30 Haziran 2017 Cuma

Let's Talk About Turkofobi







Hoşuna gittiği için yahut mevcut gidişatta yerini işaretlemek için bilinmez(kendisi Muhteşem Yüzyıl'da babası Kanuni tarafından harcanan şehzade Beyazıd'ı oynadı) adam Türk alfabesi ile yazılmış Türk tişörtü giymiş tabi başta Arapçısı ve Türk fobisi olan kim varsa hemen bık bık. Birisi 100 yıl önceye özenir diğeri 1400 yıl önceye hayır yani sizin özendiklerinizden bir nane olmadığı ispatlı lakin biz atalarımıza özenirsek sıkıntı büyük. Akıllı olun özendirtmeyin 



Buyrunuz Kürt yahut Ermeni için kendini yırtıp yerden yere atanların olduğu ülkede konu Türk olunca, ben Türküm denilince aniden Anadolu halkıyız siz de çok şey etmeyin zaten Türklük mü kaldı muhabbetleri. Sen benim Türklüğüme saldırırsan, Türk kültürünün izlerini silip kendi dayattığın saçma sapan kafaları bana yedirebileceğini sanırsan ve her türlü yapma etme bu işin sonu sıkıntı olur dememize aldırmazsan öyle bir Türk olurum ki bir bakmışsın sokak ortasında kafa derisi yüzüyorum. Biz bu muhafaza edilmeye kesinlikle değer ve özünde insanlığın daha yeni yeni uyandığı değerleri binlerce yıldır barındıran kültürü bir bayrak yarışı gibi bugünlere taşımışız. Her ne kadar gelmiş geçmiş en tırt nesillerden birinin döneminde olsak dahi o bayrak yere düşmedi, düşmeyecek de.

27 Haziran 2017 Salı

Bütün Kötülüklerin Ana Kaynağı: Eziklik

Türkiye'yi kötülük esir aldı. Kötülüğün ana besin kaynağı ise ezikliktir.

Buyrunuz eziklik şova.

Allan çomarı gaç para mayış alıyon deyü deyü güya darbe girişiminin cezasını göklerden gelen bir karar doğrultusunda edindiği yetkiye dayanarak veriyor. Bu ülkeye medeniyet gelmez tabi. Çünkü senin hukukun, ordun vs. yani devletin tüm unsurları bitmiş onların yerine kıroluk, kahvehane kültürü, cehalet bir güzel yerleşmiş. Bu bitmişlik halinde eziğin tekinin kendini tatmin girişimini bir kahramanlık olarak sunmaya çalışıyorsun.Bu nasıl bir zavallılıktır.




Elit ne onu bilmiyor, ülkeyi 90 senedir elitler yönetiyor zannediyor neden çünkü cahil bir çomar olduğu için koltuk bizdeyken aman kaptırmayalım, ülke batsın bitsin ama kendisini ezik hissettiren kesim asla söz sahibi olmasın. Çünkü kendi ezikliği dünyadaki diğer her şeyden çok daha önemli bir mevzu.



Burada da politik bir oyunda bir hiç uğruna bir canın kayboluşunu yani insna hayatının değersileştirilmesini din adı altın ruhsuz bir şekilde ele alıp hiçbir ahlaki değere sahip olmayanlar uğruna ölmeyi yüceltecek kadar alçalttırmış eziklik. Ne kadar aşağı olduğunu göremeyecek kadar kötü biri olmuş. İnsan hayatını değersizleştirmeyi göze alacak kadar bozuk kültür neferi. Asla yapılan şeyin ne kadar hastalıklı olduğunu kabul edemeyecek kadar kitlesinin yılmaz savunucusu kesilmiş. Çünkü gerçekleri bir kez kabul etti mi psikolojik olarak dağılıp parçalanmaktan korkuyor. 





Bu da solcu, liboş vb. ezikliğinin bir marifeti. Batı pompalaması ile kendini dünyanın kurtarıcısı kahramanlar sanan oysa kendini bile kurtaramayan sol kafa ile zaten alayı ya kiralık kukla ya da %100 mal olan liboşların bilmişliği neticesinde CHP'yi kapattırmakla görevli iç mallar ve dışarıdan ateşi harlayanlar falan filan derken derken. Daha hala Kılıçdaroğlu çok pomçik bilmem ne. Bahçeli boşuna mı her türlü rezilliği göze aldı. CHP kapanacak iki partili mecliste yalandan muhalif takılacak. Bunlar tabi kendi akılları değil çünkü bu çomarların her ne kadar sadece pis işlere kafası bassa da öyle komplike plan yapacak donanımları yok. Zaten hazır planları uygularken bile ellerine gözlerine bulaştırıyorlar malum. Lakin yiyenler de az mal değil hani. Böyle dandik planları bu kadar kolay yutturuyorlarsa bu millete %60 oran az. Çıkacaksın o oranı.



Kendini dünya vatandaşı vizyon sahibi birey zannnedenlerin ezikliğinin neticeleri. Bakınız Çin ordusu Hindistan'a girmiş insanlar diyor ki haberlerde yok inanmıyorum ben buna. Haber dediği de CNN, BBC filan ki ben bunlar yazdı mı 30 kez düşünürüm tamamen mi sallamış az mı sallamış. Ulan Uygur Türkleri katledildi Abdullah Gül Çin'e geçmiş olsun dedi. Sen sanıyor musun ki Çin'e karışan var. Zaten Hindistan'dan tiksiniyorlar teşvik bile ederler. Neden kimse Suudi Arabistan'a sen nasıl Katar'dan uluslararası bir yayın kuruluşunu kapatmasını talep edersin, basın özgürlüğüne aykırı bu demiyor mesela. Bir tek Tayyo o da para ve ipin ucunda kendi de olduğu için gak guk ediyor. Bazı insanlar dünyanın bir kısmında insani değerler ve demokrasi olduğuna öyle bir inandırılmış ki. Üstelik o ülkelerde yaşayıp uluslararası basını takip etmeyip başka bir şey görmeseler neyse. Üçüncü dünya ülkesinde yaşayıp her türlü basını takip edip buna inanmak da ayrı bir beyin arızası. Dünyanın hiçbir yerinde insani değerler ön planda değil ve hiçbir halk da demokrasi ile filan yönetilmiyor. Evet bir insan cehenneminde yaşıyoruz. İşte bir türlü kabullenmek istemediğiniz acı gerçekler 


Eziklik maalesef eğitimle onla bunla yahut her türlü imkana sahip olmakla da kurtulacağınız bir şey değil. Kurtulamadığınızı görüyoruz oradan biliyoruz. Ekşi'de linkini gördüm de haklı bir felsefe uzmanı serzenişi. Popüler kültür çiğliği ve şovculuğuna alet olmayı seçen Celal Şengör ve İlber Ortaylı bir yandan bilim bilim derken bir yandan bu seçimleriyle bariz çelişki sergiliyorlar. Reyting için oraya oturtulup kullanıldıklarını çok da idrak edemiyor gibi bir halleri var sanki. Yazıda da belirtildiği gibi insanların ilgilerini bu konulara çekmeleri bakımından güzel ama bir tane de uzman alsak yanımıza dememeleri sıkıntı. Çünkü uzamn gelirse ahkam kesecek, Altaylı için program reytingi sıkıntı olur diğerlerinin de havası söner filan. Ayrıca kişisel görüşüm ekseriyetle Aristocuların pis insanlar olması, Platon çok daha nezih biridir. (Süper bilimsel yorum yaptım görüldüğü üzre O_o)




Devamı: http://cetinturkyilmaz.blogspot.com.tr/2017/06/platonun-hakk-platona-ya-da-celal.html?spref=fb

                                                         




                                                                                                                                                                                 


Açlık Orucu Hakkında Ne Düşünüyorsun Demediniz Ama Cevapladım Ben

Açlık orucunu güzelleyerek insanların özellikle genç dimağların kendini feda, vicdan dilenme gibi davranışları özenilecek şeyler olarak görmesine kesinlikle karşıyım. Herkes kendi bildiği yoldan gider elbet lakin yaşatmak için yaşamaya mecbursun ve kimsenin vicdanına güvenemezsin o yüzden haklar kendimi keserim(çocuğumu keserim kafasının bir değişiği) tehditleri ile ve dilenerek alınmamalı zaten de alınamıyor. Bunlar aslında moderen gibi empoze edilse de ilkel ve vahşi kafalar. Bu kafaları özendirenler de belli kesimler. Haklılık ayrı mevzu hakkını alış biçimin ile kitlelerde yaratacağın hastalıklı bilinç ayrı bir mevzu. Şu an gündemde olan kişilerin haklılığına lafım yok ama naçizane fikrim de bu şekil  :( Lütfen kimseyi kendini fedaya özendirmeyelim. Haklılar ve masumlar yaşamalı, zalimler böyle şeylerden anlamaz. Vicdanı olsa zalim olmaz. Kitlelerden de böyle yöntemlerle destek alamazsın çünkü onların da vicdanları olsa zalimler iktidar olamaz zaten.

Dünyanın Hiçbir Yerinde Yok Öyle Bir Şey

Çin ordusu Hindistan'a girmiş insanlar diyor ki haberlerde yok. Haber dediği de CNN, BBC filan ki ben bunlar yazdı mı 30 kez düşünürüm tamamen mi sallamış az mı sallamış. Ulan Uygur Türkleri katledildi Abdullah Gül Çin'e geçmiş olsun dedi. Sen sanıyor musun ki Çin'e karışan var. Zaten Hindistan'dan tiksiniyorlar teşvik bile ederler. Neden kimse Suudi Arabistan'a sen nasıl Katar'dan uluslararası bir yayın kuruluşunu kapatmasını talep edersin basın özgürlüğüne aykırı bu demiyor mesela. Bir tek Tayyo o da para ve ipin ucunda kendi de olduğu için gak guk ediyor. Bazı insanlar dünyanın bir kısmında insani değerler ve demokrasi olduğuna öyle bir inandırılmış ki. Üstelik o ülkelerde yaşayıp uluslararası basını takip etmeyip başka bir şey görmeseler neyse. Üçüncü dünya ülkesinde yaşayıp her türlü basını takip edip buna inanmak da ayrı bir beyin arızası. Dünyanın hiçbir yerinde insani değerler ön planda değil ve hiçbir halk da demokrasi ile filan yönetilmiyor. Evet bir insan cehenneminde yaşıyoruz. İşte bir türlü kabullenmek istemediğiniz acı gerçekler :/


24 Haziran 2017 Cumartesi

The Mist (Tv Dizisi 2017- )

Şu an puanı 5,6 gerçi az oylama yapılmış 525 kişi sadece. Yani bu kadar gömecek bir şey yok tabi de muhtemelen Stephen King hastaları filan takmış olabilir yahut Trump'çılar :) Uzun süredir sıklıkla karşılaştığımız kör gözüne liboş senaryolarından biri. Yine bol bol abartılı aptala anlatır gibi laf anlatan didaktik ırkçılık ve eşcinsellik mesajları ve tabi kasabalılara kırosunuz alayınız çakmaları(bu seçimler çok koydu herhalde iyice abarttılar). Baya bir bilindik oyuncu da toplamışlar ama böyle saçmalamaya devam ettikleri sürece ve her hikayenin içine etmekte ısrarcı davrandıkça gerçekten alayı işsiz kalacak. Toplumu bilinçlendirmek başka bir şey toplumun beynini rahatsız edici bir şekilde yıkamaya çalışmak başka. İnsanlığın her türlü radikallikten bir an önce kurtulması lazım. Deli gibi bişi oldu herkes(deliler zaten).



http://www.imdb.com/title/tt5639976/?ref_=nv_sr_2

23 Haziran 2017 Cuma

BEYNİN PEK DE ÖYLE ÇALIŞMAYIŞI HK.

Dünya Neden Tımarhane (http://mariadebonne.blogspot.com.tr/2017/06/dunya-neden-tmarhane.html) metnini paylaştıktan sonra uzun süredir kafamda toparlayıp da bir türlü yazamadığım kendi uzmanlık alanım olan(tecrübe etmek suretiyle yoksa bilimsel çalışmalara imza atarak değil) bir takım mental anomalilerden bahsetmek istedim. Bahsetmek isteyişimin nedeni de klasik, benzer şeyleri yaşayan insanların kendini yalnız hissetmemesi (aşağıya Ekşi Sözlük'te paylaşılmış bir metni paylaşacağım. Bu metin çok daha iyi anlatmış zaten ama bilinirliğin artması için çeşitlilik ve yaygınlaştırma şart) ve onlarla tanışan, tanışacak olan insanlara içeriden bir takım bilgiler(bunlar yanlı olabilir ama her şeyden önce birincil kaynaktır) vermek. Yani evet toplumu bilinçlendirmek :)

Buyrun, burada Celal Şengör kendisine asperger sendromu teşhisi konulduğu için empati eksiğinin olabileceğini beyan ediyor bir TV programında ve yapılan ilk yoruma bakınız. Bu çok sıklıkla rastlanan bir yaklaşım.


Bu tip yorumlara ne kadar sık rastlandığını şuradan da açık şekilde görüyoruz.


Bir de şunlar var ama onlara diyecek bir şey yok, tıp desin diyeceğini. 




Bakınız teşhisi konulmuş bazı beyin fonksiyonu bozukluklarını ısrarla reddeden ve tüm bunların dikkat çekmek için kullanıldığını iddia eden geniş 3. şahıs yığınları var. Bu tip özenti bir kitle muhakkak vardır. Ergendir, bir fim izler, bir şeyden etkilenir yahut dikkat çekmeye çalışıyordur. Bu azınlık her ne kadar iddia ettiği bozukluktan muzdarip olmasa da belli ki başka bir ruhsal çöküş yaşıyordur. Kimse durduk yere ben "deli"yim demez. Hatta büyük bir çoğunluk sırf korkusundan bu tip bozukluklarını ısrarla saklıyor, bir kısım insan açıkça yardım çağrısında bulunuyor, bir kısmı ise sadece uyarı levhası gibi belirtme yükümlülüğünü hissediyor kendinde. Ve siz onlara ne diyorsunuz? Yok efendim dikkat çekmeye çalışıyorsun, yok efendim bence öyle değilsin. Bunlar doğru tepkiler değil. Bunlar bu tip insanları (bunlara ben de dahilim) toplumdan dışlayan tepki çeşitleri. O kişi her neyi iddia ediyorsa etsin sizler uzman değilsiniz ve teşhis koyma yetkinliğinde değilsiniz. 

Ve hayır otizm dahilik paketi ile gelmiyor. Ama dahiler de otistik olabiliyor. Çünkü otizm yahut onun bir dalı olan asperger sendromu, bipolar bozukluk, borderline kişilik bozukluğu vb. bir çok mental bozukluk aslında düşündüğünüzden çok daha yaygın. Çoğu insan da farkında değil durumunun. Çünkü mesela her otistik aynı seviyede değil. Bu tip bozuklukların bir skalası var ve herkes o skalada aynı noktada değil. Yani her otistik tabak çevirip sallanmıyor yahut kart saymıyor. Mesela her epileptik de küt diye yere düşüp kendinden geçmiyor. Sayısız epilepsi atağı çeşidi var. Zaten toplumda bu bilinç yok. Bu bozukluklarla ilgili doğru düzgün bilgi edinilmemiş bir de ay sen dikkat çekmeye çalışıyorsun demeler yanlış olduğu gibi önüne gelene atıyorum sen borderline'sın osun busun demeler de çok yanlış işler. Bunlar gerçekten insan hayatını çok fazla etkileyen hassas konular. İnsanları profesyonel destek almaya sevk etmek gerekiyor. Bu haliyle onları toplumdan hepten soyutluyorsunuz ve emin olun bu hiç de iyi neticeleri olmayan bir yaklaşım.

Ben ortalama bir bipolar(ne atakları sıradan insanların bir gariplik var demeyeceği ölçüde sönük ne de sabah akşam çılgınlık kovalayan ardından da üst üste intihar deneyen bir nokta), giriş seviyesinde bir asperger(kontrol edilebilinir seviyede bir çeşit otizm) ve parsiyel epileptik bir insanım(bu da düzenli uyku(bipolar için çok zor), beslenme, spor ve stresli ortamlardan uzak kalarak kontrolü sağlanabilinir bir seviyede ve beynin tamamına yayılmayan bir tür). Bunlar aslında birbirinden o kadar da bağımsız değil. Hatta ortak ilaçlar da kullanılıyor. 

Ben küçükkken otizm o kadar da bilinen bir şey değildi. O yüzden ilkokuldan itibaren derste durup dururken öne arkaya sallanmaya başladığımda(burada ailelere not düşmek istiyorum elbette her otizmlide bu aynı mı bilemem ama o sallanma anında inanılmaz bir huzur var ve onu bırakıp dünyaya dönmek gerçekten zor, çocuklarınız elbette dünyayı tecrübe etmeli ama orada çok büyük bir huzur var, bilin istedim:)) öğretmenler kafama tebeşir fırlatırdı yahut İstiklal Marşı'nda sallandığım için yediğim tokat bile var ki lise bitene kadar annem bu mevzu yüzünden kaç kere okula çağrıldı. Tipik özelliklerden köşeye sıkışmış hissettiğimde çığlık atmadım ama kafamı duvara vurdum bol bol. Bazı bozukluklar da oradan kaldı sanırım O_o  Aslında çığlık atmak da istedim ama gürültü sevmemem ön plana çıkıyor o noktada. Ha annemin kızım her şeyi çok güzel diziyor, çok düzenli diye övünmesi filan gibi komik şeyler de var. Tabi ben yüksek fonksiyonlu olduğum için de(buradaki yüksek fonksiyon dahilik filan değil tabi ki ama maalesef çevirilerde bile rastlıyoruz artık nasıl bir etki yarattıysa sinema, sinema hayat değildir, hayatın taklididir ve çoğu yapım da son derece başarısızdır!) durum aşırı dikkat çekmemiş olabilir yine de çok küçük yaşlardan itibaren kendimde bir şeylerin yanlış gittiğinin gayet farkındaydım. Pek çok obsesyonumu kendi kendime yendim. Sayısız obsesyonlarımdan bazıları, her şeyi üçleme(diyelim yanlışlıkla kolum bir yere çarptı iki kere daha vururdum gibi), insanların dokunduğu şeylere dokunmak zorunda kalırsam hemen elimi yıkardım(bazen hala unutup kapı kollarını dirsekle açıyorum), gördüğüm şeyleri sürekli sayma(fayanslar, tuğlalar), rakamları toplayıp mod 3'ünü alma(telefon numarası, plaka, adreslerdeki rakamların toplamı vs.), elektronik eşyaların üstünü örtme(hayır dantel yetmez tamamen kapatman gerekiyor :)) ve bu böyle uzar gider.  İlk başlarda ne zaman bir obsesyondan kurtulsam hemen başka bir obsesyon buluyordum. Ama zamanla azaldı ve neredeyse bitti. Bir kaç obsesyonum var hala ama resmen hobiye dönüştü yani yapmazsam çıldırırım noktasına gelmiyorum. İnsanların bana dokunmasından nefret ederdim. Yanağımı sıkmaları, el sıkışmak, sarılmak. Hala çok hazzetmiyorum ama o kadar da sorun değil artık. Göz göze gelmekten de hoşlanmazdım. Hala yere bakarak yürürüm. Ama biri bana baktığında meydan okurcasına fazla fazla bakıyorum hatta ne bakıyorsun la diyecekleri kadar bakıyorum bazen O_o Aynı abartı aşırı kuralcı olmamı yıkarken de gerçekleşti ve nihayetinde anarşist oldum resmen :) Tabi hala pek çok kural var ama sadece bana ve benim için. Fakat tabi bir konuya takıp onunla ilgili her detayı öğrenmek gibi şeyler hala var. Bu mevzuda da konu skalamı çok geniş tutuyorum. Ha bir de evet bazen hala insanlarla sadece kendi istediğim konular hakkında konuşmak istiyorum mesela genellikle ördekler. Ama bunu yapmıyorum tabi ki(çoğunlukla). İmaları ironileri hala tam çözemedim fakat epey ilerledim  ama kendim kolaylıkla yapabiliyorum. Bende insanların surat ifadelerini anlamlandıramama hiç olmadı fakat dikkate almama çok oldu/oluyor :/. Gülme konusunda ben de hala pratik yapıyorum. Neden olduramıyorum gerçekten çok acaip O_o  Evet karşımdakinin kırıldığını pek anlamıyorum(dikkatim karşımdakinin duygularına yoğunlaşmış olmuyor o an) ama anlarsam üzülüyorum da. Hayatım boyunca hiç kimse için şunu yapayım ya da şunu söyleyeyim de kırılsın gibi saçma bir amacım olmadı. Yaptığım şeylerde kendimce daha anlamlı amaçlar oluyor genelde ama o anlam kimsenin umurunda değilken yapmamak lazım tabi :/

Otizm zor evet ama bendeki versiyonu o kadar da ileri değil diye düşünüyorum, toplumla uzlaşı ve hayatla sulh konusunda en büyük sıkıntıyı yaşatan bipolar yönümü ele alacak olursam. Yukarıda örneklendirdiğim muamelelere ben de maruz kaldım. Açıkçası söyleseniz bir dert söylemeseniz bir dert. Elbette beyin kimyası beklenen standartlarda olmayan her insanı tanımlayan şey bu kimyasal yapı hali değil. Bu insanların hepsinin aynı zamanda kendi karakterleri var. Kimisi bunu bir türlü kabullenmez, kimisi bahane olarak kullanabilir ve emek sarf etmek yerine olduğu gibi kabul edilmeyi bekler, kimisi ise böyle bir durum var kontrol altına almak için debeleniyorum kesin/belki halledeceğim der. Kimisi yaratıcılık işlerine merak sarar ve baskılamak yerine daha çok üretmek için(takdir edilmek ve onaylanmak amacı güdebilir çünkü bu konularda yaralıdır yahut sadece üretmekten haz alır), kimisi ise hepsini baskılayıp tamamen sıradan bir insan olmayı asli amaç edinir. Bunlar karakterler göre yapılan tercihlerdir. Yani bende bu var diyene yok sende o yoktur, o senin dikkat çekme çaban, kuruntun(burda da teselli verme amacı olabilir ama bu "acıyıp" da takma yea denilecek bir konu değil, kabullenilip gereği yapılması gereken bir konu) filan demek gerçekten çok ağır cehalet. Hele ki teşhisi konmuş, ilaç tedavisi görmüş insanlara filan diyorlar(mesela ben), yani böyle şeyi dağ başında yaşayıp medeniyetten habersiz olan insan yapmaz. Ha bahsettiğinde bununla karşılaşıyorsun bahsetmediğinde ise ruh hastasısın sen diyorlar mesela o da enteresan. Ve söylediğin her şeyi de delisin ondan öyle diyorsun yoksa bir mantığı yok diyerek çürütmeye çalışıyorlar. Bunu sendromun olduğunu kabul ederken son derece medeni davranan insanlar da yapıyor. Bir nevi senin bir zayıflığın olarak görüp kendi zayıflıklarını buna dayandırarak kapatmaya çalışıyorlar. Elbette zaman zaman bu tip sendromlar, uzun süren uykusuzluk vs. sonucu mental işleyişite inanılmaz bozulmalar söz konusu olabilir ama ortada hiç böyle bir durum yokken dahi ortalama bir tartışmada öne sürülen argüman delillendirilmiş olsa dahi karşındaki sana sen delisin ondan öyle diyorsun diyebiliyor.

Bipolar insanların hepsi aynı zeka seviyesinde değil ama zekalarını zaman zaman full kapasite ile kullanan insanlar. Dolayısı ile ilgi alanları ve yetenekleri ile ilgili konulara sizlerden daha çok ve kapsamlı şekilde kafa yordukları rahatlıkla ileri sürülebilinir. Bir de buna uykusuz geçirdikleri saatleri de katarsak(hem işlevsel hem de süresel bir avantajları var)  beyin kimyası standardı yakalamış insanlardan daha çok fikir sahibi olmaları gayet beklenen bir şeydir. Hele işin içine asperger girmişse vaziyet katlanır. Bakınız bu fikirler son derece sağlıklıdır yahut iyi/doğru fikirlerdir demiyorum. Ama külliyat geniş, o neredeyse kesin. Zaman zaman uykusuzluk düşünce yapısında bozulmalara sebep olabiliyor yahut bir konu hakkında çok detaylı düşündükten sonra nihai bir fikri obsesyon haline getirip bir daha o konu hakkında asla düşünmeyip, düşünürse de(aslında kesin düşünür) sadece bu fikri onaylayan delillere odaklanıp bu fikri ölümüne savunan tipler de olabiliyor(bunu her gün karşılaştığınız insanlar da yapabiliyor ama bipolar profesyonelliğinde yapmaları pek de beklenen bir şey değil). Önemli olan fikri nasıl savunduğu. Gerçekten akılcılıktan tamamen uzaklaşmış ve hiçbir mantıklı dayanağı olmadan obsesif bir biçimde bunu mu savunuyor(karşıt görüşü hiç dikkate almayıp, onu çürüten tezler ileri sürmeyip) yoksa siz o konu hakkında hiç o kadar detaylı düşünmediğiniz için söyleyecek bir şey mi bulamıyorsunuz? Çünkü sizin söylediğiniz/söyleyeceğiniz şeyleri o zaten çoktan bir biliminsanı titizliğinde düşünmüş ve çürütmüştür muhtemelen.  Bunları tartmanız lazım. Tartmanızın sebebi de yeni bir şey öğrenme ihtimalini kaçırmayın diye, yoksa her türlü meşhur bipolar öfkesine yahut aspergerli çıldırmasına maruz kalacaksın zaten. Ondan kaçış yok :)

Bipolarlıkla alakalı bir diğer sorun da kayıp zaman mevzusu. Evet hafızadan silinen çok şey var. Bir bilimsel yazıda okuduğuma göre bipolar takibinde aile ve çevreyle birlikte çalışma yapılması çok daha uygunmuş. Sebebi de sosyal çevrenin bipoların mani döneminde yaptığı taşkınları daha çok hatırlaması iken bipoların daha çok depresif dönemlerini hatırlaması imiş. Dolayısıyla uzmanlar hikayeleri birleştirmek için iki tarafa da ihtiyaç duyuyormuş. Bende de ileri seviyede hafıza kaybı oluyor(neredeyim ve burası neresi kaybı da var ama anlattığım o kısım değil). Ben bunun parsiyel epilepsi dönemlerinde hafızamın bir kısmının silinmesine bağlıyordum ama daha sonra düşündüm de arkadaşlarım hep benimle ilgili garip hikayeler anlatıyor ve ben onların çoğunu hiç hatırlamıyorum. Muhtemelen mani döneminde yaptığım şeyler. Beyin bile bunlar çok saçma kaydetmeyeyim bunları gereksiz demişse demek O_o

Elbette bir bipolar evlat olsa dahi çok sevilmez, sevilse dahi bu uzun soluklu olmaz. Aynı şey aspergerliler için de geçerli. Bu yakın ilişkiler için geçerli bir denklem, uzaktan sevebilir yahut nefret edebilirsiniz. Uzaktan neredeyse herkes gibisiniz. Davulun uzaktan sesi gibisiniz. Bir bipolardan tiksindiyseniz bundan doğal olan bir şey de yoktur. Eğer Tibetli bir rahip değilseniz bundan suçluluk duymayın. Ha berbat bir insansınızdır suçluluk duyun tabi. Vicdan herkese lazım bir şey. Ama bipolar insan çok zordur. Her insanda psikolojik sorunlar irili ufaklı olabilir. Baktınız delirecek gibi oluyorsunuz kaçın derim. Çünkü insanları bozmakta üstümüze yoktur :/ Ama gamsızım ben ya takılmam ona buna veya güçlüyüm ben filan gibi iddialı bir insansanız bipolarla şansınızı deneyebilirsiniz(yatırım tavsiyesi değildir). Bunları da uzman biri olarak söylemiyorum. İçeriden haber taşıyorum size. Siz yine de bir uzmanla görüşün.

Bir bipolar durumunu kabul etse dahi zaman zaman probleminin olduğunu unutabilir. Öyle anlar gelir ki problemi hatırlamaz, sorgulamaz yahut bende problem yok aslında ya kafası yaşar. Özellikle böyle durumlarda aksini inatla iddia etmeniz de kaçınılmaz meşhur bipolar öfkesini çağıracaktır. Bazen kendi haline bırakmak lazım bipolarları(neredeyse hep). Tabi ağır vakalarda çaktırmadan kontrol etmek gerekebiliyor bilhassa depresif hallerde intiharın çok yaratıcı yöntemlerini keşfedebiliyoruz. Ben intihar işlerini başarısız denemeler sonucunda kabiliyetsiz olduğuma ikna olarak bıraktım. Artık intiharımı aşırı Türk kahvesi ve sigara tüketimi ile zamana yaymış bulunuyorum. Ama hala yaratıcı yöntemler de geliştiriyorum kafamda tabi. Siz yüksek bir yerdeyken manzaranın keyfini çıkarırken onun baktığı şey burası kaç metre yüksekliktedir, hangi yöne doğru atlasam kesin ölürüm gibi ince hesaplar olabilir.

Bipolar arkadaşlarıma tavsiyelerim: Fazla insanla muhatap olmayın, sizi tanıyan, bilen, anlayan, seven, sizle hayatı cehenneme dönmeyip sizi de suçlu hissettirmeyen, ilgi alanlarınızla ilgili, mümkünse parlak ve pratik zekalı(yoksa sıkılacaksın ve sıkacaksın, yoksa kendini senden koruyamayacak) ve vicdanlı az sayıda arkadaş edinin. Az sayıda kalmalarına özen gösterin çünkü onu da abartabiliyoruz. Rutinler bize iyi geliyor. Gezme rutinleri, planlı işler, hobiler. Manikken hepten ipin ucu kaçıyor depresifkense aşırı pasif kalıyoruz. Duygudurum her ne olursa olsun rutinleri aksatmamaya özen gösterin ama obsesyona da kaçmayın tabi. Arada bir de salın çayıra. Asker gibi o kafaya hapsolmayın. Yemek, içmek, spor, düzenli uyku(bunu diyorum ama o kadar imkansız ki hadi uyuyayım deyip ilaç alsan dahi uyumak:)) hadiselerine dikkat edin. Sağlam kafa sağlam vücut korelasyonu gerçekten sağlam bir korelasyon.

Aklıma geldikçe bu yazıyı genişleteceğim, uzmanlar ne diyor sen onu bana de hele derseniz buyrun http://www.bipolaryasam.org/bipolar-bozukluk-hakkinda-sikca-sorulan-sorular 

Bu da otizm ile ilgili güzel bir somutlaştırma, Atypical(Tv Series 2017)  http://www.imdb.com/title/tt6315640/?ref_=nv_sr_1

Girişte de belirttiğim çok beğendiğim bir yazıyı link'ini de  koyarak paylaşıyorum. Umutsuzluğa kapılmayın diyeceğim ama biliyorum tekrar tekrar kapılacağız fakat düşündüğümüz ve hissettiğimiz çoğu şeyin beynimizin bozuk kimyasının bir eseri ve geçici duygular olduğunu asla unutmamaya çalışalım. Bu bozukluklarla yaşamayı başarabilenler var, onlar yapabiliyorsa hepimiz yapabiliriz :)

bipolar bozukluk: https://eksisozluk.com/entry/68407871 @sozluk

"aslında bu gibi konularda afise olmayı sevmiyorum.
ama bana teshis konuldugunda ilk burayı okumustum ve juliette degilim beatrice degilim in acayip guzel bir entrysi vardı. bana cok destek olmustu.
o yuzden benim de bir kardesime katkım olursa diye yazıyorum.
oncelikle korkma. korkacak bir sey yok. sakin.

hastalıgı tanıman ve anlaman zaman alıyor. o zamanı kendine tanı.
hepimiz once bunu kendine yakıstıramama ve kabul etmeme eglimindeyiz.
bu seni kotu bir insan yapmıyor. nasıl ki bazı insanlar kanser oluyor ya da franjit. seninki de aynısı. sadece tek fark senin sorunun beynindeki cesitli hormonların yanlıs salgılanmasında. bu yuzden kendini kotu hissetme. ve asla kimsenin sana "anormal" "sorunlu" "ruh hastası" muamelesi yapmasına izin verme.

ilk verecegim tavsiye doktorları dinle. onlar senden daha cok okumuslar, daha bilgililer. o ilacları kullan. biliyorum sac dokuyorlar, biliyorum kilo aldırıyorlar, biliyorum bazen manini dizginlemek icin ruh gibi dolasmana ve her seyi agır cekimde algılamana ve yasamana sebep oluyorlar. ama ne olursun o ilacları kullan. cok faydasını goreceksin.

verecegim ikinci tavsiye duzenli hayat duzeni. sen cok gec yatamazsın. yatmamalısın. sen asırı alkol tuketmemelisin. ilaclarla ters etkilesim yapar. ve guzelim herkes kafasını guzel yapmaya calısırken sen zaten dogustan guzel olan kafanı toparlama derdindesin. ahaha. gorece duzenli bir hayat yasamayı basarırsan atakların gelmesini de bayagı bir engellemis olursun.

ben hastanede bir kadınla tanısmıstım. yirmi senedir atak gecirmiyormus. yani umut var. yani boyle seyler de oluyor. umudunu asla kaybetme. senin de normal bir hayatın olabilir.

kendini tanımaya calıs. nelerin seni depresyona cektigini anla. onlara meyleder gibi oldugunda kendini frenle. nelerin seni gereginden fazla manik yaptıgını anla. onlardan uzak durmaya calıs. asırı uclardan kacarsan daha normal seyredersin. ve zaten senin en normal halin de yeterince zigzaglı olacak merak etme. ahah.

ben seneler icinde kendimi cok iyi tanıdım mesela. artık depresyona girer gibi oldugumda hemen toparlıyorum. haddinden fazla hareketli oldugumda da frene basıyorum. idare ediyoruz sukur.

gelelim bipolar attractiona. hayatımda iki tane bipolar kadın var. ve ikisine de tapıyorum. bipolarlara dahil sevdigim yegane sey o esine az rastlanır nese. ve olaylara hep farklı bakmaları. ve dahi yaratıcılıkları. gercekten cok iyi anlasıyorum. cok doyuruyor beni sohbetleri ve renklilikleri.
bazen daha sakin bir kafa ister miydim diye dusunuyorum. daha duragan bir hayat. bir tepeye bir dibe de bir yorgunluk vermedi mi diye* ama garip bi sekilde gene dunyaya gelsem gene kendi muzur kafamı alırdım.. egrisiyle dogrusuyla onu seviyorum. siz de kafanızı sevmeye calısın canım dostlarım. cunku gercekten ozel bir kafanız var. churchill bile bipolarmıs. yani bi seyler basarmanıza kesinlikle engel degil.
sizin o tutkulu hallerinizi, her seyi askla yapmanızı, cocukca nesenizi, sohbetinizin derinligini, deli dolu hallerinizi, bir dipteyim sondayım depresyondayım olup bir nese ve sevgi bööcögüü hallerinizi ben oldugunuz gibi seviyorum. bence cok özelsiniz.

guzel kadın, guzel adam.
korkma.
gorece oldukca saglıklı ve normal bir hayatın olabilir.
kaldı ki ben cevreye baktıgımda bazen aralarındaki en normal benmisim gibi geliyor, yemin ederim. ahaha. herkeste irili ufaklı sorunlar var, merak etme. hicbirimiz normal degiliz ve hepimiz normaliz.
biliyorum gun gelecek rezil olucan. gun gelicek sacmalıcan. gunler gelecek bos bos gececek. gunler gelecek basına olmayacak isler acıcan.
olsun varsın. oncelikle cevre icin degil kendin icin yasa. seni gercekten sevenler zaten basarıların kadar basarısızlıklarında, iyi gunun kadar kotu gununde ısrarla orada olacak. sonracıgıma senin de en buyuk mutlulukları ve en buyuk mutsuzlukları yasayan renkli bir hayatın var, sen de boylesin. beynini sev. baska beynin olmayacak.

sizi seviyorum.
can dostlarım benim.
kafası dogustan guzellerim.
opujem."




22 Haziran 2017 Perşembe

Dünya Neden Tımarhane

Konuları gerekli olduğunda farklı ölçeklerde incelesek de dünyadaki bütün meselelerin asıl temeli din, kültür ve ideolojiden çok insan psikolojisinin genel anlamda bozuk olması. Zaten bu sayılanlardaki sıkıntılar da bu psikolojinin çıktısı. Psikoloji çıktıyı üretiyor çıktı psikolojiyi körüklüyor ve sonsuz döngü devam ediyor.

İnsanlar yaşama denen süreli sınırlı işi beceremiyor. Zor geliyor hayat ve hayat zor geldikçe de hem kendileri hem de başkaları için daha da zorlaştıyorlar ve bu döngü nesillerce devam ediyor.



(Öğretmen Necmettin Yılmaz PKK(bir sürü isim uyduruyorlar da kim oldukları belli işte) tarafından katledildikten sonra haklılık gerekçesi sunuyorlar güya)

Kürtlere bakıyorsun diyor ki bana elektrik su vermedin yani o hiç çabalamayacak ama sen mecbursun her türlü gelişmeyi hem yapıp hem de ayağına götüreceksin. Neden mecbursun belli değil.





Aynı şekilde Anadoludaki Osmanlı artığı karışık diğer kitlenin vay efendim Atatürkçüler batıda misler gibi yaşadı malı mülkü vardı bizim yoktu gün bizim günümüz saldırıp yağmalayalım kafası. Valla her türlü eğitim köyünüze kadar getirildi ama kız orospu olmasın oğlan tarlada çalışsın küçük hesapçı cahil kafalarınızla pek de yol alamadınız?

Bakınız cehalet kötülükle paket program değildir. Sizler kötü cahillerdiniz. Küçük hesaplar için çocuğunu malı gibi gören onu alıp satan kullanan tipler. Bunu cehalet açıklamaz bu çıkarcı kötülük başka bir şey değil. Bunun için analarını babalarını ve kendilerini suçlamak yerine oturduğu yerden bu cehalete ve kötülüğe saplanmamış insanları suçluyorlar.







(Cehaletten beslenen "kanaat önderi" evlenin ben de evlendim zaten diyor ve izleyenler çılgınca alkışlıyor. Çoğu mal mülk aile içinden çıkmasın diye küçük yaşta zorla evlendirilmiş ve kendilerine yapılan bu hak ihlalini çılgınca alkışlayarak kutluyor ve kutsuyorlar)

Aynı şekilde akraba evliliği mevzusu. Bilimsel olarak kanıtlanmasına da gerek yok, bu evliliklerden doğan çocukların doğuştan problemleri olduğu zaten çok eskiden beri gözlemleniyor ve pek çok toplulukta akraba evlililiği kesinlikle yapılmıyor. Bu topluluklardan en eskilerinden biri de Türklerdir. Varoşta bir kadın bana dedi ki efendim akraba evliliğinden değil abdestsiz cimadan dolayı çocuklar öyle doğarmış. Yani sen istediğin kadar bilimsel kanıtla git o onu güden hacının hocanın oyuncağı olmuş çoktan. Çünkü mal mülk aileden çıkmasın diye dayatılan zorla evlendirilme travmasını yaşamış. Ve bu travma ile savaşmak zor geliyor, onu bir şekilde yok sayıyor hatta normalize ediyor. Üstelik Allah öyle yanlış sonuçlar doğuracak işlere izin verir mi yahu? Belli ki abdestsiz cima yapmış ondan olmuş diyerek kafasında inancı da temize çekiyor.


Senin bu aşırı bozulmuş psikolojiyi iki tane mantıklı cümle kurarak iyileştirmen imkansız.


Bu travma normalizasyonunu çok farklı kesimlerde de görüyoruz. Mesela eşcinsellerin hepsi öyle değil ama büyük bir kısmı küçükken tecavüze uğramış kişiler ve maalesef aile içi ya da yakın çevreden yapılmış bu saldırı. Ve o büyük travmayı bunu normalize etmeye çalışarak atlatmaya çalışıyor. Ben böyleydim zaten diyor mesela. Yahut diyelim babası tarafından düzenli tacize veya tecavüze uğruyor bu sefer de gidip sadece hemcinslerine romantik veya cinsel ilgi besliyor. Dediğim gibi her eşcinsel için geçerli değil ama sıklıkla rastlanan vakalar bunlar. Buradaki en trajik netice ise kendi böyle bir taciz veya tecavüze uğrayan kişilerin yetişkin olunca aynısını diğer çocuklara yapması. Bir nevi ödeşme gibi görünse de olan şey yine travmanın normalize edilmesi, diğerlerini de kendi trajedisine kurban edip kurban sayısını arttırmak suretiyle olayı sıradanlaştırma gibi şeyler ve tabi ki beyinde cinsel dürtüleri kodlayan kısımların tamamen bozulmuş olması. Bunlar savunma gerekçesi değil bu arada. Bunun farkındalığı dahilinde yardım veya tedavi talep etmemek tamamen bireysel çıkarcılık(toplumdan dışlanmamak, rahatını bozmamak) düsturu ile istediği eylemlere devam etmek bildiğin kötülük.


İnsan psikolojisini çıkarları için manipüle eden kesimlerin derhal durdurulması ve herkesin uzmanlar tarafından incelenip tedavi edilmesi lazım. Tabi bundan %100 netice alınması da imkansız.

Yani neden dünya tımarhane gibi. İşte hep böyle böyle şeylerden :/

21 Haziran 2017 Çarşamba

Çelişkilerden Çelişki Beğenemeyenlere

Şu diziyi ağzı açık ayran budalası gibi izleyip oley yok efendim kuzey yok efendim kurtlar muhabbetine bayılan tipler Türkler bozkurt filan deyince vay efendim it mit dalga geçiyor. Söylesen diyecekler o hikaye. İnsan aklının ürettiği hiçbir hikaye bilimkurgu olsun fantezi olsun hayatın gerçeklerinden ilham almamış bir hikaye olamaz. En delice hikayeler bile gider bir şizofrenin hayal dünyasından yahut uyuşturucu etkisi altında görünen halüsinasyonlardan beslenir. Ha sen dersen ki bunlar hikaye olarak kalsın gerçek hayatta istemem bunları o zaman kurtarılmayı bekleyen civciv gibi köşelerde saklanacağına ve başkalarının kurduğu düzenlerin beslemesi olacağına bitir tüm savaşları. Kimse de savaş kapısına dayandığında sürüleşmek zorunda kalmasın, yalnız kurtlar da ölmesin.


Din Tüccarlarının Hilkat Garibesi Pazarlama Taktikleri


Her şeyin hard core islami versiyonu çıkmıyor işte. Sen gençleri siz de romantik olabilir, onlar gibi aşkitomlu kalb kalblinin radikal islami versiyonlarını kullanabilirsiniz şeklinde bir pazarlama stratejisi geliştirebilirsin bir din tüccarı olarak ama konulu çarşaflı romantizm/erotizm kastırmalarının neticesi insanların kendini deli gibi, manyak gibi, aptal gibi bişi yapması olur ve aklı başında herkes de acır veya güler hallerine.

Düşünsene tanrısın ve kulun eli işte gözü oynaşta güya sana ibadet ediyor. Çldırırsın O_o Bu hesabın yalan gerçek artık neyse 115bin takipçisi var bu arada. Blok blok deliriyorlar böyle. Onbinlerce deliriyorlar.



Feministten Destek Talep Eden Yobaz Kafa




https://eksisozluk.com/bikinili-kiz-gorunce-yuzune-takke-orten-sporcu--4359672

Sen bir yobaz olarak kadını cinsel obje tanımında hapsetmeye çalışıp bunun üstünü masa gibi örtelim, hücrelere hapsedelim diyorsun karşındaki şaklaban da kadın cinsel objedir ben de bunun iliğini kemiğini sömürürüm mis gibi çünkü seks satar diyor. İkiniz de hasta ruhlu tiplersiniz neticede. Feminist buna ne yapsın, normal kendi hainde kadın buna ne desin, ben sapık değilim diye en çok sesini yükseltmesi gereken erkek kesim ne desin? Ha senden yana olacak sana destek olacak öyle mi? Lan mal, dünyada her şeyi sekse endekslemiş ve tüm sosyal hayatı buna göre tanzim etmeye karar vermiş kaç tane ruh hastası var sanıyorsun? Elinizde silahlarınız, "şeytan devletin" parası dolarlarınız olmasa sizi kim sallar? İnsan çıplak olur giyinik olur bu senin ona seks objesi muamelesi yapmana gerekçe olamaz. Her şeyin yeri zamanı var. Sen tüm zamanlarını kafan bir yerinde harcıyorsan o senin mental yahut fiziksel problemin, gideceksin paşa paşa tedavini olacaksın. Kimse sana uymak zorunda değil. Üstelik biri kadını zorla kapatırken diğeri tamamen kadının tercihi. Kadının zorla seks kölesi yapıldığı toplumlar da yine senin yobaz primat kitlenin toplumları. Hayvanların dahi hayatı seksten yeme içmeden ibaret değil. Onlar da dost ediniyor, oyunlar oynuyor, geziyor keşfediyor. Hatta oturup güneşin doğuşunu izliyor ve bundan keyif alıyor. Sende ne var? Safi ruh hastalığı, manyaklık, hep kötü şeyler düşünme, insanları da bu müstakil cehenneme çekmeye çalışma. Aynı şekilde deniyor ki efendim batıda da sübyancılık varmış. Batısı doğusu hangi medeni hukuk sahibi ülke varsa o ülkelerde bunun bir cezası var. Toplum tarafından hor görülmesi var. Senin gibi yobazlarsa bana karışamazsınız hem sünnet bu deyip hem kendini aklamaya hem de bu durumu "kutsal biri" de yaptı diyerek yüceltme var. Benzeş vakalardan kendinize pay çıkarmayın. Siz de çirkinsiniz onlar da. Ve aranızdan bir tarafı seçip onu desteklemek zorunda değiliz.İki taraf da maloğlu mal. iki tarafı da yerme hakkımız saklı. Kendi seçeneklerimiz var. Ama unutmayın o da yaptı bu da yaptı diyerek kimse kendi leşliğinden aklanmıyor. Bunu da unutmayın.

Suna Hodja ile Ramazan Sohpetleri: Oruçlu iken insanlara saldırmak orucu orucu bozar mı?

"Bayanı sporcu sandım büyük bir cesaretle üzerime yürüdü?". Öğretmişler tabi bu hıyarlara sadece erkek hakkını almak için şiddet içeren nefsi müdafaa yapar kadın susar pusar bu ifade de bile kadını dengi görmüyor ancak sporcu filansa filan. Gerizekalı mal sürüsü yavşaklar. Ayrıca telefonda onu bunu demiştir dememiştir buyursun ispatlasın. Çünkü karısını bıçaklayan da hemen yok erkekliğime laf etti beni tahrik etti sallayıp duruyor ilk iş. Cinsel anlamda da sürekli tahrik olan libido bombası bir meyilli sapıksan sağına soluna bakma, hatta sokağa çıkma madem böyle arızaların var yahut yemeklerine şap koy da milletin huzurunu bozma durup dururken. Senin tuttuğun tutacağın orucun da ben içine edeyim. Kamera görüntülerinde olan biteni mal gibi izleyenlerin de en kısa sürede başlarına sokakta bir manyak tarafından taciz ve saldırıya uğrama hadisesi gelir de erafındakiler sadece izler umarım.




Herkesi değnekle yönetebilecekleri çoban filan bellemişler kendilerini de sen daha kendinin çobanı olamamışsın nereye onun bunun çobanı olacaksın acaba? Orta Doğu primatları gibi döve döve namaza götürmeler, kadını kapatmalar, sokakta yiyemezsin demeler yahu hani nerede tanrının özgür irade ile yolladığı talimatnameleri kılavuz edinerek insanların yolunu çizmesi beklentisi. Eğer böyle bir yöntem istenen yöntem olsa dünya sırada bir hayvanat bahçesi olurdu. İnandığınızı iddia ettiğiniz tanrınız da namaz kıldığınızda önünüze fındık fıstık atardı kılmadığınızda sizi kamçılardı. Sen tanrıdan daha tanrı bir şey olduğuna inanıyorsun ve öyle değil de böyle olmasını istiyorsun demek? 

İnsan olarak kendi hukukumuzu kendimiz belirleriz çünkü toplumsal hayatta sadece sen yoksun. Çeşit çeşit insan var. Herkes sana tabi olacak diye bir şey yok. Zaten sana tabi olanın kafasına edeyim o da ayrı mevzu. İnsanın özgürlükleri başkasının özgürlüklerine saldırı söz konusu olduğunda kısıtlanabilir. 

Sana oruç tutmayı yasaklarsalar ve zorla su içirirlerse dersin ki kimseye zarar vermediğim halde benim kendi hayatımı tasarruf etmeme mani olup bana eziyet ediyorlar. Ha bu arada belediye otobüsü şöförü olup da bünyen zayıfken mesela şeker hastasısın o bu, yazın sıcağında aç susuz gezip kaza yapıp onlarca insnaı öldürürsen insanlara zarar veriyorsun demektir. Sarhoş araba kullanmaktan farkı yok bunun. Ya kendine göre meslek seçeceksin yahut günahı sevabı değerlendirilsin deyip gereğini yerine getireceksin. Ama sen diyemezsin ki ben burada oruç tutuyorum kimse de bana yardımcı olmuyor hadi yardımcı olmayanları kısıtlayalım, onlara ceza verelim. Sana saygı duymak, sana yardımcı olmak kişilerin kendi hayatlarını tasarruf ederken verecekleri kararlar. Aşağıdakini yazan kişi mesela saygıdeğer mi? Hayır istediğini almak için çocuk gibi tepinen boğa gibi sağa sola saldıran bir garip meczup. Saygı ısmarlama olmaz. İnsanlar derse ki ha bu muhafazakarlar daha iyi insan olmak için ibadeti seçmiş ve bu konuda çabalıyorlar, iyi de işler yapıyorlar diğer aklıselim insanlar da ha şu oruç tutuyorsa şunun yanında su içmeyeyim. Eskiden de bu böyleydi zaten. Niyetli misin diye sorulur niyetliyse yanında bir şey yenilip içilmez. Bunu yapan olur yapan olmaz çünkü o da onun iradesi. 

Şu dönemde yapılan bu radikallikler otorite kurmaya heves eden çomarlara dikta olun gücü elinizde toplayın gazı verildiğinden oluyor. Gün bizim günümüz fırsat elimizdeyken tam kontrol sağlayalım bir daha elimizden alamasınlar o kontrolü manyaklığı ile hareket ediyorlar. Yaptıkları şeyse insanları dinden soğutmak, dini bozmak vs. 

Sizin gibi çomarların bu ülkede tam bir kontrol elde etmesi imkansız. Siz kuklalar gözden düştüğünde, aldığınız o miyarlarca dolar destek bitince çıktığınız deliklere döneceksiniz. Geriye ise ahlakı bozulmuş, kafası gidik, fakir ve köleleştirilmiş bir toplum kalacak. Elbette zaman içinde toparlayacağız çünkü biz bu hikayeleri tarihte de bol bol gördük yaşadık.



Son olarak merak edip de okumuyorsunuz ondan hatırlatmak da bize düşüyor O_o

                                                                                                                                
                                      
Yani diyor ki (ezkaza okusanız okuduğunuzu da anlayamıyorsunuz zira) oruç tutmayı beceremediğiniz halde tutacağım diye kasıp(elaleme gösteriş olsun diye) sağa sola saldırıp hatta yeri gelip onun bunun canına  kastedeceğinize fidye ödeyin(günde iki öğün bir fakiri doyuracak kadar para verin yahut doyurun fakiri, bu tutarı diyanet yayınlıyor her yıl).     
Siyanet fidye tutarı günlük 15TL idi. Yani 450TL ver fakire, sevap point kazanacağım diye günaha girme otur aşağı.                                                                                                                                                                 

Turan Fikrinden/İdealinden İşkillenen Modeller

Biliyorsunuz zaman zaman dinci, solcu, liboş kanka olurlar bazı konularda. Onlardan biri de Turan meselesi. Adı Turan olur Türk Birliği olur yoksa yine Göktürk Kağanlığı olur her neyse. Ama iki Türk devleti asla ve kat'a yan yana gelmesin. Gelecekse onlara hizmet etsin, etmeyecekse Türklük filan unutsun onları hepten zaten.

Solcu, liboş tiplere bakalım önce bir. Şimdi bunların kafa bir yıkanmış Türk düşmanlığı ile. Artık nasıl yıkanmışsa adama/kadına batıyor Türki Devletlerin birleşmesi. Mesela AB adı altında Avrupa devletleri birleşebilir, Afrikadaki devletler birleşebilir hatta tüm Araplar birleşebilir mesela ve dahi Kürtler ama aynı kültürden gelen aynı dili konuşan Türkler birleşmesin. Neden amk? Ne gibi sakıncaları var bunun? Sana giren çıkan tam olarak nedir kardeşim? Derdin ne? Senin aslında bir derdin bile yok. Asıl mesele bu işte.

Diğer tip de tabi ki dinci. Bu aralar epey bir coştular. Türki Devletler siyasal islam virüsünden zarar görmemek için önlemler alıyorlar malum. Yeni moda siyasal dinci zırvası, efendim Sovyetler Birliği Türki devletleri asimile etmiş de ondan laikmiş o devletler. Bunların minik beynine göre devlet gibi tüzel bir şeyin illa dini filan olacak, o devlette herkes illa müslüman olacak ve hatta onun istediği gibi müslüman  yok bu şartlar gerçekleşmezse eğer beyimiz paşamız artık kimden yetki almışsa bir bir kelle alacak(hayır Kuran'ın yani islamın temel kaynağının cihat anlayışı bu selefi anlayışı ile alakasız kardeşim. İslam sana saldırmayana, seni yerinden yurdundan sürmeyene, senin dininden dolayı sana eziyet etmeyene saldır demez, o suni türban mağduriyetlerinin yaratılmasındaki temelde bu zaten. Senin dinini yaymaktaki asli aracın tebliğ). 

Türklükten bihaber bırakılan halkımızın çoğu okulda az çok tarih anlatılmış olsa dahi çok sallamadığından şunu bilmyor maalesef. Biz Türkler seküler insan tipini de laik devlet anlayışını da ne Rustan ne Fransızdan öğrendik. Bizim tarih boyunca kurduğumuz(Osmanlı bir Türk Devleti değildir) Türk gibi Türk devletlerinin hepsinde her insan istediği dinin mensubu olarak yaşadı. Bihassa Hazar Devleti'nde inanılmaz bir çeşitlilik vardır. Üstelik yönetimi Türk ve yahudidir. Ama halk Türk olsunlar olmasınlar tengricilikten hristiyanlığa her türlü dine mensuptu. Ha diyeceksin ki bunlar eski. Peki bugün git Uygur özerk bölgesine budist de müslüman da hatta yahudi de aynı mezarlığa gömülüyor? 

Bizde kişinin kendini tanrıya veya inandığı her ne ise ona nasıl kabul ettireceğinin yolu dayatılmaz. O bir yoldan ilerler sen başka bir yoldan. Kimin makbul olacağı da senin benim bileceğim iş değildir. 
Görüldüğü üzere işlerine geldi mi milliyetçiliği aşağılayıp kendilerinin ifadeleri ile ayaklar altına alanlar ama lazım olunca da arada bir gazlayıp sürekli fırıldak gibi dönen tiplerin bu millete dayattığı asıl şey Türklük bitti, Türkler fena, ümmet şahane, diğer tarfta enternasyonel sosyalizm tek tipçiliği müthiş ama Kürtler her şeyin üstünde müthiş mesela(?), siz unutun Türklüğü. Canım biz onu binlerce yıldır unutmamışız şimdi iki çomarın lafına kanıp da unutacak mıyız yani? Böyle bir had bilmez gerizekalılığın sebebi varlığı nedir acaba? İnsan gerçekten hayret ediyor.

17 Haziran 2017 Cumartesi

Kementle boğup boğaza atsanız da 1 ölüp 1000 diriliriz

Yok Nurgül iyi oynayamıyormuş yok bilmem neymiş deyü deyü Türk dizisi aşağılamalar efendime söylyim türlü sebeplerle bir beğenmemeler, izlemem ben onu demeler. Bugünlerde bize tarihin tekerrürünü kim hatırlatıyor böyle dev çakışlarla acaba? Sen hor görüyorsun ama o kelp izleyip izleyip köpürüyor. Ben de izleyip izleyip gülüyorum cehaletinde boğuluşuna. 



Birileri de Nef'i için der ki 4. Murat'ın dibinde geziyordu onunla alem yapıyordu bu ne perhiz ne lahana turşusu vs. Nef'i gördüğünü söyleyen halk ozanlardan. 2. Osman'ın katledilişi halkta (ki bunların ekserisi Türk olan halk oluyor) büyük tepki uyandırmıştı, senelerce de isyanlar sürdü.

2. Osman'ın yaşı çok küçüktü, artık lalası mı kafasını yıkar yoksa kendi kendine mi varmıştır bazı çıkarımlara bilinmez Osman öze dönmek isteyen bir padişahtır. Devletin siyasi ve askeri kanadını devşirmelerden kurtarmak, devlet anlayışını Türk devlet anlayışı eksenine çekmek ister. Türk bir kadınla evlenir vs. Ha bunlar siyasi bir takım komplolardır odur budur bilinmez ama neticede 2. Osman hiçbir padişahın katledilmediği şekilde ibret-i alem olsun diye aşağılanarak katledilir. Ondan sonra da hiçbir padişah Türklükten bahsetmez zaten.

Nef'i bu trajik vakayı deyişlerinde dile getirir. 4. Murat'ın 2. Osman'ın katledilişine bozulması malumdur ama onun derdi Türklük davası değil bir padişahın bu şekilde aşağılanarak katledilemeyeceği meselesidir. Velhasıl Nef'i 2.Osman'a desteğinden ötürü biraz da alemci olması ve alemleri de dili kıvrak insanlar şenlendireceğinden 4. Murat'ın meclislerine davet edilir. Aslında bir nevi meze olur yani.

Evet 4. Murat yobaz işler yapan ama aslında o işleri otoritesini sağlamlaştırmak için yapan özde alemcinin önde gideni bayrak sallayanı bir psikopat kişidir(ne kadar tanıdık). Nef'i de bu gitgide bozulan hastalıklı kişiyi sonunun ne olacağını bile bile hicveder sıklıkla.

Türklük davası yani Türklüğün muhafazası davası dünün meselesi değil yüzyılların meselesi. Solcusu liboşu çakma milliyetçisi dincisi ise bugünün figüranları. Dün de başka figüranlar Türk düşmanlarına hizmet etmekten başka bir şey yapmadıkları halde kendilerini bir nane sandılar. Ha çok mu matahız da ondan mı muhafaza ediyoruz Türklüğü? Evet matahız kardeşim. Kusura bakmayın ezikliklerinize müsamaha gösterdikçe azıtıyorsunuz gitgide, ondan artık gerçekleri yumuşatmak filan hepimize zarar artık.

Türkün tek bir pusulası vardır adalet. İşte herkese lazım olan da güya adalet isteyip adaleti bir türlü kavrayamayan yahut içselleştiremeyen kültürlerin, benliklerin abuklamaları değil bizzat bu kavramı iş edinmişlerin bakış açısı. O yüzden Türklük sadece Türklere değil herkese lazım bir şey. https://tr.wikipedia.org/wiki/Nef%27i


15 Haziran 2017 Perşembe

Veda

Merhaba,
Siz de mi
Yaşamaya mecbur kalanlardansınız?
Güneşi önce hayranlıktan
Sonra mecbeiyetten sevenler
Günleri sayarsın
Sonra saymazsın

Tüm güzel kokular
En saklı sinelerde
Barut ve kan ise
Her yerde

Aldandık tabi
Hayaller onlar bunlar
İlk emir "sev"
Son emir "öl"
Olamadıysa

Ne çok hikaye
Ne az mutlu son
Azaldı hikayler
             böylelikle

Beni görsen tanırsın
Hemen tanırsın
Her bakışta azalan
Hep ilk kaçan
Hiç gereği yok ama
Tanırsın

Bazı şeyler söylemekle
                     anlaşılmaz
Ben anladım

Bazı şeyler tükenmekle
                     bitmez
Ben bittim

Elveda güzel güneş
Sen  hala çok güzelsin

12 Haziran 2017 Pazartesi

Israrla Vatan Haini Bir Nedir Çözemeyenler Var Hala?

Bu ne tarihten ne sosyolojiden ne bilgi ne akıl namına hiçbir şeyden zerre nasiplenmemiş lafları dangalak kürtçüler, solcular ve liboşlardan uzun yıllar dinledik. Bunların bir kısmı satılık vatan haini görevli tipler olduklarından ne kadar mal ergen varsa avladılar. Şimdilerde işleri kesat gidiyor e kime kaldı bu lafları söylemek? Kürtçülere hatta dinci yobazlara bilmem ne... 

Hala arada zırtlayan solcu liboş var diye şaşıranlar var. Satılık vatan haini bir nedir onu anlayalım artık. Yok efendim bizden olmayana düşmanmışız da bu tip tartışmalar, farklı görüşler olabilirmiş de. Farklılıkla görüş alışverişi yaparsın ve birlikte daha iyi daha güzel ne onu ararsın. Bunlar düz bildiğin bak dümdüz satılık vatan haini. Bunlara statü veriyorlar, ellerine para veriyorlar, zaten de ekserisi sorunlu saçma sapan salak tipler işte böyle zırtlık yapıyorlar. Hiçbir derinliği, hiçbir altyapısı olmayan tamamen hayal ürünü havada asılı boş laflarla boş yahut körpe beyinleri maskaraya çeviriyorlar. Hele ki ergenleri kafalamaları sadece 5 dakikalarını alıyor. Çünkü kendileri de sonsuz ergenlikle lanetlenmişler. Frekansa hakimiyetleri oradan.

10 Haziran 2017 Cumartesi

Gıda Mevzuları(Bu Kadar İnsanı Ya Nasıl Besleyeceklerdi Diyenlere Bir Çakış)

İnsanları sömürmenin bir yolu varsa dolandırıcılar o mevzuyu hemen ele alır bu bir gerçek. Gıda gibi insan için son derece temel bir gereksinim konusunda da iki tip dolandırıcı ile karşı karşıyayız. 

Birincisi insanları çiftlik hayvanı gibi görüp besleyici olmasından çok dayanıklı ve çok verim alınan gıda üretim şekillerine yönelip(üstelik bunlar doyurmuyor hatta yedikçe acıktırıyor hatta(Bkz: glisemik endeks)) insan sağlığını hiç de öyle gözetmeyen(e zaten sağlık sektörü de devcileyin bir sömürü aracı), günü kurtarmaya, yüksek rant elde etmeye bakan çakallar. Bir de bu durumun dile getirilmesi ile insanların hak arayışına girmesi akabinde talebi görüp bu talebi doya doya sömüren çakallar. 

Şimdi ikinci tip çakallar inanın diğerlerine göre çok daha küçük hedefleri olan çakallar o yüzden bu çakallara bakıp da asıl çakalın ağababası olanlardan yana olmak onlar terörist hayır diyor siz de evet deyin o zaman kafası ile pek benzeş. 

Evet doğada her şey evrim geçiriyor. Ama bunun bir dengesi var. Yani eş zamanlı olmasa da aynı zaman dilimine yakın zamanlarda insan biyolojisi ve besin biyolojisi evriliyor. Böyle insan bünyesinin tanımadığı yahut henüz uyumlanmadığı acaip acaip evrim geçirtilmiş şeyleri dan dan dayarsan o bir sıkıntı alanı. Ayriyeten üretilen ürünler üretici için tamamen kolay stoklanabilinen, dayanıklı vs. kriterlerine göre üretiliyor. Bunlardaki besleyicilik oranları belli. Bunların çalışmaları yapılmış gayet bilimsel. 50 yıl önce yediğin şeyle şu an yediğin şey besleyicilik açısından bambaşka noktalarda. 

Deniyor ki nüfus artıyor ya napalım? Bunlar topyekün politikalarla halledilecek şeyler. E dünyada devletler var politikacılar var ama kimse de nüfusu planlayalım demiyor. Herkes 5 doğur 10 doğur benim devletim sonsuza dek yaşasın, asker lazım, tüketici lazım o lazım bu lazım kafalarda. 

Glisemik indeksi gözetmeden yapılan beslenme de öküz gibi yiyen ama bir türlü doyamayan(kan şekeri seviyesi saçma sapan çünkü) obez toplumlar yaratıyor. 

Bu aşırı rant düşkünü ve hiçbir sağlık kriterini gözetmeden tüketim manyağı insanlar üreten sistemi de savunmayıverin bir zahmet. Hele ki bizim gibi ülkelerde tarım ilacı falan filan derken derken evet insanlar sağlıksız besleniyor, modern tarım anlayışı çok faydalı özellikler barındırmakla birlikte çok hunharca, etik olmadan kullanılıyor. 

İnsan normalde günde 2 avuç bulgurla bile günlük enerjisini karşılayabilirken bir türlü doymaz, yer yer ama gıdasını düzgün alamaz, sağlığı bozulur bir çiftlik hayvanına dönüyor. O yüzden mesela doğadaki ördek 20 yıl yaşıyor ama senin kapalı bir alana tıktığın, antibiyotiği dayadığın, türlü işlemlerden geçirip kullandığın yemle beslenen ördek 2. yılını göremiyor. İnsanların hali de aynı bu şekildedir. Her şey güzel hem de süper demenin alemi yok. 

Her şey berbat ve böyl giderse daha da berbat olacak. Az yiyin düzgün şeyler yiyin. (Ha bu arada ben de leş leş beslenen biriyim, söylediklerimi yapıyorum diye demiyorum, ideal olma olasılığı yüksek ihtimallerden bahsediyorum).