirsin bir din tüccarı olarak ama konulu çarşaflı romantizm/erotizm kastırmalarının neticesi insanların kendini deli gibi, manyak gibi, aptal gibi bişi yapması olur ve aklı başında herkes de acır veya güler hallerine.

Düşünsene tanrısın ve kulun eli işte gözü oynaşta güya sana ibadet ediyor. Çldırırsın O_o Bu hesabın yalan gerçek artık neyse 115bin takipçisi var bu arada. Blok blok deliriyorlar böyle. Onbinlerce deliriyorlar.



Feministten Destek Talep Eden Yobaz Kafa




https://eksisozluk.com/bikinili-kiz-gorunce-yuzune-takke-orten-sporcu--4359672

Sen bir yobaz olarak kadını cinsel obje tanımında hapsetmeye çalışıp bunun üstünü masa gibi örtelim, hücrelere hapsedelim diyorsun karşındaki şaklaban da kadın cinsel objedir ben de bunun iliğini kemiğini sömürürüm mis gibi çünkü seks satar diyor. İkiniz de hasta ruhlu tiplersiniz neticede. Feminist buna ne yapsın, normal kendi hainde kadın buna ne desin, ben sapık değilim diye en çok sesini yükseltmesi gereken erkek kesim ne desin? Ha senden yana olacak sana destek olacak öyle mi? Lan mal, dünyada her şeyi sekse endekslemiş ve tüm sosyal hayatı buna göre tanzim etmeye karar vermiş kaç tane ruh hastası var sanıyorsun? Elinizde silahlarınız, "şeytan devletin" parası dolarlarınız olmasa sizi kim sallar? İnsan çıplak olur giyinik olur bu senin ona seks objesi muamelesi yapmana gerekçe olamaz. Her şeyin yeri zamanı var. Sen tüm zamanlarını kafan bir yerinde harcıyorsan o senin mental yahut fiziksel problemin, gideceksin paşa paşa tedavini olacaksın. Kimse sana uymak zorunda değil. Üstelik biri kadını zorla kapatırken diğeri tamamen kadının tercihi. Kadının zorla seks kölesi yapıldığı toplumlar da yine senin yobaz primat kitlenin toplumları. Hayvanların dahi hayatı seksten yeme içmeden ibaret değil. Onlar da dost ediniyor, oyunlar oynuyor, geziyor keşfediyor. Hatta oturup güneşin doğuşunu izliyor ve bundan keyif alıyor. Sende ne var? Safi ruh hastalığı, manyaklık, hep kötü şeyler düşünme, insanları da bu müstakil cehenneme çekmeye çalışma. Aynı şekilde deniyor ki efendim batıda da sübyancılık varmış. Batısı doğusu hangi medeni hukuk sahibi ülke varsa o ülkelerde bunun bir cezası var. Toplum tarafından hor görülmesi var. Senin gibi yobazlarsa bana karışamazsınız hem sünnet bu deyip hem kendini aklamaya hem de bu durumu "kutsal biri" de yaptı diyerek yüceltme var. Benzeş vakalardan kendinize pay çıkarmayın. Siz de çirkinsiniz onlar da. Ve aranızdan bir tarafı seçip onu desteklemek zorunda değiliz.İki taraf da maloğlu mal. iki tarafı da yerme hakkımız saklı. Kendi seçeneklerimiz var. Ama unutmayın o da yaptı bu da yaptı diyerek kimse kendi leşliğinden aklanmıyor. Bunu da unutmayın.

Suna Hodja ile Ramazan Sohpetleri: Oruçlu iken insanlara saldırmak orucu orucu bozar mı?

"Bayanı sporcu sandım büyük bir cesaretle üzerime yürüdü?". Öğretmişler tabi bu hıyarlara sadece erkek hakkını almak için şiddet içeren nefsi müdafaa yapar kadın susar pusar bu ifade de bile kadını dengi görmüyor ancak sporcu filansa filan. Gerizekalı mal sürüsü yavşaklar. Ayrıca telefonda onu bunu demiştir dememiştir buyursun ispatlasın. Çünkü karısını bıçaklayan da hemen yok erkekliğime laf etti beni tahrik etti sallayıp duruyor ilk iş. Cinsel anlamda da sürekli tahrik olan libido bombası bir meyilli sapıksan sağına soluna bakma, hatta sokağa çıkma madem böyle arızaların var yahut yemeklerine şap koy da milletin huzurunu bozma durup dururken. Senin tuttuğun tutacağın orucun da ben içine edeyim. Kamera görüntülerinde olan biteni mal gibi izleyenlerin de en kısa sürede başlarına sokakta bir manyak tarafından taciz ve saldırıya uğrama hadisesi gelir de erafındakiler sadece izler umarım.




Herkesi değnekle yönetebilecekleri çoban filan bellemişler kendilerini de sen daha kendinin çobanı olamamışsın nereye onun bunun çobanı olacaksın acaba? Orta Doğu primatları gibi döve döve namaza götürmeler, kadını kapatmalar, sokakta yiyemezsin demeler yahu hani nerede tanrının özgür irade ile yolladığı talimatnameleri kılavuz edinerek insanların yolunu çizmesi beklentisi. Eğer böyle bir yöntem istenen yöntem olsa dünya sırada bir hayvanat bahçesi olurdu. İnandığınızı iddia ettiğiniz tanrınız da namaz kıldığınızda önünüze fındık fıstık atardı kılmadığınızda sizi kamçılardı. Sen tanrıdan daha tanrı bir şey olduğuna inanıyorsun ve öyle değil de böyle olmasını istiyorsun demek? 

İnsan olarak kendi hukukumuzu kendimiz belirleriz çünkü toplumsal hayatta sadece sen yoksun. Çeşit çeşit insan var. Herkes sana tabi olacak diye bir şey yok. Zaten sana tabi olanın kafasına edeyim o da ayrı mevzu. İnsanın özgürlükleri başkasının özgürlüklerine saldırı söz konusu olduğunda kısıtlanabilir. 

Sana oruç tutmayı yasaklarsalar ve zorla su içirirlerse dersin ki kimseye zarar vermediğim halde benim kendi hayatımı tasarruf etmeme mani olup bana eziyet ediyorlar. Ha bu arada belediye otobüsü şöförü olup da bünyen zayıfken mesela şeker hastasısın o bu, yazın sıcağında aç susuz gezip kaza yapıp onlarca insnaı öldürürsen insanlara zarar veriyorsun demektir. Sarhoş araba kullanmaktan farkı yok bunun. Ya kendine göre meslek seçeceksin yahut günahı sevabı değerlendirilsin deyip gereğini yerine getireceksin. Ama sen diyemezsin ki ben burada oruç tutuyorum kimse de bana yardımcı olmuyor hadi yardımcı olmayanları kısıtlayalım, onlara ceza verelim. Sana saygı duymak, sana yardımcı olmak kişilerin kendi hayatlarını tasarruf ederken verecekleri kararlar. Aşağıdakini yazan kişi mesela saygıdeğer mi? Hayır istediğini almak için çocuk gibi tepinen boğa gibi sağa sola saldıran bir garip meczup. Saygı ısmarlama olmaz. İnsanlar derse ki ha bu muhafazakarlar daha iyi insan olmak için ibadeti seçmiş ve bu konuda çabalıyorlar, iyi de işler yapıyorlar diğer aklıselim insanlar da ha şu oruç tutuyorsa şunun yanında su içmeyeyim. Eskiden de bu böyleydi zaten. Niyetli misin diye sorulur niyetliyse yanında bir şey yenilip içilmez. Bunu yapan olur yapan olmaz çünkü o da onun iradesi. 

Şu dönemde yapılan bu radikallikler otorite kurmaya heves eden çomarlara dikta olun gücü elinizde toplayın gazı verildiğinden oluyor. Gün bizim günümüz fırsat elimizdeyken tam kontrol sağlayalım bir daha elimizden alamasınlar o kontrolü manyaklığı ile hareket ediyorlar. Yaptıkları şeyse insanları dinden soğutmak, dini bozmak vs. 

Sizin gibi çomarların bu ülkede tam bir kontrol elde etmesi imkansız. Siz kuklalar gözden düştüğünde, aldığınız o miyarlarca dolar destek bitince çıktığınız deliklere döneceksiniz. Geriye ise ahlakı bozulmuş, kafası gidik, fakir ve köleleştirilmiş bir toplum kalacak. Elbette zaman içinde toparlayacağız çünkü biz bu hikayeleri tarihte de bol bol gördük yaşadık.



Turan Fikrinden/İdealinden İşkillenen Modeller

Biliyorsunuz zaman zaman dinci, solcu, liboş kanka olurlar bazı konularda. Onlardan biri de Turan meselesi. Adı Turan olur Türk Birliği olur yoksa yine Göktürk Kağanlığı olur her neyse. Ama iki Türk devleti asla ve kat'a yan yana gelmesin. Gelecekse onlara hizmet etsin, etmeyecekse Türklük filan unutsun onları hepten zaten.

Solcu, liboş tiplere bakalım önce bir. Şimdi bunların kafa bir yıkanmış Türk düşmanlığı ile. Artık nasıl yıkanmışsa adama/kadına batıyor Türki Devletlerin birleşmesi. Mesela AB adı altında Avrupa devletleri birleşebilir, Afrikadaki devletler birleşebilir hatta tüm Araplar birleşebilir mesela ve dahi Kürtler ama aynı kültürden gelen aynı dili konuşan Türkler birleşmesin. Neden amk? Ne gibi sakıncaları var bunun? Sana giren çıkan tam olarak nedir kardeşim? Derdin ne? Senin aslında bir derdin bile yok. Asıl mesele bu işte.

Diğer tip de tabi ki dinci. Bu aralar epey bir coştular. Türki Devletler siyasal islam virüsünden zarar görmemek için önlemler alıyorlar malum. Yeni moda siyasal dinci zırvası, efendim Sovyetler Birliği Türki devletleri asimile etmiş de ondan laikmiş o devletler. Bunların minik beynine göre devlet gibi tüzel bir şeyin illa dini filan olacak, o devlette herkes illa müslüman olacak ve hatta onun istediği gibi müslüman  yok bu şartlar gerçekleşmezse eğer beyimiz paşamız artık kimden yetki almışsa bir bir kelle alacak(hayır Kuran'ın yani islamın temel kaynağının cihat anlayışı bu selefi anlayışı ile alakasız kardeşim. İslam sana saldırmayana, seni yerinden yurdundan sürmeyene, senin dininden dolayı sana eziyet etmeyene saldır demez, o suni türban mağduriyetlerinin yaratılmasındaki temelde bu zaten. Senin dinini yaymaktaki asli aracın tebliğ). 

Türklükten bihaber bırakılan halkımızın çoğu okulda az çok tarih anlatılmış olsa dahi çok sallamadığından şunu bilmyor maalesef. Biz Türkler seküler insan tipini de laik devlet anlayışını da ne Rustan ne Fransızdan öğrendik. Bizim tarih boyunca kurduğumuz(Osmanlı bir Türk Devleti değildir) Türk gibi Türk devletlerinin hepsinde her insan istediği dinin mensubu olarak yaşadı. Bihassa Hazar Devleti'nde inanılmaz bir çeşitlilik vardır. Üstelik yönetimi Türk ve yahudidir. Ama halk Türk olsunlar olmasınlar tengricilikten hristiyanlığa her türlü dine mensuptu. Ha diyeceksin ki bunlar eski. Peki bugün git Uygur özerk bölgesine budist de müslüman da hatta yahudi de aynı mezarlığa gömülüyor? 

Bizde kişinin kendini tanrıya veya inandığı her ne ise ona nasıl kabul ettireceğinin yolu dayatılmaz. O bir yoldan ilerler sen başka bir yoldan. Kimin makbul olacağı da senin benim bileceğim iş değildir. 
Görüldüğü üzere işlerine geldi mi milliyetçiliği aşağılayıp kendilerinin ifadeleri ile ayaklar altına alanlar ama lazım olunca da arada bir gazlayıp sürekli fırıldak gibi dönen tiplerin bu millete dayattığı asıl şey Türklük bitti, Türkler fena, ümmet şahane, diğer tarfta enternasyonel sosyalizm tek tipçiliği müthiş ama Kürtler her şeyin üstünde müthiş mesela(?), siz unutun Türklüğü. Canım biz onu binlerce yıldır unutmamışız şimdi iki çomarın lafına kanıp da unutacak mıyız yani? Böyle bir had bilmez gerizekalılığın sebebi varlığı nedir acaba? İnsan gerçekten hayret ediyor.

17 Haziran 2017 Cumartesi

Kementle boğup boğaza atsanız da 1 ölüp 1000 diriliriz

Yok Nurgül iyi oynayamıyormuş yok bilmem neymiş deyü deyü Türk dizisi aşağılamalar efendime söylyim türlü sebeplerle bir beğenmemeler, izlemem ben onu demeler. Bugünlerde bize tarihin tekerrürünü kim hatırlatıyor böyle dev çakışlarla acaba? Sen hor görüyorsun ama o kelp izleyip izleyip köpürüyor. Ben de izleyip izleyip gülüyorum cehaletinde boğuluşuna. 



Birileri de Nef'i için der ki 4. Murat'ın dibinde geziyordu onunla alem yapıyordu bu ne perhiz ne lahana turşusu vs. Nef'i gördüğünü söyleyen halk ozanlardan. 2. Osman'ın katledilişi halkta (ki bunların ekserisi Türk olan halk oluyor) büyük tepki uyandırmıştı, senelerce de isyanlar sürdü.

2. Osman'ın yaşı çok küçüktü, artık lalası mı kafasını yıkar yoksa kendi kendine mi varmıştır bazı çıkarımlara bilinmez Osman öze dönmek isteyen bir padişahtır. Devletin siyasi ve askeri kanadını devşirmelerden kurtarmak, devlet anlayışını Türk devlet anlayışı eksenine çekmek ister. Türk bir kadınla evlenir vs. Ha bunlar siyasi bir takım komplolardır odur budur bilinmez ama neticede 2. Osman hiçbir padişahın katledilmediği şekilde ibret-i alem olsun diye aşağılanarak katledilir. Ondan sonra da hiçbir padişah Türklükten bahsetmez zaten.

Nef'i bu trajik vakayı deyişlerinde dile getirir. 4. Murat'ın 2. Osman'ın katledilişine bozulması malumdur ama onun derdi Türklük davası değil bir padişahın bu şekilde aşağılanarak katledilemeyeceği meselesidir. Velhasıl Nef'i 2.Osman'a desteğinden ötürü biraz da alemci olması ve alemleri de dili kıvrak insanlar şenlendireceğinden 4. Murat'ın meclislerine davet edilir. Aslında bir nevi meze olur yani.

Evet 4. Murat yobaz işler yapan ama aslında o işleri otoritesini sağlamlaştırmak için yapan özde alemcinin önde gideni bayrak sallayanı bir psikopat kişidir(ne kadar tanıdık). Nef'i de bu gitgide bozulan hastalıklı kişiyi sonunun ne olacağını bile bile hicveder sıklıkla.

Türklük davası yani Türklüğün muhafazası davası dünün meselesi değil yüzyılların meselesi. Solcusu liboşu çakma milliyetçisi dincisi ise bugünün figüranları. Dün de başka figüranlar Türk düşmanlarına hizmet etmekten başka bir şey yapmadıkları halde kendilerini bir nane sandılar. Ha çok mu matahız da ondan mı muhafaza ediyoruz Türklüğü? Evet matahız kardeşim. Kusura bakmayın ezikliklerinize müsamaha gösterdikçe azıtıyorsunuz gitgide, ondan artık gerçekleri yumuşatmak filan hepimize zarar artık.

Türkün tek bir pusulası vardır adalet. İşte herkese lazım olan da güya adalet isteyip adaleti bir türlü kavrayamayan yahut içselleştiremeyen kültürlerin, benliklerin abuklamaları değil bizzat bu kavramı iş edinmişlerin bakış açısı. O yüzden Türklük sadece Türklere değil herkese lazım bir şey. https://tr.wikipedia.org/wiki/Nef%27i


15 Haziran 2017 Perşembe

Veda

Merhaba,
Siz de mi
Yaşamaya mecbur kalanlardansınız?
Güneşi önce hayranlıktan
Sonra mecbeiyetten sevenler
Günleri sayarsın
Sonra saymazsın

Tüm güzel kokular
En saklı sinelerde
Barut ve kan ise
Her yerde

Aldandık tabi
Hayaller onlar bunlar
İlk emir "sev"
Son emir "öl"
Olamadıysa

Ne çok hikaye
Ne az mutlu son
Azaldı hikayler
             böylelikle

Beni görsen tanırsın
Hemen tanırsın
Her bakışta azalan
Hep ilk kaçan
Hiç gereği yok ama
Tanırsın

Bazı şeyler söylemekle
                     anlaşılmaz
Ben anladım

Bazı şeyler tükenmekle
                     bitmez
Ben bittim

Elveda güzel güneş
Sen  hala çok güzelsin

12 Haziran 2017 Pazartesi

Israrla Vatan Haini Bir Nedir Çözemeyenler Var Hala?

Bu ne tarihten ne sosyolojiden ne bilgi ne akıl namına hiçbir şeyden zerre nasiplenmemiş lafları dangalak kürtçüler, solcular ve liboşlardan uzun yıllar dinledik. Bunların bir kısmı satılık vatan haini görevli tipler olduklarından ne kadar mal ergen varsa avladılar. Şimdilerde işleri kesat gidiyor e kime kaldı bu lafları söylemek? Kürtçülere hatta dinci yobazlara bilmem ne... 

Hala arada zırtlayan solcu liboş var diye şaşıranlar var. Satılık vatan haini bir nedir onu anlayalım artık. Yok efendim bizden olmayana düşmanmışız da bu tip tartışmalar, farklı görüşler olabilirmiş de. Farklılıkla görüş alışverişi yaparsın ve birlikte daha iyi daha güzel ne onu ararsın. Bunlar düz bildiğin bak dümdüz satılık vatan haini. Bunlara statü veriyorlar, ellerine para veriyorlar, zaten de ekserisi sorunlu saçma sapan salak tipler işte böyle zırtlık yapıyorlar. Hiçbir derinliği, hiçbir altyapısı olmayan tamamen hayal ürünü havada asılı boş laflarla boş yahut körpe beyinleri maskaraya çeviriyorlar. Hele ki ergenleri kafalamaları sadece 5 dakikalarını alıyor. Çünkü kendileri de sonsuz ergenlikle lanetlenmişler. Frekansa hakimiyetleri oradan.

10 Haziran 2017 Cumartesi

Gıda Mevzuları(Bu Kadar İnsanı Ya Nasıl Besleyeceklerdi Diyenlere Bir Çakış)

İnsanları sömürmenin bir yolu varsa dolandırıcılar o mevzuyu hemen ele alır bu bir gerçek. Gıda gibi insan için son derece temel bir gereksinim konusunda da iki tip dolandırıcı ile karşı karşıyayız. 

Birincisi insanları çiftlik hayvanı gibi görüp besleyici olmasından çok dayanıklı ve çok verim alınan gıda üretim şekillerine yönelip(üstelik bunlar doyurmuyor hatta yedikçe acıktırıyor hatta(Bkz: glisemik endeks)) insan sağlığını hiç de öyle gözetmeyen(e zaten sağlık sektörü de devcileyin bir sömürü aracı), günü kurtarmaya, yüksek rant elde etmeye bakan çakallar. Bir de bu durumun dile getirilmesi ile insanların hak arayışına girmesi akabinde talebi görüp bu talebi doya doya sömüren çakallar. 

Şimdi ikinci tip çakallar inanın diğerlerine göre çok daha küçük hedefleri olan çakallar o yüzden bu çakallara bakıp da asıl çakalın ağababası olanlardan yana olmak onlar terörist hayır diyor siz de evet deyin o zaman kafası ile pek benzeş. 

Evet doğada her şey evrim geçiriyor. Ama bunun bir dengesi var. Yani eş zamanlı olmasa da aynı zaman dilimine yakın zamanlarda insan biyolojisi ve besin biyolojisi evriliyor. Böyle insan bünyesinin tanımadığı yahut henüz uyumlanmadığı acaip acaip evrim geçirtilmiş şeyleri dan dan dayarsan o bir sıkıntı alanı. Ayriyeten üretilen ürünler üretici için tamamen kolay stoklanabilinen, dayanıklı vs. kriterlerine göre üretiliyor. Bunlardaki besleyicilik oranları belli. Bunların çalışmaları yapılmış gayet bilimsel. 50 yıl önce yediğin şeyle şu an yediğin şey besleyicilik açısından bambaşka noktalarda. 

Deniyor ki nüfus artıyor ya napalım? Bunlar topyekün politikalarla halledilecek şeyler. E dünyada devletler var politikacılar var ama kimse de nüfusu planlayalım demiyor. Herkes 5 doğur 10 doğur benim devletim sonsuza dek yaşasın, asker lazım, tüketici lazım o lazım bu lazım kafalarda. 

Glisemik indeksi gözetmeden yapılan beslenme de öküz gibi yiyen ama bir türlü doyamayan(kan şekeri seviyesi saçma sapan çünkü) obez toplumlar yaratıyor. 

Bu aşırı rant düşkünü ve hiçbir sağlık kriterini gözetmeden tüketim manyağı insanlar üreten sistemi de savunmayıverin bir zahmet. Hele ki bizim gibi ülkelerde tarım ilacı falan filan derken derken evet insanlar sağlıksız besleniyor, modern tarım anlayışı çok faydalı özellikler barındırmakla birlikte çok hunharca, etik olmadan kullanılıyor. 

İnsan normalde günde 2 avuç bulgurla bile günlük enerjisini karşılayabilirken bir türlü doymaz, yer yer ama gıdasını düzgün alamaz, sağlığı bozulur bir çiftlik hayvanına dönüyor. O yüzden mesela doğadaki ördek 20 yıl yaşıyor ama senin kapalı bir alana tıktığın, antibiyotiği dayadığın, türlü işlemlerden geçirip kullandığın yemle beslenen ördek 2. yılını göremiyor. İnsanların hali de aynı bu şekildedir. Her şey güzel hem de süper demenin alemi yok. 

Her şey berbat ve böyl giderse daha da berbat olacak. Az yiyin düzgün şeyler yiyin. (Ha bu arada ben de leş leş beslenen biriyim, söylediklerimi yapıyorum diye demiyorum, ideal olma olasılığı yüksek ihtimallerden bahsediyorum).

3 Haziran 2017 Cumartesi

Demokratikler, Çevreciler, Adeta Melekler Lan!

Trump ben inanmıyorum iklim değişikliği filan öyle şeylere yea demiyor aslında. Seçim çalışmlarında da tam olarak söylediği şey şuydu, başta Çin olmak üzere bir çok ülke gerek fabrikalarıyla gerek diğer tüm karbondiokst salınımı üst düzeyde olan türlü faaliyetleri ile dünyayı cayır cayır kirletirken yok bilmem ne deodarantına bilmem ne teşviği ile yahut sen onu yapma sen bunu yapma şeklindeki ticari faaliyet kısıtlamaları ile aslında rekabete ket vurmaktan ve canlarının istediği sermayeyi de süspanse etmekten başka bir şey yapmıyorlar. Bu çok doğru bir tespit.

Yapılan anlaşmaların bir mantığı var elbette. Ama bu görünürde bir mantık. Yoksa elektrikli araba üretimini nasıl engelledikleri filan hep belli şeyler. Yahut güneş enerjisini kullanma yönünde pek çok adım atılabilirken yalandan göstermelik işler hariç hiçbir şey yapmıyorlar. Demokrasiyle kandırıp monarşilerini devam ettirmeleri gibi çevrecilik görünümü altında da aslında tröst kurmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Trump tamamen ticari düşünüp hade len yemeyin bizi çekmekten başka bir şey yapmadı aslında. Trump dümdüz bir iş adamı. Her ne kadar sıradışı işler yapmaya heveslenmiş olsa da dünyanın asıl gerçekleri ile(insanların kesinlikle bilmediği ve tahmin dahi edemeyeceği ne gerçekler var kim bilir) yüzleştikçe sıradanlığa doğru koşmaya başladı. Diğer ruh hastası manyaklardan çok daha tehlikesiz olduğunu düşümlüyorum. Atacağı adımlar tahmin edilebilinir ve zaten de göstere göstere adım atmaya hevesi çok. Yani en azındna başımıza gelecekleri daha kolay kestirebiliyoruz. Benzer senaryoları Hillary 40 takla atıp sinsi sinsi ve karmaşık şekilde hayata geçirecekti ve bunların ABD çıkarları ile de alakası bir olacaktı bir olmayacaktı(çoğunukla olmayacaktı). Bu langır langır iş yapıyor ve tamamen ABD çıkarlarına adanmış en azından.

Bir de gerçekten Mars muhabbeti var, dünyanın en acayip muhabbetlerinden. Şu veya bu sebepten gezegenden gitmek zorunda kalırsak deyip uzayda yaşam için bazı çalışmalar yapılabilinir de bildiğimiz ve üzerinde de yaşamakta olduğumuz en eşsiz(en azından bizim için) gezegeni böyle hırpalayacak ne vardı? Dünya halihazırda her şeye rağmen cıvıl cıvıl yaşam merkeziyken sanki ölmüş gibi helvasını dağıtmalar filan. Bu manyaklar yine kim bilir neler planlıyorlar. Emin olun Trump diğer sinsi ruh hastası manyaklar kadar manyak değil. Sıradan düz bir iş adamı o kadar. İşin içine girdikçe, olayların düşündüğünden daha da manyakça olduğunu gördükçe hepten daha da sıradanlaşıyor ve sadece iş yapmaya yöneliyor. Diğer manyaklar hakkında fikrim de hep dediğim gibi eninde sonunda hepimizi gebertecekler filan herhalde.


Ne Olacak Bu Memleketin/Dünyanın Hali?

Her geçen gün daha da kötüleşmeye devam edecek elbet, zaten tarih boyunca da her şey hep kötüydü çoğunluk için.

Bakıyorum bir yanda sadece hayatta kalmaya, bunun için de sadece manyağın teki tarafından öldürülmeden karnını doyurmaya odaklanmış insanlar. Bir yanda dünyanın bilmem ne şehrinde yediği (benim kafama silah dayasalar yemeyeceğim) şeyleri öve öve bitiremeyenler. Bir de ara dere yaşayanlar var misal bir düğüne gitmiş, kısıtlı bütçesiyle ayakkabısını çantasına uydurmaya çalışmış ne bileyim. Kim bilir dünya için küçük ama onun için büyük ne hevesleri vardır.

Bu nasıl bir düzendir? Bu nasıl bir manyaklıktır? Tüm bu şartlara rağmen ısrarla üreyen insanlar. Sürekli birilerini bu hayata davet ediyorlar da ne için? Gerçek sebep güdüler mi yoksa madem battı balık o zaman yan gitsin anlayışı mı? Çok da net değil o kadar sanki. Olaylar nerede nasıl patlayacak derseniz olaylar her zaman olduğu gibi ekonomik açmazlar çıkmazlar çoğunluğun kapısından girip mutfağına yerleştiği zaman derim. Ha bu ülkeyi öyle bir depresyona ve delilik haline soktular ki o zaman dahi çıkmayabilir. Gelişmemiş ülke statüsüne o kadar da uzak değiliz o yüzden. Atatürk bize inanılmaz bir başlangıç verdi, biz ise koşmayı bırakıp köyümüze döndük. Bize dediler ki yok efendim köyümüzün ırmaklarıymış, kuzularının melemesiymiş, sabah öten horozlarıymış. Şimdi köydeyiz, ırmaklar HES'le kurumuş, kuzu desen küçük ve büyükbaş hayvanların hepsi şarbondan sizlere ömür. Ha horoz var evet. Yerli yersiz sürekli bağırıyor. Allah'ı belasını versin o horozun da amk.

Şu aşamadan sonra muhalif olanları ya hapse atacaklar ya da öldürecekler çünkü zayıfların gücü elinde tutması ancak kahpelikle mümkün. Biat ve koltuk korelasyonu ise son derece sağlam zira gelişmemişlik, ilkellik bunu gerektirir. Sanıyorlar ki her koşulda kuyruğu dik tutmak en sağlam duruş şekli. O sokak iti kavgalarında olan bir şey. İnsanlık sokak iti anlayışı ile kavranamayacak karmaşıklığa yelken açtı çok zaman önce. Yetişemediyseniz o sizin primatlığınız.




2 Haziran 2017 Cuma

Şimdi reklamlar: Dinimiz amin



Tramvay hattında namaz şov yapan kafa bir şeyleri protesto için yapsa eyvallah ki zaten amaç ya siyasi ya münferit egomanyaklık gibi bir şey olmalı, yoksa ilgili kişinin psikolojik durumu epey bir vahim. Hadi bu tipler tek tük. Ya bunları savunan, kötülüğün en büyük sermayesi sorgulamayı günah sayan koyunluğun yılmaz ordusu o yığın. Asıl mesele bunlar.

Bize ibadetin gizlisi makbuldür bilgisi verildi. Bunu da aşağılıyorlar. Efendim ibadet göstere göstere yapılacakmış ki insanlar özensinmiş. Yahu bir insan senin gibi birine niye özensin ey çakma peygamber? Sen özenilecek birisi misin? Senin ahlakın, duruşun, karakterin özenilecek bir karakter mi ki insanlar ay ben de bunun gibi olayım demek namaz kılınca böyle olunuyormuş desin? Hem sen insanları 5 yaşında çocuk gibi kandırmaya çalışınca, onların özgür iradelerini yok sayınca acaba Allah'ın ne düşünüyor bu konuda? O bilmiyordu di mi beyin yıkamayı, kandırmayı, dolandırmayı. Neden özgür irade verdi insanlara acaba?

Türk kültüründe böyle görgüsüzlükler, böyle şovlar yoktur kardeşim. Bir Türkün dini, ahlakı, dünya görüşü her ne olursa olsun o değer verdiği şeyi asla ayağa düşürüp ucuzlatmaz. Bu ithal görgüsüzlükler, bencillikler, din tüccarlıkları bu ülkenin ve her ülkenin ve insanlığın ayakta kalmasını sağlayacak olan insani değerlerin bir bir tahrif edilmesidir.

Benim dedem Atatürk'ün yolunda 40 yıl köy köy gezip eğitmenlik yapmış bir insandı. Rus yazarları da okurdu, tarihe de aşıktı, yabancı dil öğrenmeye merakı da vardı ve aynı zamanda 14 yaşında hafız olmuş 5 vakit namaz kılan bir insandı. Hakka hukuka, ahlaki değerlere insanları taciz etmeden önem verirdi. Namazını bir kedi gibi, sinsi gibi kılardı. Özenilecek insan böyle bir insan modelidir. Sizin gibi çomarlar ise insanı dinden imandan soğutmaktan, çıkartmaktan başka bir şey yapmaz.

Tabi ki sizin aslında tek derdiniz yetersizliklerinizi örtmek için ortalığı karıştırıp güzel olan ne varsa yıkmak. Derdi insanca yaşamak olan kimse sizden razı değil. Razı olmasını beklediğinizin olması ise bu şartlar altında imkansız görünüyor.

1 Haziran 2017 Perşembe

Kelimeler...

İletişim kurarken seçilen kelimeler albayım, o kadar da mühimler ki. İnsanların kafasından geçenleri değil(zaten kafalarından geçenlerin çoğu kendilerine ait olmuyor, başka kafalardan geçmiş ve geçiyor olanların genellikle algılanmamış, anlaşılmamış başarısız replikaları) doğrudan karakterlerini görebiliyorsunuz.

Kutsalıma laf etme: Ben bir şeyler üzerine düşünmek ve bunun neticesinde kaçınılmaz olarak eylemelere dönüşecek kararları almak istemiyorum. Bu tip sorumlulukları almaya yetecek kapasitem yok. Buna yetecek ne aklım, ne bilgim, ne de cesaretim var. O yüzden sadece taraf olup o sürünün gücünden nemalanmak istiyorum. Havladığıma bakma. Yeryüzündeki sayısız korkaktan bir diğeriyim işte.

Bunun dinden soyutlanmış ama o mantıktan fazla da uzaklaşamamış modelleri: Töreme laf etme, ideolojimi (fikirlerimi?) küçümseme, bana saygı duy!

Dogma yani sorgulanılamazlık zırhına bürünmüş hiçbir şey saygıdeğer olamaz. Siz her şeyi yanlış anladığınız gibi saygıyı da başka başka şeylerle karıştırıyorsunuz. Güce tapmak mesela. Bunu saygı sananlar var. Aman kalbini kırmayayım "merhameti"(o sırada pazarlarda çocuklar seks kölesi olarak satılıyor filan ama bir gerizekalının kalbi çok daha mühim tabi).

Bana birisi gerizekalı dese bu ithamını önemsemem. Çünkü ne olduğumu biliyorum. Muhtemelen amacı dur şuna şöyle bir şey söyleyeyim de kendini kötü hissetsin gibi bir şey. Genellikle de yansıtmadır bu tip şeyler. Sabah akşam yalan söyleyen tiplerin önüne gelene yalancı demesi gibi. İşte bunlar bu dünyada yaşamakta zorlanan insanların savunma mekanizmaları hep. Kendim adına değil de o kişi adına üzülüyorum tabi. Çaresizlik beni her zaman hüzünlendirir. Ne sağlam bir fikirle geliyor(yanlışlanması zor ve ufuk açıcı) ne de bana açabileceği yeni bir pencere(karşısındakini sabit fikirler hapishanesinden çıkarıp özgür kılacak yahut başka bir hapse de tıkabilir tabi) var. Sadece anı kurtarmak için debeleniyor. Köşeye sıkışmışlık, ne yapacağını bilememek bunlar bütün insanlığın aşina olduğu zor haller. Hangi sosyal, ekonomik, entelektüel gurplandırmaya dahil olursak olalım hepimiz öyle veya böyle bu duygu tadıyoruz. Yaşamak zor meşgale.

Karakterler albayım, karakterler bizim yaşama alanımızı şekillendirir. Güvenli veya huzurlu oluruz yahut tatminsiz ve hırçın. Elbette her gün güneşli olmayacak. Çünkü migren var mesela, sürpriz yıldırımlar düşüyor hatta kıtalar, plakalar oradan oraya kayıyor. Belki bir gün onlarla ilgili de bir şeyler yapmaya fırsatımız olur. Belki bir gün beynimizde sıkışıp kalmak yerine biraz hava almaya karar veririz.

28 Mayıs 2017 Pazar

Dünyanın Ebesine Atlama Toplantısı Yapılırken Bizim Gündemimiz




Yine bir mazoşistlik yaptım solcu/liboş tayfasının sosyal mecralardaki muhabbetlerine şöyle bir göz attım. Durumları hala çok vahim. Tecrübe de kar etmiyor, asla ve kat'a öğrenemiyorlar.

Sanki Emine Erdoğan ev hanımı ve kendisini NATO zirvesine değil de altın gününe davet etmişler gibi yok efendim kimseyi temsil etmek zorunda değilmiş, kafasına göre giyinirmiş kimse de yorum yapamazmış bilmem ne. Ya bunlar modern olmak, aydın olmak, vizyon sahibi olmak filan değil, bunlar yaş 13 ergen kafaları. 

Bir de demişler ki(demeseler şaşardık tabi) efendim bu ülkede bir sürü türbanlı başörtülü tarlada çalışan filan analarımız bacılarımız arabeskleri. Evet bu sayılanların hepsi kaçak saraylarda beyaz çay içip Osmanlı kaftanı özentisi kıyafetler giyip kendini sultan ilan ediyor? Dünyanın değiştiği filan yok. Ortada duran kadın kraliçe yani monark. Solda astronot gibi gezeni de namzet yaptılar. Diğerleri de güya modern ama hala monarşik kafalarla yönetilen mafya tipi yapılanmış emperyalist kafaların çeşitli figüranları. 

Gelişmiş insan medeniyetinde siyasiler monark, monark özentisi ya da monark yancısı olmadığı gibi siyasilerin eşlerinin de hiçbir ünvanı olmayan sade vatandaş olması gerekirdi. Öyle sığ bir zihne hapsoldular ki hala zenci sorunları, eşcinsel sorunları dünyanın bir numaralı sorunlarıymış gibi algılıyorlar. Orada partner olmayı seçen iki erkekten birinin "first lady" sıfatıyla bulunması bir gelişmişlik örneği değil. Roma imparatorunun erkek sevgilisi tanrı parçacığı ilan edilmiş, adına tapınak yapılmış filan Kafalarınız basmıyor ve o kafalarla dünyayı cehenneme çevirenlerin kurdukları çarklara su taşıyorsunuz maalesef. Ayrıntılarda kaybolup aslolan meselelerden gittikçe uzaklaşıyorsunuz. Emine'nin sizlerin "mesihlere yakışır üstün ahlaklı merhametiniz"e ihtiyacının olmadığına emin olabilirsiniz. Çünkü sizlerde insanların ihtiyacı olan bir şey pek yok zaten.

Kendini aydın sananın cehaleti daha bir yenilmez. Diğer türlü cahiller ısrarla durumlarını reddetse dahi apaçık ortada olan şeyi bir noktadan sonra reddedemez ama bunlar hiçbir şey anlamadıkları halde o kadar şey okudum kesin aydınlanmışımdır ben lan sanrısı ile tamamen hayal dünyasında kaybolmuş maalesef.:( Yeterince vakit harcarsanız bilgiye ulaşırsınız ama iş orada bitmiyor. Daha onu alacaksın, işleyeceksin, süzeceksin, fonksiyonelleştireceksin. Sen sadece birinci adımda takılıp kalmışsın. Zeka bilmekle gelişmez, zeka işlenmiş bilgi isteyen bir merci. Bunu başarabilen bir merci. O yüzden kapasitenizin üstünde yüklemelerle sahip olduğunuz zekayı kitlemişken dahi bilgeyim ben yea diye geziyorsunuz. Kendi kendinizi delirtmişsiniz aslında.

27 Mayıs 2017 Cumartesi

Demokrasiye mi aşıktı kendine mi: Menderes

Demokrasi havarisi ilan edilen Menderes'in bir kısım marifetleri aşağıdaki gibidir.

Odunu göstersem vekil seçtiririm demekten TSK'na haramiler ordusu diyecek kadar uçmuş bir ego, seçimi kaybettiği Kırşehir'i ilden ilçeye çevirmek gibi saykodelik hareketler, arada İnönü'nün yolunu kestirme şehre sokmama gibi amacı belirsiz, manasız ezik abuklamalar zaten daha sonra CHP'yi terör örgütü olmakla da itham etti, İstanbul'daki pek çok tarihi mekanı (ki bunların büyük bir kısmı Osmanlı marifeti eserler) ya inşaat yallah değerli kent anlayışı ile dümdüz edip bir yandan Osmanlıcılık kovalamalar, imf'den deli gibi borç alıp(imf borcu mevzusundan ekmek yediler kaç zaman lan kim açtı o borç kapısını?), NATO ile anlaşmalar yapıp memleketin anahtarını kendi eliyle teslim etmeler. 6-7 Eylül vakasını çıkartıp bahaneyle sıkıyönetim ilan etmekten ay ben uçak kazasından kurtuldum bilyon mu işte bunlar hep seçilmiş olmak be canım ayağı çekmeler... Ne kadar tanıdık di mi? Buna bi de anıt mezar yaptılar kimse yolunu bilmez. Beyler sizleri değil İnönü, Atatürk kurtaramazdı. Ha kurtarmak ister miydi ki zaten o da ayrı mesele tabi :/