<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966</id><updated>2012-01-31T11:19:11.745+02:00</updated><category term='oyunlar'/><category term='kimler neler yapmış'/><category term='şiirimsiler'/><category term='çiziktirmeler'/><category term='reklamlar'/><category term='müzik'/><category term='politika'/><category term='tanışlar'/><category term='hmmm'/><category term='sinema'/><category term='hikayemsiler'/><title type='text'>Spiritus Libertatis Dımtıs Dımtıs</title><subtitle type='html'>Yunus Gibin...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>145</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-3121944961028783930</id><published>2011-01-08T01:43:00.003+02:00</published><updated>2011-01-08T01:45:28.218+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>insan denizi</title><content type='html'>Kalabalık. Gerçekten çok kalabalık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu denizde yüzmeyi bilmeyen çok. Flikaları bir tuvalet ya da dip köşe herhangi bir yer. Ama deniz uçsuz bucaksız. Belli ki okyanus.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boğuluyorum insan denizi. Anlıyor musun?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-3121944961028783930?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/3121944961028783930/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=3121944961028783930&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/3121944961028783930'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/3121944961028783930'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2011/01/insan-denizi.html' title='insan denizi'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-4846208859142664200</id><published>2010-10-31T21:33:00.002+02:00</published><updated>2010-10-31T21:41:07.463+02:00</updated><title type='text'>üç hak</title><content type='html'>bir tepsinin içinde sunulmuyor elbet. ilkini kafana attılar. ikincisinde onunla ne yapacağını bilemedin. üçüncü içinse yeterince zamanın kalmamıştı. kimsenin yeterince zamanı olamazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zamanla zar atmayı öğrendin. olmadı mı zara kızdın en azından. kendine kızmak için bir sebep de yok zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zihnin bulandı. önce sayılar anlamsızlaştı, sonra isimler, en son günler. artık ayın kaçında kiminle hangi gün buluşabilirsin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her seferinde bu sefer çok hazırım dedin. litrelerce kahve tükettin. tonlarca nikotin. daha donanımlı olamazdın. şaşırmadığın sürprizlerle dolu geldiler. saat 3 ve yarım. herkes gibi olma hakkın var artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yere bir şey mi döküldü? üzerine sen de bir şeyler dök. alev mi aldı bir kağıt parçası? üzerine ansiklopedi at. emin ol zaman hızlanacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi sana söyleyeceklerimi dikkatli dinle. bir daha burada olmayacağım. ya sonsuza dek sus ya da yaşa!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-4846208859142664200?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/4846208859142664200/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=4846208859142664200&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/4846208859142664200'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/4846208859142664200'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2010/10/uc-hak.html' title='üç hak'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-1176105262122319574</id><published>2010-10-27T21:18:00.003+03:00</published><updated>2010-10-27T21:40:26.593+03:00</updated><title type='text'>bugün günü</title><content type='html'>gri parlak kaplamalı meşe sehpanın keskin köşesinden bir şeyler damlıyor gibiydi. merdivenlerden inip inmemekte kararsız kaldı. bir kaç adım sonrası her şey daha kolay göründü. özellikle böğürtlenleri ve çilek reçelini düşündüğü kısımlar keyifliydi. neye hevesi olduğunu unutup damlalara odaklandı. "bir damla, bir damla daha sonrasında kocaman bir gol". işte güldüren ama bir şey ifade etmesi güç bir hatıra daha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;damlayan kan değildi. su değildi. limonata değildi. en kötüsü çilek reçeli de değildi. parmağını keskin uca sertçe vurdu. evet damlayan kandı. yanılmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tavandaki parlak taşlarla süslü ahtapot şeklindeki avizeye baktı. yeşil ve büyükçe bir taşı gözüne kestirdi. "hey burda bir şeyler damlıyor. mutfaktan bez getir"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;güneş batmak üzereydi. sessizlik sessizliği çağırdı. güçlü bir rüzgar esiyordu. kimsenin saçları kıpırdamadı yerinden. ama herkes üşüyordu. usulca en yakındaki üşüyen adama sokuldu. adam yaşlıydı. tükenmiş gibiydi. hala üşüyebiliyordu. ondan bir şeyler ödünç isteyecekti. hatıra olsun, belki de hatırlatma. adam kapalı avucunu ona doğru uzattı. ne istediğini bilmediği için korktuk. artık mutfağa gitme zamanı gelmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mutfak gürültülü. çaydanlıkta saklanan fareleri görmezden gelmek gerekiyor. üstelik unlar ekmek olacak, peynirler dilimlenecek, fayanslarsa hiç güzel değil. onları da gümüş rengi ve parlak şeylerle kaplamalı. her şey gri olmalı. parlak olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok yoruldu. özellikle ayakları uyumalıydı ama sol elinin bir şeyler yapması gerekiyordu. onun canı sıkkındı. duvarda asılı duran büyük et bıçağını aldı. elini kesip özgürleştirdi. artık uyuyabilirdi. hemen oraya uzandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;böğürtlenler ve çilek reçelleri gerçekten çok güzeldi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-1176105262122319574?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/1176105262122319574/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=1176105262122319574&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/1176105262122319574'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/1176105262122319574'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2010/10/bugun-gunu.html' title='bugün günü'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-3422195637590339768</id><published>2010-10-27T20:56:00.002+03:00</published><updated>2010-10-27T21:07:42.085+03:00</updated><title type='text'>devamı yarın</title><content type='html'>küçülük daha önceden küçülmüş demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çekmiştir yahut çekelenmiştir. bir aşınma vardır. bazen de ödemle genleşir. süner sonra.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;küçülük bir andır ya da anı. örselenmiştir ya da kütleştirilmiş. biraz acıdır hikayesi. özellikle dinleyen olmayınca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;küçülük gezintiye çıkar bazen. bir tanıdık arar uğrayacak. her yer otobüsle tek duraktır. küçülüğü yol tutar. iner 50 metre sonra.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;küçülük koşmak ister. atlamak değil. uçmak değil. adım adım hissedecek. her bir gram ağırlığı yeri yerinden oynatacak. küçülük bir adidas ayakkabı ile a ve b noktası arasında gidebileceği yer kadar gider. durmak dağ ise koşmak kraterdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birden durdu. eşit olmayan iki parça çarpıştı. küçülmeden önce ve sonra karşılaşmıştı. tek bir göz kaç değişik rengi kaldırabilirdi. yan doğuya kaçan bir yugoslav jimnastikçi kadar esnedi evren. sonra gerildi gerildi. yağmur ondan yağmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;küçülük işler yolunda giderken azla yetinendi. işler zorlaştıkça dünyayı fethederdi. dünya artık bir kilo domates. atsan atılmaz ama yemesen de olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kötücül planlarla yaklaşma küçülüğe. huyludur. alerjik astmdır da biraz. küçülük sorunlarını kendi gözünde değil başkalarının götünde büyütür. ona karışma. canını sıkma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaç tane küçülük gördün ömrü hayatında? kaçıydın onların? kaçtın mı? dur kaçma...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-3422195637590339768?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/3422195637590339768/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=3422195637590339768&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/3422195637590339768'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/3422195637590339768'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2010/10/devam-yarn.html' title='devamı yarın'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-5862284711683184970</id><published>2010-08-01T23:59:00.001+03:00</published><updated>2010-08-02T00:01:21.088+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hikayemsiler'/><title type='text'>Maria ölmüş</title><content type='html'>Maria ölmüş diyorlar. Beklemiyormuş böyle biteceğini.Hazmedemediği bir küçük tokatı anımsamış gitmeden. Hatta yanında götürmüş o tokadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maria ölmüş diyorlar. Çiğnemeden yutmuş hayatı, öğütmeden kusmuş.Kısaltmış saçlarının her bir telini. Sonra tenine yapıştırmış onları. Böylece görünmez olmuş. Dokunulmaz olmuş. Kaybolmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maria ölmüş diyorlar. Bir cadıyla ters düşmüş.Renklerden konuşuyorlarmış. Sonra Maria durup dururken cadıya "Sen yalancısın üstelik kötüsün" demiş. Cadı lanetlemiş bunu. "Konuşsun ama kimse duymasın, ağlasın ama gözyaşları akmasın, anlasın ama hemen unutsun" yazmış bir çaputa asmış bir caminin avlusundaki ağaca. Maria yorulmuş ve hemen orada ölmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maria ölmüş diyorlar. Bahçesinde domates yetiştirecekti. Kuşları çiftleştirip şarkı söyleyecekti. Yazık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maria ölmüş diyorlar. Oysa demin gördüm ben onu. Pembe rujundan ve kırmızı ojelerinden tanıdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maria ölmüş diyorlar. Bence yalan söylüyorlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-5862284711683184970?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/5862284711683184970/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=5862284711683184970&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/5862284711683184970'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/5862284711683184970'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2010/08/maria-olmus.html' title='Maria ölmüş'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-2645509860032542361</id><published>2010-05-16T00:26:00.002+03:00</published><updated>2010-05-16T00:34:35.339+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiirimsiler'/><title type='text'>öfke konulu şiir</title><content type='html'>Ne kadar küçük ve ölüsün&lt;br /&gt;Allah razı olsun diye hiç eğlenmeyin he mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seninle üçüncü sayfada aynı cümlede olsak&lt;br /&gt;Konusuz aşk hikayelerinde kaybolsak&lt;br /&gt;Yalvarmayacağını bilsem rendelerdim seni&lt;br /&gt;Biliyorum ki korkarsın, kusturursun beni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeus senin ananı da becerseydi&lt;br /&gt;Oduncu babana bakar hayıflanırdın&lt;br /&gt;Bu kadarcık olman suçun değil&lt;br /&gt;Ama bendeki beslenme de midesizlik değil&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öfkelisin dediler kız vermediler&lt;br /&gt;Çalışıyor belediyede tüm çöpçüler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-2645509860032542361?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/2645509860032542361/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=2645509860032542361&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/2645509860032542361'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/2645509860032542361'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2010/05/ofke-konulu-siir.html' title='öfke konulu şiir'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-567627363885544901</id><published>2010-01-23T19:28:00.007+02:00</published><updated>2010-01-27T23:52:42.531+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>La dolce vita</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/S1syXpMbcoI/AAAAAAAAAMQ/DAflkD1z0Kg/s1600-h/la-dolce-vita-anita-l.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5429989157501629058" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 214px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/S1syXpMbcoI/AAAAAAAAAMQ/DAflkD1z0Kg/s320/la-dolce-vita-anita-l.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; İtalyan sinemasında hayatla ilgili iki güzel film vardır. Biri Benigni'nin "La vita e bella"'sı diğeri Fellini'nin "La dolce vita"sı. Biri hayatın her zorluğa rağmen güzel olduğunu anlatır diğeri neyi seçersen seç hayatın seni savurup atmasını. Biz bugün ikinci hikayeyle ilgileneceğiz biraz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anita Ekberg duvardaki pin up girl'in fırlayıp üzerinize üzerinize gelmesi gibi bir role sahip bu filmde. Öyle bir güzellik anlayışının simgesi ki bu gün bile hala, -her şeyin büyüğünü seven- amerikalılar güzellik yarışmalarına bu hanımın benzerlerini yollamakta. Sarışın, uzun saçlı, büyük memeli böyle at gibi hatunlar. Bu kadın her şeyiyle dişi bir kadın. Ne kadar Ghost'taki kısa saçlı haliyle Demi Moore'a hasta olursanız olun bu kadına hayır diyebiliyorsanız açık ve net bir biçimde ibnesel eğilimler gösteriyorsunuz demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anita yaklaşık 180 dakika süren filmde öyle çok da görünmüyor. Bana sorarsanız filmde akılda kalıcı sahnelerde obje olmuş olsa da filme damgasını vurmuşluğu da yok. Ama mesele bu değil zaten. Simgelemesi gerekenin hakkını veren bir vücuda sahip. Önemli olan da bu. O yüzden Anita ile burada vedalaşıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Filmin ana karakterini Marcello Mastroianni canlandırıyor ki burası önemli. Adam yakışıklı ama bir kusuru var berbat bir oyuncu ama yakşıklı. Bu role cuk oturmuş. Şaşkın, ayyaş, hayatıyla ne yapacağını bilmeyen ama şansını sonuna kadar deneyen başarısız survivor adayı. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Filmin içinde bu karakterle yolculuk yapıyoruz. Bu karakterden çokça var gerçek hayatta ama hepsi onun kadar seçeneğe sahip değil. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Film çok uzun ama anlatacak çok şeyi var ve yönetmen doğaçlama seviyor. Yine de gereksiz tek bir kareye denk gelmedim. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Konunun, bilhassa 60'lı yıllarda dejenerasyonun yeraltından çıkarılıp beyaz perdeye alenen yansıtılması, medyanın halkın sosyal hayatında yarattığı erezyon(ki film bunu halk istiyor der)gibi yönlerden dolayı çok önemli bir yeri var. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Maskülen bir film ama aslında kadın-erkek pek çok insanın yaşadığı arafta kalma halini, o sıkıntıyı çok güzel veriyor.Her şeyi isteyip hiçbir şey alamama ve karar vermek zorunda kalma.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aslında her ne yaparsak yapalım çırpındıkça daha da batıyoruz. O yüzden serbest salınıma kendini vermek, bazı şeyleri akışına bırakmak ve derenin yatağını bulmasını ümit etmekten başka pek bir çaremiz yok.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bütün o yaşanan saçmalıklar yani elele uyuyacak kadar huzuru yakalamışken ağzına tıkalanan yumurta ile neye uğradığını şaşırmak, tapmaya hazır olduğunu sandığın bir kadınla karşılaşman ama kadının sevgilisinin kadını siklememesi, bir yandan aslında hem evlilik hem de çılgın bir hayat vaadeden bir kadınlayken naif duygular içersinde salak konumuna düşmen, her şeyi ile mükemmel bir hayata sahip olduğunu sandığın arkadaşının çocuklarını öldürüp intihar etmesi vs. açmazlar, çıkmazlar, ikilemler, içiçe geçmiş ama uyumsuz bütünlükümsüler tek kelimeyle iç daraltıcı. Bunların altını çizmek, bunlara odaklanmak bu irrasyonel hayatı onurlandırmaktan başka bir şey değil. Bu hayatla ne yapacağımızı şaşırmış azınlık olarak(çünkü gayet bilinçli bir tüketici kitle var ki sayıları milyarları aşmış) yapabileceğimiz tek şey kendimizi serbest bırakıp suyun yüzeyine çıkmayı beklemek. Sabrı olanın sonu selamet olsun.&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-567627363885544901?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/567627363885544901/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=567627363885544901&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/567627363885544901'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/567627363885544901'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2010/01/la-dolce-vita.html' title='La dolce vita'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/S1syXpMbcoI/AAAAAAAAAMQ/DAflkD1z0Kg/s72-c/la-dolce-vita-anita-l.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-1134412124306539849</id><published>2010-01-17T17:19:00.005+02:00</published><updated>2010-01-17T18:05:13.409+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>konsere rağmen yağmur yağdı</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/S1MrQUWMgQI/AAAAAAAAAMI/0ZXr8PETqBE/s1600-h/japan.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5427729535251284226" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 240px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/S1MrQUWMgQI/AAAAAAAAAMI/0ZXr8PETqBE/s320/japan.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir yerde şaşırmamaya başlarsan orda kendini terkettin demektir. Ve ilk unuttuğun da o yer olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tırnaklarındaki et parçalarını temizlerken akşam yemeğinde ne yiyeceğini düşünen insanlar var. Artık hiçbir şeyi tasnif etmiyorlar. Sıraladıkları sadece DVD'leri. Hatta artık onlar bile yok. Nasılsa her şey internette var. Sınırsızca indir, sınırsızca küçül, sınırsızca dur orda. Dosyaları sıralamana da gerek yok. Nasılsa izlemeyeceksin. Her şeyi öğrendin ve her şeyi mahvettin. Tüm trenler kaçtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rakamlar üstüne üstüne geliyor. Yaşın şu, buna bilmemkaç sene var, saat bilmemkaçta bilmem nerede olacaksın, oha 110 kilo olmuşsun. Çok fazla sayı. Ve çok fazla ihtimal var. Rakamlar senin de üzerine geliyor. Neyse ki "0"'ı da buldular. Artık kocaman bir "sıfır" olabilirsin. Bütün sayılarla çarpılabilirsin. Her şeyi daha kolay mahvedebilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitki yetiştirme kursuna yazdıracağım seni. Günlerce bir yaprağın başında bekleyeceksin. Işık hakkında nem hakkında düşüneceksin uzun uzun. Sonra o yaprak sen, sen o yaprak olacak. Küseceksin ve bir daha çiçek açmayacaksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kötüyüm" demek için yeterince kötü hissetmedin. Yeterince kötü hissedeceksin. Bir tren daha kaçmayacak korkma. Derdim sen değil saatler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günler günleri kovaladı. Hiçbir şey değişmedi. Hiç "keşke" diyecek bir şeyi pas geçmedin.  Öyle olsa hatırlar mıydın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de bu yol seni ne güzel yerlere götürecek di mi? Uzun bir yol ama düz. Nefes alamıyorsun ama güneş parlıyor. Hiç insan yok ama karıncalar çok çalışkan. Kuşlar çok gürültücü ama nasıl olsa sağırsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pert olmuşsun ama biraz fesleğen katarız sana. Yanına da bir kadeh şarap. İdare ederiz yani seni. Kimleri idare etmedik üzülme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşık Veysel sazını çalsa da, benim burnumda bir direk daha sarsılsa da, omurilik sıvımı paketleyip et suyu diye satsalar da, galatasaray bir on yıl daha kadıköyde feneri yenemese de, artık bankalar da dahil hiç kimseden mektup alamasam da ve hatta ben aslında komadaysam, tüm bunlar da kabus, benim bir inadım var. Yani benim bir nedenim var. Yeterince Şebnem Ferah dinledim anlıyor musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi biraz daha hazır gibisin. Belki ütüyle tost yapabilirsin artık. Kim bilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmediğim bir dilde konuşmana rağmen seni anlıyorum. Sade değil basit olduğundan. Sen beni anla diye de zaman zaman basitleşiyorum. Paryaların da bir şansa ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu soruyu herkes bir kere sormalı? Seçimlerimiz bizi biz yapıyor, bizi kim seçiyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben seni seçtim. O kadar çok kere seçtim ki. Kaçınıza kısmet olur bu yazıyı okumak bilemedim. Yine de şansımı denedim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-1134412124306539849?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/1134412124306539849/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=1134412124306539849&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/1134412124306539849'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/1134412124306539849'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2010/01/konsere-ragmen-yagmur-yagd.html' title='konsere rağmen yağmur yağdı'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/S1MrQUWMgQI/AAAAAAAAAMI/0ZXr8PETqBE/s72-c/japan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-4563253112616229871</id><published>2009-11-24T22:12:00.008+02:00</published><updated>2009-11-24T23:05:07.196+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>Les Climats</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/Sww-5c6XynI/AAAAAAAAAMA/Wkopg9WTONI/s1600/clim.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407766409299610226" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 240px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/Sww-5c6XynI/AAAAAAAAAMA/Wkopg9WTONI/s320/clim.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Bir insanın kendine edeceği başat kötülüklerden biri fransız filmlerini bilhassa Nuri Bilge Ceylan yapımlarını sevmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Nuri Bey'in sinemasının tek güzel yanı film devam ederken mutfaktan bir şeyler almaya gidebilmek ve hatta bulaşığı yıkayıp dönebilmek. Nuri hiçbir şey kaçırmadığınızın garantisini veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bu kısa ama derin yönetmen eleştirisinden sonra gelelim "iklimler"'e.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Efenim iklim dediğin bir nedir? Gelir geçer ve yine gelir bir merettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İnsan ilişkilerindeki bu sebepli-sebepsiz, gel-git'ler ile ilgili güzel bir anlatı bu film.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; "Issız adam"da anlatılmak istenen ama retro-porno arasında sıkışıp eriyen mevzu da buna benzerdi sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bu filmde kararında bir ruh daralması ve istikrarlı bir umutsuzluğu yakalamak çok mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Hazır konu açılmışken insan ilişkileri, bilhassa kadın-erkek ilişkisi hakkında biraz daha atma fırsatını kaçırmayacağım elbet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Filmin başında kadını anlaşılmaz, histerik ve itici bulduk/bulacağız değil mi? Çünkü kadınlar hep böyle anlaşılmaz, detaycı, hasta ruhlardır. Neyseki bunun böyle olmadığını, aslında çou zaman erkeklerin kadınları delirttiğini anlatan filmler mevcut. Bu film böyle bir film demiyorum. Bu film sorular soran, yanıtlar vermeyen felsefi filmlerden biri. Ama kadın da erkek de zor. İnsan zor belli ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film ilerledikçe anlıyoruz ki asıl arıza ne istediğini bilmeyen, belki de aslında hiçbir şey istemeyen çünkü evet ne istediğini bilmeyen İsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmle ilgi en güzel sahne bence Bahar'ın sahilde uykuya daldığı ve İsa'nın onu önce öptüğünü, sonra kumlara gömdüğünü sonra da kumları kafasına döküp boğmaya çalıştığını gördüğü sahne idi. Bu bir insanı sevmek ama ona güvenmemekle yaşanan korku ve ruh daralmasını çok güçlü ifade eden bir resimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha pek çok resim arda arda geldi. İsa'nın detaylardaki şeytanlıkları, Bahar'ın sürekli saklamaya çalıştığı zayıflıkları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ikisi de birer çocuk olan iki yetişkinin oyun oynarken birbirlerinin gözünü çıkarma noktasına gelişleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dediğim gibi film cevap vermiyor, ama sorduğu sorular da yeni değil. Yine de mutfağa giderken 'pause'a tıklamamak elde değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkürler Nuri Bilge Ceylan. Memleketi ve onun insanını en güzel fotoğraflayan insan.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-4563253112616229871?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/4563253112616229871/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=4563253112616229871&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/4563253112616229871'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/4563253112616229871'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2009/11/les-climats.html' title='Les Climats'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/Sww-5c6XynI/AAAAAAAAAMA/Wkopg9WTONI/s72-c/clim.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-7332765406393456617</id><published>2009-10-05T20:28:00.004+03:00</published><updated>2009-10-05T20:54:08.363+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Mutsuz</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/Ssot6T2absI/AAAAAAAAAL4/gO66IFMegcc/s1600-h/Diego_Velasquez,_Aesop.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5389170383886380738" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 161px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/Ssot6T2absI/AAAAAAAAAL4/gO66IFMegcc/s320/Diego_Velasquez,_Aesop.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;                                                                 Diego Velázquez, Ezop&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Öyle mutsuzdu ki, o gün sanki ölümünün birinci yıldönümüydü ve buna sevinemeyecek kadar yorgundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Kusmak istediği ama kusamadığı her şeyi yuttu. Yuttu. Ta ki göz çukurları, avurtları ya da ayaları arasında fark kalmayana kadar. Bedensiz ve soluksuz. Küçücük kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Küçük, korumasız ve korkak biri olarak kapıdan çıktı. Yine de kapıyı kapattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Esnaf tozlar kalkmasın diye dükkanların önünü suluyordu. Yaz güneşi istenmediğinde tam bir baş ağrısı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bir kedi kaldırımda, fütursuzca uzanmış, ara ara geriniyor. Bir kedi kendi dünyasını çoktan kurmuş, hayatı umursamıyor. Kedinin yanına uzandı. Aynı gökyüzüne aynı açıdan baktı. Hala küçük ve korkaktı. Kediyle vedalaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Her zaman kullandığı ara sokaklara daldı. Ara sokaklardaki metruk binalar onu bekler gibiydi. Onlar tam da onun yuvasıydı. Oysa gitmesi gereken bir yer vardı. Asfalta yapışıp, karışmak istedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bir kapı, bir başka kapı daha, uzun ve kısa koridorlar hepsinden tek tek geçti. Bütün bu yolculuk ne içindi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Yoruldu, daha da yoruldu, çok yoruldu. Soylu bir uğraşı olsun istedi bir an. Sonra yine yoruldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; O mutsuzdu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-7332765406393456617?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/7332765406393456617/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=7332765406393456617&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/7332765406393456617'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/7332765406393456617'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2009/10/mutsuz.html' title='Mutsuz'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/Ssot6T2absI/AAAAAAAAAL4/gO66IFMegcc/s72-c/Diego_Velasquez,_Aesop.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-3283752983767828140</id><published>2009-09-06T12:47:00.004+03:00</published><updated>2009-09-06T13:05:30.730+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Küçük şeyler</title><content type='html'>-Yapabilir misin?&lt;br /&gt;-Yaparım ama insanlığın buna hazır olduğunu sanmıyorum.&lt;br /&gt;-Sadece bir konserve kutusu?&lt;br /&gt;-Cevabını bildiğin sorular sorma o zaman!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşmak için konuştuğunu sandığında, aslında konuşmak istemeyen ama konuşacak çok şeyi olanlardansanız buyurun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İkircikli kadar itici bir kelimeyi keşfederken ne geçiyordu aklından?" İşte sormak istediğim sorulardan biri bu mesela.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Upuzun ve sonu hiçbir yere varmayan koridorlarda yürüyoruz. Sonsuza dek sürecek sanıp ilk dönemeçte boşluğa düşüyoruz.Düşünüp de düşmeyene rastlamadım. Düşeceğini bile göre düşünmeyi anlamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Karısı namünasip bir sergüzeşte duhul olmuş..&lt;br /&gt;-Nolmuş?&lt;br /&gt;-Karı orospuymuş, önlü arkalı vurduruomuş ona buna&lt;br /&gt;-Hadi ya&lt;br /&gt;-Üzülme lan teli var bende&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En ufak bir fırsatta bütün senaryolar doğaçlamaya dönüşebiliyor. Doğallaşacağız diye ortalık bokla sıçıp sıvanabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan söylemeye gerek kalmayacak kadar güzelleşemiyoruz. Güzelleşememe sorunumuz var insanlıkçanak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kötü bir koku alıyorum&lt;br /&gt;-Öldün mü?&lt;br /&gt;-Belki sen ölmüşsündür?&lt;br /&gt;-Ben bu gün pastırma yedim, ölsem daha bi pastırma kokardım&lt;br /&gt;-Ben de yedim ya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen birlikte yaşanan şeyleri tek yaşamış gibi hissetmemiz bizim yalnızlığımız arkadaşım. Sonra dönüp "Ama o da beni böyle böyle hissettirdi" demenin bir anlamı yok. Kimse senin içindeki hissi alıp yoğuramaz. Hamur da, maya da, el de sende.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-3283752983767828140?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/3283752983767828140/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=3283752983767828140&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/3283752983767828140'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/3283752983767828140'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2009/09/kucuk-seyler.html' title='Küçük şeyler'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-7744557635782428856</id><published>2009-07-13T19:01:00.004+03:00</published><updated>2009-07-14T21:55:25.295+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hikayemsiler'/><title type='text'>üçüncü sayfa ölüsü</title><content type='html'>Büyük büyük laflar eden küçük adamların gölgesinde saklandım. Egeden karadenize akan su kadar olamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşit ve hızlı adımlarla gidiyorum derken hep kendime yakın kaldım. Bana bunun yanlış olduğunu söylediler. Kandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazacak bir şey yok diye günlük bile almadım. Kimsenin günlüğünde adımın geçtiğini de sanmıyorum. Hepinizden özür diliyorum. Vaktinizi çaldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen kuşlara yem atmak için cami avlusuna gittiğim olurdu. Bana aşktan bahsederlerdi. Hiç şahit olmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar önce aldığım güzel bir ceket daha ilk günden kaybolmuştu. Dilim söylemeye varmıyor ama sanırım çalınmıştı. Artık o kadar da üzülmüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annemin bana bahsettiği geçmiş geleceğim de çok geride kaldı. Pek anlattığı gibi olmadı ama yine de güzel çorba yapardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazartesi pazar gibi boş geçecekti. Salının da pazartesinden farkı olmayacaktı. Belki bir kupon yapardım. Belki bir at da benim için koşardı. Ama sanmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok güzel bir şarkı duymuştum. Anlamadığım bir dilde. Sanırım ingilizce. Piyano vardı, hisli bir şeyler anlatıyordu. Keşke anlayabilseydim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söylemek istediklerimin çoğunu söyleyemedim. Genellikle dinlemediler, nadiren de anlamadılar. Olsun her şeyi aklımda tuttum. Hiç unutmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umutlandığım günler de oldu. Nerden geldiğini anlamadığım bir enerji içimi kapladı, herşey birden değişecek sandım. Sonra yağmur yağdı. Yine çamur, yine bulanıklık. Kirlendim. Yoruldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asla yalan söylemedim. Kimse de lütfedip bana yalan söylemedi. Oysa kandırılmaya çok hazırdım. Karanlıkta korkan her çocuk gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz çay içmeyi özlerim diye düşünüyorum. Bir de kuşları. Tütünü bırakalı 5 yıl oldu. Yoksa onu da özlerdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün aklımdan geçenleri unutmak istedim. Bu gün yağmurdan kaçmaya karar verdim. Bu gün ben de aşk şarkıları söyleyen kuşlar gibi ürkek ve arsızım. Yine de cesur bile sayılırım. Gerçi utandım da. Ayakkabımın teki kaybolmuş, biraz da çirkin gözüküyorum hatta belki korkunç. Neyse zaten öyle güzel de biri değildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni bulan yaşlı kadın çok korktu. Neredeyse kalp krizi geçirecekti. Kendini sokak kedileriyle avutan, birazcık daha yaşamak için günde 3 kutu hap içen birine bunu yapmamalıydım, biliyorum. Bildiğim ne kadar çok şey vardı. Küfelerce.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar yapacak bir şeyim yok. Pazartesi ve salı da. Ama bu beni o kadar da üzmüyor artık.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-7744557635782428856?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/7744557635782428856/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=7744557635782428856&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/7744557635782428856'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/7744557635782428856'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2009/07/ucuncu-sayfa-olusu.html' title='üçüncü sayfa ölüsü'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-1842429853139733672</id><published>2009-05-18T19:26:00.003+03:00</published><updated>2009-05-18T20:06:56.481+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='politika'/><title type='text'>Son Kemalist</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/ShGO5xCtjMI/AAAAAAAAALw/-8YurFmoRm8/s1600-h/ihl01_turkan_saylan_1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5337204156479147202" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 289px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/ShGO5xCtjMI/AAAAAAAAALw/-8YurFmoRm8/s320/ihl01_turkan_saylan_1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Atatürk cumhuriyeti bildiğiniz üzre pek de Atatürk'ün hayalindeki Cumhuriyet olmadı. TC vatandaşları da pek kendi hayallerini kurmaya alışık olmadığından işler akışına bırakıldı ve gelinen nokta malum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu gün Türkan Saylan hoca bu dünyadan göçtü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu gün bazıları kendisinin cehennemlik olup olmadığı üzerine kafa yorarken ve hatta bu vefatı ergenekon örgütünün puan toplama çabası olarak açıklamaya kalkacak kadar kendini kaybetmişken bizler onların yeni baştan regüle ettiği düzenlerinde soluk almaya çalışıyoruz. Ve artık Türkan hoca da aramızda yok.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Türkan Saylan görüldüğü kadarıyla son Kemalist'tir. Pek çok kişi Kemalizmden farklı şeyler çıkarsa da ve hatta Kemalizm diye bir akımdan bahsetmenin mümkün olup olmadığını tartışsa da bence Türkan Saylan tam anlamıyla Kemalist'tir. Çünkü Mustafa Kemal'in gösterdiği yolu kavramış ve o yolda önüne çıkan engelleri yıkarak ilerlemiştir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;35 doğumlu bir kadın, tıp okuyor, uzmanlaşıyor, anadoluyu karış karış geziyor, dokunduğu her yerde iz bırakıyor ve bu iz cüzzam hastalarına ışık oluyor, ülkenin cüzzama ve cüzzam hastalarına bakışı, onunla mücadelesi değişiyor, gelişiyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kız çocuklarına yapılan ayrıma karşı çıkıyor, pozitif ayrımcılık yaparak tahtıravellinin havada kalan kısmına destek veriyor, yetmiyor sermaye sahipleriyle işbirliği yapıyor, sosyal sorumluluk nedir onlara öğretiyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Araplaştırılmaya karşı çıkıyor. Karakterli bir topluma duyulan ihtiyacı dillendiriyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte Atatürk'ün o çok dalga geçtiğiniz cumhuriyet kadını bunları başarıyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;O bunları başarmasa, onlar bu yolu takip etmese o çok dalga geçtiğiniz şiire isitnaden, siz be hey dürzülere işimiz kalacaktı ve ne olacaktı? Ben bu gün bir herifin 3. karısı ve 5. çocuğunun damızlık anası olacaktım ya da çoktan taşlanıp ortadan kaldırılacaktım. Hayır bu fazla drama değil, bu gerçek. Neden ısrarla kaçmak istediğinizi bilmiyorum ama olacak bitecek bundan ibaretti. Eğer Atatürk ve onun gençliği böyle düşünmeseydi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Türkan Saylan bu idealist tutuma kendini fazla kaptırmış olabilir. Evet sıra o çok eleştirilen sözlerine geldi. Ne dedi? Dedi ki Türkler yapan değil yıkan bir toplum, bunu değiştirmek lazım. Hangimiz bunu inkar edebiliriz. Tarihsel ve güncel gerçekler duvar gibi önümüzde. Ve evet küçük çocuklar namaz kılmasın bale yapsın. Hayır küçük çocuklar oyun oynasın, kafasına göre takılsın. Eğitim de olmasın ama benim hayalim şimdilik onun hayallerinden de çok ötede. Son olarak Muhammed adı ile ilgili görüşü. Bu görüşte bir insanın vereceği en standart tepkidir bu. Bir toplumun özenti ile özgün olabilmesine dair çok spesifik bir örnektir isimler. Ve misyonerliğe girmeyeceğim dahi. Feto ve elemanları milyonların kafalarını ütülerken ortaya atılan iddialar son derece komik.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben Atatürk'ün cumhuriyetini şeriata ve yobazlığa tercih ediyorum. Ben Türkan Saylan'ı sakallı sübyancılara tercih ediyorum. Ben kız çocuklarının mal gibi değiş tokuşa konu edilmesindense okuyup doktor, öğretmen, sanatçı olmasını istiyorum. Çünkü üniversiteyi medreseye tercih ediyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben anarşistim a dostlar. Ama kötünün iyisini tercih etmiyorum. Çünkü bir tarafta gördüğüm cahillik, aymazlık, iğrençlik, bencillik ve türlü şuursuzluklar diğer tarafa kötü dememi engelliyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bundan ikisinden başka seçenek yok mu? Elbette var. Zaten bu seçenekler ucu açık olarak Atatürk Cumhuriyetine kondu ama maalesef Atatürkçü olduğunu zanneden kraldan çok kralcılar o seçenekleri bir bir köreltti. Yine de dedim ya aslında, eğer olacaksa, eğer yeniden başlayacaksak, yıkıp bir daha yapmamız gerekecekse kimlerle yanyana duracağımı biliyorum. Umarım sizler de biliyorsunuzdur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; Hoşçakal Türkan Hoca.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-1842429853139733672?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/1842429853139733672/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=1842429853139733672&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/1842429853139733672'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/1842429853139733672'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2009/05/son-kemalist.html' title='Son Kemalist'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/ShGO5xCtjMI/AAAAAAAAALw/-8YurFmoRm8/s72-c/ihl01_turkan_saylan_1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-8183035421574674531</id><published>2009-05-17T14:42:00.008+03:00</published><updated>2009-05-17T15:21:00.331+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Eurovision 2009 winner</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/Sg_503VomiI/AAAAAAAAALo/VGSmB2-hfcE/s1600-h/alex2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5336758770060532258" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/Sg_503VomiI/AAAAAAAAALo/VGSmB2-hfcE/s320/alex2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/Sg_5FhuKE_I/AAAAAAAAALg/AgArJMTC-uo/s1600-h/alex.jpg"&gt;&lt;/a&gt;Bu sene eurovision manyaklığımı büyükada'dan eve koşa koşa dönerek ve bir arkadaşımın doğumgününü kaçırarak atlattım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dedim bu sefer 80'lerdeki gibi olsun. Ne çıkarsa bahtımıza bir müzik olayı izleyelim. Öyle önceden şarkıları 10 kere dinlemeler, not almalar, analiz etmeler, trend grafiklerini powerpoint'e yabıştırmalar olmasın.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bunun için yanlış bir sene seçmişim sanırım çünkü final şarkıları gerçekten birbirinden güzel şarkılardı. Para verip alacağım tek eurovision ticari ürünü bu seneye ait olacak gibi. Her ne kadar Dita Dita gibi olmasa da ve Patricia asla Edith Piaf gibi içten şarkı söyleyemese de ışıltılı bir ziyafet sunmayı başardı Ruslar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Lakin bir şarkı vardı ki tam sonlara doğru sahneye çıkan oğlanı görünce (tam anlamıyla oğlan) ve onun bastığı ilk on nota filan sonrasında dedim rekor kıracak bu şarkı. Eğer ki rekor kırmasaydı benim insanlığa dair kalan son umutlarım da yalan olacaktı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte insanlar hangi dilde konuşursa konuşsun ve hangi kültüre ait olursa olsun sıcak, samimi, şirin ve sade ama gerçek bir şey görünce dayanamıyor ve "Beslenir ki bu!" deyiveriyor. O yüzden hala doğurulan bebekleri kesip yemiyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Alexander Rybak sahneye çıktı ve aşkı en saf, en ciladan ve hastalıklı tanımlardan uzak haliyle bize anlattı. Sanki az sonra kapıdan fırlayıp aşık olduğu kızı aramaya gidecekmiş gibi söyledi, çok görkemli bir müzikalin giriş şarkısı gibi çaldı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evrensel sosyolojik tespitler yapmama sebebiyet veren bu güzel şarkı ve onun beğenilmesi beni gerçekten mutlu etti. Çünkü bizler aşkı masallardan öğrendik ama bir şizofrenin kabusu gibi olan fransız filmleri, sıkıntılı, irinli obsesyonları anlatan "entelektüel" romanlar ve şiirler, bir de tüm bunların üstüne eklenen salt kazanmaya endeksli hayat mücadelesi stili yüzünden kaybettik.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama her şeye rağmen, takvimler 2009'u gösterse de, gerçek aşk yolunu bulup denize ulaşan nehir gibi kalbimize akmayı başarabiliyor. Ve biz onu görünce sadece sms atabiliyoruz:)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/Sg_48-DfLMI/AAAAAAAAALY/za6_FopbgzY/s1600-h/alex.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-8183035421574674531?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/8183035421574674531/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=8183035421574674531&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/8183035421574674531'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/8183035421574674531'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2009/05/eurovision-2009-winner.html' title='Eurovision 2009 winner'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/Sg_503VomiI/AAAAAAAAALo/VGSmB2-hfcE/s72-c/alex2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-1266838979102534386</id><published>2009-05-03T22:32:00.003+03:00</published><updated>2009-05-03T22:43:42.511+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>bahar ayı gönül yayı</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/Sf3xy53D7NI/AAAAAAAAALQ/jZWA_WS7ADw/s1600-h/leylek.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5331683390704053458" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 138px; CURSOR: hand; HEIGHT: 114px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/Sf3xy53D7NI/AAAAAAAAALQ/jZWA_WS7ADw/s320/leylek.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şükür bu sene de leyleği havada gördük. Gerçi havalar gösterip vermiyor olsa da takvimler bahar olduğunu belgeliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hayatta en bozulacağım şey tam her şey süperken ve ben sokakta çöp karıştırandan kıçımdaki yağ oranına kadar uzun bir yelpazede kendimi ota boka heder etmemeye karar vermişken bir doktorun "Tebrik ederim. Nur topu gibi bir habis kistiniz oldu" demesi. Diğeri de ilkbaharda ölmek.Bu ikisinin birden gerçekleşme ihtimali çok da imkansız değil gibi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Efenim ilkbahar benim için -doğanın uyanışı şu bu artık her naneden dolayı ise-  "Bir ilkbahar sabahı güneşle uyandın mı hiç" şarkısındaki gibi sebepsiz ve manyakça mutluluk hissinin yegane sebebi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu konuyla ilgili neden yazma gereği duydum? Ulen dedim bunca zamandır blog yazıyoruz, hep bi şikayet, hep bi söylenme, hep bi ota boka laf geçirme o da olmadı şizo şizo şiir, hikaye. Bi gün de insan gibi bişiy yazalım dedik. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kış bitti menopoz bitti. Haydi yumurtlayalım bakalım:p&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-1266838979102534386?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/1266838979102534386/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=1266838979102534386&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/1266838979102534386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/1266838979102534386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2009/05/bahar-ay-gonul-yay.html' title='bahar ayı gönül yayı'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/Sf3xy53D7NI/AAAAAAAAALQ/jZWA_WS7ADw/s72-c/leylek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-6440319195378771684</id><published>2009-04-19T23:01:00.002+03:00</published><updated>2009-04-19T23:11:27.751+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>Loft</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SeuDU0cI7sI/AAAAAAAAALI/d6RQ-RurrmY/s1600-h/gusou46buu4i288p1tqb.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5326495377993035458" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 226px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SeuDU0cI7sI/AAAAAAAAALI/d6RQ-RurrmY/s320/gusou46buu4i288p1tqb.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; İmdb'de sekkiz point almış bir belçika filmi İstanbul film festivalinin kapanış filmlerinden idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fim enteresan sayılabilincek bir hikaye üzerinden kadın erkek ve arkadaşlık ilişkilerini bir güzel sorgulamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorgulamış da ne olmuş. Efenim netçe itibariyle yine bizi kadından erkekten ve de evlilikten aşktan ottan boktan soğutmuş.Ha evet hayatımı izlediğim filmlerle şekillendiriyorum. Ne o zoruna mı gitti?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım her şey bir şeylerden sıkıldığında her şeyi aştığını sanmakla başlıyor. Kimse "sıkıldım" demiyor da "aştım" demeyi tercih ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film tam da bunu anlatıyor. Aşksa her zamanki gibi hastalıklı. Kadınlar sinsi. Erkekler aptal ve ancak şiddetle ifade edebiliyor kendini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Para ve seks başrolde. Gerisi de teferruat. Yani başka hiçbir şeyin önemi yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama hayat bundan ibaretmiş gibi anlatsalar da birileri hala kedi beslemekten, manzara bakmaktan ve fotoğraf çekmekten keyif alıyor. Başka gizli ikinci hayatları olmadan sadece bunlarla yetinebiliyor. Biliyorum çünkü milyarlarca insan var. Ve milyarda 1 bile olsa ihtimaller bunu gösteriyor. Güzel olan hiçbir ihtimalin milyarda bir olmaması dileğiyle.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-6440319195378771684?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/6440319195378771684/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=6440319195378771684&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/6440319195378771684'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/6440319195378771684'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2009/04/loft.html' title='Loft'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SeuDU0cI7sI/AAAAAAAAALI/d6RQ-RurrmY/s72-c/gusou46buu4i288p1tqb.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-6413435517070684458</id><published>2009-04-19T22:38:00.005+03:00</published><updated>2009-04-19T22:58:54.400+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>Un conte de Noël</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/Set-NVfiPTI/AAAAAAAAALA/TcH7Bk7p6v8/s1600-h/Un+conte+de+No%C3%ABl.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5326489751868554546" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 160px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/Set-NVfiPTI/AAAAAAAAALA/TcH7Bk7p6v8/s320/Un+conte+de+No%C3%ABl.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Fransızlardan Clementine'dan beri nefret ediyorum. Ne var ki en çok nelerden nefret ediyorsak onlardan kocaman birer parça taşıyoruz içimizde.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Fransızlar sadece komedi çeksin istiyorum çünkü lanet filmleri insanlığı hasta etsin istemiyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu gün İstanbul Film festivali maratonunun son gününde, sondan bir önce izlediğim film Catherine Deneuve'lü bir noel hikayesi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Deneuve'ün olgunluk dönemindeki enteresan aile hikayeleri ile bezeli filmleri hakikaten göz alıcı. Zaten bu kadını izlememek imkansız. Bir de o tavır, o duruş, o mimik, o hareketler bir nedir lan? Orta yaşlı lezbiyen olma yolunda ağır adımlarla ilerlerken pek yardımcı olmuyor bunlar?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Film her zamanki gibi çoğunluğu sıradan ve renksiz olan fransızlardan değil de her an her şeyi yapabilecek, seçimleri konusunda kararsız, hayata karşı yenik ama dik duran fransız manyaklardan bahsediyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yine önceden tahmin edemeyeceğimiz dialoglar, önceden kestiremeyeceğimiz hisler, garip bir akış, hiçbir karakterle özdeşleşemeyeceğimiz ama hepsinde kendimizden bir şeyler bulabileceğimiz hikaye.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Oyuncuların herbirini tek tek gözlerinden öpüyorum. Baktım yine bir şey çekmemişler. Kafa güzel değilken böyle performanslar ortaya çıkarmaları ancak mükemmellikle açıklanabilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu film 150 dakika arkadaşım. Hafif çatlak değilsen sıkılırsın. Çok çatlaksan yine sıkılırsın. Böyle bir film işte.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-6413435517070684458?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/6413435517070684458/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=6413435517070684458&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/6413435517070684458'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/6413435517070684458'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2009/04/un-conte-de-noel.html' title='Un conte de Noël'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/Set-NVfiPTI/AAAAAAAAALA/TcH7Bk7p6v8/s72-c/Un+conte+de+No%C3%ABl.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-5807884931570929194</id><published>2009-03-21T23:51:00.004+02:00</published><updated>2009-03-22T00:14:26.939+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Ölüm</title><content type='html'>Geceyarısını geçeli dört saat olmuş. Yollar çılgın gibi koşarak şarkı söyleyebilmemiz için bomboş. Her zamanki gibi taksiciye nereye gideceğimi söylemeyi unutmuşum. Taksici yine de gidiyor. Bir anda polis ışıldaklarını görüyoruz ve müzikli maraton bitiyor...yarışmacılardan biri yere düşmüş. Artık o diskalifiye. Sanki kimse doğumuna sevinmemiş gibi. Sanki hiç sevilmemiş, hiç özlenmemiş gibi, uyuyor gibi uzanmış kendi kan gölünün ortasında. O an gittiğinden habersiz gitmesini beklemeyenlerden değilim. Onun gittiğini gören ve anlayamayanlardanım. Taksici "Nereye gidecektiniz?" diye soruyor nihayet. Gittiğimiz yönle alakasız bir yer söylüyorum. "Keşke burdan gitmeseydik" diyor. "Keşke daha önce söyleseydiniz de görmeseydiniz bunu".  Görmemem gereken "ölüm".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüm geldiğinde ajandamızı kontrol etmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüm gittiğinde bize bir şey bırakmıyor. Ne söz hakkı, ne de isyan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yüzden yaşamayı da ölmeyi de sıradanlaştırıyoruz. Delirmemek için bunu yaptığımızı kendimize bile söylemiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen kulağımıza bir şeyler fsıldanıyor. Raporlu ya da raporsuz deliler olsak da herkesin bir kulak misafiri var bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söylenenleri dinlememizde sakınca yok. Sıkıntı cevap vermeye başladığımız anda başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben yine de cevap veriyorum. Bu yanlıştı ya da doğruydu diyorum. Yanlışlar ve doğrular tek bir cevap bile etmese de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüm bazen serinkanlı bir atmaca gibi karşılanıyor, bazen masum bir civciv gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen hoş geliyor, bazen patavatsızca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız insanlar daha güzel ölüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakkını veriyor ölümün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden öldüğümüzü bu insanlara bakarak anlayabiliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yüzden eğer geceyarısını dört saat geçerken karşıdan karşıya geçemezseniz yalnız olduğunuzdan emin olun. Birileri görmemesi gereken "ölüm"ü gördüğünde her şey için çok geç olabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-5807884931570929194?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/5807884931570929194/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=5807884931570929194&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/5807884931570929194'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/5807884931570929194'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2009/03/olum.html' title='Ölüm'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-1732114022625186475</id><published>2009-01-25T16:21:00.003+02:00</published><updated>2009-01-25T16:39:29.125+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Mutluluk</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SXx15yivJjI/AAAAAAAAAK4/9MFeEU3QEh8/s1600-h/roundbird%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5295236897561323058" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 220px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SXx15yivJjI/AAAAAAAAAK4/9MFeEU3QEh8/s320/roundbird%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hepitopu kimyasal bir saçmalık. Ama zaten her şey çok fazla kimyasal ve bir o kadar da saçma.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mutluluk bir şekilde yakalamış olduğun anın bitmesini istememek. En sade hali bu sanırım. Sade ve güzelliği de bundan geliyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Benim mutlulukla ilgili tüm anılarımda minimum bir adet güneş ve bir adet ben varım. Sanırım illa bir şeylere tapmam filan gerekse bu güneş olurdu. Bilimselliğe en yakın açıklama da zaten güneşin hayat veren ve hayat alan bir şey olabilmesi. Bunu herhangi bir iradeyle yapıyor olup olmaması çok önemli değil. Zaten iradeyi tanımlamak için nice filozof helak oldu. Hiç gerek yok demek ki.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tapınma gibi bir şeyi rasyonelize etmek oldukça güç. Pskiyatri ve sosyoloji ilimlerinden yardım almak şart. Yine de güneş güzel. Tapsak da, tapmasak da.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Geçtiğimiz günlerde bir rüya gördüm. Büyüdükten sonra çocukluk aşkım diye tanımladığım kişiyle küçük birer çocuğuz. Apartmanın önündeki  asfalt yolun üzerine sırtüstü uzanmış ve elele tutuşmuşuz. Yüzümüzü ısıtan ve gözümüzü kamaştıran güneşe bakıyoruz. O kadar mutluyum ki. Ve sonra bir arabanın yaklaştığına dair bazı sesler duyuyorum. Ona "Şu an yolun üzerinde yatıyoruz farkında mısın?" diye soruyorum. O da "Biliyorum ve bir araba da yaklaşıyor diyor". "Ben hadi kalk diyorum". "O ise boşver gelsin" diyor. Bir süre bekliyorum. Az önce bütün içimi dolduran mutluluk beni terk ediyor. Yerine endişe, korku, şimdi ne olacak kaygısı geliyor. Ayağa fırlıyorum. Onu da çekiştiriyorum. O da çaresiz ve istemez bir biçimde yana yuvarlanıyor. Araba geçip gidiyor. Artık ne mutluluk var ne korku. Sadece birbirinin yüzüne anlamsızca bakan iki büyük insan. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mutluluk geçip giden bir arabanın arka koltuğuna konup gönderilebilecek kadar masum ve çaresiz bir çocuktur. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Korku ve endişeler hayatınızı kurtarabilir. Ama o küçük çocuğu özlemeyi göze alabilirseniz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-1732114022625186475?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/1732114022625186475/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=1732114022625186475&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/1732114022625186475'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/1732114022625186475'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2009/01/mutluluk.html' title='Mutluluk'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SXx15yivJjI/AAAAAAAAAK4/9MFeEU3QEh8/s72-c/roundbird%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-6483084395300011860</id><published>2008-12-10T23:47:00.003+02:00</published><updated>2008-12-11T00:52:16.274+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Olmaz olası kadın tipleri</title><content type='html'>Efenim vakt-i zamanında erkek milletini tasniflemiş, etiketlemiş, boklamıştık. Lakin kadınlara da giydireceğimizi, hatta daha bile acımasız olacağımızı beyan etmiştik. Bizde laf ağızdan bir kere çıkar, çıktığında da unutulmaz. Yalnız bizli mizli konuşunca hakkaten böle bi kutsal metin tadı yakalanır sandımdı da olmadı:( (&lt;a href="http://mariadebonne.blogspot.com/2007/04/olmaz-olas-erkek-tipleri.html"&gt;http://mariadebonne.blogspot.com/2007/04/olmaz-olas-erkek-tipleri.html&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah şu kadınlar. "Issız adaya düşecen, yanına da birini vericez (ıssız ada olsun moda diye herhal) Kadın mı erkek mi olsun, seç bakalım" deseler oyumu maalesef erkekten yana kullanırım. Ve bu kesinlikle cinsel tercihlerimle değil cinsiyet tercihlerimle alakalı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malum hep ezilenden yanadır akdenizli gönlümüz. Ve kadın da ezilendir gerçekten. Her halukarda acı çeken, bir çok şeyin üstesinden gelmek zorunda kalan şu bu. Yani sıkıcı detaylara girmek istemiyorum ama bu sadece az gelişmş ülkelerde değil bütün dünyada geçerli bir durum. Doğurgan olan, bunun da hem acısını hem sorumluluğunu sırtlayan, üreten, emek veren, yılmayan ama bir türlü hakettiğini alamayan. İşte o yüzden bozaran, sinsileşen, gelgiti bol ruh halini benimseyen. Tabii ki tüm kadınlar böyle acı çekmiyor diyebilirsiniz. Ulen ağda bile başlı başına bir vaka lan. Periodik kanamalara, hormonlara filan hiç girmiyim zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani ezilenden korkacan arkadaş. Ruhu yaralı insandan. Mücadele veren yorgun savaşçıdan. Beyninin tüm kıvrımlarını kullanmak zorunda kalıp üstüne aptal muamelesi görenden. Her konuda görüş sahibi olacak kadar kafa yorduğu halde fikri sorulmayandan. Ve bütün bunları kendi imkanları ya da sosyal çevresi sayesinde aşmış olsa bile böyle bir genetik ve toplumsal mirasın içinde boğulandan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben kadın milletinden her şeyden önce korkarım. Erkeğin her şekil ağzına sıçarsın. Çok kassan çükünü baltayla keser eline verirsin zaten işi biter. Ve fakat buna rağmen sırf kadınların dengesizliği, özgüven eksikliği, ve başka bir kadına sadece ve sadece rakip gözüyle bakmasından dolayı o baltalar o çüklere değil diğer kadınların boynuna iniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu uzun girişten sonra tasnif, etiketleme, boklama sürecine başlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Romantik kadın:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeğin romantiği olur da kadının olmaz mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte dünyanın en sıkıcı kadını. Yani yemin ederim sevgilimin bana dünyanın en uyduruk, en yapay, en abuk şiirini "Sana yazdım hayatım okii mi?" demesinden bile beterdir bir kadının aşk ile ilgili pespembe fikirlerini dinlemek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Romantik kadın kendini aşk kadını gibi görür. Böyle bir sınıflandırır. Onun için aşk bir din, aşık olduğu erkek de o dinin tanrısıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşık olduğu erkek gerçekten ama gerçekten dünyada eşi benzeri görülmemiş bir varoluş biçimidir. Ve bu eşsiz benzersiz varolma biçimini size saatlerce anlatabilir. Bıkmaz, usanmaz, bıktırır, delirtir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadınlar için aşık olduğu erkek kusursuzdur ya, buna göre o asla aldatmaz, yalan söylemez, kendisine de çok aşıktır. Ruh ikizi, kalp pentagramı, siyam börülcesi filandırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hah işte o kusursuz erkek gün gelir yine böyle reklamasyonunu yaptığı koca memeli koca götlü bi kız arkadaşıyla düzüşür sonra da gelir buna "Ben biraz kafamı dinlemek istiyorum, bu ilişki yordu beni, çok üzerime düşüyorsun" filan der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte dünyanın en sıkıcı insanının dünyanın en kaçınılası insan haline dönüştüğü an o andır. Ondan sonra "Dur Nebahat intihar etme, değmez" replikleriyle bir süre haşır neşir olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Anaç kadın:&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu tip kadınlar her şeyden önce sizi şişmanlatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efenim bunlarda inanılmaz bir şefkat, hoşgörü, koruma kollama takıntısı, kontrol manyaklığı ve bolca yemek yedirme aktivitesi mevcuttur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes ve her şey onun birer minik yavrusudur. Kibele misin be kadın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkek milletine cazip gelir böyleleri ilk başta. Sonra gelsin aldatılmalar, terkedilmeler, "Yazıklar olsun sana ellerimle açtığım mantılara" filan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Halkla ilişkiler müdiresi kadın:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İşte herkesin aslında gıcık kaptığı, baydığı, arkasından konuştuğu ama yüzüne güldüğü kadın tipi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların ellerindeki görev kağıdında "Herkesle iyi geçin" filan yazar. Halbuki o cicili bicili konuşmalar, suni ötesi nezaket, gereksiz yanak sıkma, öpüşme koklaşma ritüelleri hah işte bunlar herkesi delirtir. Ama o kadar şirinlikten ve maymunluktan sonra kimse de "Bir tokat atayım da kendine gelsin bu" diyemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadınların ek özellikleri de yine anaçlık, romantiklik olabilir. İşte o yüzden çok çok kötü durumdadırlar. Ultra hayvan ve bitki sevgisi, çocuk merakı, aile bağı showları filan of yeter yazamicem...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Fettan kadın:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Efendim bunlar her boku yer ama kimse ondan izinsiz bi bok yemesin diye de kıçını yırtar.&lt;strong&gt;&lt;em&gt; &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstediği olmazsa tepinir, ağzınıza sıçar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paso vukuat yaratır. Yemekte kıl tüy varsa ilk bunlar bulur. Akabinde itiraz eder, olay çıkarır, katliam yaratır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En kötüsü de vıyk vıyk sesi olur bunların. İşte ben bir gün bunlardan birinin ses tellerini fiyonk yapıp götüne sokucam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Orospu kadın:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada elbette fahişelik mesleğini icra edenleri tenzih ediyorum. Ama bir de halk edebiyatı gerçeği var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi gelelim orospulara. Ben bunların yuva yıkması bilmem ne muhabbetlerini filan iplemem. Yani olacağı varsa orospunun maharetinden değil herifin meyilindendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lakin en tip olduğum orospu karı herkese bok atıp kendi her naneyi yiyendir. Netekim öyle orospular vardır ki ortamda düzüşmediği herif kalmaz ama sorsan bir o bir meryem ana. Bakınız buradaki vurgu onla bunla yatması değil. İster bütün dünya bütün dünyayla yatsın. Hatta iyi olur belki rahatlarlar. Ama hem bildiğin seks yap (bireysel veya toplu) hem de ben sanatımla var olmak istiyorum, bekaret raporum var benim diye takıl ortalarda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten orospu kadının en önemli özelliği ağız orospusu olmasıdır. Bu tiplerden genelde "Yattığımızı kimseye söyleme" lafını duyabilirsiniz. Onun bunun kocası/sevgilisi, öğretmeni, müdürü ne varsa her an götürebilir. Lakin içindeki cinsel açlıktan çok eziklik ve sosyopatlık filandır. Bu tip insan zarar verir kardeşim. Kendi değerlerin olmayabilir ama bazı saçma değerlere ya da sosyal korkulara sahip ve hayatını o yönde şekillendiren insanlara yem olma. Burada sen bir el bombasısın. Yanında üç beş kişiyi götürürsün ama götü başı patlayan bizzati kendinsin(Bu paragrafı Feto görse direk kitabına alır ha)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Femme Fatale:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşlar panik yapmayın. Bu kadınlar sadece filmlerde yaşıyor. Günlük hayatta karşınıza çıkanlar çakmadır ve olan biten de tamamen sizin kerizliğinizden kaynaklanır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-6483084395300011860?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/6483084395300011860/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=6483084395300011860&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/6483084395300011860'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/6483084395300011860'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/12/olmaz-olas-kadn-kadn-tipleri.html' title='Olmaz olası kadın tipleri'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-7205214974392426146</id><published>2008-12-09T13:01:00.008+02:00</published><updated>2008-12-09T16:20:50.427+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Hallelujah tekel</title><content type='html'>Geçtiğimiz günlerde yine bir sabah uyanmışım. Bir atraksiyondur, bir heycan silsilesidir. Baktım yastıkta kan. Pijamamın kolunda kan. Orda burda kan. CSI çağırıp "Bu kimin kanı?" diyecek halim yok. Zaten o korkunç kokunun kaynağı ve genizden aşağı süzülen ılık nesnenin de aynı kan olduğu varsayımıyla anladım ki ilgili kanın kaynağı burnum. Ya da damarlarım, kalbim, beynim. Her halukarda benim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk tepki elbette bir çok kereler olduğu gibi (daha önce de saçma sapan başka atraksiyonlar yaşamış olduğumdan) "Ana ölüom ben". Artık tecrübeli bir "Ölmek üzere olan insan" olduğumdan, direk acil durum master planı/ acil ölmeler başlığının altındaki paragrafın maddelerini uygulamaya başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madde 1) Sigara yak.&lt;br /&gt;Madde 2) Şarabın olmadığı durumlarda türk kahvesi vakit alıyor direk kola bul.&lt;br /&gt;Madde 3) İnternetten bak bakalım niye ölüomuşun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velhasıl anladığım kadarıyla beyin kanaması ve lösemi ihtimalini bir kenara atarsak (ki kanser riskini kolayca bir kenara attım şimdilik, zira domuz gibi yiyip içen biri için kanser ufak ihtimal gibime geliyor, uzun vadede ise bakçez) çok da mühim bir şey değil gibime geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra tabi olan biteni şöyle bir gözden geçirdim. Hazırladığım plana baktım filan. Ülkemizde "Serseri aşıklar" diye de bilinen (a bout de souffle) filmdeki Jean Paul Belmondo'nun oynadığı tipin sigara manyaklığındaki safhaya hangi ara erdim, ne oldu diye düşündüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünsene imana gelmiş biri olsam sabah akşam ne için ibadet edecem? "Tanrım bize verdiğin sigara, türk kahvesi ve şarap gibi nimetler için teşekkür". İbadethanem tekel bayisi filan olacak az kaldı. Zati bu boklar direk doğadan evimize girmiyor. Emeğe saygı! İşin yoksa Philip Morris için git mevlüt okut şu bu:p Ya bu arada "Who the fuck is Philip?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle böyle derken derken, insan yine kendi varoluşunu sorguluyor tabi. Laf dönüp dolaşıp her nasılsa buraya geliyor. Buraya gelince de benim canım sıkılıyor. Varsam varımdır, yoksam yokumdur. Ne gerek laf salatasına, beyin çorbasına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra tabi aradan vakit geçti ve ben bunu, burda bu şekilde paylaşayım dedim. Neden?&lt;br /&gt;Paylaşmışsam paylaşmışımdır, paylaşmamışsam paylaşmamışımdır. Bu kalıbı bilin, öğretin. Çok faydalı. "Dün dündür, bu gün bu gündür"'den de faydalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani anlıyacağınız benim bu dünyadan anladığım buymuş. Gitanes içmiyorum neyseki ya. Ne o öle boru gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Bu yazıdan tütün ve tütün ürünlerini öven herhangi bir mesaj alanlara diyeceğim şudur. "Yaşayan her dört memeli türünden birinin soyunun tükenmek üzere olduğunu biliyor muydunuz?"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-7205214974392426146?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/7205214974392426146/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=7205214974392426146&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/7205214974392426146'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/7205214974392426146'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/12/hallelujah-tekel.html' title='Hallelujah tekel'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-8872222059043950507</id><published>2008-12-04T20:39:00.003+02:00</published><updated>2008-12-04T20:58:46.764+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>abuklamname 4</title><content type='html'>intro: Yılmaz Özdil'leşiyorum bazanları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün kaç kişiyle konuşmak zorunda kaldın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Min. 20&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaçıyla gerçekten konuşasın vardı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Max. 01&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kişi yetiyor da artıyorsa, yalnızlık mecburiyet değil lüx olmuş demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında gitmek zorunda mıydın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O işleri halletmesen ne olacaktı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özür dileyeceğine kafa mı atsaydın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saçmalıkları sineye mi çekeceksin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kabullü delilik değil mi hepsi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E) Hepsi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşimdeyim, gücümdeyim havası yakalayamadık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Tatile çıkıyoruuum byeee" diyemedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayakkabıları çantaya, çantayı monta uyduramadık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Estik, gürledik, şimşek bile çaktıramadık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki elimizle bi siki doğrultamadık anlıyacağınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Bazen parça pinçik ediyorum bir şeyleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazete, çikolata ambalajı veya kağıt mendil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişilik bölünmesi veya suçluluk duygusu, olmadı depresyon derler  buna.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atomu  parçalayınca nobel alırlar, bize gelince mazhar osman madalyası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bi kaç japon kızartmalıyım sanırsam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün bitti neyseki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün de bitmek üzere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bi kaç yarınım kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarısı bitti nerdeyse.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-8872222059043950507?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/8872222059043950507/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=8872222059043950507&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/8872222059043950507'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/8872222059043950507'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/12/abuklamname-4.html' title='abuklamname 4'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-6067745136678252004</id><published>2008-11-28T23:26:00.005+02:00</published><updated>2008-11-29T14:04:02.942+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Yerel seçim delirmesi</title><content type='html'>Eveet bir yerel seçim arifesine daha hoşbulmadık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ramazan ayına, bir de seçim dönemine gıcık oluyorum. Zaten memnun değilim gidişten bi de toplu histeri nöbetleri hiç çekilmez oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden daha bi katılımcıydı halkımız bu seçim aktivitelerine. Şimdi kömürünü alıyor, çekiliyor bir köşeye. Ulen zamanında Mesut Yılmaz'dan Bacımıza kimler öptü kokladı yaw yolda sokakta. Şimdi öyle mi?. Zati adamların abdesti felam kaçar, ayrıcana üzerinize afiyet gastrit neyim var bende.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi de açılım modası çıktı. Eskiden bu işler gizli kapaklı, el altından dönerdi. Şimdi alenen oy dileniliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En çok deniz Baykal'a üzülüyom ben. Şu Ricky Martin eşliğinde delegelerin toplantısına girdiğinden beri bu kadar patetik bi tablo çizmemişti. Evet kara çarşaf açılımından bahsediyorum. Yaw bırak Deniz Abi ya, her yolu deniyorsun da o iş öle olmaz. Hayır bu olay da Akp'cilerin oyunu değilse nolayım. Deniz Beycim diyo ki "biz size katılmak istedik" dediler, "geldiler, çarşaflılar da geldi. Napayim koviyim mi?" Haklısın da yaw bu adamların çaırdığı yere gitme sen bi daha. Bunları cahil bellemiş olabilirsin, saflık, iyiniyet de var sende, belli temizli yüzlü bi adamsın. Diyorsun ki itersek, aydınlatamayız onları. Yaw bunlar şark kurnazı senden benden cin. Kömüre bu kadar itibar ediyo adam. Doğal gaz bağlat onun evine, ayda 50ytl'si senden olsun, Mao posteri asar salonuna. Geyikli kilimin yanına. Geyik bunlar, geçeceksin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kara çarşaf çıksın diye ne kelleler uçtu senin habarın var mı? İnsan gibi yaşansın diye bir takım zaiyatlar verildi. Sonra dediler "İnsan gibi yaşama dediğin özentiydi, öle yaşanmaz böle yaşanır, en güzel araplar yaşıo insan gibi". Yahu ne zaman bitecek bu zırvalıklarınız? Valla Mine abla gibi ben de vitamin eksikliği ve az balık tüketimi gibi şeylerden girip kıllı tüylü çıkarımlar yapıcam. Ama benimki bildiğin küstahça ve terbiyesizce olacak. Belaltı bölgelerden gelecek türkülerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci sırada Mhp'nin alevi açılımı var. İsterseniz bu konuya hiç girmeyelim zira konu kendini açıklıyor. Bu da Bahçeli'nin "İpin yoktuda mı asamadıııın, al sana iip" diye urgan salladığı sahne ile çok güzel gidiyor zihnimde. Bakkaldan bir ip, bir apo, bir de alevi alaceğim. Al sana, al sana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tayyip bey'in bir türlü algılayamadığım karizmasının da yine alevi oyları uğruna heder olduğunu gözlemliyoruz. Ve tabi kriz teğet mi geçer, dokunur mu, hamd mı olur, allaınız bana da sabır verir mi, eyvah bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi bu kömür piyasası canlandı yine. Bu kış daha bi canlı zira geçen ev ararken tespit ettim millet gerçekten duvarı delmiş, bacayı tesis etmiş, vermiş odunu, kömürü sobaya. Bu lodos modos işlerinden telef olmazlar umarım. Gerçi olsunlar be amaaan ben mi doğurdum. Ne faydaları var bana. Bundan sora böle. Chaotic evil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bu kömürleri, kömür hakedişi elde etmiş vatandaştan alıp satan çantacılar türemiş:p Yaw nedir bu ya. Bi de geçen baktım erzak dağıtıolar yardım deyü(Bu arada ben bunları boğazdaki yalımda tv'den izliom:p) Ulen bildiğin siteler. Hayır toki'nin sitesi olsa dahi gayet düzgün yerler. Nereye yardım, ne üçün. Ulen sokakta heder olan evsizler var. Nüfus kağıtları mı yok, oy mu kullanamıo adamlar. E olsun iki-üç ölüyü diriltir kullandırırsınız onlara oy be yaw.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi en bombastiği sona sakladım. Bu artık komedi değil bildiğin trajedi. Sayın! dtp'liler. Kürt milliyetçisi vatandaşlar. Arıza çıkaran, hayalperest insan sürüleri. Bir kısım uşak ruhlu kişi ve kurumlar. Biliyoruz epey ağlandınız, çok şey geldi başınıza. Kah gönül köprüsü kurdum sizin ilen, kah yanınızda durdum düşüncemle. Ama dilinizi kullanamıodunuz, iş aş bulamıodunuz, bok gibi davranıyorlardı size, geçmişten gelen yaranız boldu otdu boktu. Lakin şimdi siz de canavara dönüştünüz. Geçmişten gelen asi ruhluyuz, tam bağımsızlık aşkıyla yanıoz filan edebiyatınız o hiç sevmediğiniz türk milliyetçilerini yakaladı da geçti bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yola baş koyabilirsin. Biliyorum ki bu işler güç savaşı, otorite savaşı, mülkiyet savaşı, bok savaşı yani. Asla varolma savaşı değil bu artık. Bir dönem öyleydi belki ama hep yanlış yolu seçtin be gözüm, yanlış adamların fişfğine geldin, yanlış adamlara kullandırdın kendini, önüne çıkan fırsatların içine ettin bol bol. Böylece hem kendi insanının, hem de artık "senin" öteki diye ayırdığın insanın cahilliğine cahillik, hayvanlığına hayvanlık kattın. Sıçtın batırdın be anam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz geç geldin, hep geride kaldın çünkü. Feodaliteden kopamadıydın şimdi de gittin geçen yüzyılın başındaki faşizm modasına kaptırdın. Arada da dindi, komünizmdi ne bulduysan harmanladın. Yaw hani asimile etmeye çalışıolardı seni, hani kimliğini unutturmaya çalışıolardı. Şimdi bu kimlik "Kürt kimliği" mi?.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani anlıyacağınız jakobenliğin dibine vurdum Ama fonda Ricky Martin çalıyor sanmayın. Led var Metallica var kent var marlboro var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-6067745136678252004?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/6067745136678252004/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=6067745136678252004&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/6067745136678252004'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/6067745136678252004'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/11/yerel-seim-delirmesi.html' title='Yerel seçim delirmesi'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-1917285047225772160</id><published>2008-11-23T18:54:00.003+02:00</published><updated>2008-11-23T19:49:05.697+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>ev ararken aklını kaybetmek</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SSmLDdEjdsI/AAAAAAAAAJI/deYxwZGTH7s/s1600-h/k502.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5271897730273474242" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 318px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SSmLDdEjdsI/AAAAAAAAAJI/deYxwZGTH7s/s320/k502.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Gönül isterdi ki yazının başlığı "kiralık/satılık ev aramanın incelikleri" gibi bir şey olsun. Lakin yine olmadı, yine kabasını yazacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kere şunu söyliyim. İstanbul'un taşı toprağı boktan. Ha burada yaşamiyim dedim, gittim geldim. Çok uzun uzakta kalınca niye gittiğini unutuyor insan. Kafama sıçiyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ben senelerdir taşınan eden bir insan olarak sizlerlen tecrübelerimi paylaşiim önce bi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kiralık veya satılık ev ararken birincisi bütçenin sınırlarını çok net çizecen kardeşim. Üç beş ekstra özellik uğruna önceden hesaba katmadığın gideri bütçene monte etmeye kalkmicen. Bütçen çok genişse fazla düşünmene gerek yok zati. Git bul evini, otur aşağı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim bütçesi sınırlı kişi ve kurumlara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evin bulunduğu muhit, evin özellikleri, evin konumu, büyüklüğü, ısınma özellikleri, fiyatı vs.'si hepsi bir arada süpper şahane bir şekilde olmuyor kardeşim. Olanlar 2500'den başlıyor ak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olasılık problemleri gibi. Torbada 10 bilye var ve sen illa 4 tane seçmek zorundasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ben trafikte deliren. Trafikte canavarlaşan. İçindeki hayvanı ortaya çıkaran biri olarak trafiği elemine etmek amacıylan metroya yakın bir yerleşim yerinde ev bakmaya düştüm yollara. Tabi sizin işiniz metroya yakın olmayabilir. O durumda bilyelerden birini zaten istemiyorsunuz. Bu iyi mi, kötü mü bilemem artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Metroya yakın denince olasılıklar düşüyor tabi. Ne de olsa avrupanın en uzun metrosuna sahibiz. Metro dediğim light metro değil. Bildiğin yerin altından giden trenler felam, yapımı esnasında yağmurda suların filan bastığı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaç durak var? Hah ordan hesab et. Yine de başladım elmadağ, harbiye bilmem ne. Ben keçi gibi tırmanırım, ortam da beni bağlamaz, çingene çalsın kürt oynasın derseniz çok ev var. Var da evlerin haraplığı ve her sokakta min. bir adet inşaatın olması da sıkıntı yaratmıosa 500-650 arası ısınabilen, bodrum katı olmayan evler filan bulabilirsiniz. Ben oralara inmedim, direk radyo evinin karşısındaki paralel sokaklara baktım. En bi "Hah bu belki olur" dediğim, pimapeni olmayan, taş çatlasın 75 metrekare, doğrudüzgün ışık almayan eve 1000ytl dedi. Sahibi bunu diyen. 2 kira da depozito alacakmış. Ben dedim şu dönmelerle gece otostopa çıksam, sabah işe gitsem oldu bu iş şahane. Lan o eve 1000ytl verecek hıyarı bul sonra da getir benlen tanıştır. İki asgari ücretli bu evi tutamıyor arkadaşım. Öle şahane ev.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra tırım tırım devam ettim yola. Şimdi bir Kurtuluş vakası var elimizde. Vaka diyorum çünkü abicim o ne öyle be Kurtuluş olmuş Etiler. Etiler de zaten olmuş LA. Kurtuluş'un Osmanbey metrosuna yakın bölgesi var bir adet. Pangaltı oluyor kendileri. Hah işte ora ben diyim Londra merkez sen de Tokyo vasıtayla 1 saat. Lan yine fiks menü. 1000ytl. Apartıman Menderes asıldığından beri orda ve çivi çakmamışlar. Ve evet kombili bravo. O kombi yüzünden 1500ytl depozito istiyorlar. Ev boş. Bomboş ama kombi var. Her an söküp götürebilirim o kombiyi çünkü. Manyağım ya o kadar peşinat, depozito, emlakçı parası vericem, çünkü tek amacım Buderus'un fi tarihinde ürettiği kombiyi söküp kaçırmak. Allan manyağına ev verirler mi vermezler tabi. Sür eşeği Osmanbey'e.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanbey konusunu açmak bile istemiyorum aslında. Bunak ev sahipleri, tarihi eser sınıfındaki, izbe, bakımsız evlerini pek kıymetli sayıyor. Yani kadına bu günün tarihi ne diye sorsam köstekli saatine bakar yine de piyasayı takibi harika. Ev 1100ytl. İki kira depozito. Evet yine Buderus. Tamam o depozitoyu geri alıcam da, o depozitoyu ben bunun anca varislerinden mahkeme kanalıyla filan alabilirim. Ömrümü heba ettiniz lan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şişli'nin de köküne kibrit suyu lan. Netekim fiks menü, oturulabilinicek evler 1000Ytl'den açılıo ki metronun dibi filan değil lan bu perihan'ı, hanfendisi bilmem ne şu bu. Pazarlıkla 950 yapıolar. Evlerin de Kurtuluş'un metroya yakın bölgesinden farkı yok. Tipi de, fiyatı da, emlakçısı da aynı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim cağnım takımımın kalesinin de bulunduğu Mecidiyeköy'e. Bunun meşhur Ortaklar'ının azına ediyim bi kere. Oraya bakamıyorsun bile zira kapıcı daireleri Zürih'te bahçekatına denk düşüyor. Pazarın kurulduğu cadde var Dereboyu. Ahan da orayı bilirim zati, isi pisi, gürültüsü bitmez. E Gülbağ'da oturacak olsak direk Zincirlikuyu mezarlığında yatarız geceleri masraf çıkmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Levent olayına da girmiyim diyorum ama şöyle giriyim. Efenim bunlar 4. Levent metroya 10 dakika diye ilan veriyorlar. Ev Seyrantepe'de çıkıyor. "Nasıl yani?" deyince "Ha işte otobüsle trafik olmazsa 10 dakika" diyebiliyorlar. Yani netten ilan bulursanız ariyip gugıl ört koordinatlarını isteyin. Adam Levent der Çeliktepe çıkar, Sinop çıkar. Uçakla 1  saat netekim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anliceniz oynaticem. Neyzen Tevfik olmama ramak kaldı. Yahut Hannibal Lecter. Artık hangisi denk gelirse. Bu mudur kardeşim?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-1917285047225772160?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/1917285047225772160/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=1917285047225772160&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/1917285047225772160'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/1917285047225772160'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/11/ev-ararken-akln-kaybetmek.html' title='ev ararken aklını kaybetmek'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SSmLDdEjdsI/AAAAAAAAAJI/deYxwZGTH7s/s72-c/k502.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-4894785670753807537</id><published>2008-11-16T20:21:00.005+02:00</published><updated>2008-11-16T21:16:31.733+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>Issız adam</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SSBkvnPDkiI/AAAAAAAAAJA/dvuCgGlMxFs/s1600-h/adali.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5269322333172240930" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 210px; CURSOR: hand; HEIGHT: 280px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SSBkvnPDkiI/AAAAAAAAAJA/dvuCgGlMxFs/s320/adali.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Herkes aynı şeyden bahsedince mahallenin dedikoducu karısı gibi bir merak sarıyor beni.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Issız adam'a gitme sebebim budur. Bu defom Recep İvedik gibi gerçekten rezil bir filmi izlememe de sebep oldu ya neyse. Bu sefer o kadar şey olmadı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aslında "Ne anladın da ne anlattın film hakkında" diyebilirsiniz yazının sonunda. Bakalım ne anladım, ne anlamadım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi öncelikle Ada neden Alper'e aşık oldu, Alper neden Ada'ya aşık oldu hiç anlamadım. Ben bunların ikisine de aşık olmam zannımca belki ondan. Gerçi bir de "Sevgi anlaşmak değildir nedensiz de sevilir" filan diye şarkılar var bilemiyorum ama neyse.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yine de filmi izlerken ağladım. Bu şuursuz bi ağlama oldu. Neye ağladım, şarkılar mı gaza getirdi dicem nebleyim şarkılar güzel ama yani de Müslüm Baba daha şey. Ona da neyse.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir de filme giden kitleyle ilgili teşhislerimi sunmak istiyorum. Yani böyle bohem böyle bi bişiy filmlere halkımız itibar ediyor ya. Ulen hepiniz gizli gizli piçlik, serserilik, bohemcilik yapıonuz di mi? Sizi gidiler.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İki adet yeni evli çift gelmiş önüme oturmuştu sinemada (Konuşmaları, parıl parıl dana kadar nikah yüzükleri, tek taşları filanlar sayesinde bu tespitte Holmes olmaya gerek yoktu) Bu arada 21:30 seansındayım, azimle gittim iki arada bir derede. Yani fragmanını izleyip de bu kadar tiskindiğim ikinci film. ilkinin bahsi yukarda bi yerde geçmişti. Yine de gittim işte. Her neyse erkekler söyleniyor, böyle bitince uyandırın bizi filan diyorlar. Sonra bi baktılar sado-mazo bi bişiler oluyor direk cin gibi izlemeye devam. Lan ne mal milletiz ahaha.Amma açsınız lan. Gerçi kızlar arada testereye gidelim filan diye tutturdu, gidip içelim filan dediler, deişiktiler (Lan ben de telekulak gibi bişi mi oldum noldim) Genelde de böyle erkek arkadaşını, yeni evlendiği kocasını sürüye sürüye getirenler vardı işte. Bi ben sosyolojik inceleme memuru gibi gitmiş sap sap.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gelelim oyunculara. Alper'i oynayan çocuk iyi hoş. Ama nebleyim böle bi mülteci havası var çocukta. Yunanistan'a diye İstanbul'a bırakmışlar da aç kalmasın diye onun sapından bunun kökünden yemek yapa yapa dikiş tutturmuş gibi bi izlenim yarattı bende. Yani adam Casanova filan takılıyor nebleym, hani kimse yüz vermiyor diye kendini acındırsa anca karı kız işinde başarı elde eder bence o tiple, tavırla. Ya da güneyde garson olsa filan. Her neyse. Ada'yı ele alırsak. Kendisinin yüzü Marion Cotillard'a benziyor. Sadece yüzü. Boyu, ebatları değil. Göğüs ölçüsü hiç değil. Oyunculuğununsa alakası bile yok. Ama tabi yolda sokakta böle mıymıy bin tane kız görüyorum ben. Doğal olmuş o açıdan diyebiliriz. Bir de gülüşü çok etkileyici. Marion'unkinden bile iyi. Yani oyuncuların anca kıçına başına baktım ben. Bakacak başka bişi bulamadım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mekan kullanımı, açılar, planlar mı artık her neyseler onlar her Çağan filmindeki gibi iyiydi. Çağan Irmak filmlerinin atmosferi ile ilgili tarz sahibi biri. Dönemsel mevzulara takık ve dönemin aksesuarlarını toplama ve yerleştirme konusunda başarılı. Tabi bu konuda Pedro Almodovar kadar iyisine rastlamadım ama Çağan Irmak da özenli, zevkli dekorlar, fonlar, fon müzikleri seçiyor. Gerçi herkes bayılmış ama ben şarkıları o kadar da sevmedim. Sırıttı sanki filmde. Bir tek sonda çalan "Anlamazdın" çok uymuş. Zaten film de bu şarkının klibi gibi. Şarkıya bakınız &lt;a href="http://www.alkislarlayasiyorum.com/"&gt;http://www.alkislarlayasiyorum.com/&lt;/a&gt; &lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ya tabi bunlar niye birbirini sevdi kısmını anlamayınca neden ayrıldıklarını çok iyi anladım ben. Ama seyirci bu ayrılığı kabullenemedi. Ağladı, ağladı. Yani bunu da anlamıyorum birbirimizin ağzına zıçıoz zıçıoz sonra gidiyoruz elin hayali hoppasına, şuursuzuna bin tane gözyaşı döküyoruz. Hakkaten yaşamıyoruz ya. Matrix sanki anasını satiim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi sevgili Alper. Madem ben de ağladım ettim, demek seni maddeleştirdim kafamda sana diyeceğim şudur. Hakikaten senden çok var. Benzeşlerini bul kaynaş, takıl anacım. Böyle büyüdüm, yaşlandım, tükettim, bişiler eksik filan diye diye elin fahişesine "sana bir şeyler çalayim" demene, elin obezine kek pasta yapmana lüzum yok. Sevgiydi şuydu buydu çok gereksiz bunlar senin gibilere. Senin kanındaki mikrobu dr. oetker bile temizleyemez ki zaten kendisi doktor değil. Bu mikropla yaşamayı öğrenecen arkadaşım!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sevgili Ada. Senden de çok var ama onlarla takılma sen. Birbirinize başınızdan geçenleri anlata anlata gaza gelip toplu intihar neyim edersiniz. İyi kızsın hoş kızsın ama dolmaları lüplete lüplete göt göbek olacak on öbek. Sonra Alper mültecisini bırak kapıcıyı bile ayartamıcan. Bir de doğumgünü çocuklarına özel kıyafet dikmek gibi spesifik bir iş sana ne zaman ne de para kazandırır. Git kiralık katil filan ol. Bi iş yaparsın sonra 1 yıl oturursun 1 ton kahveyle rus edebiyatını filan bitirirsin. Sen bu kafayla daha çoook masal anlattım sanır masallarda yaşarsın. Şizo olursun kızım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte görüldüğü üzre beyin ve duygu fırtınası yaşattı bana bu film. Lan bende mi var bi yamukluk. Hem ağla, hem bi bok anlama, üstüne bokla ama soranlara güzel film de filan. Neyse güzel film anlıyacağınız:p&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-4894785670753807537?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/4894785670753807537/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=4894785670753807537&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/4894785670753807537'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/4894785670753807537'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/11/issz-adam.html' title='Issız adam'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SSBkvnPDkiI/AAAAAAAAAJA/dvuCgGlMxFs/s72-c/adali.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-4134672054776146831</id><published>2008-11-09T11:04:00.003+02:00</published><updated>2008-11-09T11:24:21.434+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Obama sevinci</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SRaoJ7sbAAI/AAAAAAAAAI4/-dXN9Ekn7Dk/s1600-h/obama.png"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266581702852673538" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 246px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SRaoJ7sbAAI/AAAAAAAAAI4/-dXN9Ekn7Dk/s320/obama.png" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar ilkel bir zamanda yaşıyor olduğumu farkettiğim anlarda aslında harbi harbi tırsıyorum. Bu anlardan birini de ABD seçim sonuçları açıklandığında verilen tepkileri görünce iliklerime kadar hissettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adamın biri okumuş etmiş, araştırmış kendini geliştirmiş, görmüş yaşamış sonra da  siyasete atılmış ve prizidint seçilmiş. Bütün dünyada bir duygu seli, bir kendini heder etme, jiletleme kültürüne aşina olsalar kim bilir belki kan akacak! ki güzide memleketimizde kıtır kıtır koyun doğradılar kurban hesabı sırf bu adam seçimi kazandı diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neymiş efendim, derisi solaryumda fazla kalmış gibiymiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaw bırakın. Manyak mısınız nesiniz kardeşim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha barışçıl, daha insancıl söylevleri varmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vay ne kadar zor di mi insancıllık, barışçıllık bilmem ne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anası şuymuş, babası buymuşla, geçmişteki korkunç saçmalıkları baz alıp bu güne şükür etmekle,  yarınla ilgili umutlarımızı tek bir kara şovalyeye bağlamakla daha ne kadar yol alırız,  nereye gideriz bilemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama anladığım kadarıyla bu, dünyanın geleceği için büyük bir adım olarak algılanıyor. Bu büyük adımsa şimdiye kadar bu yolu bu kadar geç katetmiş olmamızdan doğal bir şey yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca orda sigara içme, burda sigara içme. NERDE İÇECEM KARDEŞİM BEN BU SİGARAYI! Satarken iyiydi ama di mi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-4134672054776146831?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/4134672054776146831/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=4134672054776146831&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/4134672054776146831'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/4134672054776146831'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/11/obama-sevinci.html' title='Obama sevinci'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SRaoJ7sbAAI/AAAAAAAAAI4/-dXN9Ekn7Dk/s72-c/obama.png' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-7167286394743656889</id><published>2008-11-01T20:31:00.003+02:00</published><updated>2008-11-01T20:51:05.636+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Kahraman zabıtalar vatan haini simitçiye karşı</title><content type='html'>Memlekette enflasyon çok. Misal sonunu düşünmeyen kahraman enflasyonu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün gözümün önünde bir büyük destan daha yazdılar. Bu her ülkede olmuyor. Damarlardaki asil kandan olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet milletin sağlığına, devletin toplayacağı vergiye gözünü dikmiş, bölücü, bebek katili, kara para aklayıcı, bulunduğu mevkiyi çıkar edinme amacıyla kullanan, sübyancı bir simitçiyi derdest edip, bir güzel de hakladılar. Ağzına burnuna giriştiler, tekme tokat yere serdiler. O günah yuvası simit tezgahı dağıldı, simitler sokağa yayıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nasıl bir destandı ki koskoca sayıyla 1 simitçiyi 4 adet zabıta etkisiz hale getirdi, daha sonra destek ekip talep ettiler ve toplamda 8 adet zabıta ile simitçi zabıta müdürlüğüne nakledildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zabıta müdürlüğünden sonraki kısmı sizlere aktaramıyacağım. Çünkü son derece şeffaf olan devlet anlayışımıza karşın bendeniz kendilerini içeri girip takip etmeye devam etmedim. Zira bu büyük kahramanlar gösterdiğim ilgiden bunaldılar. Zati bu alçakgönüllükleri değil mi onları kahramanlaştıran. Yoksa her biri götü kalkık, sadist, psikopat filan olarak ele alınabilirdi. Rahat uyu Türkiyem. Bu gece de kimse muhtemelen sağlıksız koşullarda üretilen, satılan simitler midesindeyken uyumıcak (gerçi bunların yapıldığı fırınlar kontrol altında die biliyoruz ya neyse). Hiç kimse verdiği paranın bir kısmını harç olarak devlete ödememezlik yapmayacak. Pazardan aldıkları ve sağlık kontrollerinden geçmiş, vergisi ödenmiş diğer muhtelif gıdaları tüketmiş, çin malı muhteşem sağlıklı polar battaniyelerine sarınmış bir vaziyette uyuyacak her biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Türkiyem bu kahramanlarını unutma. Onlar ki pamuk helva operasyonları olsun, pazarın zamanında kaldırılması için yaptıkları son derece kibar uyarılar olsun her gün ayrı bir destan yazıyorlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-7167286394743656889?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/7167286394743656889/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=7167286394743656889&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/7167286394743656889'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/7167286394743656889'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/11/kahraman-zabtalar-vatan-haini-simitiye.html' title='Kahraman zabıtalar vatan haini simitçiye karşı'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-1743930855307815540</id><published>2008-10-30T21:16:00.007+02:00</published><updated>2008-10-30T22:25:01.206+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>perihan beni kovdu</title><content type='html'>Öncelikle &lt;a class="url" title="http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=" href="http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=YazarYazisi&amp;amp;ArticleID=905772&amp;amp;Yazar=PERİHAN%20MAĞDEN&amp;amp;Date=30.10.2008&amp;amp;CategoryID=96" target="_blank" rel="nofollow" date="30.10.2008&amp;amp;CategoryID=" articleid="905772&amp;amp;Yazar="&gt;http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=YazarYazisi&amp;amp;ArticleID=905772&amp;amp;Yazar=PERİHAN%20MAĞDEN&amp;amp;Date=30.10.2008&amp;amp;CategoryID=96&lt;/a&gt; sonralıkla ise söyleyeceğim şunlar;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Perihan Hanım'ın bahçesine sıklıkla dalanlardan değilim. Dolayısı ilen sözlükte (Ekşi sözlük) gezinirken, yani bir link vasıtasıylan öylesine uğradığım bir yazıdan kovulmak çok da iplediğim bi hadise değil aslında. Ama yine de bir şekilde Perihan Hanım'a haddini bildirmeye karar vermiş bulunuyorum. Bu hanıma gıcığım efenim. Ve fakat yeterince açık konuşamayacak olmanın verdiği bir rahatsızlık da yok değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir vakitler sözlükte filan yazar iken bir kısım kesim gayet şuursuz bir biçimde "Efenim tarzınız filan ne kadar Perihan Mağden'e benziyor" demek suretiyle kan şekerimi, tansiyonumu hoplatır idi. Tabii yeterince açık konuşamadığımdan ki açık konuşunca ne güzel konuşuyorum lan, o vakit içimden verdiğim tepkileri tahmin ederek bulabilirsiniz. Dışarı ise "Hadi ordan" demekle yetiniyordum. Bazen "survive" filan derken oluyor böle istemdışı sosyalleşmeler.(Perihan'cım anladı beni. İnglişçesi pörfet)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim ana mevzunun nüvesi Cadıhan hanıma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kere "Sen şunun oğlusun ondan öyle filmler çekiyorsun", "Sen boş kafasın ondan yanlış biliyon", "Hepiniz ya onlardan ya bun-lar-dan/**&amp;amp;+" şeklindeki tespitlerin var ya. Hah yavrum ben merak ediyorum sen kimin kızısın? Iq'un kaç? Ve kimlerdensin bacım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anladığım kadarıyla Atatürk'ü sevmiyorsun, Türklerden tiskinme olasılığın yüksek, ha bir de "Çekerim AKP desteğimi senden" filan gibi bişiler yazmıştın ahah...Ay ben de seni gereğinden fazla tanıyorum ya. O kadar gözümüze gözümüze soktular ki seni. Ve ben seni okuyacağıma Ayşe Arman'ı okurum o derece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu kendini aydın yahut artık her ne naneyse onu zanneden kitleden çıkan en gereksiz ve itici tespitlerin, histeri krizi mamülü, kişisel görünümlü güdümlü fikirlerin, duygu ve mantık bütünlüğünden uzak ama herhangi bir serbest dışavurumdan çok çirkin bir kolaja benzeyen anlatımın, çoğu zaman acınacak ve genellikle kişiyi ailene haber vermeye ya da ambülans çağırmaya teşvik edecek ifadelerin ve sen Perihan. "Kasedimi türbanlılar" almasın dediler anlarım. Adam dünyaya bir güzellik sunduğunu düşünür ve bunu sevmediği kişilerle paylaşmak istemez. Ve fakat sen ey kendini dalgaların deli kızı, dağların bir numerolu çobanı, özgürlüklerin yılmaz bekçisi sanan Peruşum, sen neden mahrum ediyorsun bizi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amacın Atatürkçüye giydirmek mi, onun dedikodusunu yapmak mı? Radikal okuyan bana göre gayet gereksiz nesli gütmek mi tek derdin? Bu ülkenin en paçoz, en kirli, en götünden sikilesi orrospu çocuklarının ekmeğine yağ sürmekteki bilinçli yahut şuursuz gayretinin kökü nerde?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köşkün birinde kendini tesettürlü barbie sanan hanımla yaptığın kısa ve hoş sohbetlerin, acaba bu ülkenin özgürlükler konusundaki ilerlemesine ne gibi katkılarda bulundu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgürlüğü esirlerden aldığı destekle sağlayabilirsin. Ama özgür olmak isteyen esirlerden. Peşkeşçi, dalkavuk, fırdönek esirlerden değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün bu ülkede birileri çıkıp eğer Atatürk hakkında yapılan bir filmden öyle veya böyle rahatsız olursa, ve insanlar "Bu hepitopu bir film, bir deneme, bir belgesel çalışması" deyip geçemiyorsa bundan sadece kraldan çok kralcı bürokrasinin, kral öldü yaşasın halife diye bağıranlar sorumlu değildir. Giyinik ama sadece alışamadığın bir kıyafeti tercih etmiş bir kral için "kral çıplak" diye bağıran gerikafalı, kapasitesiz, yobaz insanların da eseridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir toplumun %51,89998'i yahut %67'si yani çoğunluğu ne zaman nitelikli, kendinden emin, kendi kararlarını kendi verenlerden olabilir? Köpekler gibi şekerle, etle, hatta topla kandırıldıkları sürece böyle bir şey mümkün mü?Öyle değilse neden lojistik destek sağlıyorsun bu heriflere? Seni de mi kandırdılar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de derin mevzular vardı, olacak. Peki biz bu mevzuları böyle gayri ciddi, böyle kan davası mahiyetinde, politik çıkar amacı güderek mi takip edecektik. Neden alenen suçlu olan birileri evlerinde, yazlıklarında, müdür koltuklarında otururken kara listelere alınmış isimler içeriye alındı tek tek? Nerde başlıyor nerde bitiyor senin özgürlük anlayışın Perihan Hanım? Belli ki askerliğin başladığı yerde bitiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anarşistlerin de neyi sevip sevmeyeceğine karar verdin ya. Müslümanlar el kesmiyor diye şaşırmıyorsun da "Bana otorite, kural dayatamazsın" diyenlerin okuyacağına pek güzel karar veriyorsun. Ah be gözüm anarşizm böyle bir şey. Anarşist evladı anarşist Fransız ihtilalinde gider Jakobene destek olur. Canı ister "Peace" der (bunu da bir radikal okuyan gençler bir de peruş anladı) ota sarar, ot sarar, canı ister gider federal bilmem ne binasını bombalar. Yani senin kafanda çok net bir "Anarşist" belirmiş ama o kadar az sayıda olup bu kadar çeşit olana ben başka bir dünya görüşünde rastlamadım. Aslında senden de iyi anarşist olur ha, belki de öyle sanıyorsundur kendini kim bilir. Ama ben yine de sevmem seni boşa kasma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani sen diyorsun ya "Okumayın beni" ve hatta tepiniyorsun bize geçirdiğin duyguya bakarsak, hatta tırnaklarını bile yiyiyor olabilirsin. Belki de Dündar'ın filmindeki Atatürk gibi yalnız, mutsuz ve umutsuz, anlaşılamamış biri olarak 1 büyük rakı devirdin de yazdın bu yazıyı. Yazık ama gözüm be. Bak sirozu var, kanseri var, yazıktır gençliğine. Radikal gençliğinden bahsediyorum. Ahahah ben onları kovmam ama. Gençliklerine veriyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-1743930855307815540?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/1743930855307815540/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=1743930855307815540&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/1743930855307815540'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/1743930855307815540'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/10/perihan-beni-kovdu.html' title='perihan beni kovdu'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-5534243603149849307</id><published>2008-10-29T19:27:00.005+02:00</published><updated>2008-10-29T20:00:05.164+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>İleri tecavüz teknikleri</title><content type='html'>Açık konuşacağım kardeşim. Am bekçiliğinden sik avukatlığına uzanan geniş yelpazede bir o yana bir bu yana yol alanların götüne koyayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siktiminin, bunak, sik düşkünü, kafasız, yüzsüz, arsız, orrospu çocuklarına her kim kol kanat gererse, anası, bacısı, çoluğu çocuğu bu sapıkların düşlerini süslesin. Belki o zaman "sineği sikti ama kimsenin beli incinmedi" deli saçmalarına kendileri de hayret eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Götüne koduklarımla dolu memlekette eğer bir kişi bile 14 yaşında çocuğu kendine allah tarafından ikram edilmiş bir et parçası olarak görüyorsa, başına da allahın sardığı bela olarak algılayacağı 5000 Cengiz Han düşsün. Eğer bu ülkede bir tane bile allahın belası çıkmıyorsa bize de yazıklar olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulan sayın ebesi sikik orrospu evladı yarrak kafalı kerhanede düzülmüş yavşak ibneler! Ne çeşit belaymışsınız lan siz! Düne kadar dedim "götümüzü bile satarsınız" diye ama, çoluğun çocuğun ırzında gözünüz olduğu da belli, yine de lan şerrefsiz kıl dönmesi mahlukatlar bi de bunu legalize mi ettireceksiniz lan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta her türlü puştluk kabulümdür. Olur böyle vakalar derim, bazen siterim karşımdakini bazen anında silerim hafızamdan. Yahut da sittiminin salak karısı kendini ikinci sınıf olarak kabul ediyorsa girsin çarşafa, hatta ayağına taş bağlayıp köprüden de atabilir kendini. Neticede o kadar basmıosa kafası, yoksa iradesi, ne skim eziyet çekerse çeksin. Zaten o karının algısı zayıftır. Çektiği eziyeti bile farketmez çoğu, kafa dumanlı mübarek. Amma sen 14 yaşında kızı eğer ki yok regl olmuş, yok kıvama gelmiş diye sikmeye kalkarsan, bir de bunu yasallaştırtırsan senin de ırzına eşşekler geçsin lan. Biz de filme alalım youtube'a koyalım. Hatta ağzını burnunu siksin filler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açık konuşuyorum. Alayınızı sikiyim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-5534243603149849307?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/5534243603149849307/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=5534243603149849307&amp;isPopup=true' title='17 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/5534243603149849307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/5534243603149849307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/10/ileri-tecavz-teknikleri.html' title='İleri tecavüz teknikleri'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>17</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-6985858180797857770</id><published>2008-10-29T16:43:00.007+02:00</published><updated>2008-10-29T17:39:11.370+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>Kemal</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SQh3BZsqilI/AAAAAAAAAIg/xvUjF1eXdRY/s1600-h/1881.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5262587030544222802" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 185px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SQh3BZsqilI/AAAAAAAAAIg/xvUjF1eXdRY/s320/1881.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Günlerden 29 Ekim saatlerden 11:30 iken elimde bilet, etrafımda en güzel elbiselerini giymiş, makyajını yapmış cumhuriyet teyzeleri(makyaj kısmı hariç annem de bu güruhtan) , çoluğunu çocuğunu kapmış getirmiş tatlısu müslümanı, laik, Atatürkçü (hayır "Kemalist" değil efenim, onu sonradan gündeme kakaladılar, bizim köyde "Atatürkçü" denir. Yanisi apolitik, atatürk ne içtiyse aynısından ısmarlayan kitlenin mensubu) bir kesim bekledik "Mustafa" başlasın da izleyek deyü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi tabi "Mustafa" Atatürk'ten bahsedilirken sıklıkla tek başına kullanılan bir isim değil. Nitekim Atatürk de ya "M." veya hiç kullanmayarak imzalarını atıvermiş oraya buraya. En çok "Kemal" demiş kendisine anladığım kadarıyla. Onunüçün de başlık "Kemal". &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kendini kendi tanımlayacak insan, kendi sıfatlandıracak, kendi adlandıracak. Bunu yapmayan/yapamayan adam bırak tarihi şekillendirmeyi, "Bi durun lem! Bu iş öyle olmaz böyle olur" deme cesaretini göstermeyi, iki eliyle bi sikini bile doğrultamaz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Can Dündar bu ismi "o aslında içimizden biri" mesajını vermek, onu en saf haliyle tanıtmak için kullandığını söylüyor. Yani dikkat çekmek için değilMİŞ. Ama önemli değil tabi. Mustafa, Kemal ya da Atatürk veya iblis yahut dinsiz deyin. Atatürk yine bildiğiniz Atatürk. Ama tabi her zamanki gibi genellikle bakıp da göremediğiniz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Film, tarihteki bir kısım detaya şöyle bir dokundurup geçmiş ama süre kısıtlı tabi. Filmi pek çok yapımdan ayıran en önemli özelliği bizim resmi tarihte çok da vurgulanmayan bazı önemli konulara alenen değinmiş olması. Misal Atatürk'ün kürtlere özerklik sözünü vermesi (Gerçi Atatürk de köprüyü geçene kadar dinciye, komüniste ona buna "he he" demek durumunda kalmış ondan dolayı bence bu söze çok da güvenmesin bazıları tezlerini savunurken). &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biz hiç Atatürk'ün "Sevgili müslüman kardeşlerim ve komünist yoldaşlarım" diye başlayan cümlelerini okumadık misal tarih kitaplarında. Yahut onun tepeden indiği iddia edilen kitaplarla, gaipten alınan ilhamlarla, dogmalarla değil hayatın gerçeklerinden alınan ilhamlarla ülke yönetme vurgusundan haberdar edilmedik. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Elitist anlayışın doruklarındaki yapısı, dikta yönetimi anlayışı vs'si yani okuma ve araştırma külfetine katlanan pek çok kişinin kolaylıkla ulaşabileceği ama ona zahmet etmeyenlerin devletin resmi politikası gereği bihaber oldukları pek çok mevzu nihayet toplu bir biçimde gündeme getirildi. Ama tabii ki detaysız, yorumsuz biraz da yavan bir biçimde.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çünkü biraz daha detaya inildiğinde işler karışıyor. Ama yine de belki birilerinin kafasında bir soru işareti yanar. Birileri de neymiş acaba, neler olmuş diye meraklanır ne bileyim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ancak öyle olursa küçükken hocadan yediği dayağa bağlamaz birileri medreselerin kapatılmasını. Daha bir derin analizler yapabilir. Çünkü filmin böyle bir mesajı olmasa dahi o söylenen sözü aynen alıp hafızaya yazan zilyon tane salak var.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şu meşhur "Atatürk'ün gözü düzeltiliyor resimlerde" iddiası da gayet normal bir biçimde anlatılıp geçmiş. Yani atamızın gözü şarapnel yüzünden biraz kayık. Paniğe lüzum yok.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çıkan isyanlardan çok Fikriye, Latife ve diğer aşklara vurgu yapılmış. Bu aşk mevzuları çok insani göstermiş tabi Atatürk'ü heralde. Bunlar da önemli mevzular ama çıkan isyanlar, anlaşmazlıklar, dönen oyunlar, alınan kararlar ve sonuçları bu kadar da silik değil bu gönül maceralarının yanında. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve tabii ki Atatürk'ün yalnızlığına yapılan vurgu. Hüznüne odaklanmalar. Kusura bakmayın elbet anlaşılamama, yorgunluk kimi zaman bezme söz konusu olabilir. Ama o kadar da yalnız, depresif, neşesiz bir hayat değildi son yılları gibime geliyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yani belgesel olarak zayıf, kurgusal olarak fazla tarafsız gibi gözükme kaygısında bir taraflılık söz konusu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yine de "Beni hatırlayınız" diye rica eden bu çılgın Türk'ü izlemenin verdiği coşkuyla filmin bitiminde filmi alkışlayan, çıkışta karşılaştığım sosyal aktivite olarak okul gezisiyle filme gelen çocuklara şunu sormak isterim. "Onu hatırlayacak mısınız?".&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-6985858180797857770?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/6985858180797857770/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=6985858180797857770&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/6985858180797857770'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/6985858180797857770'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/10/kemal.html' title='Kemal'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SQh3BZsqilI/AAAAAAAAAIg/xvUjF1eXdRY/s72-c/1881.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-8461504823352054448</id><published>2008-10-24T19:52:00.000+03:00</published><updated>2008-10-24T19:55:45.222+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Yasadışı blogdan yayına devam</title><content type='html'>Alo pıh pıh. Alooo pıh pıh. Sesim geliyor muuu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaw ne mal heriflersiniz lem.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-8461504823352054448?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/8461504823352054448/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=8461504823352054448&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/8461504823352054448'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/8461504823352054448'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/10/yasad-blogdan-yayna-devam.html' title='Yasadışı blogdan yayına devam'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-2148591346310046646</id><published>2008-10-22T21:45:00.006+03:00</published><updated>2008-10-22T22:52:04.949+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Abuklamname 3</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SP92va1-TyI/AAAAAAAAAIU/cn7k70sPN2U/s1600-h/abuk.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5260053446823661346" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SP92va1-TyI/AAAAAAAAAIU/cn7k70sPN2U/s320/abuk.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şöyle de bir Tuna Kiremitçi havası yakalamak ne güzel be. Misal Nick Cave. Aman o ne öyle!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen kendimi ertesi gün giyeceğim eteği kolalarken filan hayal etmeye çalışıyorum. Ama kolalamak nasıl bir kimyevi işlem hiç bilemiyorum. Hadisenin kimyevi olduğundan bile emin değilim. Frank Sinatra iyidir ama. ABD milli marşını söylerken değil. Aaa-meee-ri-caa, Aaa-mee-ri-caaa...shining pupuuu tam da burda Nina Simone'dan bahsedebilirdik ama hiç gerek yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili herkes. Olan şu. Neye sahip olmak istiyoruz? Neye sahibiz? Nedir yani. Belli ki bir paket sigara, bir litre kola yanına da sarma ile olmuyor bu işler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olaylar hiç de Moulin Rouge'daki gibi gelişmiyor. Zaten onun da bir olayı yok aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Catherine Zeta Jones olmuş taş. Bir zamanlar Serpil Çakmaklı gibi olmasının bir ehemmiyeti yok zannımca. Bizim de düne kadar götümüzdeki boku temizliyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şunu açıkça beyan etmek istiyorum. "Ay kedi, öf köpek" diye kaçışan tipler var ya. Ha farkında değilsiniz ama ben de sizden kaçmaya çalışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya bir de fikir mülkiyeti, telif hakkı şu bu var. Off hepimiz ölücez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne bileyim bazen akbil'in var diye meksika sahillerine gidebilirsin sanıyorsun. Oysa mustakil Shawshank'inde kurtuluş hangi kitabın içinde bilmiyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salute!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-2148591346310046646?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/2148591346310046646/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=2148591346310046646&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/2148591346310046646'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/2148591346310046646'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/10/abuklamname-3.html' title='Abuklamname 3'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SP92va1-TyI/AAAAAAAAAIU/cn7k70sPN2U/s72-c/abuk.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-288240322161859398</id><published>2008-10-17T16:12:00.006+03:00</published><updated>2008-10-19T21:07:20.635+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>Apocalypto</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SPiQZq1rRBI/AAAAAAAAAIM/Jl-DLjUt4CE/s1600-h/apocalypto1[1].jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5258111335625606162" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SPiQZq1rRBI/AAAAAAAAAIM/Jl-DLjUt4CE/s400/apocalypto1%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Apocalypto" Mel Gibson kişisinin Maya tarihi, kültürü ve edebiyatı ile alakalı resmi görüşlerini şahane bir şekilde sunmuş olduğu filmi oluyor efenim. Fakat filmin adı yunan dili ve edebiyatından. "yeni başlangıç" yahut "kıyamet" gibi anlamları mevcut deniyor. Adı yunanca ve fakat nasıl ki isa'nın derdini aramca dinledik mayaların derdini de yukatek'ten alt yazı dinliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi Mel Gibson'ı az çok tanıyoruz. Kendisi dini bütün, şiddet eğilimli, alkolik ve sıradanlıktan kahramanlığa geçiş yapan bilimum peygamberimsi insan öykülerini tarihi atmosferlerde anlatmayı seven bir kimse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl biri olduğunu çıkardığı işlere yansıtan biri olduğu için filmin asıl mesajını "O çok gelişmiş uygarlık dediğiniz varolma biçimlerini dünyadan kazıdık ama sor bak niye kazıdık?" olarak ele alabiliriz. Ve fakat ben Mel'in ne anlatmak istediğiyle değil kendim ne anladım ondan bahis açacağım.Ha bir de filmde mayalar, aztekler, inkalar hepisi birbirine karman çorman olmuş olabilir. O kısmı da es geçiyorum netekim belgesel değil film bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film şöyle başlıyor. "Büyük bir uygarlık kendi içinden parçalanmadıkça fethedilemez". Kim demiş? William James Durant. İyi güzel. Ben de bazen yazılarıma (böyük yazar maria sırlarını açıklıyor:p) böle işte zamanında bilmemkim ne demiş diye başlarım. Sebep? "Aslında ben yeni bir şey söylemiyeceğim diyen demiş hepsini" demek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim yani anlayacağınız sevgili Mel sanırım diyor ki misal aztekler altınları ele geçirilsin diye Cortez tarafından soykırıma filan uğramadı. Cortez az daha beklese bunlar kendiliğinden hakkın rahmetine kavuşacağdı. Yani öyle silahlanma, askeri taktik, üçkağıt filan boşa yordu adamcağız kendini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mel'i bu durumda sağ başparmağımla ve onun kankası sol orta parmağımla tanıştırmak isterdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim tabii ki ulusların kendi temelini en güzel içindeki tahtakurular filan çatırdatır şudur budur. Ama güney amerikada yaşananları bu şekil açıklamak için çok sıkı dindar olacak kadar aptal ya da sarhoş olmalıyız zannımca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçelim filmden aldığımız tada tuza. Görsel olarak, oyunculuk olarak, klasik ama sağlam kurgusu bakımından ve de müzikleri de ki tam tam tum tum kısımlar için konuşuyorum gayet de harikulade iş çıkartılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film ne anlatmaya çalışırsa çalışsın bir kez daha anladık ki medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar. Şimdi adaya geldi elde haç bir kısım kimse ne oldu? Yani daha beter bela geldi. Demek ki neymiş daha büyük medeniyet daha büyük diş, daha büyük canavar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kardeşim diyorum size, mis gibi gidip takılalım ormanda, mağarada. En kötü ihtimal jaguar gelir suratını parçalar ki onun da üç beş önlemi var. İki börtü böcük sokar ki onları açık yarayı dikiş niyetine kullanmış insanlar. Bi süre lost hesabı geçiş süreci sıkıntısı olacak. Lakin sonra vazgeçmek mümkün olmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehirleştikçe manyaklık artıyor. Ne kadar çok insan bir araya gelirse o kadar sorun çıkıyor. Her türlü manyaklık olağan bir yaşama biçimi halini alabiliyor. Çok insan çok manyak olasılığı ve her manyaklığın peşinde akıp gidebilecek bolcana hıyar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin açıkçası ben de küçükken, ama yani harbi epey bir küçükken üstelik de tarımla filan uğraşmadığım halde güneşi tanrı filan gibi bir şey sanırdım. Gerçi o kadar küçüktüm ki (diyeyim toplayım biraz) ay ve güneş'i aynı şey sanıyordum. Dünyadan uzaklaştığında ay, dünyaya yaklaştığında güneş olduğuna dair bir görüşüm vardı ki aynı anda gökyüzünde nasıl olabildiklerini nasıl açıklıyordum bilemiyorum. Ama tabi "Dur iki kedi kesiyim de akacak kanla memnun edeyim güneşi" gibi bir derdim yoktu zira elbise, bisiklet gibi isteklerimi anne tanrıçasından talep ediyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani aslında bu tip salaklıklar, inançlar, vahşet, ve daha bir çok şey çok da değişmedi. Sadece giyim kuşam alet edevat değişiyor, insan o kadar da çabuk değişmiyor. Zaten bi bakıyorsun sümerler, antik yunanlılar, romalılar, mayalar, hindular şunlar bunlar çok farklı coğrafyalarda çok farklı tarihlerde dön dolaş aynı şeyleri anlatmışlar. Daha hala da böyle gidiyor. Mitler değişiyor sadece. Bu evrensel gerçeklerden bahsetmekle alakalı değil, evrensel korkular ve insan olmanın zorluklarıyla alakalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmdeki yaşlı mayalı amcanın da dediği gibi içindeki boşluğu doldurmak için bir şey, bir şey, bir şey daha istersin ve doğanın sana verecek bir şeyi kalmaz bir süre sonra. İçinde boşluk olanların manyaklıklarına da şahit olup dururuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim güneş hayranlığım neyseki hayranlık safhasında kaldı. Daha hala da güneşe bakınca içim ısınır, yaşama sevinci gibi bişiler hissederim. Kusura bakmayın ama içimde hiçbir zaman tanrı ya da tanrıları memnun etmek adına herifin birinin kellesini koparıp merdivenlerden fırlatmak, yahut koyunu kesip kanını alnıma sürmek gibi manyaklıklara yol açacak bir boşluk hissetmedim. Hissedersem de 112'yi filan arayın bi zahmet.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-288240322161859398?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/288240322161859398/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=288240322161859398&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/288240322161859398'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/288240322161859398'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/10/apocalypto.html' title='Apocalypto'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SPiQZq1rRBI/AAAAAAAAAIM/Jl-DLjUt4CE/s72-c/apocalypto1%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-884097291635858376</id><published>2008-10-10T20:23:00.020+03:00</published><updated>2008-10-18T22:18:41.379+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>mülakat çılgınlığı</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SO-V-vbPxQI/AAAAAAAAAH8/TLvZ19_9EAY/s1600-h/soru.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5255584195279832322" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SO-V-vbPxQI/AAAAAAAAAH8/TLvZ19_9EAY/s400/soru.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Benim gibi emekliliği gelip de daha hala iş görüşmesine gidecek potansiyele sahip manyakların çok hakim olduğu bir mevzudan bahsedeceğim bu gün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet konumuz mülakat, yüzyılın en hastalıklı aktivitesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışmak istemeyen adam ne yapar? Çalışmaz. Oldu canım. Az çalışıp, çok para kazanıp bir an önce para da biriktirmek suretiyle Dilbert'lıktan istifa etme arayışına girer. Ya da karı/koca bulur filan. Ama evli olmak da bi iş tabi. Tam zamanlıdan öte 7/24 filan hatta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi böyle böyle plan yapıyoruz ediyoruz. Yeni iş imkanları, gelir kaynakları arıyoruz. Saolsun moderen köle tüccarları olsun, sahipler olsun "gelsin görelim" diyorlar gidiyoruz ebemizinkini göstermeye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben burada mülakat trickleri filan verecek değilim. Netekim çok iş değiştiriyorum ama kariyerim başladığı günden beri düşüş trendinden kurtulamadı. Allah inandırsın evde bebeler aç, saksıdaki çiçek bile kendini intihar etti, kedim 3 işte çalışıyor filan. Yetkili ve de yetkin değilim yani o mevzuda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim asıl mevzum mülakat üzerine beyin meltemi olacak anlayacağınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abicim baron değilim, kahya değilim ben kime yapacam mülakatı? Kimin ömründen çalıcam?Kimin zekasını sorgularken gerzekliğimi teşhir edicem?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşündüm taşındım "ben de hayatıma alacağım insanlara yaparım" dedim bu işkenceyi. Kusura kalmayın şimdiye dek çok beynimi miktiler bu mülakat bokuyla, ilahi denge adına benim de birilerini mikmem gerek(Tabi bunun için gönüllü adaylar olması lazım. Şimdilik bu kısmı es geçmek durumunda kalıyoruz). This is Karma! (Bunu da kıçımdan anlamışım gibi gelio ama:p).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun için çeşitli tüzel, tikel, tekel, tekil kişi ve kişiliklerle şöyle mülakatlar tasarladım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş yeri ile mülakat;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İyi günler Maria hanım. Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?&lt;br /&gt;-Siz bi bahsedin bakiyim kendinizden önce.&lt;br /&gt;-Euu tabi. Şirketimiz yüzdeyüz yabancı sermayeli bir...&lt;br /&gt;-Rus musunuz?&lt;br /&gt;-Hayır nerden çıktı bu?&lt;br /&gt;-O etekle ayakkabıyı nerden aldın? Laleli mi? Sikişgen misin?Nedir bu halin senin?&lt;br /&gt;-Aaa. Siz kim oluyorsunuz da...&lt;br /&gt;-Ben orospu olup olmadığınızı anlamaya çalışan bir adayım. Yüzdeyüz yabancı sermaye derken kendinizden mi bahsediyorsunuz? Rus musunuz?&lt;br /&gt;-Şimdi güvenliği çaırıyorum?&lt;br /&gt;-KGB'yi mi&lt;br /&gt;-Allan manyağı çık çııık&lt;br /&gt;-Ortodoksların allahı olur mu be?&lt;br /&gt;-Ayy imdat.&lt;br /&gt;-Ben katolik olmayı düşünüyorum. İş yerinizde şapel filan var mı? İtmesenize kardeşim. Mülakat hakkı engellenemez!De get pis gomünistler sizi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*******&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakkal ile mülakat;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Eyi günneeer.&lt;br /&gt;-İyi günler beyfendi ben Maria adınız?&lt;br /&gt;-Hüsam Gavatoğlu&lt;br /&gt;-Adınızın sosyal anlamda yaşattığı stres kaynaklı psikolojik sıkıntılarınız var mı?&lt;br /&gt;-Adımın sosyal nesi varmış mı? Anlamadım :I&lt;br /&gt;-Peki yok diyorum ben. Satacağınız gazeteleri kırıştırarak okuyup, bulmacalarını, eklerini filan iç eder misiniz?&lt;br /&gt;-Prensip icabı hayır!&lt;br /&gt;-Mükemmel. Karınızla aranız nasıl. Haftada kaç kere seks yaparsınız?&lt;br /&gt;-Sapık mısın kardeşim. Siggigit...sigigit&lt;br /&gt;-Beyfendi böyle yaparsanız korkarım haftasonlarımı hipermarket kasalarında bekleyerek geçiriciğim.&lt;br /&gt;-Siggit...sigigit...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feysbuk arkadaş listesi adayı ile mülakat;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sevgili Mahmut. Arkadaşlık rekuestini gördüm. Fakat prosedür icabı seni listeme almadan önce bu mesajdaki soruları cevaplayıp göndermen gerekiyor. Sorular şöyle;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1)Yazdığın notta "meraba mari ben mahmut ilokuldan hatırladınmı" demişsin. İlkokul öğrencisi misin? Son türkçe sınavından kaç aldın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2)Profiline doğan görünümlü şahin'in önünde dikilme fotoğrafı koymuşsun. Mallık var mı biraz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3)Seni listeme alsam bana hangi aplikasyondan hangi gift'i yollardın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4)Dürtüklemekle aran nasıl. Dürtücü bi kişi misin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5)"Şu an ne yapıyorsun?" sorusuna aşağıdaki şıklardan hangisini yazardın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a)Maç izliyorum&lt;br /&gt;b)Karının birine webcam açtırmaya çalışıyorum&lt;br /&gt;c)147,895. smiley'imi yaptım, enter'a basıyorum&lt;br /&gt;d)Allah'a küfrettim belamı vercek mi diye bekliyorum&lt;br /&gt;e)Dalgalanıyorum duruluyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başarılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******&lt;br /&gt;Tabii ki sevgili adayı ile mülakat;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Öncelikle bir takım sorularım olacak sevgili Bodurcan&lt;br /&gt;-Sor Maria&lt;br /&gt;-Bi kere dürüst olalım. Her şeyden önemlisi kaç santim?&lt;br /&gt;-Nasıl kaç santim?&lt;br /&gt;-Brütle uğraştırma beni sen neti söyle&lt;br /&gt;-Boyum mu?&lt;br /&gt;-Hesaplattırma bana şimdi, ölçmüşsündür sen. Kaç çıktı?&lt;br /&gt;-xx cm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(burda belirli bir skalanın içinde olan cevaplar must! Ona göre mülakata devam edilir yahut adaya hayatta başarılar dilenir. "Cinsellik her şey değil" filan gibi şeyler söylenip teselli edilir. Durumun vahametine göre artık)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ağırlık çalışır mısın Bodurcuğum(Bir önceki cevabın çok olumlu olması hallerinde kullanılan tense)&lt;br /&gt;-Bazen dambıl filan (Aday olumlu gidiyor. Yük hayvanı olarak kullanılabilite high)&lt;br /&gt;-Çok güzel. Misal haftasonu sen bi yerlere gitmek istedin "ben malak gibi yatasım var gelmem" dedim. Ne dersin?&lt;br /&gt;-"Peki" derim. Maça giderim. Kahveye giderim. Wow oynarım 48 saat(Olumlu. Aday tek başına vakit geçirebiliyor. Ama ideal cevap her zaman için "Yemek hazırlarım, sana masaj yaparım" gibi şeyler. Tabi ideal bir dünya değil burası.)&lt;br /&gt;-Harika.Yalan söylemeyi becerebilir misin?&lt;br /&gt;-Ohoo piç Bodur herkes bana ahıahı...&lt;br /&gt;-Çok güzel(Biraz salak ama iddialı bu konuda. Umarım becerebilir)&lt;br /&gt;-Peki Bodurcan. Ben sana en kısa sürede döncem. Olmadı bi deneme süresi ayarlarız oki?&lt;br /&gt;-Ha bu arada ben net cm'yi söyledim. Kafayı da çıkardım. Ona göre değerlendir.&lt;br /&gt;-Tel kaç demiştin sen?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-884097291635858376?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/884097291635858376/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=884097291635858376&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/884097291635858376'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/884097291635858376'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/10/mlakat-lgnl.html' title='mülakat çılgınlığı'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SO-V-vbPxQI/AAAAAAAAAH8/TLvZ19_9EAY/s72-c/soru.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-6400397822658298538</id><published>2008-10-05T18:29:00.003+03:00</published><updated>2008-10-05T18:51:24.919+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>aktütün karatütün</title><content type='html'>4 Ekim'de Şemdinli Aktütün karakolu PKK'lılarca basıldı. Netice ölenler, yaralananlar, feysbukta siyah kurdelalar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bir karakoldakilerin yerine koyuyorum kendimi. Takvimde şafak -1 daha yapmışım. Ne bileyim belki mektup yazıyorum allı güllü bir şeyler çiziktiriyorum. Postaldan bezmişim, parmak arası terliğin varlığını takdir eder olmuşum belki. Takılıyorum işte kendi halimde. Takılmak değil bu tabi devlet vermiş elime silahı. Yan gelip yatmıyorum, kınalı kuzu gibi bekliyorum işte. Sonra bir gürültü bir kıyamet. Bir bakıyorum her şey soğuk, ben soğuk. Dramatize etmiyorum yani bunun gibi şeyler işte yaşananlar. Daha da dramatize edilebilinir kabul edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de elde silah karakol basanın yerine koyuyorum kendimi. Olmaz demeyin o da bir insan biz de. Elimde silah birileri demiş "Git şu karakolu bas. Öldür kim varsa." Tıpkı kınalı kuzu gibi yine aslında. Kurban bayramında süslenip püslenen. Kanı bir şeylere feda edilmeye hazır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi birileri birilerini dürtüklüyor. Hani "Gelmeyin oyuna" deniyor habire de kim ebe kim sobe ben anlamıyorum gerçekten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 Ekim'de terörle mücadele toplantısı yapılacak. Asker uzatma süresi isteyecek hakemden. "Sınır ötesinde işim bitmedi daha" diyecek. Belki harçlık isteyecek ne bileyim. PKK da mal ya. Tam da bu toplantının arifesinde Bruce Lee gibi "gel gel" yapmaya karar veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kusura bakmayın benim kafam karıştı biraz. Ben böyle durumlarda bu işten kimin çıkarı olur diye düşünürüm hep. Açıkçası çıkar elde edecek çok kesim geliyor aklıma. Ama hiçbiri de o karakolu basanların ya da o karakolda basılanların ve ailelerinin dahil olduğu kesimler değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili Bülent Ersoy. Koy adaylığını vericem sana oyumu. Ahan da bunu da yazıyorum buraya.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-6400397822658298538?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/6400397822658298538/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=6400397822658298538&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/6400397822658298538'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/6400397822658298538'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/10/akttn-karattn.html' title='aktütün karatütün'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-8943671227201885127</id><published>2008-10-04T01:45:00.002+03:00</published><updated>2008-10-04T02:16:39.795+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>intihar mektubu</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SOahoYYtpgI/AAAAAAAAAH0/CXc9JaqHWoE/s1600-h/yazit.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253063730487207426" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SOahoYYtpgI/AAAAAAAAAH0/CXc9JaqHWoE/s400/yazit.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Fahişelik en eski meslekse intihar da en eski hobidir tahminim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Pek çok insan kendi intiharını kurgulamıştır. Bu pekçoğun pekçoğunluğu da olayın tamamen bir kurgu olduğunun bilincinde öylesine senaryolar yazarken, bazıları cenazesine katılacakların listesini hazırladığı gibi gezegenlerin ölüm anındaki konumunu bile hesaplamıştır. Bu kadar detaya giren adamı da hiç mi önemsemediniz kardeşim! &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Her intiharın süsü intihar mektubudur. Yazmadan basıp gidenin edebiyata saygısı olmadığı gibi imlası da benimki gibi boktandır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İntihar mektuplarında en sevmediğim "Bu kimsenin suçu değil" cümlesidir. Rica ederim hayatınıza giren insanların hakkını teslim edin. Herkesin ama ufak, ama büyük bir katkısı vardır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kimisi size hayatta güzel şeylerin de olabileceği ümidini vermiştir. Kimisi de direk azınıza sıçmıştır. Gelen geçen herkes bi bok yemiştir yani.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Misal veriyorum idealim mektupla alakalı olarak. Şöyle şeyler görmek istiyorum deyü;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Abdürrezzak sözüm sana. Sen su katılmamış bi o.ç'sun bunu bilesin. Sevdiğim o.'yu ayartıp zükmen yetmemiş gibi bi de gittin nişanlandığım şapşal karıya bile iş oldun. Sen ne hazımsız bi herifmişin be. Neyse senden aldığım 10bin ytl borç vardı ya. Ha yedim ben onu, geçmiş ola"&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ya da&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Azına zıçtımının ilkokul öğretmenime de gıcıktım zate. Karı "Sende müzik yeteneği yok evladım" dedi. Ulen ırıspı senin yüzünden belki de kral tv müzik ödülümü alamadım. Nice karı kız donunu ve içindekini önüme fırlatacaktı belkide. Abazan geldim abazan gidiom mına goyyim..."&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Olmadı&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Ayrıca nevbahar apartmanında oturan o yeşil gözlü çocuğa da haber edin. Ulen kaç kere bakkalda karşılaştık bi yüzüme bile bakmadı. 32 tane aşk şiiri yazdık herife daha adını öğrenemeden gidioz a.k."&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Veya&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Annecim. Hani hep yaptığın meşhur lahana çorban var ya. Ha işte onu yapma sen. Bok bulamaç bişi o. Bu, bi de beni doğurman dışında bi yanlışını görmedim gerçi.."&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sevgili ölümden değil yaşamaktan korkan arkadaşlarım. Haklısınız. Yani ben de sabah uyanmaktan hoşlaşan biri değilim. Öyle her yaşadığı yeni günü neşesiyle kutsayan zırzoplara da tahammül edemiyorum açıkçası. Anlıyacağınız ben de sizdenim. Biraz daha özen ve  samimiyet ltfn tşkr.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-8943671227201885127?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/8943671227201885127/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=8943671227201885127&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/8943671227201885127'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/8943671227201885127'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/10/intihar-mektubu.html' title='intihar mektubu'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SOahoYYtpgI/AAAAAAAAAH0/CXc9JaqHWoE/s72-c/yazit.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-1190176508447341659</id><published>2008-09-30T12:35:00.005+03:00</published><updated>2008-09-30T12:53:18.266+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>homo iphoneus</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SOHz6uXEuDI/AAAAAAAAAHs/zMe0IMcB3AA/s1600-h/kuyruk.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251746830693480498" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SOHz6uXEuDI/AAAAAAAAAHs/zMe0IMcB3AA/s400/kuyruk.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bence millet boşa kasıo, tee afrikadaki orda burdaki bilmem ne zımbırtısı özelliği taşıyan x hayvanının peşinde helak oluyor. Yok efendim kışın yerin altına iniomuş da, yavrusunu kesesinde taşıomuş da, saatte 120 km hızla koşuomuş da, özel bi salgıyla avını felç ediomuş da falan filan. İnsan denen hayvanı incele incele bitmez ki daha. Aha bak melullerime. Neymiş efendim iphone kuyruğundalarmış. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Düşünün ki penguenler hakkımızda belgesel çekio. Ahan da bu kuyruğu da koymuşlar belgesele. Penguen alemindeki itibarımızı bir daha kim kurtarabilir sorarım size?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben gerçekten varoluşun çok temellerine inebilecek teknolojiye sahip olabileceğimize inanıyorum. Ve fakat insan varlığının gerekliliğini asla ispat edemeyeceğiz gibi. Ya şu insanlar olsa ne olur olmasa ne olur, hatta olmasa ne güzel mi olur?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Güzel kardeşim eskiden iphone mu vardı. İphonesuz mu kaldın kireçsiz odalarda. Üşüdün mü, üşüttün mü noldi?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bana bir daha "çok acaipsin, sen de bi değişiksin" diyeni baltayla kovalayacam bu tip kuyrukların önüne. Değişik görün, acaip görün biraz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-1190176508447341659?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/1190176508447341659/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=1190176508447341659&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/1190176508447341659'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/1190176508447341659'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/09/homo-iphoneus.html' title='homo iphoneus'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SOHz6uXEuDI/AAAAAAAAAHs/zMe0IMcB3AA/s72-c/kuyruk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-4040998766084276304</id><published>2008-09-29T01:23:00.003+03:00</published><updated>2008-09-29T01:41:21.420+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='politika'/><title type='text'>seni halife ilan ediyorum</title><content type='html'>Yine kuduruklandım ben. Şöyle bir senaryo yazarsak şayet kafamızdan. Sabah olmuş. Portakal suyu yahut kahve veya rakımızı yudumlarken haberlerde ne var diye merak edip açıyoruz televizyonu. Gül yüzlü cumhurbaşkanımızı görüyoruz ve derhal kanal değiştiriyoruz ve fakat tekrar kendisiyle karşılaşıyoruz. Bi daha, bi daha. Sonra bu kadar ısrar karşısında "ne diyor" diye merak edip dinlemeye başlıyoruz. Kendisi artık yüzümüzü doğuya, yani ışığa filan çevirmemiz gerektiğini, şunu bunu sıralıyor, süslü süslü laflar ediyor.Sonra bombayı patlatıyor. "Artık kul yapısı kanunlarla değil allah'ın buyruğu  şeriatla yönetileceğiz, kendisinden aldığımız yetkiye dayanarak (her nasıl olduysa o artık, demokrasi vasıtasıyla mı?) halifemiz, imamımız, sultanımız her şeyimiz şudur budur bıdı bıdı..." diyor. Ağzınızdaki vitaminleri yahut kafeinleri olmadı anasonu püskürttükten sonra ne yapacaksınız çok merak ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım hiçbir şey yapmayacaksınız. Yani böyle bir kabulleniş var belliki. Hani kaderine boyun eğmek değil de her koşulda hayatını idame ettirmeye çalışan güdülere sahip bir hayvan gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ne yapacağımı söyliyim. Bi kere herhangi bir şeyi püskürtecek değilim. İstedikleri kadar paranoyayla suçlasınlar malumun ilamına şaşacak değilim. Neden malum? E bu ülkede birileri şeriat isteğinin odağı haline gelmekten hüküm giyip hala iktidarda ise yarın öbürgün şeriat da gelebilir. Gelmesin de neylesin şeriat. Oturtmuşlar bi tahta gidiyor hoşaftan anlamayanların ayak yoluna.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkede nabız çok yoklandı. Yani birileri "aman bak hala şeriat gelmedi kikiki" diye kişnerken aslında henüz o şeriatın gelmemesi, paranoyaklıkla suçladıkları kişilerin tepkisinden kaynaklanmaktaydı. Tepkileri verenleri nasıl ve ne şekilde paralize ettiler, bir kısmı aşina bir kısmı muallak. Ama başarı belliki mutlak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi dostum kendine şunu sor. "The day after tomorrow ne edecen?" Bak frenkçe felam öğrendin ettin. Patladı elinde. Şimdi işin yoksa kas bakalım arabın diline kültürüne.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-4040998766084276304?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/4040998766084276304/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=4040998766084276304&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/4040998766084276304'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/4040998766084276304'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/09/seni-halife-ilan-ediyorum.html' title='seni halife ilan ediyorum'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-5680106437935866012</id><published>2008-09-25T21:18:00.003+03:00</published><updated>2008-09-25T21:49:57.253+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>apolitikleşme sürecim</title><content type='html'>Bazı şeyleri bilfiil tecrübe etmeden anlayamıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel olarak apolitik insanlara kılımdır. İnsanın her türlüsüne bir kulp takıp kıl olurum zaten de benim için en kolay etiketlenenler apolitikler ve koyu dindarlar. Yani kendi boynuna tasma takıp kapanın elinde kalanlar. Kendi boynuna tasmayı takıp şu veya bu ideolojiye kapılıp gidenler de bunların peşinden geliyor. Ama  idealist solculara ayrı bir yavru kedi sevgisi hesabı bir sempati besliyorum. Bilemiyorum çoook tatlılaaar:p&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim apolitikleşme sürecine girişimden itibaren empatik lümpenik bi bişiler hissetme hadiseme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insan neden apolitik olabiliyormuş bi bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinçsizlik, umarsızlık, omurgasızlık bir yana insanı bu hale sokan politikanın iğrençlikleri bile değilmiş. Ben bunu bu ülkede anladım. Politikanın iğrenç olması yeterince tiksindirici değil emin olun. Politikanın traji-komik bir hal alması yeter-geçer sebepmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim gibi bir insan bile artık gazete okumuyor, haber izlemiyorsa bilinki dağdaki son keçi de öldü. Dağ artık farenin. Ha zaten maksat bu bezdirmeyse, böyle bir strateji ile yola koyulduysa bu insanlar gerçekten kendilerini tebrik ediyorum. Bir amaca ulaşmadaki stratejinin aslında ne kadar basit olabileceğini ve bunu herkesin yapabileceğini bütün insanlığa gösterdiler. Anladık ki artık herkes bir diktatör, sultan, prizidint vs olabilirmiş. Yeterince çamur olun, yüzsüz olun, totoloji yapın, bıkbık aynı şeyleri çin işkencesi gibi tekrarlayın ve acaip derecede aptal olun. Gerçekten. Çünkü çoğunluk aptal ve insan kendine benzeyeni tahtta görmek istiyor. Bakın kaç kişi kendini örümcek adam  zannediyor. Ezik ama aslında kahraman oley. Anlayacağınız insanlık için bi umut oldular. Her eve bir hero.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi bu deney Türkiye'de yapıldı ve tuttu. NŞA bu mudur bilemem. Bana çok da normal gelmiyor şartlar ama tabi normalin de şaftı kaydı biraz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili Türk halkı. Sizler gerçekten çok enteresan varlıklarsınız. Özel kreasyon yahut haute couture falan gibi bir şeysiniz ve ben modadan hiç anlamıyorum ki sizin kıymetinizi bilemedim herhal. Böle mal mal bakıyorum "ulen bunları kim giyer" diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genellikle "dünyanın hiçbi ülkesinde..." diye başlayan cümleler kurulur bu gibi durumlarda. Ben böyle bir cümle kuramayacağım zira her ülkenin kendine özgü türlü zırvalıkları mevcut. Ama güzel kardeşim, bizi afrika yerlilerinden ayıran bi kaç özelliğimizde mi yok?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunca senedir bu halk ot mu otladı anlamak elde değil. Şöyle bir kafasını kaldırıp gidişattan hoşnutsuzluğunu belirtecek -ki herkesin mutlu olduğu bir ülkede yaşamadığımızı biliyoruz herhal- tek bir tepki olmadı nabız yükselmesi de mi yok kardeşim. Öldünüz mü lan?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani velhasıl ben anladım ki, ne bok yerseniz yeyin safhasına gelmişim. Pilim bu kadarmış. Ha belki şarjedilebilir pildir benimkisi. 3-5 gün sonra birden yeşil yanar bi yerlerde, ben de yine başlarım vırvırtırtır. Ama yani pes be kardeşim. Pes olmadı tuş yahut.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-5680106437935866012?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/5680106437935866012/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=5680106437935866012&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/5680106437935866012'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/5680106437935866012'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/09/apolitikleme-srecim.html' title='apolitikleşme sürecim'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-7309943999965365283</id><published>2008-09-19T18:08:00.002+03:00</published><updated>2008-09-19T19:26:01.699+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>The ecstasy of AKP</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SNPNM6Hf-xI/AAAAAAAAAHk/ScOOTiO9Mpk/s1600-h/soru.bmp"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayal ediyorum RTE Zincirlikuyu mezarlığında bir o yana bir bu yana koşuyor. Tam olarak hayal edemiyorsanız buyrun şuradan yardım alın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.truveo.com/The-Ecstasy-of-Gold/id/1052462332"&gt;The Ecstasy of Gold - Truveo Video Search&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-7309943999965365283?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/7309943999965365283/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=7309943999965365283&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/7309943999965365283'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/7309943999965365283'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/09/ecstasy-of-akp.html' title='The ecstasy of AKP'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-5586752144910780314</id><published>2008-09-09T23:18:00.003+03:00</published><updated>2008-09-10T00:05:22.042+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Cern'de neler oluyor</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SMbath85oMI/AAAAAAAAAHc/Bh3xuob0sX4/s1600-h/top_quark[1].gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5244119291862294722" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SMbath85oMI/AAAAAAAAAHc/Bh3xuob0sX4/s400/top_quark%5B1%5D.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu aralar medya kafamızı onun bunun selülitinden isviçre'deki bir fizik laboratuarına döndertti. Yani halkımızın kafasını ne ölçüde dönderebildiler bilemiyorum zira bilindiği üzre halkımız bilimi hürriyetin popüler bilim haberlerinden takip ediyor ve bu haberlerde son bilmem kaç yıldır "kansere çare buldular, yok bulmadılar, her an bulabilirler" şeklinde sürüp gidiyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tabi ben protonlardan girip higgs bokundan çıkmayacağım elbet.  Yani atarım tutarım elaleme ne de asıl hızlandırılmış proton demeti postalamak istediğim mevzu başka (umarım yeterince havalı bi bişi demişimdir)&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Efenim bu demokrasi boku ve medeniyet ıvırı zıvırı hakikaten dinden filan da tehlikeli bi hal aldı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Demokrasinin kralı bizdedir" iddiasında olan bir memleket ne etti? Biz gariban halkın  atom bombası die bildiği bombayı aldı gömdü japonun bebesine, osuna busuna.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kimse de sormadı abd halkına "Ey halkım ben bi bok buldum, bunu da böle bi ibnelik için kullanıcam oki mi?" diye.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu bilimadamlarında böyle bir hava var. Alıyorlar gazı hükümetlerden. Hükümetin derdi elbet parçacıkmış şuymuş buymuş değil orası belli. Sonra takılıyorlar kafalarına göre.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu akşam yine deprem dede gibi geçici popülerliğin tadına varan ve Cern'deki çalışmalara gözlemci olarak katıldığını beyan eden fizikçinin biri tv'de şöyle bişiler dedi. "Cern'in çalışmalarını basına açması şaşırtıcı. Yani fazla medyatik biraz ama....".&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi gel de bu çatlak profesörlü hikayeleri öpüp başına koyma.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yahu sen kimsin? Sen halkın birikimini, emeğini, üretimini al, göm bir lab'a. Sonra ne bok yiyorsun orda açıklama kimseye. Yaptığın şeylerin neticesinde edindiğin datayı nerde, nasıl kullanıcan beyan etme. Yediğin nanenin olası sonuçları hakkında bilgi verme. Halk aptal, cahil anladık da o kadar da hayati mevzularda bi de bi bakiyim "istio musun, senin de hoşuna gidecek?" felam.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Efenim ben teknolojiye genel olarak karşıyım. Tasvip etmiyorum. Buyurun mağralarımıza dönelim diyorum takan yok. Ama hadi madem "olmaz" diyorsun da senin götün hangi ara kalktı o kadar be yaw.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi bu deneyin muhtemel sonuçları hakkında aslında kendileri de bi bok bilmiyorlar ben diyim size onu. Zaten deneyi de bi bok bilmedikleri için yapıyorlar. Yani bildikleri kısımların çoğu teori, bi kısmı gözlemlenmiş, kalanı da doğaçlama.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Teorik olarak elbette görünen kıyametin önümüzdeki yıllarda kopması değil. Şimdilik elimizde böyle bir bulgu yok. Ama tabi teorik olarak. Netekim doğayı izleyerek ve taklit ederek teknolojimizi ilerletiyoruz ama her ne hikmetse doğada her şey kaos, düzen vs şeklinde tıkırında giderken biz yaşadığımız dünyanın azına sıçtıkça sıçıyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dolayısıyla bu deneyin fiyasko ile sonuçlanması ihtimali bir kenara muhtemelen elde ettikleri sonucun dünyayı daha da boktan bir yer haline getirmesinden başka bir ihtimal düşünemiyorum ben.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi hayalperest çok arkadaş var tabi. Küçükken ne bilimkurgular izlediler. Ve elbette insan bilimle karanlığa ışık tutuyor. Yani madem mağraya dönmüyoruz bakınalım bi etrafa. Lakin "Biz bi kaç bin manyak bilim adamı toplaştık, şimdi ufak bi deney yapıcaz" deyip ortalığı sıçıp sıvarsanız dağıtırım ağzınızı burnunuzu.  Ben tabi "hüop patladı lab, karadelik oluştu, solucan kaçtı kıçımıza, sıçtık" kısmını geçiyorum. Anlatmak istediğim şey her bulunan lazerle ameliyat gibi bir şeye kullanılmıyor. Bulunan şey kıçımızda patlayan hidrojen bombası olabiliyor.  Ve hükümetlerin başındaki adamlar da aman karımın kıçındaki kılları lazerle temizliyiversinler diye onay vermiyor o koca koca bütçelere. Onlar hep yan ürün.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi Cern'de deney başlatılıyor. Onu bunu fışkırttırcaklar, bi bok olmazsa daha büyük daha da büyük aletler, daha fazla daha fazla parçacıklar bilmemneler filan eninde sonunda bu işi bi yerlere vardıracaklar. İplik söküğü gibi olmasa da ilerlemeler sağlanacak bir şekil.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama ak bi kısım bilimadamı ve gaydiriguppak tüm hükümetler daha ne kadar tanrı zannedecekler kendilerini ben onu merak ediyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evrenin nasıl var olduğu hatta gerçekte var olup olmadığı zerre tikimde değil açıkçası.  Ama  biri gelip de "eureka eureka anti-madde yaptım ben, şimdi bunla burnunu yok edicem senin"  filan derse arıza çıkartırım, sokarım o anti-maddeyi kıçına söyliyim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-5586752144910780314?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/5586752144910780314/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=5586752144910780314&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/5586752144910780314'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/5586752144910780314'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/09/cernde-neler-oluyor.html' title='Cern&apos;de neler oluyor'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SMbath85oMI/AAAAAAAAAHc/Bh3xuob0sX4/s72-c/top_quark%5B1%5D.gif' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-5176702804007760249</id><published>2008-09-07T01:50:00.003+03:00</published><updated>2008-09-07T02:09:31.699+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>Sixty six</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SMMJ4nzmTVI/AAAAAAAAAHU/lmhbdgr1SdY/s1600-h/Sixty_Six_web_large[1].jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243045259552116050" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SMMJ4nzmTVI/AAAAAAAAAHU/lmhbdgr1SdY/s400/Sixty_Six_web_large%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetmen Paul Weiland'ın kendi hayatından esinlenerek yaptığı harika bir filmden bahsedeceğim. Gerçi bahsetmek istiyorum da nasıl anlatabilirim bu filmi bilemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikaye basit ama işlenişi, oyunculuklar, atmosfer inanılmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem güldüren hem ağlatan klasik sıcak filmlerden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yahudiler niye sinema endüstrisinde bu kadar etkin denip duruluyor ama adamlar yapıyor işte. Hem de öyle bir yapıyor ki abuk gelenekler, adetler, anlayışlar bile bir şekilde son derece samimi, sempatik sunulabiliniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu filmde olağandışı, atraksiyonlu, şehvetli vs'li bir şeyler gelişmiyor. Hemen herkesin ve hatta sıradan çoğunluğun hayatında aslında ne kadar da önemli olayların geliştiği, başkalarınca önemsenmeyen kocaman fırtınaların koptuğu gösteriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgürlük şu bu adına her türlü duygu erezyonun sonrasında insanların elinde kalan anlamsız fransız filmi gibi hayatlardan böyle film çıkmaz. Böyle bir film ancak korkulara ve umutlara aynı anda sahip olabilen sıradışı sıradanların hayatından çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keşke her şeyin bokunu çıkarmaya meraklı insanoğlu uçlarda gezinip duracağına böyle sade ama gerçek, zor ama o kadar da değil bir hayatı sürdürüp yaşamın gerçek keyfini çıkarabilse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıkçası her ne kadar tek başına var olabilmeyi başarmak güzel olsa da hayatın türlü zorluklarına karşı yanında birilerinin olduğunu ve her türlü aptallığınıza rağmen gitmenize izin vermeyeceklerini bilmek güzel bir şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu film bu ve benzeri güzelliklere dair bir film.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.seattlejewishfilmfestival.org/uploads/Sixty_Six_web_large.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-5176702804007760249?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/5176702804007760249/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=5176702804007760249&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/5176702804007760249'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/5176702804007760249'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/09/sixty-six.html' title='Sixty six'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SMMJ4nzmTVI/AAAAAAAAAHU/lmhbdgr1SdY/s72-c/Sixty_Six_web_large%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-5333490663310981019</id><published>2008-09-06T15:44:00.007+03:00</published><updated>2008-09-06T21:55:21.762+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Bu site</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SMJ7qydIwRI/AAAAAAAAAHM/RkWEpr0tIko/s1600-h/bu_site.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5242888891241382162" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SMJ7qydIwRI/AAAAAAAAAHM/RkWEpr0tIko/s400/bu_site.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malum akp hükümeti sayesinde über demokratik devlet yapısına geçtik geçeli güçte bi sapma, yasaklarda bir artış yaşayıp gidiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasakların en şahaneleri internet aleminde yaşanmakta. Hani tabi öpüşme sahnesine bile sansür uygulamayı tercih eden über ahlaklı yönetim anlayışı misal uydudan istediğini izleyen vatandaşa müdahele edemezken, nette istediği gibi surf yapmaya çalışana "orda bir dur bakalım sen!" diyor. Neden ? Çünkü ya-pa-bi-li-yooor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence en fantastik icraatlerden biri de youtube'da Atatürk'e hakaret ediliyor deyip ayağımızı youtube'dan kesme çabaları idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi misal Feto hocamızın "köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı deyin" öğütleri verdiği videolar değil de Atatürk'e hakaret gerekçe gösterilince harika oldu bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten Atatürk'e nefret beslesin diye gaza getirilen binlerce hıyarı çok güzel fişfiklediler bu şekil. Hem de hoşlaşmadıkları bir siteden kurtuluverdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır şimdi böyle dedik diye direk devlet düşmanı, bilmem ne ergenekon diye de içeri atarlar adamı. Zaten politika belli. Kandırabileceğini kandır, gerisini korkut ve sindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaptıkları hiçbir şeyin hesabını vermiyorlar kardeşim. Hayatımda bu kadar göstere göstere, rahat rahat, aleni kafasına göre takılan iktidar görmedim. Yani Şili milide yaşamadım ondan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Misal adamın biri rüşvetle itham ediliyor. "Yapmışsa aramızda barındırmayız ama iftira" diyorlar. Sonra "Yıpratılmamak için istifa etti" diyorlar. Soruyoruz "Para nerde? adam nerde? adam nerde? para nerde?" bakıyorlar öyle. Çok büyük fedakarlık ya bakanlıktan istifa felam. Gerisini sorma. Ha milletvekilliğinden istifa ettirmiyorlar. Bi etse dokunulmazlık kalkacak küt kalacak civciv gibi ortada. O da olmaz. Her şeye bir formülleri var İsviçreli bilimadamları gibi. Formül bulamasalar da farketmiyor, nasılsa memlekette hesap soran yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son &lt;a href="http://www.richarddawkins.net/"&gt;http://www.richarddawkins.net/&lt;/a&gt; e tıkladığımızda meşhur yazıyı gördük (ekşi sözlük ve avasas sayesinde haberim oldu, ayrıcana hazır parantez açmışken belirtiyim darwinci bi bilimadamı bu richard abi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır eskiden şu mahkeme bu sayılı karar filan bi bilgi verirlerdi. Şimdi Allah'ın emri peygamberin kavliyle filan kapatıyorlar ki herhangi bir evraktır bürokrasidir uğraşmıyorlar zannımca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi mahkeme bu mahkeme? Şeriat mahkemeleri mi kurdular bi yerlerde haberimiz yok. Bu ülkede farkında değil insanlar sanırım ama gerçekten kendi mahkemesini kurup kendi kanunlarını uygulayan yerel yönetimler mevcut. Tarantino filmi gibi memleket.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel kardeşim. Tamam maymun değilsiniz. Geçti ağlamayın artık. Ama beni sinir bastı artık hakkaten. Önceleri güldük eğlendik. Bi nevi yaşama ve şükretme sevincimiz, vesilemizdiniz. Sıktı ama güzelim. Sokağa çıkıp sikesim geliyor bütün hıyarları. Sikim yok mağdurum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-5333490663310981019?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/5333490663310981019/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=5333490663310981019&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/5333490663310981019'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/5333490663310981019'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/09/bu-site.html' title='Bu site'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SMJ7qydIwRI/AAAAAAAAAHM/RkWEpr0tIko/s72-c/bu_site.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-3130797050965387133</id><published>2008-09-04T21:57:00.003+03:00</published><updated>2008-09-04T22:16:18.416+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Laikman</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SMAvzQkUXFI/AAAAAAAAAHE/W-OaCQHPQLI/s1600-h/laikman2.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5242242523926387794" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SMAvzQkUXFI/AAAAAAAAAHE/W-OaCQHPQLI/s320/laikman2.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Düşündüm taşındım, memleketin süper kahramana ihtiyacı olduğuna kanaat getirdim. Ahan da size Laikman!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Laikman bir nedir? Ne işe yarar?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Laikman üşenmez geceleri kostümünü giyer gider dincilleştirilmiş vatandaşların evine girer. Çarşafıydı, tesettür teçhizatıydı ne varsa bir biiir makas ilen doğrar. Üstlerine de Atatürk'ün gençliğe hitabesinin yazılı olduğu bir notu iliştirir basar gider. Aynı şekilde mağra adamı kılıklı amcaların sakalını doğrar, kırpıkların üzerine aynı notu bırakır. Yani her eylemde fiks prosedürü bu notu bırakmaktır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ramazanda oruç tutmadığı için dövülen gençlerin yardımına koşar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Müezzini esir alır, civardakilerin orucunu 45 saniye erken bozdurmak için çıkar ezan okur. Neden sadece 45 saniye? Aç kalsın pezemenkler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Devlet adamları 10 Kasım'da "sap gibi dikilmem ben" diye bıybıylanırsa 10 Kasım'da diker onları halk ekmek kuyruğunda 3 saat, adam eder. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kamusal alana türbanla girmeye kalkan "ben insan değilim" vizyonunu edinmiş vatandaşa insan hakları evrensel beyannamesini ezberletir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;"4 Kadın alacam her biri 14'lük" diye tutturanın çükünü keser, pilava katıp, kızını karılık yapsın diye o herife vermeye niyetli 4 tecavüz yaltakçısına yedirir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Laik rejimi yıkmak amacıyla toplanmaya çalışılan oy için dağıtılan pirinçlere tükürür, işer.&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Doğaüstü özellikleri;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Anıtkabirden gelen frekanslar sayesinde postalı 5 fil basar. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Kalpağı ile gugılörte online bağlanıp, hissettiği anti-laik hareket ve oluşumların adresini şıp diye buluverir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Kalpağındaki ay-yıldızdan çıkan lazer ilen 2 dakikada adamı piliç ızgara yapabilir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Not: Laikman uçmaz, halk otobüsüne biner.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Laikman anlayacağınız üzre tatlısu müslümanı bir adam değildir. Bildiğin adamdır. Süper kahramandır, lazımdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-3130797050965387133?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/3130797050965387133/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=3130797050965387133&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/3130797050965387133'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/3130797050965387133'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/09/laikman.html' title='Laikman'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SMAvzQkUXFI/AAAAAAAAAHE/W-OaCQHPQLI/s72-c/laikman2.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-5790392807764036083</id><published>2008-08-30T20:56:00.003+03:00</published><updated>2008-08-30T21:15:25.302+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>When i leave the world behind</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SLmKGG1Cv_I/AAAAAAAAAG8/EzciAFibn9k/s1600-h/26072008544.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5240371478939222002" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SLmKGG1Cv_I/AAAAAAAAAG8/EzciAFibn9k/s320/26072008544.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I’ll leave the sunshine to the flowers,&lt;br /&gt;I’ll leave the springtime to the trees;&lt;br /&gt;And to the old folks I’ll leave the memories&lt;br /&gt;Of a baby upon their knees.&lt;br /&gt;I’ll leave the nighttime to the dreamers,&lt;br /&gt;I’ll leave the songbirds to the blind;&lt;br /&gt;I’ll leave the moon above&lt;br /&gt;To those in love&lt;br /&gt;When I leave the world behind.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Irving Berlin&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-5790392807764036083?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/5790392807764036083/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=5790392807764036083&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/5790392807764036083'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/5790392807764036083'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/08/when-i-leave-world-behind.html' title='When i leave the world behind'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SLmKGG1Cv_I/AAAAAAAAAG8/EzciAFibn9k/s72-c/26072008544.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-8054689521683063019</id><published>2008-08-28T22:36:00.002+03:00</published><updated>2008-08-28T22:53:00.627+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kimler neler yapmış'/><title type='text'>Friedrich Wilhelm Nietzsche</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.davedragon.org/pink/friedrich_wilhelm_nietzsche.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.davedragon.org/pink/friedrich_wilhelm_nietzsche.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; "Gözlere sahip olmak için içgüdülerimizle eylemlerimizi sert bir şekilde yaşamalıyız -kendimizi geçici olarak yaşantıya bırakmalıyız, sonra bakışlarımızı geçici olarak onun üzerine dikmeliyiz-her insan benliğinde entelektüel yüksekliğin ve ahlaki temizliğin çifte özlemini taşır. her düşüncede açılma eğiliminde olan iki kanat vardı: deha ve kutsallık"  &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nietzsche  abimizin ki kendisi canımız ciğerimiz olur dediğine bakacak olursak anlarız ki görmek için tecrübe gerekmektedir. ve fakat tecrübe fiili olarak bir şeyler yaşamakla kazanılan bir şey değildir. Arada toplanan dataların analiz edilmesi, çıkarımlarda bulunmak filan gerekir. Ayriyeten bunu sürekli yapmakla kazanım elde edemeyiz. Ve fakat insanlar saldım çayıra durumundan o kadar memnundurlar ki yani içgüdü doğrultusunda bir sürü öküzlük yapmak o kadar işlerine gelir ki ve bunlardan derse çıkartmak ev ödevi almış öğrenci gibi can sıkıntısıdır. Onun için bu şekilde devam ederler hayatlarına. Ve yine bi naneden habersiz dünyaya bakarlar trene bakan öküz misali. Ve çok şeyden anladıklarını sanırlar bir de üstüne. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Misal başkalarının eleştirilerine bile "bu aslında çocukken berbat bi ailede büyümüş, sonra da berbat ilişkiler yaşamış, gelen gide nzıçmış azına, ondan bok atıyor bana yoksa ben süperim" filan derler. Böylelikle kendilerini aklarken vicdanlarında ve toplumun gözü önünde bir de karşısındakini sözde küçük düşürerek yeni bir vicdan muhasebesi aklama dosyasını açarlar. Daha sonra da elbet yeni bir bok atma aktivitesiyle bu hesabı da kapatmaya çalışacaklardır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte bunlar güdülerinin peşinde helak olurken kör kalan insanlardır. Ve acımak da çok yanlıştır aslında yine nietzsche ne demiş bi bakalım "acıma, yaşam duygusunun gücünü arttıran gerilim verici duyguların karşıtı bir duygudur; çöküntü verici bir etkisi vardır. kişi acıma duyduğunda, gücünden yitirir. acıma yoluyla güç eksilmesi yoğunlaşır, çeşitlenir. Acı, acıma yoluyla bulaşıcı hale gelir". ve hatta "küçüklerin "acınacakların" pek yakınında yaşıyorsun. onların görünmez intikamlarından kaç....sinek kovalayıcı olmak senin nasibin değildir. Bu küçükler acınacaklar sayısızdırlar, nice muazzam binaları, su damlaları ve vahşi otlar yıktılar. sen taş değilsin fakat damlaların çokluğundan oyulmuşsun. damlalar çoğaldıkça büsbütün parçalanacaksın. zehirli sinekler arasında seni yorgun görüyorum, yüz yerinde kanlı çizgiler buluyorum. ve hala senin gururun gazaba gelmiyor.....yumuşak ve adil olduğun için dersin ki: bu küçük varlıklar masumdurlar fakat onların küçük ruhu der ki: bütün büyük varlıklar abestir....Evet dostum, en yakınların için vicdan ağrısısın: çünkü onlar sana layık değildir. en yakınlarında daima zehirli sinek olacaktır. sende büyük olan şey onları büsbütün zehirlendirir ve büsbütün sinekleştirir. dostum, inzivaya: sert, keskin bir havanın estiği yere kaç: sinek kovalıyıcılık senin nasibin değil. zerdüşt böyle söylüyordu.". Şimdi pek çokları için zerdüşt'ün bunu söylediği kişi megaloman tabi. yani başkaları acınacak durumda ama o iyi ve bu durumda zerdüşt saçmalıyor, megaloman da acilen tedaviye ihtiyaç duyuyor. Peki bunları söyleyenler kimler?. Elbette "zehirli sinekler".Hani şu sürekli ışığa koşan kör sinekler. Çünkü “büyüklük araman sana şeref verir. fakat san ihanet de eder. sen büyük değilsin” de demiş zerdüşt. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Elbette tecrübeler peşinde koşarken sadece içgüdüleri tatminle geçmiyor hayat di mi?. Bazen duvara tosluyorsunuzdur eminim. Ama onlar da şu şekilde değerlendirilmiş nietzche tarafından "bir zamanlar acıların vardı. onlara kötü diyordun. fakat şimdi faziletlerin var. bunlar senin acılarından doğmuşlardır." &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Peki herkesin acısı fazilet doğuruyor mu?. Yoksa sadece "Hiç kazan doğurur mu canım" diyenlerden miyiz acaba?. Ben çektim başkası da çeksin diyenlerin de gözleri biraz bulanık değil mi?. Oysa olması gereken "Ben çektim başkası çekmesin" olmasın. Ve illa ki de bedel için birilerini öldürmek istiyorsan yine Nietzsche'ye kulak verebilirsin. "öfke ile değil, gülümseme ile öldürülür." ama "çok şey öğrenen şiddetli ihtiraslarını unutur….hikmet adamı yorar. Bu dünya buna değmez, sen bir ihtiras besleme" bunu da unutma&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve bazen bir pencereden bakmak isterler bir arada ve çoğu sadece aynı odadalar diye tesadüfen insanlar. Bunlar için ne demiş olabilir Nietzsche "Yakınlarınız için çabalar ve güzel sözler bulursunuz. fakat ben size derim ki: yakınınıza olan sevginiz bizzat kendinize olan fena bir sevginizdir.....deli şöyle der: "insanlarla temas karakteri bozar, hele insanın karakteri olmazsa" birisi en yakınına kendisini aradığı için, diğeri kendisini yakınında kaybetmek için gider.....hatta beş kişi yan yana olsanız yine ölenin bir altıncı olmasını dilersiniz.". &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu sözleri baz olarak aldığımız zaman ilişkilerin çoğunun bireylerin korkaklığını ortadan kaldıramayan ve eksikliklerini örtbas etmek amacıyla kurdukları bir tiyatro sahnesi olarak sahte ve tiksindirici görebiliyor muyuz acaba? Üstelik kendinden olmayana duyulan yersiz ve haksız bir feda etme dürtüsünü alevlendirdiğini anlayabiliyor muyuz?. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Oysa "yukarıya doğru çıkmak istiyorsanız kendi ayaklarınızı kullanın. Kendinizi taşıtmayın. yabancı sırtlara ve kafalara binmeyin" derken Nietzsche size mi öğüt vermişti zamanında ve onların malum sürü psikolojisi için ve bunun sonuçları hakkında ne demiş "sürülerini gayretle ve haykırışla köprülerin üstünden sürüyorlardı. sanki istikbale yalnız bir tek köprü varmış gibi. gerçek, bu çobanlar da sürüye dahildirler…yürüdükleri yola kan işaretleri yazıyorlardı ve delilikleri onlara hakikatin şahitlerinin kanla ispat edilebileceğini vehmettiriyordu. halbuki kan, hakikat şahitlerinin en kötüsüdür. kan, en temiz bilgiyi zehirler ve kalplerin kini ve vehmi haline getirir." &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Peki ya yalnızlık. çok kötü bir şey değil mi. kötü değil ama zor bazen ki nietzsche şöyle buyurmuş “fakat bir vakit inziva seni yoracak, bir vakit gururun eğilecek, cesaretin kırılacak ve "ben yalnızım" diye bağıracaksın…onların üstüne çıkıyorsun: fakat sen çıktıkça, hasetin gözü seni o nispette küçük görür. fakat en çok kin beslenen uçandır….yalnız kalana haksızlık ve kirlilik isnat ederler. fakat kardeşim yıldız olursan bu sebepten onlara daha az ışık göndermemelisin". &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yani evet ne kadar yüksekteysen uçmak bilmeyene o kadar küçük gözükürsün ama bilmezler ki yıldızlar ancak onlara hayat verendir ve onların bunu bilip bilmemesi senin cahilce tavırlara bürünmene mazeret olamaz. Bakmayı öğrenen gözler şairin dediği gibi yıldızların köşeli değil yuvarlak olduğunu elbet bir gün görecekler. Ve unutulmaması gereken bir şey de "Bazı insanlara elini değil pençeni uzatmalısın. İsterim ki pençende tırnakların da olsun. Fakat rast gelebileceğin en kötü düşman, daima kendin olacaksın. Mağara ve ormanlarda seni takip eden bizzat kendinsin. Yalnız olan sen kendine gidiyorsun ve yolun senden ve senin yed şeytanından geçer. kendinin cini, perisi, falcısı, delisi, şüphecisi, uğursuzu ve fenası olacaksın". Yani yalnızken yapacak çok işin var aslında. Canım sıkılır diye korkma. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve gözlerimizi körleştiren diğer şeyler. mMsela sonu gelmeyen bilgisizlik, zaaflar…"Biz pek az şey biliriz. ve güç öğreniriz. onun için yalan söylemeye mecburuz…çok az şey bildiğimiz için ruhça züğürt olanlarda hoşumuza gider. hele kadınlar!" ..işte insanlar hep içlerindeki boşluğu doldurmak için zahmet etmek yerine gazete kağıtları tıkıştırdığından olsa gerek baktıkları şeyler de görmek istedikleri olur genelde. Misal kendince güzel bir kadına baktığında sadece o güzellikten dolayı o kadını diğer tüm kötü özelliklerinden muaf edip "güzel" diye tanımlar. ondan gerisi boştur onun için. Ama bilemez ki insan düşünmeye meyleder ne kadar kaçsa da bundan. ve gün gelip düşünmek zorunda kaldığında -şu veya bu sebepten- gözleri açılacaktır ama uzun süredir kaldığı mağaradan yeni çıkmış bir adam gibi hemen elleriyle gözlerini kapatmak istese de o ışık onu rahatsız etmeye devam edecektir. ve bir gün pişman da olacaktır ama "pişmanlık , köpeğin taşı ısırması gibi bir şeydir. budalalık yani".&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; Peki görebildiklerimizden fazlasını görmek istersek ne yapacağız. Öncelikle "ah kalplerinde metanet ve aşırı cesaret bulunanlar daima azdır. böylelerin ruhu sabırlı olur, ötekilerse korkacaktır". Korkaklığı yenerek yola çıkacağız. "ve insanların arasında kim temiz kalmak isterse kirli su ile de yıkanmayı bilmelidir" suya sabuna gerekirse çamura dokunacağız.. Kibirden arınmak için gerekirse kendimizle dalga geçeceğiz ve bir gün birileri bizi kor alevlere atsa da küllerimizden dirilmeyi öğreneceğiz. ve her şeyden önemlisi "derin düşünen kimse, nasıl davranırsa davransın ya da yargılasın, her zaman haksız olduğunu bilir" unutmayacağız. Çünkü insan geçilmesi lazım gelen bir şeydir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Not: Ocak 2005'te Ekşi Sözlük'e yazdığım yazı idi. Tarih, tekerrür, hatırlatma vs gibi sebeplerden naftaliniyle birlikte atıverdim gözünüze. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-8054689521683063019?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/8054689521683063019/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=8054689521683063019&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/8054689521683063019'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/8054689521683063019'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/08/friedrich-wilhelm-nietzsche.html' title='Friedrich Wilhelm Nietzsche'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-4253201271733817611</id><published>2008-08-23T15:26:00.002+03:00</published><updated>2008-08-23T15:45:58.510+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>abuklamname 2</title><content type='html'>Cehennemden Çıkan Çılgın Galatasaraylı Türk olarak bu gün de hayat(ım)a dair bi takım tespitlerim oldu hemen ileteceğim;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle benim gibi kendi halinde yaşayıp giden bir insanı götü kalkık biri  zannedip üstüne de kendini bir bok zanneden ve boktan mütevellit varlığını bir şekilde başkalarına, hatta bana kabul ettirmeye çalışan insanların hepsinin ağzına sıçayım(Bu kısım tamamen serbest akış alışkanlığının çıktısı olarak ele alınabilinir, oluo öyle)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz denizde yüzerken güzel, sokakta bi yerlere koştururken değil (Genel kabul görmüş evrensel gerçekler kısım 2'den)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın blog yazması kadar gereksiz çok şey var ama  bu da son derece gereksiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün "Dünyayı kurtarayım" derken öteki gün "Sikmişim dünyayı" demek eğlenceli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir insanın diğerini gerçek anlamda sevmesi (zaafı veya ihtiyacı sevgi sanan hıyarlara gönderme yapacaktım ama gönderilmiş sayılsın) insan ırkının doğasına aykırıdır. Zaten hem sevme, hem sevilme özellikleri taşıyabilcek herhangi bir canlı türü imal olunmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyi savaşma ve ganimet edinme olarak algılayan agresif zavallıları, agresifliğimle değil alaycılığımla evlerine gönderdim durdum. Bunu farklı bir şekilde algılayan hıyarları da burada andım bu şekil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi hazır kusmaya başlamış yaralı ceylan olarak algılanırken şunu da eklemek istiyorum. Aslında arayabileceğin ve bulabilceğin herhangi bir şey yok bu hayatta. Icon adventure değil oynadığın. Kıçını kaldırabiliyorsan yap istediğini,  başkası olma kendin ol, kafamı attırma!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-4253201271733817611?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/4253201271733817611/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=4253201271733817611&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/4253201271733817611'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/4253201271733817611'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/08/abuklamname-2.html' title='abuklamname 2'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-5634427424645268893</id><published>2008-08-17T16:42:00.002+03:00</published><updated>2008-08-17T16:57:08.470+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Hancı diyalogları</title><content type='html'>-Nerde hata yaptım George biliyor musun?&lt;br /&gt;-Çok içtin istersen eve git.&lt;br /&gt;-Yeterince kusmadım, hep yutmaya çalıştım ondan oldu.&lt;br /&gt;-Bence evde kus&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-George sen hiç bir kuleden aşağı baktın mı? Kuş sandın mı kendini mesela?&lt;br /&gt;-Benim muhabbet kuşlarım var. Kımıl kımıllar. biri mavi biri yeşil.&lt;br /&gt;-Olmuyor George olmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-George bazen düşünüyorum sonra "Ne düşüneceksin" diyorum ama o da bi düşünme çeşidi oluyor.&lt;br /&gt;-Valla kiraya zam yaptı pezevenk herif işte ben de ona taktım.&lt;br /&gt;-George barınmak çok temel bir mesele.&lt;br /&gt;-Diyorum zate evin temeli boktan. Bi deprem olsa.&lt;br /&gt;-George bazen hangimiz sarhoş anlamıyorum.&lt;br /&gt;-Ben içmem abi. Müslüman oldum hapisteyken zati.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bazen konuşmak istiyorsun tek bir kelime yok söyleyeceğin.&lt;br /&gt;-Sen konuş ben dinlerim.&lt;br /&gt;-Ne söyliyim abi?&lt;br /&gt;-Orhan babadan söyle abi "Batsın bu dünya"&lt;br /&gt;-Çok farklı coğrafyaların havasını soluyoruz George&lt;br /&gt;-Gel sen buraların havası güzel abi&lt;br /&gt;-Ahaahaha...&lt;br /&gt;-Espri yaparım ben çok güzel. İlkokulda müsamerelere çıkardım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*******&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-George bi gün de neşeli olayım beah.&lt;br /&gt;-Sen hep neşelisin de farkında değilsin&lt;br /&gt;-O nasıl oluyor George?&lt;br /&gt;-İşte ben söyleyince oluyor. Söylemesem olmaz.&lt;br /&gt;-Vay çok derin mevzulara daldın aniden.&lt;br /&gt;-Mesnevi okuyorum. Çok derinlik kattı bana.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-5634427424645268893?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/5634427424645268893/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=5634427424645268893&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/5634427424645268893'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/5634427424645268893'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/08/hanc-diyaloglar.html' title='Hancı diyalogları'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-1272506911097255112</id><published>2008-08-09T18:27:00.002+03:00</published><updated>2008-08-09T18:39:52.951+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>abuklamname</title><content type='html'>Hiç çocuk olmayan büyüyemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebepsiz ölüm, koşulsuz sevgi yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes yabancı, gerçekler hayal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karga tulumba dünyaya atılıvermiş insanlar ne yapsın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuzakların en korkunçlarını kendine kurmuşlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokak lambasız, pis kokulu yoldasın. Yoldaşların sadece lağım fareleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canını acıtman mı, acıtılman mı daha acıtıcı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürek mahkumu gibi dakikaları sayarken şarkı söylemek zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni, her zaman gözüktüğü kadar yeni değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezberlerini bozacak bir mektubu posta kutuna atan yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kusmak çok doğal ama istemiyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstemediklerin, istediklerinden çok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen çoksun bir o kadar da az.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar kalabalık ve gürültü her zaman ses değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görebildikleri kadarsın ve röntgen cihazındasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bacak koparmak veya göz oymak ne kolay.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değneklerini sopa sanıyorlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-1272506911097255112?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/1272506911097255112/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=1272506911097255112&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/1272506911097255112'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/1272506911097255112'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/08/abuklamname.html' title='abuklamname'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-7363840760761801246</id><published>2008-08-06T21:07:00.007+03:00</published><updated>2008-08-06T21:32:49.139+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>million dollar baby</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.autospectator.com/cars/files/images/2008-Audi-A8-L-W-12-07.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.autospectator.com/cars/files/images/2008-Audi-A8-L-W-12-07.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Gavur parasıylan 1 cent etmiyorum farkındayım. Lakin ne vatanperver insanlar var, memleket uğruna canını verecek ama vermese iyi olur tabi. Ne de olsa parasıyla değil mi kardeşim bu can mevzusu da? &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hayır bu arabacıkları özel bir indirimle mi alıyorlar? Kasımpaşalı tüccar misali "Aman kaçırmayalım eşe dosta alalım. Nasılsa arabalar şirketten" gibi bir zihniyet mi var?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Elbet bunca sene gelen geçen yedi, yedirdi de böyle göstere göstere yapacaklarını ben anladıydım Susurluktan sonra. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Evet, vatan uğruna binlerce şehit feda olsun. Ne de olsa cennet garantide tabi. El bebek, gül bebek onlar orada hı hı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ama bazıları o kadar şanslı değil ki şansını denemek istemiyor. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Eski cumhurbaşkanı 3-5 görevli götürdü, iki uyduruk araba aldı diye kıyameti koparanlar bu vakit ses etmedi nedense. Netekim o da devlet sırlarına sahip, korunması gereken bir kimseydi belki ama o kadar da üstün başarılar elde etmemiş ki malum düşmanlarımız hain pusularla canına susamamış. Dolayısıyla "million dollar'lık baby" olamamış. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Güzel kardeşim. Kimse sizden "vatana canım feda" edebiyatı beklemiyor tamam. O edebiyatı ancak garibana yutturursunuz zaten. Ama yani göstere göstere filo kurdunuz be anam. Uçak filosu, gemi filosu, araba filosu. Ulen trenler devriliyor bakıyorsunuz araba, gemi oldu mu kaçırmıyorsunuz. Müstahakınızı bulasınız diyecem ama "bi buldurtsalar"la olmuyor o işler belli. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Not: Olayın en komik yanı da biri "Aldık ama sor bak niye aldık" derken, diğerinin "Öle bişi almış felam değiliz" demesiydi. Bu küçük mutluluklar da payımıza düşen işte. Kikikiki gibi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-7363840760761801246?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/7363840760761801246/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=7363840760761801246&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/7363840760761801246'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/7363840760761801246'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/08/million-dollar-baby.html' title='million dollar baby'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-6742074219465085318</id><published>2008-08-02T18:03:00.004+03:00</published><updated>2008-08-02T18:19:24.800+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>The silk road project</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.yo-yoma.com/podcast/sre300.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.yo-yoma.com/podcast/sre300.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;Efenim bir kısmınız muhtemelen fotodaki kimselerden haberdardır. Biz olmayanlara bir hizmet götürelim die şeyettik, kendilerinden kısaca bahsedeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ömrümü yiyen bir kısım husus var bu hayatta. Öyle sürekli katıldığım bir etkinliktir, aktivitedir olmaz. İzlediğim filmi "Brasil" değilse bir daha izlemem. Ya da nebleyim parkta çekirdek çıtlamam, barda her gece hovardalık yapmam, yapamam. Ama bazı şeyler var harbi ömrümü yiyiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her otistik gibi öle bir ileri bi geri sallanmalarım bi yana ilk tetrisle başladı zannedersem. Bilimum comp. oyunu ve dahi halen misal brain var şimdi feysbukta. Of serverları çökesiciler. Neyse şarkılar bi de yiyor ömrümü. Led zeppelin kafadan bi beş yılımı yemiştir tahminim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fotodaki mavi gömlekli çekik amca da kafasına koymuş demek, "dur birilerinin ömrünü hacıvat edem" demiş. Toplamış bilimum sanatçıyı, ipek yolu güzergahındaki yerel şarkılar türküler dinle dinle doyamıyosun. Git sen klasik batı müziği enstürmanını çal bi köşede kardeşim. Her neyse dünyada böle de bişi var. Çok güsel. Dinleyin, dinletin. Bihassa "Mohini" ve "Gallop of a thousand horses" yediniz lan ömrümü. Bu arada son söylediğim şarkıyı "bi yerlerden biliyorum da çıkaramadım" derseniz kafayolları haritasını takip edip hiç bey'e sorabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.silkroadproject.org/"&gt;http://www.silkroadproject.org/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-6742074219465085318?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/6742074219465085318/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=6742074219465085318&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/6742074219465085318'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/6742074219465085318'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/08/silk-road-project.html' title='The silk road project'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-5279258727534349849</id><published>2008-08-02T16:45:00.004+03:00</published><updated>2008-08-02T17:04:17.650+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Düşmüşlüğe düşkünlük</title><content type='html'>Düşmüş lafı böyle bir loser gibi ya da lost gibi yani böyle güzel bir laf anlatamadım ama.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçi benim gibi kullanan pek yok heralde bu lafı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kötü yola düşmüş kadın" var misal. Ama böyle de değil. Gerçi bu kadınlara "düşmüş" de derler. Hani böyle artık koca bulamaz, işi bitmiş, beş para etmez, ıslah olmaz bundan sonra gibilerden. Bu parantez içi cümleler düşmüş insana bakış açısı işte. İşi bitmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşmüşlüğe gizli bir düşkünlük vardır. Kıl payı yırtma sevincini yaşamak için mi bilinmez, direkten dönen binlerce tehlikeli hareket yapar insanlar. Kenar mahalle gülleri misal. Yani elbette bunlar heyecan arayışı, mazoşizm, yaşamdan sebeplenme arzusudur da. Ben anlatamayacağım gibi ne demek istediğimi:(&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Misal bir trajedi çokça beklenmeyen, istenmeyen bir şeydir görünürde. Ama olsun diye de bekler insanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaosa düşkünlük vardır aslında. Otobüs devrilmek üzereyken tekrar lastiklerinin üzerine otursa sanki karşıdan izleyenlerde gizli bir keşke devrilseydi, heyecan olurdu beklentisi gözlemlenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da depremden çok korkulur da arada bir salladı mıydı heyecan olur. Enkaz altında kalsam da ama şöle bir kurtulsam şeklinde hayal kuran çok adam var bence. Olayı aktarış biçimleri, anlatmaları, yansıttıkları duygular o yönde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlişkilerde de olur böyle şeyler. Arada bir taraflardan biri çeker bi bombanın pimini. Aşk, aile, iş hepsinde var bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canımız sıkılıyor bu gerçek. Çoğu bundan. Ama bir de sahip olduğu şeyleri riske atma sevdası var. Onları kaybetme korkusundan gibi sanki. Yani kaybetmedim, ben attım. Kovulmadan istifa etmek. Terkedilmeden terketmek gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı şeyler var. Üzerinde çok da kafa yorulacak şeyler değil. Sıkıntıdan onu bunu düşünüyoruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-5279258727534349849?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/5279258727534349849/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=5279258727534349849&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/5279258727534349849'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/5279258727534349849'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/08/dmle-dknlk.html' title='Düşmüşlüğe düşkünlük'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-6693600725194239504</id><published>2008-07-31T09:04:00.005+03:00</published><updated>2008-07-31T09:30:55.029+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>SATLIK MÜSTAKİL DEVLET</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_Zkf6jx_E6tY/SJFWMdb0kcI/AAAAAAAAAGE/TYcyqxC1tFE/s1600-h/SATLIK.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5229055414413595074" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_Zkf6jx_E6tY/SJFWMdb0kcI/AAAAAAAAAGE/TYcyqxC1tFE/s320/SATLIK.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Deniz Manzaralı, yolları, parkları, bahçeleri, camilerinin avizeleri mavizeleri yenilenmiş, koyun tiyniyetli vatandaşlı, bol getirili müstakil devlet devren satılıktır. Bu gün al, ister şeriat kur ister monarji, paşa paşa takıl kafana göre. Yalnızca 23 zilyon muz kabuğuna. Krediye uygun, pazarlığa açık. BU FIRSAT KAÇMAZ!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-6693600725194239504?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/6693600725194239504/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=6693600725194239504&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/6693600725194239504'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/6693600725194239504'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/07/satlik-mstakil-devlet.html' title='SATLIK MÜSTAKİL DEVLET'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_Zkf6jx_E6tY/SJFWMdb0kcI/AAAAAAAAAGE/TYcyqxC1tFE/s72-c/SATLIK.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-8364794246760266481</id><published>2008-07-29T11:20:00.004+03:00</published><updated>2008-07-29T14:13:37.597+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Alacakaranlıklar ülkesi</title><content type='html'>Başkalarının sınırlarını çizdiği bir özgürlüğe boyun eğen insanların kendini özgür sanması ne kadar patetik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi özgürlük kardeşim! Bak şimdi gık desem ki diyecek neler var aslında, halkı kin ve düşmanlığa teşvikten alır götürürler adamı. Yahu halk da ne halkmış be iki gıt gıt huooop alıp baltaları birbirine darp ediyorlar. Kusura bakmayın ama adamların beyinsizliğinin diyetini hep ben mi ödeyeceğim. Varlığı ispatlanmayan olaylar, iddialar ve yalanlarla halkı kin ve düşmanlığa sevk deseniz bi derece. Hadi işin içinde dolandırıcılık var. Cuma günü toplayın o sizin güzel mantalitenizle madem bi zahmet ne kadar vaaz veren adam varsa. Hayatları "onlar cehennemlik, bunlar cennetlik. En bi kral sizsiniz, onlara hadlerini bildiriniz" diyen adamdan kral bölücü yok bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama kutsal die bişi var tabe. Misal analar kutsal. Orgazm olmadan seks yapmayı başaran ve 9 ay sonra o küçük kaygan delikten yediği golü kaleye girdikten sonra dışarı çelen kaleci olabiliyorsan helal sana. Artık sana küfür edildi mi bilki çocuğun cezai indirimli cinayet işliyebiliyor. Öyle bir münevver bilmem nesin yani. Şimdi anaya laf yok, dine laf yok, devlet hakkında zaten konuşamazsın, tayyip ohooo kutsal emanet, ordu gözbebeğimiz, sus otur aşağıya yersin şamarı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulen taşakoğlanına dönmüşüz lem. Böyle bir birlik ve bütünlük koruma ve devletin bekası zor güzel kardeşim. Senin o devlet dediğin eşek olur, bi gün biri sürer bi gün ötekisi. Bi gün onun şamaroğlanı oluruz bi gün başkasının. Bi gün o fişler bizi, bi gün başkası. Bi gün kanaryada tatil yaparlar bizden cukkaladıkları parayla bi gün kuveytte. Şekli değişir hep ama içerik aynı kalır. Götünden kan alırlar adamın yeri gelir. Bi o ondan alır, bi bu bundan. Siktiminin salak ülkelerinde olur bu. Az gelişmiş mal ülkelerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birileri Tutsi olurlar bi gün, bi gün yahudi ya da zenci. Hep ezilmişi oynarlar, önce bize bunu bunu yaptılar diye dertlenir, serzenişte bulunur, şikayet ederler sonra atmaca kesilir biz var ya biz ödeditiriz biz bunu derler. Hem ezik hem aslan parçası. Böle de oksimorondurlar. Sonra Atatürk'e bok atarlar. Adam bi gün de ağlanmamıştır. Böle böle gelişti olaylar, böle böle yaptık, bundan sonra böle böle şeyler olmaz umarız. Budur dediği hepitopu. Ezik piçler. Ülkenin kutsal anasıyla cimanın önünü açan tabii ki insanlar. Hani cahil bırakıldıkları iddia edilenler. Ya cahil olsa ne yazar. Herif malı götürmeye odaklanmış. Öle entelektüel kaygıları sen zaten öğretemezsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olacak olan adam dağın başında mum ışığında elindeki tek kitabı binbeş yüz kez okur.Bilmemkaç kilometre yol teper okula gidecem diye karda kışta. Tutamazsın olacak adamı. Ha olmayacak adamı da işte ite kaka adam etmeye çalışırsın. Doktoro bile yapar da gider siktiminin partilerine oy verir bi de avukatı kesilir o parti görünümlü tarikatın, köpeği olur itin kopuğun. Bu adamları hiç okutmayın zaten bence. Harcanan emek israf. Faydası yok zararı var. Gittikçe kötü bi kabusa benzeyen ülkede herkes özgürlüğü kafasına göre resmediyor. Edin tabe hani özgür olsak kafana göre çiz ama benim özgürlük resmimi sen çizemezsin arkadaşım. Sen zate daha çöp adam çizemeyen yetenek yoksunu beyninle bi skim çizemezsin. Anca başkalarının eline tutuşturduğu çizimlerin karbon kopyasına dayatırsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün yine terör deniyor, şu bu deniyor. Çok pardon ama bu ülkede insandan ucuz şey yok. İngilterede metroyu patlatırsan olay olur. İnsana sıkıysa kıymet verme orada. Adamın aklını alırlar. Baskı da olur, protesto da, alaşağı da edilir yeri gelir en güçlü otorite. Halkın güvenliğinden sorumlu adama da hesap sorulur bir bir. Kimse de demez kör talih. Kimse olayı bir kısım şerefisizin marifetiymiş gibi değerlendirip, misal olay yerine gelmiş başbakanı alkışlamaz. Lan adam sanki tabutu omuzladı da sen ben gibi biri işte. Çok müteessir. Vay vay. Treni de raydan hep makinistler çıkartıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güngören'de, o gece orada olanlar cehennemi gördü. Onlar sadece yaz akşamında yürüyüş yapmak, dondurma yemek ve vitrin bakmak gibi zevkleri olabilen insanlardı. Jipiyle trafik terörü yaratan, haftasonu Paris'e alışverişe uçanlar değil. Fırsatları olsa onlar da öyle olurdu belki ama bilemeyiz. İlk patlamada kaçmak yerine yardıma koşmayı tercih ettiklerine göre o kadar da fena insanlar da değiller hani.&lt;br /&gt;Neden ekonomik ve sosyal statülerinden bahsediyorum. Çünkü onların gücü yok. Onlar sadece akşam haberlerini izleyen insanlara en fazla bir kaç damla gözyaşı döktürebilecek, olmadı küfür ettirecek kişiler. Ölümleri sükunetle karşılanmalı. Kimse bu olaydan fazla bahsetmemeli. Yoksa kargaşa çıkar. Bakın bu devlet politikasıymış. Teröriste istediğini vermemek için. Halkın korku ile sindirilmemesi için. Onun için pek çok kanal normal yayın akışına devam etti. Ancak haber kanallarında an ve an olan biteni takip edebildik. İdeal vatandaş bu olanlara sırtını dönüp, saçma sapan olduğu halde binbeş yüz çeşidi çekilmekte olan dizi ve eğlence programlarını izlemeli ve çekirdeğini çıtlatmalı. Aslında matrix'te uyutulan insanlar ne kadar da ideal bir toplummuş di mi?&lt;br /&gt;Şöyle bir hava yaratılmaya çalışılıyor ısrarla. Pkk intikam alıp bir köşede zevken çıldırmasın, halkımız da kürtlere düşman kesilmesin. Hep iyi niyet var yani sükunete davette.&lt;br /&gt;Güzel kardeşim. Bu canice katliamı kim yaptı bilmiyorum. Ama bu ülkede dedim ya en ucuz şey bu kendi halinde olan insanlarımızın canları. Bu insanları öldürmenin kime faydası var düşünüyorum. Milliyetçilik şahlanacak diyorsun misal ki ne canlar kaybediyoruz üç gün sonra hatırlayan yok. Yani şöyle bir işadamı olsa misal hiç unutturulmuyor da otobüs yanıyor bir türlü hatırlayan çıkmıyor. Anca ateşin düştüğü yer hala küllü.&lt;br /&gt;Neden acaba hedef kitle belli bir siyasi ya da ekonomik gücü olmayan, ve Türkiye'de her nanenin artık olağan karşılandığını da düşünürsek yaratabileceği etki ve tepkinin az olduğu insanlardan mütevellit. İki gün manşet üçüncü gün holivud yıldızının ikiz bebekleri. Nasıl iş bu?&lt;br /&gt;Bunun hesabı sorulmalı deniyor. Hep bombayı çekenden bahsediyorlar tabi. O bombacı kim bilemiyoruz elbet. Yani teknoloji çok ilerledi, artık bi köşede burnunu karıştırırken bile kameraya alınabilirsin ama bakkalda satılmadığı halde bir patlayıcının kimler tarafından kimlere sağlandığı, o kimlerin neye ve niye hizmet ettiği bulunamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgi kirliliği, aldatmaca, kumpas... çözmek zor şu bu diyorlar. Bu sıradan vatandaşlar için geçerlidir. Bana gelip gel çöz şu hadiseyi desen ben söylerim sana bunları. Sen o işin başında olan adamsan diyemezsin bunu. Üstelik terzi filan da değilsin. Can emanet etmişler sana, bordrolu memurluk değil bu, yazman şu bu değilsin. Önemli bir görevi ben beceririm diye işgal ediyorsun. Ama görüyoruz ki Türkiye'de insanların tek işi yalakalık ile bulunduğu mevkiye mümkün olduğunca uzun süre yapışmak. Ha bi de ben yapmadım, o yapmadı, bu yapmadı, miki yaptı formülünüz var tabi. Doğal gaz boruları kıçınıza girsin e mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkın suçu şu. Halk maalesef verilen uyku haplarını kuzu gibi alıp uyumakla suçlu. Hesap sormadığımız, pasif takıldığımız sürece bir gün biz de kuşumuza yem almak için yola koyulup bir daha dönemeyebiliriz. Şimdi bunu dedim ya, halkı kin nefret cart curt terör örgütü üyesi fırt pırt diye uzayan bir iddianamenin muhatabı olabilirim. Olabilirim çünkü kimse kılını kıpırdatıp da "yahu sen manyak mısın, bela mısın?" demez bu iddianameyi hazırlayana. Demez çünkü f tipinden yaşayan ölülerin çıktığını görüyor, yalakalık yapmazsa işini kaybedeceğinden emin, günün trendine göre bazen cuma namazlarını kaçırmıyor bazen kişisel gelişim kurslarına katılıyor. Türban veya tayyör giyiyor. Çünkü korkağız ve bakmıyoruz, gözümüzü açmamız için birilerinin yanıbaşımızda kolu bacağı kopmalı illa. O vakitte de psikolojik olarak çöküntü geçiriyoruz ve bütün düşünce sistemimiz imha oluveriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklı başında kaç insan kaldı bu ülkede gerçekten merak ediyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-8364794246760266481?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/8364794246760266481/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=8364794246760266481&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/8364794246760266481'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/8364794246760266481'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/07/alacakaranlklar-lkesi_29.html' title='Alacakaranlıklar ülkesi'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-4996699999403119457</id><published>2008-07-28T21:42:00.007+03:00</published><updated>2008-07-28T22:54:28.532+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Kişisel bir ileti</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.chinapage.com/road/qinghai-tibet-railroad/photo/qinghai-tibet-photo-01.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.chinapage.com/road/qinghai-tibet-railroad/photo/qinghai-tibet-photo-01.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ben hep güneşli günleri hatırlarım. Sokağa çıktığım anda güneşi iliklerimde ilk hissettiğim anlar. Bazen bir sokak kedisiyle göz göze gelip selamlaşmadır devamı. Bazen "Nargile içeyim elmalı" kararını aldığım an. Evet kendimle de devrik cümlelerle konuşuyorum. Ve çok da bir şey hatırlamıyorum yani.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Önümde sadece iki seçenek vardı. Neden bu böyleydi ve değiştirebilir miydim bilemiyorum. Seçeneklerin bana yetmesi bunu öğrenmemi engelledi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ya nefret edecektim ya da nefret edilecek. Hadi rolümü büyütmiyeyim, ya sevmeyecek ya sevilmeyecek veya hoşlanmayacak, hoşlanılmayacak olarak da ele alınabilinir bu durum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben nefret edebilecek, sevmeyecek, hoşlanmayacak bir insan değilim. Bu tip duygularla ya da herhangi bir duyguyla pek aram yok. Pasif yaşayıcıyım aslında. Öyle değilmiş gibi geliyor olsa da insanlara.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Herhangi bir konuşmanın ciddiyeti kadar rahatsızlık verici bir şey yok. Ve zaman zaman bazı şeylerin ciddiyetini reddetmenin imkansızlığı da insanın elini kolunu bağlıyabiliyor. Aradan belli bir süre geçtikten sonra, her ne kadar her şey bir şekilde saçma gelse de, anın hakkını vermek zorunda kalabilliyorsun. Belki böbreküstü bezlerle filan ilgilidir bilemiyorum. Onu da bilimadamları düşünüversin. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Öyle veya böyle olmak ya da otomatik pilota bağlayıp kendini çayıra salmak. Böyle şeyler var hayatta. Bok gibi bir pilot olduğunu bilsen de, çakılıp dursan da, illa kendim kullanıcam bu mereti diye sarmamak lazım. "Abi bi tur versene" diyene "Buyur yiğenim" diyeceksin arada.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bazen 51 destesini karıştırıp tek tek açıyorum ve son kalan kartı hatırlamaya çalışıyorum. Bildiğin kağıt saymak işte. Henüz bu turda görmediğin kartı hatırlamak. Önyargı deyip kestirip atmamalı. Bazen zıçsan da, kendine güvenin de hayatta yatacak yeri olmalı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kimsenin gerçekte seni dinlemediğini farketmenle, sözlerinin duyulmak istenmediğini anladığın ana kadar geçen süreyi iyi değerlendirmek lazım. Çünkü o sürede hem farkında olabilecek kadar bir deneyim, hem anlayamayacak kadar saflık var. O süre içinde hala bir şeyleri merak edebiliyorsun ve hala yapacak bir şeyinin olmadığını bilmiyorsun. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yani olayı fazla sulandırmadan, dramatize etmeden kısaca demek istediğim şudur. Neden demek istiyorum o da meçhul. Belki yumurtalıklarla ilgilidir ben ne bileyim a.k. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şöyle bir gerçek var, herhangi bir vukuat için yeterince düşündüğümde ve olay gitgide anlamsızlaşmaya başlamadan hemen önce, ben hep başkalarını haklı buldum. Bunu bazen söyledim, bazen söylemedim. Tabi bunun tecavüze uğramış bir kadının "Acaba kıyafetim çok mu açıktı" ya da "Ona umut mu verdim" diye düşünmesi olarak da ele alabiliriz. Ben her şekil ele alıyorum yani olan biteni. Her neyse. Anlıyacağınız ne düşündüyseniz, ne söylediyseniz, ne yaptıysanız kendi içinizde de, bana göre de hep haklıydınız. Ama kimin sıçıp batırdığı çok da önemli değil kardeşim. Ortam açık hava helaya döndükten sonra kimse de temizlemeye niyetli değilse ilk kaçan ben olurum. Hatta temizlemeye niyetli çıksa bile kaçabilirim. Onu da diyim. Haklıymışsınız değilmişsiniz hiç tkimde de olmaz o vakitten sonra. Hepinizi bir bir öldürdüm, hakkınızı da vereyim dedim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Saygılar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-4996699999403119457?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/4996699999403119457/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=4996699999403119457&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/4996699999403119457'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/4996699999403119457'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/07/kiisel-bir-ileti.html' title='Kişisel bir ileti'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-7054706117577746845</id><published>2008-07-25T20:27:00.004+03:00</published><updated>2008-07-25T21:16:29.862+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Ve tanrı ergenekonu yarattı</title><content type='html'>tanrı mı insanları yarattı insanlar mı tanrıyı?&lt;br /&gt;tavuk mu yumurtadan çıkar yumurta mı tavuktan?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve tengri oguzu tirgiz etti&lt;br /&gt;kimini yine dağdan indirdi&lt;br /&gt;bağdakini kovdurdu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte bir medeniyet daha&lt;br /&gt;böyle bok oldu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-7054706117577746845?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/7054706117577746845/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=7054706117577746845&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/7054706117577746845'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/7054706117577746845'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/07/ve-tanr-ergenekonu-yaratt.html' title='Ve tanrı ergenekonu yarattı'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-8744634518719783413</id><published>2008-07-17T12:57:00.006+03:00</published><updated>2008-07-17T22:58:53.987+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Bazıları Delirmez</title><content type='html'>Geceleri araba farlarına, fanatik hayran gibi gözü takılıp geçmişte ya da gelecekte kendi olmayan birinin hayatına şöyle bir girip çıkmayanlar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söyledikleri her şeye anlam yükleyebilen ve hatta ciddi ciddi yorum ve tavsiyelerle katkıda bulunan kişilere sahip onlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerindeki bardağı her zaman estetik yahut umarsızca bir biçimde tutabilen, asla aniden ve anlamsızca bir yerlere fırlatmayanlardan bahsediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fabrika yemekhanesinde kirli bardakları bulaşıkhaneye götürürken arabayı devirdiğinde biri, kulakları cırtlatan gürültüye tepki verebilenler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her espriye istisnasız gülebilen ve hüznü de yeri geldiğinde hissedebilen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerede konuşacağını, nerede susacağını da ajandasına kaydeden ve o ajandayı asla kaybetmeyenler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini yalnız hissettiğinde arkadaşını arayıp onunla laflayan, olmadı komşusuna ya da bir tanışına uğrayanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Klasik müzik eşliğinde yemek yerlerken dikkatleri dağılmaz onların. Hep o masada, o yemeklerle başbaşa kalabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elleri tanıdıktır. Onlara bakarken "Bu kimin eli. El ne?" filan demezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasta olduklarının farkında olmamaları mümkün değildir ve evlerini her seferinde bulabilmeleri olağandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayalleri vardır. Makul hayallerdir bunlar ve bunları gerçekleştirmek için de planlar yaparlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nüfus cüzdanlarında yazıldığı gibidirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsi birbirine benzemez. Neşeli, sıkıcı veya korkaktırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heyecan da ararlar bazen. Ama asla risk fazla olmamalıdır. Risk almak için kumar oynamayı beklerler. Sonra vazgeçerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aileleri vardır ve mühimdir onlar. Nefret ya da sevgiyle konumlandırırlar ailelerini. İlla güçlü bir his beslerler onlara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazıları sigara içer bazıları içmez. Ben içenlerini severim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazıları öyledir, bazıları böyle. Bazılarını öyle sanırız, bazılarını böyle. Bazen onlardan sanırız kendimizi bazen ötekilerden. Oysa bilmeliyiz, nerde durduğumuza bakmadığımız zaman hepimiz deliyiz. Delilerin gözlerinden delilere bakan delileriz.&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Bazıları Delirmez&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;bazıları hiç delirmez&lt;br /&gt;ben, bazen koltuğun arkasında&lt;br /&gt;3-4 gün boyunca yattığım olur&lt;br /&gt;orda bulurlar beni&lt;br /&gt;melaikeymiş derler&lt;br /&gt;sonra gırtlağımdan aşağı şarap döküp&lt;br /&gt;göğsümü ovarlar&lt;br /&gt;yağ serperler üzerime&lt;br /&gt;sonra kükreyerek kalkarım&lt;br /&gt;atıp tutar, köpürürüm&lt;br /&gt;onlara ve evrene küfreder&lt;br /&gt;bahçeye kadar kovalarım&lt;br /&gt;sonra kendimi çok iyi hisseder&lt;br /&gt;tost ve yumurtanın başına otururum&lt;br /&gt;bir şarkı mırıldanıp&lt;br /&gt;aniden&lt;br /&gt;pembe besili bir balina gibi&lt;br /&gt;sevimli olurum&lt;br /&gt;bazıları hiç delirmez&lt;br /&gt;ne korkunç hayat sürüyorlardır&lt;br /&gt;allah bilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Charles Bukowski&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.antoloji.com/siir/siir/siir_SQL.asp?sair=2111&amp;amp;siir=49055&amp;amp;order=oto"&gt;http://www.antoloji.com/siir/siir/siir_SQL.asp?sair=2111&amp;amp;siir=49055&amp;amp;order=oto&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-8744634518719783413?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/8744634518719783413/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=8744634518719783413&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/8744634518719783413'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/8744634518719783413'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/07/bazlar-delirmez.html' title='Bazıları Delirmez'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-709158801972226096</id><published>2008-07-15T11:17:00.004+03:00</published><updated>2008-07-15T13:10:46.580+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>Inland Empire</title><content type='html'>&lt;a href="http://image.guardian.co.uk/sys-images/Film/Pix/pictures/2007/03/08/inland460.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://image.guardian.co.uk/sys-images/Film/Pix/pictures/2007/03/08/inland460.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;David Lynch bu sefer torbasından hangi bilyelerini çekmiş bir bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Eşek kafalı sit com karakterleri&lt;br /&gt;*Fahişeler&lt;br /&gt;*Tek bacağını kaybetmiş bir kadın&lt;br /&gt;*Romanya sirki, romanyalılar, romence&lt;br /&gt;*Televizyon ve Sinema perdesi&lt;br /&gt;*Bir insanı hatırlamak/hatırlamamak&lt;br /&gt;*Her şey geçip giderken sadece durup olan biteni izlemek&lt;br /&gt;*Dün, bugün ve yarının iç içe geçmesi&lt;br /&gt;*Bir annenin oğlunu kaybetmesi&lt;br /&gt;*Tornavida&lt;br /&gt;*Tabanca&lt;br /&gt;*Dün, bugün ve yarının iç içe geçmesi(eheh..)&lt;br /&gt;*At&lt;br /&gt;*Sigarayla yanmış bir kumaştan görünen sarılığı sokak lambası ışığına benzetmek&lt;br /&gt;*Evlilik&lt;br /&gt;*Aldatmak&lt;br /&gt;*Cinayet&lt;br /&gt;*Her eylemin bir sonucu/bedeli olması&lt;br /&gt;*Kadınların aşk acılarını, başka erkeklerle mememeleri sayesinde atlatabilmesi&lt;br /&gt;*Yönetmenlerin elemanlarından çektikleri&lt;br /&gt;*Hipnoz&lt;br /&gt;*Anlamsız hikayeler&lt;br /&gt;*Yaşanılan ev, zenginlik&lt;br /&gt;*Gereksiz yerlerde çok konuşan kadınlar&lt;br /&gt;*Telefon&lt;br /&gt;*Tiyatro perdesi&lt;br /&gt;*Sorunlarınla zerre ilgilenmeyen psikoloğa her boku anlatma telaşesi&lt;br /&gt;*Ve tabii ki hollywood...yıldızların hayaller yaratması ya da hayallerin yıldızlar yaratması, hayranlık&lt;br /&gt;*Maymun ve sarı peruk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet. Boşuna izlemeyin yani. Ben özetledim hadiseyi. Ha bu nasıl özet derseniz, izleyince daha fazla bir şey bulacam sanırsanız bilemiyorum. Kızın biri memelerini gösterio. Memeler güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır serbest akış diyecem şu bu. Ama yani yazarlar, yönetmenler yemek pişiren adamlardır. Bu adamlar yemek pişirecekleri zaman çıkar alışveriş yapar. Yani malzeme toplar. Lynch evde ne varsa katıp karıştırıp ekşili, acılı, tatlı, tuzlu bir şey yapıyor. Ve insanlar da bunu yiyip "oh god harika olmuş" diyor. Ben de onlarla dalga geçebilmek için bunun gibi 3 saatlik zikik filmler izlemek zorunda kalıyorum. Etmeyin eylemeyin. Laura Dern'i sokakta görsem üstüne kusacam. O derece.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-709158801972226096?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/709158801972226096/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=709158801972226096&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/709158801972226096'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/709158801972226096'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/07/inland-empire.html' title='Inland Empire'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-5292389515427589827</id><published>2008-07-12T15:10:00.004+03:00</published><updated>2008-07-12T16:06:36.706+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Hotel Rwanda</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.v-generations.com/v/images/stories/Movie/hotel_rwanda.png"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.v-generations.com/v/images/stories/Movie/hotel_rwanda.png" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;"Hello Africa, tell me how you're doin'" işte bu soru sorulmadı o vakit. O soru sorulmadı diye bu film çekildi bu vakit.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeryüzünde bilinen gelmiş geçmiş en büyük katliamı anlatan film. Öfke mi, delilik mi? Hiçbir mantıklı açıklaması olamayan bir trajedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette yahudilerin fırınlara atıldığı iddiasını pek çok kez dinledik, ermeniler hakkında da pek çok duyumlar aldık. Ve tabii ki herkesin derdi kendine dert. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Kimisi sevdiklerinin tecavüze uğrayışını ve katledilişini izlerken kimileri de kırılan tırnağına dertlenebiliyor. Ne kadarsan o kadarsın ve sadece kendin kadarsın biliyoruz. Ama ya halepçe katliamı, Bosna'da yaşananlar ya da Sudan'da olan bitenler ve evet tutsi soykırımı. Ya daha şimdi anmadığım ve evet hatırlamak istemediğim ama unutmamam gerektiğini bildiğim daha nice katliam. Her ölüm erken değil sanırım, hatta bilakis gerekli ölüm. Birileri diğerlerinden (her neye dayandığını bilmiyorum ama) daha iyi yaşamayı hakettiği için ölmeli. Kural bu heralde. Kurallarınızı .ikeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lan bi insan 9 ayda imal edilip dünyaya salınıyor ve belli bi yaşa gelmesi için bir sürü sevgi ve emek üretiliyor. Sen de gidip onu çinli bebelere yaptırılmış kıçı kırık kasaturalarla 10 saniyede yok ediyorsun. Ve bunu mesneti son derece kaygan bir iddia ile. Hatta aslında sırf aldığın gaza atfederek ama aslında içten içe aldığın hayvani hazzın peşinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakınız vatan gazetesi geçtiğimiz günlerde yaşanan konsolosluk saldırısı ile ilgili çok önemli bir manşet attı. "&lt;strong&gt;Abd&lt;/strong&gt;'ye saldırı, 6 &lt;strong&gt;türk&lt;/strong&gt; öldü". Bu bu gibi durumları özetleyen çok önemli bir mesajı barındırıyor. Bu olaylar soru sormayan insanların kullanılması ile ortaya çıkıyor. "Neden bunu yapıyorum?" sorusunu onlar cevaplamayacak. Bu tip soruları kendine sormazsan ve kendin cevaplamazsan ama onların öğrettikleri, ezberlettikleri, dayattıkları materyallerle değil, daha geniş, daha kendince, her daim bir yerlerde öldüren ve ölen yahut berbat işlere imza atan, yol açan ama bu yaptığıyla aslında sadece ite köpeğe hizmet eden cani, aptal olacaksın. Ve aslında sen de kurbansın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zannımca kendi ülkemizdeki bölünmenin nerde ve nasıl başladığını sorgulamazsak. Bu bölünmenin gerçekten sağlam gerekçeleri var mı? yoksa sadece global politikalar gereği yazılan senaryolarda figuran mıyız bunu anlamazsak, belki sonumuz afrikada yaşanlar kadar kanlı olmaz ama kaç kişinin, nasıl öldüğü önemli mi? Bir kişinin bile bu işten, bu aptallıklardan dolayı canı yanarsa bunun hesabını bir gün kendimize soracak mıyız? Çünkü senelerdir aynı senaryoları bize yutturduklarına göre hala bu soruları sormayanlar çoğunluk. Ve bu sadece %47 ya da %67 değil. Neredeyse %100.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün dünyada hiçbir ülke sen geçmişte bana bunu yaptın, sen şunu yaptın diyerek bir yere varmıyor. Daha doğrusu çok boktan yere varıyorlar. Aslında herkes de bunun biraz farkında. Ama yine herkesin içindeki o hayvani haz merkezi tıkır tıkır çalışıyor. O yüzden biri bir gün elinde keserle kapınıza dayanırsa şaşırmayın. Çünkü başkalarının kapılarına dayanırlarken sesiniz çıkmadı. Sustunuz ve sıra size de gelebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afrika, yalnız ve güzel kıta "how you're doin'".&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-5292389515427589827?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/5292389515427589827/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=5292389515427589827&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/5292389515427589827'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/5292389515427589827'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/07/hotel-rwanda.html' title='Hotel Rwanda'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-945987568441089635</id><published>2008-07-08T10:44:00.013+03:00</published><updated>2008-07-15T09:14:17.946+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Deep and deeper impact</title><content type='html'>Sene 2008. Eşşek kadar bir meteor geçimini muzdan sağlayan bir cumhuriyetin üzerine doğru gelmekte. Halk derhal 2,75'e bölünüyor. Sağcılar, solcular ve çingeneler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağcıların her zaman olduğu gibi bu işi dua yahut damarlarındaki asil kanla halledebileceklerine dair inançları tam. Bir kısmı da bütün vatandaşlar bir araya gelip üflersek meteoru geri püskürtebiliriz filan diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Solcular daha enteresan. Anında 35 ayrı görüş ortaya atabiliyorlar. Bir kısmı bilimsel çözümler üretmeye çabalarken kalanların arasında, gelen meteordaki yaşam formu olasılıklarının yok edilmesinin ne denli etik olabileceği ile ilgili çok deep görüşleri tartışanlar var ve bunlar boşa beleşe geçirdikleri zamanın farkında değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.75'lik çingeneler şu olsun bu olsun diye görüş beyan etmedikleri gibi daha hala vur patlasın çal oynasın kendi kendilerine takılıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meteor geliyor. Meteor gözlemleniyor. Hakkında yazılar yazılıyor, fotoğrafları çekiliyor, hatta görüntüsü elde ediliyor. Ölçülüyor, biçiliyor. Ebatları ve vereceği hasar hesaplanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidardaki sağcılar çözüm üretecek gibi gözükmüyor. Aslında iktidara gelmesinin sebebi meteor geliyor diye milletin ortasında ağlayıp zırlayan bir adam ve onun hayır dualarına olan inanç. Lakin avizeler mavizeler eksik diye toplanan para meteora çözüm olmuyor. Bu sefer iktidar, meteordan kurtulma tekniği olarak hep beraber üflemeyi öneren sağcıları meteordan sorumlu tutmaya başlıyor. Her şeyi yaratan olağanüstü güçlere sahip biri olduğuna göre bu meseleyi yaratan kötücül güçler de olmalı. Ve bu güç muhtemelen halkın beraberliği ve birliğinden nemalanan siyasi görüşündü .Evet bu meteor birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyulan günlerin tahsisi için üretilen bir meteor olmalı. Bu güçlü iddialar üzerine hemen bir yasadışı meteor imalatı ve ithalatı suçlarının soruşturulmasından sorumlu, enteresan yetkilerle donatılmış birini atadılar bu işe.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasadışı meteor imalatı ve ithalatı soruşturmaları günlüğü,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;x tarih y saat: Bu gün kral hazretleri bana bir tespih verdi ve "ya kulum ahanda bu tespihteki boncuklar gibi diz ipe şunları" dedi. Şunlar kim tam anlamadım ama "gugıl diye bişiy var, içinde her bişi var" dediydi yiğen. Akşam okuldan gelsin birlikte bakıcaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;x tarih y saat+5: Edepsiz yiğenim iffetsiz kadınların oralarını buralarını gösterdiği sitelerde gezdirip sözümona eğlendi kendince benle. Hodjaefendinin okularından birine yollamak farz oldu bu zındığı. Neyse kral hazretlerinin hoşlaşmadığı isimlerden bi kaçını çağırttım getiriyorlar akşamdan. Sorgu sual yapalım, buluruz bişiler artık.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Soruşturma tutanakları:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Yaptığınız alışveriş listesinde domuz eti ihtiva ettiğinden şüphelendiğimiz yiyeceklere rastladık. Domuz eti tüketmeyen %99'luk müslüman kesimi domuz eti yemeye teşvik ederek halkı günaha sokup yoldan çıkartmak suretiyle darbe girişimi mi yapmaya çalıştınız?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Ne gibi?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;***&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Bim'den alışveriş yapmıyorsunuz. Hükümetin yakın durduğu işletmelerle bir sorununuz mu var? Bu işletmelerin kazancını sekteye uğratıp hükümeti finanse etmelerini engellerken bir yandan da migrostan aldığınız temizlik malzemeleriyle ev yapımı bomba yapmaya mı çalıştınız?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Ben boşları almaya geldiydim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;***&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Elektrik faturalarınız düşük. Kendi nükleer enerjinizi mi üretiyorsunuz?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Yok artık. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;***&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Evinizde isviçre çakısı bulduk. Örgütün parası İsviçre'deki gizli banka hesaplarında mı?Hesap kimin adına açıldı?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Ebenin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Eben kim? Örgüt lideri mi?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;***&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Feysbukta "yüzyılın lideri garfiıld" grubuna katılmışsın. Garfiıld kim? Örgütü yabancı kaynaklar mı finanse ediyor? Rus ajanı mı bu adam?Amerikan olamaz onlar bizden. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Garfield paravan. Asıl lider Şirin baba.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Telli baba da işin içinde mi?Hiç beklemezdim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;***&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Meteoru kime yaptırdınız?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Made in china anam. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;a034v tarih h45 saat: Uzun araştırmalar sonucu nihayet sonuca vardım. Meteor ruslar tarafından çinlilere yaptırılmış ve içimizdeki bir çok irlandalı tarafından yurda sokulmak üzre uzaya postalanmış. Vay şerefsizler!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bütün gazeteler yazmış olanı biteni. Halkın biraz kafası karışmış. Zira düne kadar dağ kart kurtları ülkeyi bölecek diye dağlara kendini vuran yiğitler birden rus ajanı ve meteor rampası filan gibi bişiyler olmuşlar. Ama her zaman olduğu gibi "dün dünmüş bu gün de bugün". Bu düsturla devam etmiş yoluna bir çoğu. Dağ kart kurtları pek sevinmiş bu işe. "Hah" demişler "biz de kahraman olduk öyleyse." Solcular yine bir sürü şey eveleyip gevelemişler. Zikleyen olmamış her zamanki gibi. Zira adamlar birbirlerini siklemezken diğerleri hiç ziklemez doğal olarak. "Bir araya gelip zıplasak deprem olur" diyenlerse travma geçirmiş, oha filan olmuş.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aslında bu halk bir türlü anlamazmış. Her 20 yılda bir bu hikaye uydurulurmuş. Güya Meteor bir kışın gelirmiş, bir kanlı bir kansız. Meteor gelecek, meteor gelecek diyen her kıyamet habercisini peygamber sanmasalar, belki de suları boksuz, ekmekleri katıklı, çayları da şekerli olurmuş.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Seylan çayı bulduk evinizde. Yasadışı çay kaçakçılığıyla örgütü finanse mi ediyorsunuz? &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-945987568441089635?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/945987568441089635/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=945987568441089635&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/945987568441089635'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/945987568441089635'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/07/deep-and-deeper-impact.html' title='Deep and deeper impact'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-8641428950670959917</id><published>2008-07-02T20:17:00.003+03:00</published><updated>2008-07-02T21:15:17.865+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>I have a dream</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_Zkf6jx_E6tY/SGvA2v5mSCI/AAAAAAAAAF8/-Fsxr0-tTA0/s1600-h/talking_heads.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5218476640042371106" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_Zkf6jx_E6tY/SGvA2v5mSCI/AAAAAAAAAF8/-Fsxr0-tTA0/s320/talking_heads.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_Zkf6jx_E6tY/SGu4bsrlH1I/AAAAAAAAAF0/4Az_OfS-9Io/s1600-h/talking_heads.bmp"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Geçmişten günümüze nice karizmatik insan bulduğu ilk yükseltiye konuşlanıp 1 ila zilyon adet kelleye laf anlatmış ve bu kellelerin dikkatini celbetmekle kalmayıp onları yeri gelmiş gaza getirmiş yeri gelmiş onlara daha neler neler ettirmiş. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İnsan düşünüyor. Hayal ediyor. "Lan" diyor "Benim neyim eksik". İnsanlara dinletebileceğim, kafalarını sallatarak kendimi onaylatabileceğim, deli gibi kendimi alkışlatabileceğim, onları akın akın bir yerlere sürükleyebileceğim bir konuşmam olmayacak mı?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Olmayacak lan. Çünkü benim hayalimdeki konuşma ve o konuşmayı dinleyecek ideal kitle ahan da aşağıda yer alan metin ve notlardan anlaşılacağı üzre über ütopik kalıyor mevcut insan kitlesine göre. İşte o sözde tarihi konuşma ve yaşattığı anlarla ilgili notlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Merhaba insanlar. Merhaba bu sabah da bok varmış gibi uyananlar. Merhaba ey dangalaklar! (Burda alkış kıyamet, insanlar "dangalağım dangalak, gel de enseme şaplak at" diye tempo tutuyor. Dinleyici dangalaklığının farkındalığıyla barışık hatta kendiyle dalga geçme olgunluğunu yakalamış)&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sizlerden bir bok olmaz biliyorsunuz. O yüzden sizinle işim olmaz benim.  Sizlerden bir-bok-olmaz. Bunu kafanıza yazın (Bunları söylerken tepiniyorum ve cümle bitince nah çekiyorum, kitle coşuyor, kitle kendinden geçiyor, ayım ayım aydınlanmış kitle diye buna derler)&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yaptığınız her hatayı yeni bir hata ile kamufle etmeye çalışır gibi gözükürken aslında bile isteye zincirleme hatalar yaptınız. Bunu biliyorum. Ve bu dediğimden de bi bok anlamadınız. Çünkü bilinçsiz develersiniz. Çünkü lağım fareleri bile sizden zeki! sokak kedileri bile sizden akıllı! kargalar bile halinize gülüyor. Şapşalsınız. Tekrarlayın! "Şapşalım,  şapşalım, şapşalım.."(millet tempo tutuyor, elimle işaret edip susturmaya çalışıyorum, kendilerinden geçmiş bağırıyorlar, sonunda "yeterin lan siktiniz beynimi" diye hönkürüyorum. Susuyorlar. Şimdi kasabın önünde et bekleyen medine dilencisi kılıklı kedi kadar ezik bakıyorlar. Onaylanmak istiyorlar, köpeğim olmak için hazır bekliyorlar)&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hep safa, salağa yattınız. O aptallıkla bile yapılmayacak işleri yapmanız bundan. Kendi götünüzü kurtarma sevdanızdan. Erdemlere, kutsallara, yalanlara, hikayelere, kanunlara, kurallara ve onura ihtiyacınız yoktu. Ama bu kadar aşağılık olduğunuz, hep alçaktan uçtuğunuz için çakıldınız. Ve hiçbir şey yokmuş gibi, ışığa koşan sinek gibi çakılmaya devam ediyorsunuz. Hiçbir şey olmak zorunda olmadığınız halde hiç bile değilsiniz!Bir hiç olmayı bile beceremediniz! (Burda kitle "hiç olmak istiyoruz, hiç olmak istiyoruz..." diye bağrınmaya başlıyor küfür edip susturuyorum malları yine. Karnım acıkıyor. İki lahmacun bi ayran söyleyip yere çömüyor ve konuşmaya devam ediyorum)&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Behey aptallar. Bu günü hayal ettim ben. Bu konuşmayı, sizleri. Ve ne oldu biliyor musunuz? ("ne oldu", "ne oldu diye" bağrıyorlar, hayallerimde bile o kadar ideal değiller. Olamıyorlar. Malzemeleri belli. Bişiy çıkmıyor bunlardan.) karnım acıktı ve canım sıkıldı. İşte olan biten bu. Şimdi sittirin gidin dağılın. Gözüm görmesin sizi. Koyun sürüsü mallar (maria sik bizi, maria sik bizi diye bağrıyorlar, dayanamıyorum alkolik oluyorum filan)"&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-8641428950670959917?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/8641428950670959917/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=8641428950670959917&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/8641428950670959917'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/8641428950670959917'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/07/i-have-dream.html' title='I have a dream'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_Zkf6jx_E6tY/SGvA2v5mSCI/AAAAAAAAAF8/-Fsxr0-tTA0/s72-c/talking_heads.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-336345517750336207</id><published>2008-06-28T16:06:00.003+03:00</published><updated>2008-06-28T16:49:30.134+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>hayal kurma ve hayallerini paylaşma suçu</title><content type='html'>Aslında düşünce suçu ve hatta düşünceyi ifade suçundan daha da komik bir suç var. hayal kurma ve hayallerini paylaşma. Hatta bu bazen düşünce suçu kapsamında ele alınıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar hep varolma biçimleriyle suçlandı. Bu biçimler hep törpülendi, şekillendirildi haddini bilmeyen umarsızlar tarafından. Benim de böyle yapmaya çalıştığımı zannediyor kimileri. Ben "işte bu benim" diyen bir katile bile itiraz etmem kardeşim. Yeter ki ne olduğuna sen karar ver ve neysen kendini ortaya koy (Ama sübyancılar ve hayvanlara eziyet eden bir de şu kadınlara tecavüz edip parçalara ayıran manyaklara karşı alerjim var. Bu da bu konuda her ne yaparsak yapalım bu adamların bunun dışında bir şey olamayacağını bilmenin verdiği rahatsızlık. Bu tip şeylerin dışında dünyada her ne suç işleniyorsa bilin ki biz de o suça ortağız. Eğer şu an bir çocuğun kolu bacağı kopmuşsa  bir savaşta sen de işte hiç bir şey yapmamanın, "hayır" yahut "dur" dememenin suçuyla vebaliyle yüklüsündür)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi olabilmek kendini ifadeden geçer. Susturulmaya boyun eğen adamdan bir "kişi" var etmek mümkün değil. Ama bunun şöyle de bir sakıncası var. Kendi olmaya göz koymamış kişilerin birer kuklaya dönüştürülmesi. Bu sakınca nerden kaynaklanıyor? Bu sakınca hani birilerinin köle olmak için özgürlük istediği o yerde buna karşıt fikirler sunacak insanların aynı fırsatı yakalayamamasından kaynaklanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bir kısım kişiye, toplumsal kötü alışkanlıklardan kaynaklanan huylarını kutsallaştırma yetkisi verirsen ve diğer taraftan buna itiraz eden kişileri sussturursan işte o zaman senin karşına insan sureti bürünmüş kukla ordularıyla çıkarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün cahillik, aptallık ve saflığın sömürüsü yasalarla koruma altına alınmıştır. Oysa hukukun ideali bunu yapanı caydırmaya yönelik düzenlemeler olmalı sanki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkede hayaller yasak kardeşim. Öldükten sonra hayatının bir şekilde devam ettiğine inanabilirsin ve hatta iilaki inanacaksın ama o hayatın şekli şemali sana kalmamış. Sudan nefret etsen de dere orada olacak bi kere!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Porno yıldızı olmayı hayal edemezsin misal. Kara çarşafsız sokağa çıkamazken, sevgili edinmek yasakken ve hatta imam onaysız seks ölüm sebebiyken sen nere porno nere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün çıplak bir gün burka ile gezmeyi isteyebilirsin. Bir gün sıcak bir gün soğuktur belki veya sırf canın öyle istemiştir. Ama olabilir mi böyle bir şey? O kuku, o memeler, o göt, o saç kaç gram haberin var mı? Sen o kadar gramsın işte onlar için ve  sen onlara boyun eğdiğin sürece benim gözümde o kadar gram da değilsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bunları ben ulusal yayın yapan bir kanalda söyleyemem. Ve bunları ben çarşıda pazarda megafonla halka bildiremem. Bu hem suçtur, hem günahtır onlar için. Oysa bu sadece aptallıktır aslında. O kulaklara binlerce yıldır kimler neler söyledi. Onların ağzı bile o kulaklara göre değildi. Ama yine de tek bir idealist politikacı, tek bir meczup idealist politikacı, tek bir idealist, zeki ve kendinden başkalarını da düşünen meczup politikacı bile çıkıp kıvırtmadan, dini istismar kartına başvurmadan açıkça, net bir şekilde "kardeeeşim manyak mısınız siz bu pisliklere kanıyorsunuz, işinize baksanıza, hayatınıza sahip çıksanıza ulan" diyemez mi be.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayal kurmak bedava. Hayal kurmak güzel. Hayallerine sahip çıkmak daha da güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim bile hayallerim var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-336345517750336207?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/336345517750336207/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=336345517750336207&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/336345517750336207'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/336345517750336207'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/06/hayal-kurma-ve-hayallerini-paylama-suu.html' title='hayal kurma ve hayallerini paylaşma suçu'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-8128299539697650456</id><published>2008-06-25T20:39:00.006+03:00</published><updated>2008-06-25T21:08:16.229+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>hodjaefendy ile iştişareler</title><content type='html'>ebudollah güllaç efendy: hodjam bu gün yine çok aydın gördüm sizi. Maşallah ışık topu gibisiniz.&lt;br /&gt;hodjaefendy: allah razı olsun ebuşum. maç ne olur dersin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ebuş: valla hodjam okunmuş pirinçleri yutturduk çocuklara. Sipirutiel evren bütünlüğü ve sizin de metafiziksel etkiniz ile düşünsel izdüşümlerimiz ve dualardan da aldığımız gücü hesaba katarsak...&lt;br /&gt;hodjaefendy: ebuşum bizbizeyiz kasma istersen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ebuş: kusuruma bakma hodjam. Zate bizim karı da kaptırdı epey kendini verdi kitaba, sanata, çok afedersiniz ota boka. almış bi de entel gözlüğü evde bi havalar bi bilmemne.&lt;br /&gt;hodjaefendy: bırak bırak. şimdilik böyle iyi. ilerde kafan atar alırsın 3 tane daha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ebuş: yabancı kontenjanı var mı hodjam yoksa onlar da 4'e dahil mi?&lt;br /&gt;hodjaefendy: yabancı dedin bak aklıma dün yazdığım şiir geldi. okiyim mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ebuş: aman ne büyük şeref, ne büyük saadet, yani na böyle kafası hariç 17 santim bi mutluluk. çıkarmadan sürüp giden hazz-ı sefa silsilesi.&lt;br /&gt;hodjaefendy:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"bülbül yalnız&lt;br /&gt;bülbül yaban elde&lt;br /&gt;bülbül yabancı&lt;br /&gt;bülbül ötemez tek bir güle&lt;br /&gt;bir ötse saadet asrı gelir&lt;br /&gt;bülbül deli&lt;br /&gt;bülbül"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ebudollah bak nasıl duygulandım şimdi. böüğh böğüüüü ühühühühühü.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ebudollah: hodjam yapmayın ben de ağlıyacam. hodjam sümüğüm akacak mendil yok yanımda.&lt;br /&gt;hodjaefendy: git bu mezalime son ver ebu. bitsin bülbülün çilesi ühühü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ebudollah: viagra iyi diyolar hodjam. 15 dakkada postalı çekmiş darbeci gibi dikeliyormuş.&lt;br /&gt;hodjaefendy: kalbim var ebu. yorma beni. sen bi git. böğüühühüü...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-8128299539697650456?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/8128299539697650456/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=8128299539697650456&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/8128299539697650456'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/8128299539697650456'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/06/hodjaefendy-ile-itiareler.html' title='hodjaefendy ile iştişareler'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-301206511457299115</id><published>2008-06-23T11:18:00.004+03:00</published><updated>2008-06-23T13:12:53.899+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>inancı gereği aptal olmak</title><content type='html'>Bazı insanlar "Çok acaipsin" filan diyor ama bilseler bu maymunlar cehenneminde günler nasıl da geçmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aralar yapılan her türlü saçmalığın kılıfı hazır. "İnancım gereği". Ulan ne çeşit bir inanç senin gerizekalı olmanı emreder ve sen de aptal olmasan nasıl kabul eder, benimsersin bu buyruğu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aptallık gerçekten eğitimle çözümlenebilen bir sorun değil. Aptallık kıt beyin ve ruhsal bozukluklarla besleniyor. Ve evet bir çoban bir profesörden daha zeki olabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgi ve birikim ancak onu algılayan, hazmeden, harmanlayan bir zeka ve bu malzemeyi nasıl kullanacağını bilen akılla işe yarar. Ve zeki bir insan canı isterse bunları eliyle itebilir.Ve buna rağmen beş üniversite bitiren, on master yapan üstüne doktora ot bok ne varsa halleden adamdan daha mantıklı düşünebilir. Netekim o kadar eğitimden sonra beyni folloş olur o adamın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğitim aptalları zeki yapmıyor. Sıkıntı burada. Kırmızı ışıkta geçmemeleri gerektiğini bile öğretemiyorsun aslında insanlara. Ancak Pavlov'un köpeği gibi şartlandıracaksın. İşte bu yüzden din simsarları şartlıyor ya bu aptalları, köpek ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aptallığın, kıt zekanın kaynağı tabii ki genetik, genin de coğrafi etkenlerle şekillendiği gerçek. Kardeşim yeterin artık, bırakın günde 20 somun ekmek yemeği. Biliyorum para yok ama git sebze ye, meyve ye. Meyve pahallı deme meyve lem bu, ağacını dik, çok satın al ki arzı artsın fiyatı düşsün. Elma da pahallı mı be kardeşim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birileri sana aptal dedi bi vakit. Yüzde verdi. Hiç düşündün mü "O yüzdede ben de olabilir miyim?" diye. Kabul et ki sen aptalsın ve bunun farkına varmadığın sürece bu çakallar seni dolandıracak ve sen onların önüne domalırken heriflerin götü kalkacak, senin gibi mal olmayan bizlerin de götünü isteyecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkarım ki bu insanlar bu heriflerin önüne domala domala zevk almaya başladılar. Ellerine şişe versen götlerine sokacaklar o kıvamdalar. Zaten göt deliğine sinir ağı örenin de muhteşem planları olan ulvi bir yaratıcı olduğu bir gerçek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde bir hanımkızımız çıktı dedi "Ben Humeyni'yi seviyorum, Atatürk'ü sevmiyorum". Hani dediler cehalet, dediler olmaz nasıl sevmez. Hatta hakkında suç duyurusu yapıldı ve "Atatürk'ü sevmiyorum" dedi diye dediler. İddiayı bilemiyorum ama Atatürk'ü sevmediğinden değil padişahın verdiği yetkiyi kötüye kullanıp kafasına göre laik bir ülke kurduğunu söylediğinden olsa gerek. Netekim Atatürk'e bir çırpıda vatan haini demeye getirdi gibi. Lakin tabi kimi sever, kimden hoşlanır, ne yer ne içer bize ne. Ben dolma fikirlerle konuşan (-ki demek istediğim özgün olsun fikirleri filan değil, bildiğin dolma ve fikirleri niye dolma bilemiyoruz. Yani şartlanma olur, maddi kazanım olur her şey olur) insanlarla konuşacak bir şey bulamıyorum. Yani herkes konuşan bir kitaptan hazetmiyebiliyor. Ne söylesem daha önce duyduğum binlerce saçmalığı yineleyeceği kesin. Önyargılı davranmayalım diyorsun ama sınırlarını kalın kalemlerle çizip kendini çerçeveye hapseden birine önyargılı yaklaşmasan, her şeyden önce o sana kızmalı. O zaten çizilmiş karikatür gibi karşında ve hiç komik değil aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel ülkemde bir de darbe karşıtı bir kamuoyu oluşturulmaya çalışılıyor. Yani demek bekliyorlar bir balyozun yolda olduğunu. Yani yedim bi bok ama bedelini ödemek istemiyorum modu yakalanmış gidiyor. Şimdi tabi solcu cenah da (artık kaç kişiler ve solu ne derece hazmetmişler. Yoksa onlar da dolma kafa mı bilemiyoruz) bu tayfaya destek olmuş ve geçmişte de olduğu gibi yumuşak karınları yüzünden piyon olmuş gidiyor (gelin ettiler sizi be gözüm hiç mi kafan basmıo veya işine gelmio sen de mi pastadan pay alıon)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Darbe olmasın. Tamam. Askerden, polisten, öle veya böle silahlıdan, eli copludan, biber gazı sıkacağından hazetmek elde değil. Yani halkı askerden ve askerlikten soğutmanın suç olmasını da ben sevmiyorum. Üzgünüm. Ve fakat bu adamlarla el ele, kol kola gezinmenin bahanesi bu mudur? Zate geçen gördüm Büyükanıt keyifle pasta filan kesiyor Tayyip ile. Yani yeni komutan gelene kadar rahat!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama kusura bakmayın hayat böyle kusursuz olsa hepiniz anarşist olurdunuz zate. Onunüçün devlet bir sistemdir. Devletin iskeletini rejimin açıklarıyla başka bir eksene kaydırmaya kalkarsan onun içindeki dinamiklerden tepki alırsın. Ve çok övündüğün pirince endeksli oy tabanının da yüzdesini daha da yükseltmeden, o taban kemikleşmeden ötersen senin kalemini kırar birileri. Sizler darbe karşıtı yürüyüş yapacağınıza omurgamızı doğrultmamıza izin vermeyen omurgasızlardan hesap soruverin bi zahmet. Devlet böyle olmasın şöle böle olsun diyorsanız da buyurun iki gıdım emek verin, fikir fikirleyin ve hatta devletsiz yaşamak mümkün bunu da şöyle bir gözden geçirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velhasıl inancı gereği aptalca davranışlarda bulunanlar zaten aptaldırlar. Bu aptallardan komünist veya liberal yahut budist, sırılsıklam aşık hatta mormon filan yapabilirsiniz. Bu tamamen bu kadar aptalın yaşadığı bir dünyada üç kuruşluk kurnazlığa ve az biraz hayalgücüne sahip olmanızla alakalı başarı görünümlü fiyaskodur. İkna kabiliyetine dahi sahip olmanız gerekmez. Milyonlarca "hadi beni kandır" diye ünleyen ebleh seni bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E peki ben aptal değil miyim? E var tabi biraz. Şartlandırılmışlıkla karışık kafa karışıklığı ve algı bozukluğu yok değil. Misal şirket kimlik kartımı iş yerindeki asansörün düğmesine bastırıp 13. kattaki ofisime ışınlanacağımı filan sanıyorum. Yani herkes kadar hayallerde yaşıyorum bazen. Ama en azından teknolojik gelişmelerle bu yaptığım saçmalık bir öngörü olarak ele alınabilir. Ve aptallıklarımın süresi genellikle 3 ila 5 saniye. Yani her şeye rağmen hala ben parlak gözüm sizlerse maymun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-301206511457299115?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/301206511457299115/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=301206511457299115&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/301206511457299115'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/301206511457299115'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/06/inanc-gerei-aptal-olmak.html' title='inancı gereği aptal olmak'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-5208088047233905328</id><published>2008-06-19T10:56:00.004+03:00</published><updated>2008-06-19T14:52:55.618+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>3:10 to Yuma</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.moviesonline.ca/movie-gallery/albums/3-10_to_Yuma_2007/3-10_to_Yuma-04.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.moviesonline.ca/movie-gallery/albums/3-10_to_Yuma_2007/3-10_to_Yuma-04.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İşin açıkçası ben Russell Crowe'u bir Western filminde göreceğimi dahası kendisiyle aşka düşeceğimi hiç tahmin etmezdim ama kısfmet bu işler.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;3:10 to Yuma bir Western filminden edinebileceğiniz maksimum hazzı verebilecek kapasitede bir film. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yani "Bir Western film izledim hayatım değişti" cümlesinin kurulma ihtimali ne kadar düşükse bu filmin beğenilme ihtimali de o kadar yüksektir gibi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Filmin en önemli özelliği konusundan çok oyunculuklar. Tabii aynı zamanda yaratılan o kasvetli ama etkileyici ve hatta ne kadar boş ve saçma olsa da ele silah alıp barda kavga çıkarmaya özendiren yapısı. Klasik iyi westernleri izlerken hissedilen klasik duygular bunlar tabi. Ve fakat bu sefer gerek diyaloglarla, gerek insanların verdiği tepkilerle, dönemin sosyal yapısı, insanların sıkıntıları daha net ve etkileyici bir şekilde anlatılmış gibi. Çok iyi hazırlanmış soundtrack de bonus.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Russell Crowe gerçekten etkileyici. Yani etkileyici olsun diye ellerinden geleni yapmışlar bilhassa aksesuar ve giyim konusunda. Ama onu etkileyici kılan asıl şey her şeye bıyık altından gülen, soğukkanlı, alaycı, umarsız, dengesiz gibi gözüken ama kendi içinde tutarlı olan tavırlara sahip Ben Wade'i çok güzel canlandırmış olması.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Diğer bütün oyuncular gibi Christian Bale de son derece başarılı ama rolünün de gereği çok ön plana çıkamamış.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Asıl bombastik karakter ise Charlie Prince. Bilemiyorum insan sabırsızlıkla Ben Foster'ın canlandırdığı efemine cani (ya da kafadan gay hatta) Charlie'nin gözükeceği sahneleri beklemiyor değil. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Filmin genelindeki klişeler ve hatta klasik gelebilecek/beklenen bir finalle sonlanması izlenmesinden alınan hazda bir azalmaya sebep olmuyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama finalle ilgili şöyle bir şey söyleyeceğim (izlemeyi düşünüyorsanız burayı kesinlikle okumayın) yani bir aşk üçgeninde yer alan 3 erkeğin ikisi ölüyor diye yorumlarsak finali, gay kovboylarla organik bir bağ kurabiliriz bile:p&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-5208088047233905328?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/5208088047233905328/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=5208088047233905328&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/5208088047233905328'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/5208088047233905328'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/06/310-to-yuma.html' title='3:10 to Yuma'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-8114908167887184074</id><published>2008-06-18T13:35:00.004+03:00</published><updated>2008-06-18T15:34:02.321+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Kendi kendine röportaj</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.world-mysteries.com/illusions/sci_ill_mirror.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.world-mysteries.com/illusions/sci_ill_mirror.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;maria: Neden otoröportaj? Bu biraz egomanyaklıkla delilik arası olmuyor mu?&lt;br /&gt;maria: Aslında tam da ortası diyebiliriz. Gönül isterdi ki 500.000 satmış "Ayağında converse" isimli bi albümüm olaydı da beşinci sınıf bi magazin habercisine en son kiminle sevişmediğim konusunda beyanatlar vereydim. Olmadı. Kader.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maria: Kendinizi üç kelimeyle tanımlamanızı isteseydim ne derdiniz?&lt;br /&gt;maria: Nasıl istersiniz böyle bir şeyi? Pardon. İçki, sigara, türk kahvesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maria: İnsanlar için pek sağlıklı değilsiniz yani?&lt;br /&gt;maria: Türk kahvesinin sağlıklı olduğu konusunda son derece bilimsel bulgular var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maria: Peki mesleki anlamda kayda değer bir başarınızın olmadığını göz önünde bulundurursak bu anlamda bir hiç olmasaydınız ne olmak isterdiniz?&lt;br /&gt;maria: Ağır olmadı mı bu biraz? Marangoz olmak isterdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maria: İma mı bu? Bana odun mu diyorsunuz? Yontmak mı istiyorsunuz beni?&lt;br /&gt;maria: Her ikimizin de ilk röportajı isterseniz sakinleyelim biraz. Hayır marangozluk çocukluk hayalim. Ağaçtan bisiklet yapma denemelerim filan var. O olsaydı olurdum belki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maria: Peki. Beğendiğiniz erkek tipi ne mesela. Örnek verebilir misiniz?&lt;br /&gt;maria: Gay'leri beğeniyorum ama kendileri zannımca onlara erkek dememden de, onları beğenmemden de hazetmeyeceklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maria: Aşkta hayalkırıklığı seziyorum. Gizli bir "vazgeçtim dünyadan" havası var gibi.&lt;br /&gt;maria: Yok yani neşeli, yaratıcı ve iyi yemek yapan erkekler hoşuma gidiyor. Aşkta cinsellik arayamıyorum. İstediğim kriterleri tombili aşçılar ve gay'ler karşılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maria: Agresif olduğunuz yönünde duyumlar aldık. Bu arayamamadan kaynaklanmasın.&lt;br /&gt;maria: Şimdi ebenize selam söylerken ehm yani tabi o da etken olabilir ama agresiflikten çok duygu durum bozukluğu mu desek yani neye kızacağı neye güleceği belli olmayan bir insanım. Aslında mizacım son derece uysal va hatta otistiğim diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maria: Profesyonel yardım aldınız mı peki?&lt;br /&gt;maria: Ne gibi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maria: Akıl sağlığınız hususunda yaşadığınız sıkıntılar için.&lt;br /&gt;maria: Şimdi öncelikle ebenize ve ananıza çok güzel laflar hazırladım. Ama bu laflar kendi ebem ve anama da gideceği için susuyorum. Bilgilendiriyim dedim. Şöyle açıklık getireyim mevzuya, bu dünyada yaşayıp da delirmeyen adam zaten olmuş da gelmiş adamdır. Ayrıyeten bu şartlar altında ve toplumun geneline şöyle bir bakaraktan kendimi ortalamanın çok altında bir deli olarak kategorize ediyorum. Profesyonel yardım yapacak kadar diyeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maria: Peki hobileriniz neler? Yani biliyoruz epey boş vaktiniz var. Konserler, turlar, tv programları filan yok...&lt;br /&gt;maria: Gülben Ergen'le röportaj yapmak istiyordunuz da beni verdiler gibi bi havanız var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maria: Gülben Hanım sizden daha eğlenceli olabilirdi.&lt;br /&gt;maria: Kısmet bu işler. Şimdi çok hobim olabiliyor ama hobi edinmek asli hobim olduğu için o hobiler yalan oluyor genelde diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maria: Hiçbir şey demediğinizin farkında mısınız?&lt;br /&gt;maria: Kahve ya da ekmek bıçağı filan gibi bir şey alır mıydınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maria: Neye sinirleneceğim belli olmaz diyorsunuz her şeye sinirleniyorsunuz.&lt;br /&gt;maria: İleri geri sallanıp tabak çevireyim isterseniz ama röportaj daha da sıkıcı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maria: Tuttuğunuz takım, sevdiğiniz renk ve sayı?&lt;br /&gt;maria: Form verin doldurayım ben isterseniz. Tabii ki galatasaray. Tabii ki kırmızı. Son soru neydi? Takım, renk hah sayı. Üç ve üçün tüm katları. Ayrıca muhtemelen soracaksınız burcum oğlak. Ayriyeten doğuştan vejetaryen sonradan etobur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maria: Fazla sayı olmadı mı?&lt;br /&gt;maria: Gönlüm geniş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maria: Peki çok teşekkür ederiz.&lt;br /&gt;maria: Ne biçim sorulardı bunlar be. Şimdi ben hayat felsefemi anlatayım isterseniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maria: Teşekkürleeer...&lt;br /&gt;maria: Ayrıca dünya ve insanlık için geliştirdiğim son derece önemli projeler var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maria: Kayıt cihazımı alabilir miyim?&lt;br /&gt;maria: Hayallerim var, anlatayım mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maria: Bi dahakine inşalla baş baaaş...&lt;br /&gt;maria: :(&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-8114908167887184074?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/8114908167887184074/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=8114908167887184074&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/8114908167887184074'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/8114908167887184074'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/06/kendi-kendine-rportaj.html' title='Kendi kendine röportaj'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-257237323305398359</id><published>2008-06-07T14:09:00.004+03:00</published><updated>2008-06-07T14:30:33.775+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Velev ki siyasi bir karar</title><content type='html'>Bu ülkede ne vakit neyin meşruiyeti sorgulandı. Sorgulandı da ne oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen kalkmış "ben bu anayasa mahkemesinin kararını yok sayıyorum" diyorsun. "Bu mahkemeyi yok sayıyorum" diyorsun. E dersin netekim ben de içemezsin dediğin yerlerde sigara içiyorum. Ama yakalanıp ceza kesildiği vakit ben öderim ya da çamura yatarım parası neyse. Bakalım sen ne yapacan. Bak yasadışı sigara içmeye teşvik ediyorum insanları görüyor musun. Senin üretilmesine izin verdiğin, üzerinden vergi aldığın ve iddia ettiğin üzre bizleri öldüren o sigaralar bunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Televizyonda izliyorum kıçlarını yırtıyor bir takım kızlarımız inancımı yaşıyorum, kıçımı başımı örtmem lazım diye diye. "Cennete  gitme savaşıma engel olamazsınız" diye haykırıyor. O akan dereler daha bilmem neler neler onu bekliyor. Açılın layynnn..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir din düşünün ki en önemli maddesi kadına ayrım yapmak olsun, onu paketlemek. Misal faiz günah filan da diyor ama teferruat onlar. Kemal ağbiyi, Recep dayıyı bağlamıyor. İlla ki bayrak gibi taşınacak o renga renga masa örtüleri, kara kara çarşaflar. Çük ve am bekçiliği olacak asli görev.ah pardon ya biliyorum, anlıyorum silzeri. O kadar da salak değilsiniz elbet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ülke ancak bir bilimkurgu filminde bu kadar programlı bir biçimde delirtilebilinirdi. Ne bileyim belki de fakirlikten şebeke suyu içen halkın suyuna kattılar bir şeyler. Bok katıyoruz diyorlar ama başka türlü  ilaçlar da katıyorlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne çeşit bir manyama hali bu bilemiyorum. Ne kadar boşsunuz. Ne kadar avutulmaya, kandırılmaya muhtaçsınız. Ne kadar zavallısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi olmaya korkan insanlar görüyorum. Kendileri birer canavar olarak tanıtılmış onlara. Cennetten kovulan, her an her şeyi mahfetmeye meyilli, karaktersiz, sürekli borçlu olduğu birilerini hayalkırıklığına uğratan, eksik ve zavallı. İşin garip yanı böyle tanıtıldığın kişi olmamak için kaçarken tam da o kişiye dönüştüğünün farkında mısın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkenin sıkı bir terapiye ihtiyacı var. Bütün dünya için geçerli bu. Ama bu ülkedeki alarmlar daha bir kuvvetli çalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinnetin eşiğindeki insanlarla aynı sokaklarda yürüyorum. Ve görüyorum ki aslında hiçbir şey olmuyor gibi sessiz ve içe dönükler. Tam da fırtına öncesi sessizlik. Şok, yok sayma aşamasını geçtiler. Şimdi sıra cinnette.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-257237323305398359?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/257237323305398359/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=257237323305398359&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/257237323305398359'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/257237323305398359'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/06/velev-ki-siyasi-bir-karar.html' title='Velev ki siyasi bir karar'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-9073410475170663399</id><published>2008-06-05T22:01:00.003+03:00</published><updated>2008-06-05T22:37:08.407+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Dur hemşerim nereye</title><content type='html'>Bu ülkede birilerinin birilerine eninde sonunda demek zorunda kaldığı soru/ikaz ve dahi tehdit cümlesidir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru çünkü ne yapmaya çalıştığını açıklaması beklenir.Uyarı, çünkü yapmaya çalıştığı şeyi yapma biçimi kendisi ve başkaları için tehlike arz eder ve tabii ki tehdit vardır çünkü bütün bu sorgulama "kafana göre takılmazsın, takılırsan bir şekilde (burası muallak) fena yaparım" mesajıyla nihayetlenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkede bu anlattığımız cümlenin tarafları hep mevcuttu. Çünkü bu ülke maalesef ergenlik döneminden çıkamamış ve dolayısıyla birey olmayı başaramamış, hep otoritenin  baskı ve idaresine tabii yaşamış çoğunluktan ibaret.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sadece bizde değil, ekonomik dolayısıyla siyasal özgürlüğünü elde edememiş, etse dahi bunu halkıyla paylaşmamış ve sermaye odaklı otoritelere boyun eğmiş her devlette yaşanan gerçeklik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Misal az nüfuslu ve bol paralı memlekette bu olmaz. Bu tip memleketler parayı savaşlara girmeden bi şekilde götürmeye başarmış ve güya çikolata, saat işiyle nam salmış ülkelerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim gibi ülkelerde (az gelişmiş veya çok gelişmiş diye de anılsa pek çok ülkede) Godot'yu bekler gibi çobanını bekler halk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bu çobanlar bu ülkelerin coğrafyasına yani havasına suyuna göre şekillenmiş bu toplulukları bir öyle, bir böyle yoğurur durur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar hep bilinen şeyler. Tabii Türkiye'nin durumu çok daha karmaşık. Türkiye'nin kumaşının dokusu çok daha gevşek ve karma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bu kumaşı bi 70 derecede yıkıyorlar, bir yeşile, bir kırmızıya boyuyorlar. Bu güne geldiğimizde bir bakıyoruz çuval olsak daha mı iyiydik diye sorgulamaya başlıyoruz. Bunu sorgulayan azınlık. Koyun sorgulamaz. Koyun kaval dinler, kıçına vurulan değnekle çizilen yolu takip eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kıçlar ne değnekler gördü, ne falakalara yatırıldı, ah bunları diyorum da  sanacaksınız çok asi bir topluluğuz. Yok öyle de değiliz. Ortaya konan cesaretin haddiyle kıyası kabul görmeyecek oranda şiddet ve trajedi ile harmanlanmış nice piyes yaşatıldı. Bizse önümüze konan içinde ne olduğu zaten belli kutuları hep açtık ve bazen kazanır gibi gözüksek de aslında hep kaybettik. Çünkü "aç" dediler ve bizim içimize bir şey doğmuş olabilirdi. Bir şey bilmeyi değil hissetmeyi yani aslında paranoyayı,  obsesyonu,  şartlanmayı öğretildik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün birileri çok büyük bir adanmışlığa hayranlık duyuyor ve onları takip ediyor gibi gözükebilir. Ama bu hayranlığın altı dolu değildir. Bu halkın bu kaygan zeminde düşmemekten başkacana bir kaygısı yoktur. Eğer ki onların hezeyanlarını sizlerin silahı olarak görüyorsanız şunu söyleyeyim. Şişman kadın operayı söylerken elinizde bir avuç deliden başkacana bir şey kalmayacak. Ve onlar da zaten başka dünyada yaşadıklarından sizlere fayda sağlayamayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Global çark dönerken lokal dinamikleri ezer geçer. Ve tarih yazmak için akıl gerekir, vizyon gerekir, deha gerekir. Aynaya bak. Sonra dön içinde bulunduğun düzene bak. İstersen hala kızıldenizi yarabileceğine ve çaldığın altınlarla birlikte ardında da koca bir halkla yeni bir ufka açılacağına inanmaya devam et.  Ama o duyduğun sesler ve gördüğün ışıklar. Kulağına fısıldananlar ve ardından itekleyenler. Belki de egon tanrındı ve seni bu güne getiren. Ve unutma ego egoyu yener. İnsan da insanı siker.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-9073410475170663399?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/9073410475170663399/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=9073410475170663399&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/9073410475170663399'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/9073410475170663399'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/06/dur-hemerim-nereye.html' title='Dur hemşerim nereye'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-7471301664629410584</id><published>2008-06-01T16:28:00.006+03:00</published><updated>2008-06-02T21:44:49.200+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>karizmatik olmayanlar için yaşama rehberi</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.weirdwildrealm.com/filmimages/goodbad-VanCleef.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 180px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.weirdwildrealm.com/filmimages/goodbad-VanCleef.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://ladyofbloodydarkness.files.wordpress.com/2007/12/jack-sparrow.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://ladyofbloodydarkness.files.wordpress.com/2007/12/jack-sparrow.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tvguide.com/images/pgimg/yul-brynner1.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.tvguide.com/images/pgimg/yul-brynner1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karizma samimiyetle edinilegelen bir özellik değil malumunuz. Çok az adam doğuştan böyle bir özellikle teşrif eder dünyaya ve zaten neyse o olduğu için bu özelliği dışardan bakanların gözüyle algılama ihtimali zayıftır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karizma adamın sümüğü akmaz misal. Karizma adam mendiliyle burnunu siliyorsa o vakit mendilini kutsal teniyle şereflendiriyor demektir. Bizler de "Ah o mendilin yerinde olaydım olaydım" diye bakakalırız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok be yaw sevmem ben öyle karizmatik adamları. Neden? Bende karizma yok muhtemel ondan:p Ne bileyim sürekli kasan bir havaları var. Kakası gelmiş de zıçamıyorlarmış gibi. Yani Lee, Yull ve Bruce'un hastasıyız o ayrı. Ama onlar öyle olagelmiş. Malzemeleri bu. Benim düşüncem bu yönde en azından. Umudum filan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse karizma ekmek yedirir adama. Bu karı-kız olur bildiğin aş olur. Belli olmaz. Nasıl ki güzel kadın/erkek ekmek yerse karizmatik insan da bu işten tatminkar bir kazanım elde edebilir. Hem güzel hem karizmatikse zaten biliyorsunuz bokunu çıkarıyorlar. Kazanımları onlara kalsın biz zavallı karizma yetmezliğinden muzdarip insanlar ne yapacak onlara bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakarsan, unutkansan, gelir-gider akıllıysan, rahatına düşkünsen, aptalsan, maymunsan, istemdışı şoparma eğilimin varsa, lakayitsen, anarşistsen karizmatik olamazsın arkadaşım. "Bu özellikler bende var ama yine de karizmayım" diyorsan kakanı tutmaya devam et.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bir kere karizman yoksa elbette doğanın seleksiyon kurbanı olman an meselesi. Netekim doğa neslin devamı için hem sağlıklı hem de neslin devamına teşvik edecek özelliklere sahip canlı ister. Neyseki bizden çok var da birbirimizle idare etmeye çalışıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani karı-kız-herif-oğlan işleri sakat biraz. Fazlacana kasmayıp kendi ayarında birini bulup onu asla Angelina Jolie ile birlikte olamayacağına ve sizinle idare etmesi gerektiğine ikna ederseniz bu iş olur. Başka türlü bu tüketim manyağı dünyada mal gibi kalakalır zavallı çoğunluk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim aş işine. Efenim malumunuz iş görüşmelerinde de makul bir karizma aranmakta. Yani işiniz sadece fotokopi çekmek olsa bile prezentıbıllık ön şart koşuldu arz talep dengesi manyadığından beri. Ne yapacaksınız bu durumda? Ha bu aş meselesi mühim. Maksimum 22,5 dakika dahi olsa kendinden uzaklaşacaksın. Poz takınmak, abartmak şart değil. misal getirdiğin kurukafayı havaya kaldırıp felsefi bir tartışmaya girmene gerek yok. Sadece iş görebilir ve bunu yaparken de o muhteşem estetik bakış açısına sahip gözlere hitap edebilir olabileceğini kanıtla. Yani "Bir şey içer misiniz?" sorusuna pazardan aldığın turuncu capri ve "am i so stupid?" yazılı tişört üzerindeyken "viski, tek buz, teşekkür" deme yeter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karizmatik insanın restoranda bile işi zordur. Verdiği sipariş unutulur misal. Uzunca bir süre aç kalabilir bu durumda. Ne yapacaksınız? Tabii ki garsona unutulmaz anlar yaşatmak şart. Yani siparişi verdikten sonra adamın dudaklarına yapışıp dilinizi boğazına sokmayın. Ama misal o meşhur aptallığınız kullanabilirsiniz. Her zaman sorduğunuz aptal sorulardan birini sorun gitsin. İçeri gidip aptallığınızdan bahsedecek ve sizi kimse unutmayacak. Dezavantajları avantaja çevirebilirsiniz. Doğada her şey yaşamak için verilen bir silahtır. Kimisinde çakı kimisinde güdümlü füze var. Ama olsun "We will survive!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karizmatik olmayan kişi indirim sezonundaki mağzada bakındığı eteği üzerine giymişken bile kaptırabilir. Nasıl olur demeyin. Ezik insan sınıfında yer alan herkes gibi tercihleri diğer sınıflardakilerin tercihlerinden sonra gelir. Artıklarla beslenmeniz buyurulmuştur. Böyle bir durumda ne yapacaksınız? Çığlık atın. Evet. Tacize uğradığınızı söyleyin. Bu yalan değil. Tabi aklı zükünde/bızırında olanlar hemen başka şey anlayacak. İlgili kişiyi sapık olarak tanımlayacak. Hem de lezbiyen sapık. Gerçi Türkiye'de lezbiyenliğe inanmıyorlar. Ama tanrıya inanıyorlar. Neyse. Çığlık atmanız bile yeter gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karizmatik olmayan adam sıranın hep sonundadır. Sıra bitmeden sırası gelmez bir türlü. Bakınız taciz olayı burda da kullanılabilinir. Kalabalıklarda sürekli taciz edildiğinizi iddia edin. Zaten ediliyorsunuz da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karizmatik olmayan adamın sevgilisi orta malı olabilir. Buna dikkat. Zaten bula bula kendiniz gibi ya da daha da beter durumda birini bulduğunuz için kapanın elinde kalabilir. Çünkü karizmatik olmayan adamdan kimse korkmaz. Korkuyormuş gibi gözükse de anlayın artık kimse iplemiyor sizi. Arada bir psikopatlaşmanız şart. Aldatan ve terkeden insanların işkenceye tabi tutulması gerektiğini düşündüğünüzü filan laf arasına sıkıştırın. Arada bir et bıçağıyla salona gelip sevgilinize delici deli bakışı fırlatıp sonra hiçbir şey olmamış gibi "hayatım bu akşam et sote yapiii mi" filan deyin. O alır mesajı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karizmatik insan eşekler gibi çalışsa da bi bok olamaz. Kariyeri başlangıç noktasının da gerisine doğru ilerler sürekli. Ne yapacaksınız? E yani artık çalışmayın be kardeşim. Serin. Bi bok olacağınız yok nasılsa. Bu ülkede çalışmayan adama "Neden çalışmıyorsun sen?" demezler zate. Anca çalışan adamın yaptığı işte kusur ararlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eveeeet. Panik yapmayın. Siz de ortalama 72,5 yıl yaşayıp geberip gidebilirsiniz. Biraz umut, bir tutam sevgi ve bir diş sarımsakla hazırlanan bütün yemekler güzeldir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-7471301664629410584?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/7471301664629410584/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=7471301664629410584&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/7471301664629410584'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/7471301664629410584'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/06/karizmatik-olmayanlar-iin-yaama-rehberi.html' title='karizmatik olmayanlar için yaşama rehberi'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-4659623962552146402</id><published>2008-05-31T13:29:00.003+03:00</published><updated>2008-06-01T17:29:51.534+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Ruhum ellerimden kaçıyor</title><content type='html'>Renkler hayatımızın trafik lambalarında yanıp sönüyor. Bazen durmasını bilmiyor insan. Bir anda donuyor o saniyelik görüntü bir yerlerde. Ve götümüze patlıyor bilmem kaç dakika ve dahi yıl olarak götümüzde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birileri nerden buldukları meçhul cüppelerini giymiş tokmaklarını vuruyorlar kafana kafana. Aslında ben hepsini masun ilan edeli asırlar olmuş, onlar kesecekleri cezaya kafa yorarken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boğazında düğümlenip kalan ve yutmayı isteyip de yutamadığın binlerce şeyi kusarken buluyorsun kendini. Oysa minik bir bebeğin anlama, öğrenme merakından gibiydi belki de tüm bu boğulma sekansları. Masum, deneysel ve ölümcül.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar tozun dumanın arasında, bir sürü sıvı transferi ve trajedi kurgularıyla, asla gerçekleşmeyecek gereksiz hayallerinin sıkıntılarını çekiyorsun başkalarının.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;85 yıllık ve belki de göründüğünden eski ya da yeni bir çift göz sana anlatıyor "her şey berbat ama hikayem daha bitmiş olamaz" Dinliyorsun sanki katılır gibi. Sonra da katılıyorsun ona. İkna oluyorsun yaşamaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah uyandığında yatağındaki derin çukura çekiyor bir şey seni.Uçurumdan düşmeden önce bir el seni yukarı çekebilir de, sana el sallayabilir de. Bilmiyorsun. Sadece bekliyorsun. Sesin kısılmış. Çığlık atamıyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradığını buldun mu küçüğüm? Sulara bakıp düşündüklerin, gökyüzüne bakıp düşlediklerin gerçekleşti mi? O tırtıl da sevdi mi seni, senin onu sevdiğin kadar?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-4659623962552146402?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/4659623962552146402/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=4659623962552146402&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/4659623962552146402'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/4659623962552146402'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/05/ruhum-ellerimden-kayor.html' title='Ruhum ellerimden kaçıyor'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-7828041128020001959</id><published>2008-05-24T17:41:00.005+03:00</published><updated>2008-05-24T18:57:43.774+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Ekşi sözlük üzerine</title><content type='html'>Öncelikle "Arama motoru veya başka internet şeysi beni buraya attı. Sen kimsin? Ekşi Sözlük nere/ne/kim?" diyebilecekler için son derece saçma bir yazıdır bu diyeyim ki vakit kaybına sebebiyet vermeyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efenim bendeniz internetten bolcana faidelenen biri olarak (bilgi edinme olsun, yine misal bedavadan gazete okuma ve dahi saçma oyunlara bağımlı olma vs. gibilerden) bu Ekşi Sözlük denen nane sayesinde faydalanılan biri haline geldim ki hiç hoşlaşmadığım bir özellik oldu bu. Hani "ne faydanı gördük kardeşim?" dersen küfür ederim ondan bi dur orda. Neyse ben sömürürüm yani genelde böyle bilgi olsun, entel dantel işler olsun, mizah olsun gibi konularda.Yapım bu.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçi Ekşi Sözlükten önce zibidi/private/gia gibi sözlüklerde de epey mesai harcamışlığım var lakin ekşi sözlüğün çocukları olduğu için bu siteler yine Ekşi'ye kıl kapabiliyoruz bu hususta. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş yeri denen nalet zindanlardaki küçük hava delikleri internet siteleri. Ekşi boru gibi bir delik açıkçası. Çünkü pek çok konuda bilgi, görüş alınıp verilebilinen, insanlarla kaynaşılan, sosyal ve sanatsal etkinliklerin paylaşılabildiği bir alan. Çalışanın hapisane avlusu ne bileyim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani "ben ne kadar sosyalleştim, ne aldım verdim" deyince elde var sıfır ama olsun. Gönül isterdi ki binlerce can yoldaşı buldum, beşinci kitabımı yazıyorum sayesinde, nobelden de götürdüm paraları falan filan diyebileyim. Lakin hayatım ilk defa bir dergiye yazma ve çizme teklifini dahi sosyomatta aldım ve de yaptım bunu. Bana kitap yazmam hususunda destek veren kişiler filan çıktı. Gerçi ordan da atıldım yoksa Nobel kesindi yani. Her neyse tabii bazı aklıevveller "Sosyomat tabe nolcek" diyebilir. Adamlar attı beni diyorum. Bilemiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekşi, derinlemesine bir ilişkinizin olmadığı, merabalaştığınız, sempatik bulduğunuz bir insanı tanıdıkça ona kıl kaparsınız ya hah işte öyle duygularla veda edilen bir yer diyeyim size. Veda edilen diyorum çünkü "Attılar mı" diyenler var yok efenim "Sizle aynı zamanlarda çaylak oldum. Ben de mi atılacam" diyenler var. Hayır atılmadım ama hani atılsam daha bi havam olacaktı gibi. Böle bi itilmişlik, yasaklılık, iplenmeme, talep ettiği entryleri ile ilgili işlemleri dahi ötelenen ("aman entryler de siz de kalsın, lanet olsun bu hayata" diye sonuçlanan bi süreç bu da), kısaca tam ve hatta yarım anlamıyla dahi adam yerine konmayan, sayıyla 8bin küsür entry'e sahip biri olarak bilyelerimi aldım, evimin yolunu tuttum(burada ağlayın lan).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi şöyle bir gerçeklik var. Ne kadar küt, karakteri elastikiyetlere müsaade etmeyen, 5000 tane prensibi kıçından uydurabilen ve bunların tatbikinde sıkıntı yaşamayan biri olsanız da her insan gibi maymunla/şempanzeyle ortak genlerinizden gelen taklit, benzeşme ve asimile olma sorununuz olacaktır. Ve ben insanların birbirlerini aptallaştırabildiklerini, delirtebildiklerini kabul ediyor ve her insanda olan potansiyel saçmalık yapma ve şiddet uygulama eğilimini ortaya çıkartabilecek özelliklere sahip olduklarını düşünüyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan hiçbir şeyin mazereti olmadığı bu dünyada hepimiz deli ve aptal. Ve şunu söyleyebilirim Ekşi Sözlük okuyucunun zihninde yeni ufuklar açabilen bir ortam iken kullanıcıyı aptallaştırabiliyor. Ben bunu kendimde hissettim açıkçası. Kendimi dünyanın en saçma konuları üzerine kafa yorarken yakaladım binlerce kez. İlkokula başlamadan kafamda bitmiş olan dosyaları tekrar tekrar açtım. Ve bunları kusura bakmayın ama sokakta görsem yüzüne bakmayacağım, muhatap olmayacağım derecede aptal insanları son derece ciddiye alarak yaptım. Hayır günlük hayatta onları oldukları gibi kabul edemediğiniz için koşarak kaçabiliyorsunuz ama biri bizi gözetliyor evi gibi bir kıçkıça yaşama alanında görmezden gelemiyorsunuz. Gelebilenler şanslı azınlık. Sigara içmezlerse 100 yıl yaşayabilirler. Duman avcıları öyle diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi şimdi ben pek çok sitede yasaklanan, kullanıcı hesabı kapatılan biri olarak Ekşi Sözlük'ün -belli tecrübelerin de ışığında- faşizmin hatalarını minimize etmeye yönelik yönetimsel anlayışını az da olsa takdir ediyorum. Hadi yine iyisiniz yani. Ama misal SSG bir faşist olarak çekilebilinirler sınıfındayken (bütün o bot'umsu yapısına rağmen ki adamın artizlik anlayışı buysa ne yapalım) ben guru gibi bi adamı ciddiye almak bir yana kendisini tam olarak "hade ordan"lıklar arasında bir yere tıkıştırabiliyorum. E guru'nun eline kamçıyı veren adama da bu bağlamda Armağan Çağlayan gibi "5 puan verdim o da payetli elbiseni beğendim diye" diyebiliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Netice itibariyle her şeye rağmen Ekşi Sözlük güzeldir. Çünkü her şeye rağmen insanlar güzeldir. Ve yine her şeye rağmen hayat güzeldir (balkonun kapısından enfes bir rüzgar esti de.. yoksa bok güzeldir. Her şey ya boktur ya püsürdür ya da kusturur)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-7828041128020001959?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/7828041128020001959/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=7828041128020001959&amp;isPopup=true' title='15 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/7828041128020001959'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/7828041128020001959'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/05/eki-szlk-zerine.html' title='Ekşi sözlük üzerine'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-8208256738960735358</id><published>2008-05-21T13:52:00.003+03:00</published><updated>2008-05-21T14:09:23.030+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>yassah gardesim yassah</title><content type='html'>dağdan inmiş şehre&lt;br /&gt;medeniyet öğretçekmiş bi de bize&lt;br /&gt;kulağından üflesinler egzozları&lt;br /&gt;kıçına soksunlar baz istasyonlarını&lt;br /&gt;nükleer santral kursunlar çükünde&lt;br /&gt;depremde evin başına yıkılsın&lt;br /&gt;versin belanı allahın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bin yıl yaşayacakmış &lt;br /&gt;her şeyin en iyisine o layıkmış&lt;br /&gt;arrap yarraklarını alasın ağzına&lt;br /&gt;kıçını amerikan postalı damgalasın&lt;br /&gt;yedi sülalene yedirdiğinde boğulasın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her lafı kanunmuş tanrı katında bile &lt;br /&gt;tek eksiği bir asa bir de hare &lt;br /&gt;götüne soksunlar asanı da hareni de&lt;br /&gt;adana pavyonunda sıraya dizsinler &lt;br /&gt;seni de benzeşlerini de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dizi dizi koyunlar güden çoban gibi&lt;br /&gt;kendini sanırsın hem akıllı hem ulvi&lt;br /&gt;danışırsın her adımında cahil efendine&lt;br /&gt;sen köpek bile olamazsın fabrikaya sanayide&lt;br /&gt;ananızla babanızın marifetine tüküreyim&lt;br /&gt;geberin de biraz kafa dinleyelim&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-8208256738960735358?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/8208256738960735358/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=8208256738960735358&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/8208256738960735358'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/8208256738960735358'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/05/yassah-gardesim-yassah.html' title='yassah gardesim yassah'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-4663851091443251544</id><published>2008-05-11T13:20:00.002+03:00</published><updated>2008-05-11T13:43:51.366+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Parayla saadet olmaz</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.galatasaray.org/images/haberler/4/B_1098_b353.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://www.galatasaray.org/images/haberler/4/B_1098_b353.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.webaslan.com/images/haber/2006/sevinc173_1005.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://www.webaslan.com/images/haber/2006/sevinc173_1005.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/232214.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.ntvmsnbc.com/news/232214.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://img255.imageshack.us/img255/3674/13080718bye2.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://img255.imageshack.us/img255/3674/13080718bye2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://img522.imageshack.us/img522/7497/2608200715dy4.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://img522.imageshack.us/img522/7497/2608200715dy4.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-4663851091443251544?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/4663851091443251544/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=4663851091443251544&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/4663851091443251544'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/4663851091443251544'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/05/parayla-saadet-olmaz.html' title='Parayla saadet olmaz'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-2396020083843628851</id><published>2008-05-08T21:06:00.057+03:00</published><updated>2008-08-22T09:09:35.795+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Eurovision 2008</title><content type='html'>Galatasaraydan sonraki en saçma tutkum Eurovision'un mevsimi geldi çattı. Ben de dadandım yine Eurovision resmi sitesine. &lt;a href="http://www.eurovision.tv/"&gt;http://www.eurovision.tv/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte şarkılarla ilgili görüş ve beyanatlarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle epey bir zaman yolculuğuna çıkacak gibiyiz. Andorra Abba'lı yıllara takılmış. Belarus neyseki 80'lere varmış ama daha yolu var tabe kendilerine "hasta la vista" diyorum. Hırvatistan daha da gerilere gidip geliyor ama güzel yapıyor. Favorilerimden. Bulgaristan uzay çağını yakalamış. Kendilerini marsta, fezada görmek isteriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Danimarka da böyle bi eski vakitlerden geliyor ama paragraf açtım sor bak neden. Koca kafalı bi oğlan var pek şeker. Takke takıp kafayı kamufle edio uyanık. Ha işte yirim ben onu. Simon'um benim. Şeker şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransızlara bilindiği üzre UFO'ların varlığının tek bilimsel kanıtı. Ve tanrı nihayet Fransızlara ingilizceyi öğretti! Şaka gibi diyim geçiyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilindiği üzre Almanlar da Fransızların uzaydan geldikten sonra İskandinavlarla çiftleşmesinden peydahlanmış bi ırk. Velhasıl ahhah yok lem çok da kötü değil işte. Alman yani daha ne yapsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belçikalılar üstte yazdığım iki ırkla da akraba olup daha bi deyişik malumunuz. 2008 Eurovision'da bir kez daha bu bilgimizi tazelediler. Hayır resmi site olmasa "fake lem bu" deyip bi şans daha verebilirdim kendilerine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Finlandiya'nın katılımcıları belliki Metallica dinleyerek büyümüş temiz bar gençleri. Solistlerini verseler onu da yirim o da ayrı. Haşin şey. Çılgın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rusya da ingilizce ile katılımda bulunup Lenin'in kemiklerini sızlatmaya devam etmekte. Bizim de kulakları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeniler ne yapsa oy alıyor da yani ne bileyim. Parça ingilizce sanırım. Arada bir "you" der gibi oldu. Bu arada Hintliler niye katılmıyo bu yarışmaya misal onu da anlayamadım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunanistan katılmasın artık. Yeter her sene pilav yapıp koyuyolar önümüze. Hani sarman, dolman? Yunanistan deyince nedense aklıma Kıbrıs Rum kesimi geldi. Şarkı ve şarkıcı sempatik. Alır bunlar puan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müjde Hollandalılar evrimini tamamlamış ve Türk olmuş nihayet. Kral tv mi lem bu diye izledim klibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Norveçli Maria kardeş American Idol birincisi gibi bişi. Tarzım deyil yani kendisi. Yoksa o da helal süt emmiş belli yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makedonya için "gençler eğleniyo" diyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polonya yine yarışmaları karıştırmış. Best model seçmiolar kardeeşşş hüooop...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ukrayna da taş gibi bi hatunla katılıyor. Sesi de iyi gibi de şarkı bişiye benzemiyor pek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İrlanda Johnny Logan'ı aşamadıklarını itiraf ediyorlar bir nevi. Yani öle demiolar da öle oluo netçe.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırbistan geçen senenin taklidiyle taktik yapmış. Yavaş başlayan şarkı gittikçe yükseliyor. Güzel ve değişik sesli şarkıcı coşuyor, coşturuyor. Ev sahibi de oldukları için üst sıralarda yer bulurlar kendilerine gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Estonya boştan yere masraf kapısı olmuş. Kızları yollu gibi. Simon'dan uzak durun yolarım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arnavutluk için olabilirdi olamamış diyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bosna'nın şarkı eh ama klip izlenebiliteli bi klip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Portekiz'e başarılar diliyorum. Hayatta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Azerbeycan'a 12 puanlar gidecek, gitmeli diyebilirim. Yalnız klibe bütçe bulamamışlar neyse ala pula gerek yok zate.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gürcistan'ın şarkı klişe, geyik ama güzel, klip güzel olabilirmiş ama Bülent Ersoy güneş gözlüğü takılan solist klipte olmasa daha iyi olurmuş. Kadın kör sanırım bu arada. Pardon ama.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Macaristan'ın şarkısı piyano ve sürreel klip girişiyle önce ümit vaadediyor sonra 2 saniye içinde bayıyor bayıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çekler anca bacak fetişistlerine hitap edebilcek tahminim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzlanda'nın şarkı "it's my life" tadında şöle böle bişiy de klibi bilimadamlarının takdirine bırakıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsrail'e ise sadece "neden?" diyorum. Ardından ekliyorum puahahah...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Letonya için "ne kadar votka içerseniz için yok abi" diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Litvanyalı çocuk saç uzatmış, armoni çalışmış, kaşını gözünü boyamış ne diyim. Olmayınca olmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karadağ'ın iyi niyetli katılımcı olduğu belli. Üzerine gitmicem. Kendi haline bırakçem ben bu çocukçağızı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malta kedi olalı bi fındık faresi bile yakalayamadı daha da yakalayamaz böle giderse. Şarkının çakma kısımları fena deyil de kendimizden de bişiler katalım kısımlar çok fena. Kızın sesi de güzel aslında yazıııkk..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye yani mor ve ötesi ile de Ezel Akay'ın çektiği kliple de olayı yarmış epey bi. Favorilerden ama azeriler çok coşmuş daha başkaları da var. Ben öle gördüm bilemem. Bu arada Harun için şöle böle diolardı. Ruju da sürünce eheh aman beah neyse....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Romanya eurovision'a neyle katılmışlar diye bilhassa takip ettiğim ülkelerden. Lakin seneye yeni yarışma yeni şans diyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;San Marino da böle bi oğlan grubu yollamış. Momento felam anlatıolar bişi İtalyanca. Fena değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İspanya için Fransa ile çok sıkı fıkı oldular bi vakit diyim. Diskoda kılabta çalarlar ama bunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Norveçli hatun makyajı seviyo diyebilirim. Bu kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsviçreli oğlan da güzel çocuk. İtalyanca söylüyor. O da bu kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve nihayet İngiltere bir şarkıyla katılmaya karar verdi. Gerçi bu şarkıyı George Michael'dan dinlemek vardı ya. Neyse favoriler yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 Mayıs'a kadar beklicez artık.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-2396020083843628851?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/2396020083843628851/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=2396020083843628851&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/2396020083843628851'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/2396020083843628851'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/05/eurovision-2008.html' title='Eurovision 2008'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-7423669151886026899</id><published>2008-05-01T21:28:00.002+03:00</published><updated>2008-05-01T21:35:41.344+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>1 Mayıs gaz bombası bayramı</title><content type='html'>&lt;a href="http://lilithche.files.wordpress.com/2007/05/311.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://lilithche.files.wordpress.com/2007/05/311.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malumunuz gaz bombası ve cop cennetten çıkmadır. Tanrı bunun için özel bir kutlama günü tahsis etmiştir. Ahan da 1 Mayıs'ın önemi budur. Birlik beraberlik içinde dayak yemek her kula nasip olsun inşalla. Canınız patlasın e mi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-7423669151886026899?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/7423669151886026899/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=7423669151886026899&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/7423669151886026899'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/7423669151886026899'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/05/1-mays-gaz-bombas-bayram.html' title='1 Mayıs gaz bombası bayramı'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-8158926274077521910</id><published>2008-04-29T21:45:00.006+03:00</published><updated>2008-04-29T22:10:53.624+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Beyin çorbası</title><content type='html'>Hani sürekli bilimsel alanda ne naneler yediler takipte değilim ama epeydir bu kadar heyecan veren bir gelişmeye denk gelmemiştim diyeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huzur veren kanal neyşınılcogrofik takılırken takılırken bir baktım adamlar "işte biz fare beynindeki nöronları ayıkladık, soracıma onu kaba koyduk, nöronlar tekrar bağlantı kurdu arasında ondan sonra biz de bilgisayardan data aktardık elektrodla bunnara, tepki vermeyen nöronları elemine ettik kalanlara da uçak similasyonu kullandırdık. Eğittik kerataları" filan gibi bişiler anlatınca oha dedim. Çüş oldum. Şok poroğramı vardı bi vakit kafaya alıodu milleti. Bu mudur dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilimsel şüphe de sardı içimi ahan da araştırdım. Zate neyşınıl bu star magazin deyil ama bazı bazı saçmalamıo da deiller. Ahan da konuyla alakalı  &lt;a href="http://www.theage.com.au/articles/2004/12/06/1102182227308.html"&gt;Kanıt 1&lt;/a&gt;(başka kanıt mı aricem be neyse işte poroğramın adı da "i did'nt know that" sanırım. Zate nerden bileyim heriflerin manyağa sarıp fare nöronlarına similasyon oynatçağını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi wow oynatsan bile bu nöron çorbasına mühim değil. Mesele kavanozdaki adamın tastaki fare versiyonudur. Yane beyninizin mutfak robotu içinde kafasına göre yaşayabilme ihtimalidir(morti'nin en büyük dileğinin gerçekleşmesi belki de:p). Gittiği yere kadar belki de nöron takviyeleri ile patlayana kadar varlığını bilinç düzeyinde sürdürme hadisesidir. Ey romalılar bu budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu itler zate kim bilir ne işler çeviriolar, kaç mutant, klon, android ürettiler bilemioz. Doktor Moreau'nun adası yok şimdilik elimizde belki de. Kavanoz işi tamam ama.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-8158926274077521910?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/8158926274077521910/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=8158926274077521910&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/8158926274077521910'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/8158926274077521910'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/04/beyin-orbas.html' title='Beyin çorbası'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-5960227273478917124</id><published>2008-04-27T21:21:00.002+03:00</published><updated>2008-04-27T21:39:41.087+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>azizin köpekleri dinle bu cimbomun sesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://hitspor.files.wordpress.com/2007/10/galatasaray.gif"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://hitspor.files.wordpress.com/2007/10/galatasaray.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakkımda yapılmış/yapılacak binlerce ya da hiç saçma yorumun akıl yoksunu olma olasılığı çok yüksek. Neden derseniz her şeye cevabı hazır olan bir lafazanım ben. Bana bir yerden saldıracaksanız "nedir bu senin gs fanatikliğin?" yolunu takip ediniz. Zira halihazırda bir cevabım yok buna.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray! O minik sarı kırmızı topları birbirine çarptım evet. O bayrağı salladım, o takımı sevdim, o renklere taptım. Ne skime bilmiyorum ama yaptım  bunları evet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçeden hep nefret ettim. Nefretim çok kıymetlidir halbuki. Yaptım bunu. Fenerlilere hep şöyle bir tepeden baktım. Epey bir tepeden. Küçümsedim onları hep sanki saçmaca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün galatasaray bana istediğimi verdi. Hani "şuraya koş, şuna pas ver, buna şarj et" dersin ya. Ne dediysem yaptı. Ve evet feneri yendi 1-0. Çok gereksiz bir zafer belki de ama mutlu etti beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birileri gibiydim. Onlar gibi sevindim. Teşekkürler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-5960227273478917124?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/5960227273478917124/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=5960227273478917124&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/5960227273478917124'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/5960227273478917124'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/04/azizin-kpekleri-dinle-bu-cimbomun-sesi.html' title='azizin köpekleri dinle bu cimbomun sesi'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-3657333090693623825</id><published>2008-04-27T17:29:00.005+03:00</published><updated>2008-04-27T18:09:20.355+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Bekle beni ithaka geliyorum</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SBSOvXrtL7I/AAAAAAAAAFs/aapp7yNwYX4/s1600-h/gemi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5193933214727352242" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SBSOvXrtL7I/AAAAAAAAAFs/aapp7yNwYX4/s200/gemi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İnsanlık tekerleğin icadından beri epey yol katetti. Kilometre bazında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen denizi süzüyorum. Pis pis. Deniz umutsuzluk demek. Zor demek. Uzak demek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnce ince kanıma karışıyor soluduğum şeyler bile. Sevmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yosun kokusunu, ne balıkların uçuşunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük, güzel renkli taşlar bile kandıramıyor beni. Kayganlıkları ve denizden koparıldıktan sonra dönüştükleri hal. Hep hayalkırıklığı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlamsız efsaneler ve etkisiz hikayeler de kandıramıyor. Denizkızlarından ve korsanlardan bana ne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soluklanmak için küçük bir ada. Bir kurban gibi bekliyor insan adımını. Hüzünlü ve yalnız adalar. İsola. isolation. Yazık sizlere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kımıldamadan durmak. Bir ölü gibi. Ölü gibi buz mavisi gözlerle anlamsızca bakmak. Bir ölüyü anlayabilmek. Bir ölü olmak. Uzunca bir süre. Karanlık sulardan kirletilmiş bir kıyıya vurmak. Ayağındaki serçe parmağının ucunu bile kıpırdatmadan kabullenmek yokluğunu. Hiç olmamış gibi. Olmayacak gibi olmak. Aslında olmamak bir çeşit. Ama yine de olmak ve bundan sıkkınlık, bıkkınlık duymak. Bir gemiden atılmak bu yüzden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki bir çan çalar diye beklemek. Olmadı biri bir yere yağ döker, içine bir ip koyar ve yakar. Sonra o ipi alıp senin boynuna takar. Ve o ateşi alıp ayak serçe parmağından seni yakar. Ve sen başkası yüzünden tutuşursun. Sen boğulur ve yanarken o sana bakar. Neden diye neden sormaz? Ve sen onun adına da sorarsın. Ve sen onun adına bir cevap bulamazsın. Çünkü sen sensindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gemide ana rahminde gibisindir. Sallantılı ve beklentili bir yolculukta gibi. Sonunda her şey ışığa çıkacak ya. Ya çıkmazsa demezsin. Dersen bilirsin ki mağrandan başka gidecek yerin kalmaz. Mağranda huzurlusun, güvendesin. Ama gitmek eline tutuşturulmuş bir görev. Oku dediler okudun mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyin adı kondu, her şey titizlikle ölçüldü. Her şeyi "sana geri vereceğiz" deyip senden aldılar. Çünkü sana daha güzelleştirip vereceklerdi. Kandın. Çünkü sen herkesi kandırdın. Sen sahip olabileceğin tek herkestin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinden kesip çıkarmaya kıyamadığın her bir organın senin tükettikçe belki de ağladın. Ağladın, kaybedeceğin bir yarıştaydın. Kimsenin kazanamayacağı bir yarışta yarıştırıldın. Oyuna gelen küçük, sümsük, hayalperest, zavallı bir varlıktın. Bunu sana pek çoğu anlatmak istedi. Dinlemedin. Çünkü küçük, sümsük, hayalperest, zavallı bir varlıktın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rengi değişirse değişir mi elmanın tadı. Rengi değiştiği için mi tadı değişir, tadı değişti için mi rengi değişir? Tadı değişti elmanın. Artık kahverengi ve solucanlı. Artık çürümüş ve kahverengi. Hep bekledin. Hep vakit kaybettin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bir sürü tantana daha çıkacak. Belki alabora olacak gemin. Yine. O tantanalar, o alaboralar, o gereksiz fırtınalar ve kahkahalar. İşte hepsi bu sahip olabileceklerin. Yola çıkmaya hazır mısın?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-3657333090693623825?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/3657333090693623825/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=3657333090693623825&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/3657333090693623825'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/3657333090693623825'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/04/bekle-beni-ithaka-geliyorum.html' title='Bekle beni ithaka geliyorum'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/SBSOvXrtL7I/AAAAAAAAAFs/aapp7yNwYX4/s72-c/gemi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-3803045243100527199</id><published>2008-04-22T23:57:00.004+03:00</published><updated>2008-04-23T00:24:14.743+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Bütün tırtıllar kelebek olmaz</title><content type='html'>Aforizma ile kıssadan hisselerimi ifade eder dururum. Nasıl gereksiz ve sıkıcı farkındayım. Ama burnunu karıştırmak gibi. Tiksinç, eğlenceli, vazgeçilmez... &lt;a href="http://martiboku.blogspot.com/2008/04/ballardn-inandklar.html"&gt;http://martiboku.blogspot.com/2008/04/ballardn-inandklar.html&lt;/a&gt; linkinden sevgili dostum HİÇ'in Ballard'dan yaptığı kendi çevirisi olan alıntıyı okuyabilirsiniz. Okuyun ki yalnız olmadığınızı anlama ihtimaliniz artsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ondan bir benden;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"gezegenin tımarhanelerine kapatılmış görünmeyen sanatçılara inanıyorum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"delileri bulmak için bazen olduğumdan daha deli davranıyorum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"mantığın cinayet kastına inanıyorum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"gerçeğin balkabağı kafalı korkuluk olduğunu biliyorum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"evrenin varolmadığına ve atomun bıkkınlığına inanıyorum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"iklimleri üfleyerek değiştirsek de hep üşüyeceğiz görüyorum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"havaalanı asfaltına park edilmiş 747’lerin motor kapaklarındaki yağ izlerinin şıklığına inanıyorum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"doğaçlama bir notaya binlerce anlam yüklemeyi seviyorum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Heyecanların ölümüne, tahayyülün zaferine inanıyorum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"umarsızlıkların bir dakikada kalp krizine dönüşebildiğini farkedebiliyorum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Acıya inanıyorum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"kangren olmadan kesmeliyim biliyorum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çaresizliğe inanıyorum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"intihar kadar saçma bazen yaşamak kabul ediyorum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bütün mazeretlere inanıyorum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"mazeretlerini mazeretlerime konu yapıyorum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bütün nedenlere inanıyorum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"bütün sonuçları yok sayıyorum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bütün sanrılara inanıyorum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"uyanmazsam uyuyamam biliyorum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Her türlü öfkeye inanıyorum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"duvarlara toslamadan duramıyorum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"ışığın bilgeliğine inanıyorum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"sadece güneşe kalbimi açıyorum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;teşekkürler Ballard. Artık bilebilirsin de...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-3803045243100527199?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/3803045243100527199/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=3803045243100527199&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/3803045243100527199'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/3803045243100527199'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/04/btn-trtllar-kelebek-olmaz.html' title='Bütün tırtıllar kelebek olmaz'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-7296122976774707713</id><published>2008-04-07T22:23:00.004+03:00</published><updated>2008-04-07T22:59:15.145+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>üç film birden</title><content type='html'>Ah küçümenliğimiz...Sinemalarda 3 film birden zamanları. Şimdi tabi bazıları ayıpçana filmlerden bahsedecem sanabilir. Bu bahsettiğim bir adet hababam sınıfı vb. (Adile Naşit, Kemal Sunal, Şener Şen, Ayşen Gruda vs...) bir adet Bruce Lee, bir adet yabancı korku/ayıpçanalı film dönemi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anneye bin ton gözyaşı döküp, abiye sepet gibi teslim edilip, abinin  bıdıbıdılarına rağmen o ve arkadaşlarıyla yeni dünyalara çıkılan yolculuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü filme şahsımın yaş haddinden girememe, abinin beni (neyseki) sokağa salamaması, arka kapılardan, derelerden üçüncü filmi de izleyebilme. Bçyleliklen bilimum korkunçlu filmin yanısıra kadın memesi, poposu filan da izleme. Ayıpçanalı filmler o kadar da ayıpçana deyildi gerçi. Meme, popo, öpüşme felam...Amazon kadınları diye bişi vardı misal. O öle bi filmdi. Porno muamelesi gördüydü film. Şimdi trt bile yayınlar. Doğrar trt biraz tabe. Allan emri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilimum saat sinemada kalıp sonra ilk filmi filan fırsat olursa tekrar izlerdik. Çaktırmadan kalabildiğimiz sürece...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet bu gün de üç film birden günü olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. La Môme/La Vie En Rose (Kaldırım Serçesi):&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://img5.allocine.fr/acmedia/medias/nmedia/18/60/15/65/18676738.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://img5.allocine.fr/acmedia/medias/nmedia/18/60/15/65/18676738.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sesine heyran, şarkılarına heyran olduğumuz Edith Piaf'ın yaşam öyküsünün anlatıldığı bir film. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim bildiğim kadarıyla yaşam öyküsüne oldukça sadık kalınmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafamda her zaman canlandırdığım Edith'i ekranda gördüm. Böyle olması da hoşuma gitti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oscar'ı bu rolle kapan Marion Cotillard'e de hayren kalmamak elde değil. Ama bunu film bitince hissediyorsunuz. Çünkü film boyunca o Edith.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. There Will Be Blood:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu film bana göre sinemada bir aşama. Bir level alma hadisesi. Kim ne derse desin çok özgün ve etkileyici bir anlatım tarzı. Ne görselliğe ne de oyunculuklara yorum bile getiremiyorum. Tek kelimeyle muhteşem. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle basit gibi gözüken bir hikayeyle pek çok konuya dan dun işaret etmesi, ilgili konuları düşündürtmesi ve iyi ile kötünün ayırdına varmanın aslında karışık gibi gözüküp ne denli net olduğunun vurgulanması hoş detaylar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daniel Day Lewis tabii ki kaçırıp evde hapsetmek istediğimiz aktörlerden. Yani benim böyle kötücül planlarım var hakkında. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oynadığı karakter ise bana sorarsanız bir melek. Ama sanırsam ki ona da şeytan diyecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Mongol(Cengiz Han):&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://thecia.com.au/reviews/m/images/mongol-part-one-5.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://thecia.com.au/reviews/m/images/mongol-part-one-5.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2008 en iyi yabancı film oscar'ı adaylarından. Çok akılları kaldı mı bilmem ama oscar bir kenara pek çok övgüyü hakedecek bir film. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiği dönemi ne kadar yansıtıyor bilmem ama ben mongollarla mongol oldum ve de o otağlarda yaşadım film süresince. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Detaylara gösterilen özen ve yine oyuncular, yine anlatım, görsellik her şey şölen havasında ve inanılmaz gerçekçi. Ha Cengiz Han ve hayatı hariç her şey gerçekçi. Pardon.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin müziği zaten manyak ediyor insanı. Daha önce de dinlemiştim ilgili bölgenin müziğini ve hayran kalmıştım ama soundtrack bir coşmuş, bir kendinden geçmiş anlatamam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse filmdeki Camoka çok şirin bişi. Gerçi gerçek hayatta öle deilmiş ki sonu da filmdeki gibi değil bildiğimiz kadarıylan ama neyseah. Not olarak onu belirtiyim istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet şimdi birinci filme dönersek:p&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-7296122976774707713?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/7296122976774707713/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=7296122976774707713&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/7296122976774707713'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/7296122976774707713'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/04/film-birden.html' title='üç film birden'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-3607931141358313098</id><published>2008-03-21T16:21:00.005+02:00</published><updated>2008-03-21T17:03:21.789+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hikayemsiler'/><title type='text'>Ergenekon, şirinler ve gargamel hakkında</title><content type='html'>Çok eski bir mevzudur ergenekon diyeceğim lakin zamansız bir zamandan bahsedilince eski-yeni demek anlamsız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önüne gelen bilimum saçma hikayeyi gerçek diye algılamayı seçenler için elbette elma yemek başımıza iş açmıştır, uslu çocuk olmamız yılbaşında hediye, ormanda şirin görmek demektir. Ve hatta kılavuzu kurt olan bir kavim de boka bata çıka doğru yolu bulmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitti mi bitmediaaa. Daha neler neler olmuştur? Belki de ömrü hayatında bir araya gelmemiş, merabası bile olmayan adamlar voltronu oluşturmuş ve hak yolunda yoluna devam edenlerin (misal gargamel)önünü kesmek için kumdan toplar, tüfekler yapmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu vakit gönlü hak sevgisi ile dolu olduğundan cebi her daim dolanlar ne yapacaktır? Elbet mücadele, cihat, chat, chut...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ammaaaa dinden imandan bi haber, cehennemin odunu namzeti bu düşmanlar öyle bir derin mağralarda pusu kurmuş ve sayıca çoğalmıştır ki her geçen gün yeni bir canavar ininden alınıp sabah ezanıyla hak adına, halk adına alıkoyulsa da bu işin bir türlü sonu gelmemiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O denli yoğun bir çalışmadır ki bu neyi neden yaptığının hesabı sorulsa, "hani kanıtın?" dense havalara bakmak farzdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lakin görev insan yapımı kanunu tanımaz. Adalet hakkkkkın tekelindedir. Adaletin uygulayıcısı bu işi ancak ve ancak tanrı adına yapar. Bu kişi kimseye hesap vermez. Verirse vakit kaybeder. Kavimini Zion'a sokamaz. Zion'a girmese de olur. Ama kavim bi kere yola çıkmıştır Zion'a gidecez diye. Mecbur battlestar galactica eşrafı gibi bunlara da ümit vermek lazımdır. Orda bir dünya var, miniminna mavi bir topçuk...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bir kişi daha, bir kişi daha. Hayır bunu da alalım". Annesiyle bakkala giren çocuk gibi. Hepsini istiyorum. "lalooon istiyorum, çuku istiyoruuum, bok istiyoruuuum"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birileri birilerini toplar, diğerleri ötekileri. Hepsi aynı kefede taşınmak ister. Herkes tüm bunları ya adalet adına ya tanrı adına ya da gölgelerin gücü adına yaptığını iddia eder. "Kimse kıçımın rahatına bunu yaptım" demez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte masallarda, hikayelerde, mitolojide. Herkes ya iyidir, ya kötü, ya eziktir, ya artiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha bu masalın sonu nedür? Ahan da sana son cümleler. Mal gibi okuma hepsini deyü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Dağları aşarken bir zerdüşt gördüler. Şöyle buyurdu zerdüşt; "Yoldan geçen bi adam olarak anlıyorum ki bana da bir rol biçecekler böyle giderse. Ne voltrondan hazederim ne de kıçımı yasladığım bir tanrım var. Sikeyim zate bana sorulmadan kurulan her türlü düzeni, düzeneği...""&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-3607931141358313098?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/3607931141358313098/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=3607931141358313098&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/3607931141358313098'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/3607931141358313098'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/03/ergenekon-irinler-ve-gargamel-hakknda.html' title='Ergenekon, şirinler ve gargamel hakkında'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-1636841624594465821</id><published>2008-03-15T11:30:00.004+02:00</published><updated>2008-03-15T13:26:46.457+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='politika'/><title type='text'>Su testisi akp</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.cumok.org/assets/Musa%20Kart_9%20Mayis_Kedi%20RTE.gif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px;" src="http://www.cumok.org/assets/Musa%20Kart_9%20Mayis_Kedi%20RTE.gif" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk başlarda "akp iktidardan iner ama darbeli mi olur kapatmalı mı bilinmez" diyenler bu kadar sene geçince fikirlerini tutmayan kupon deyip yırtıp atmıştı. En nihayetinde ilk rakkamı tutturdular gibi. Bu kişilere kısmen ben de dahilim.Kuponumu yırtmadım bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilerde yine "demokrasimiz sınavdan kalacak, ekonomimiz çökecek, hayatımız kararacak, zaten daha güçlü iktidara gelecekler" diyen drama kraliçelerini dinleyip duracaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikli olarak TC bir sistemdir. Belli kurallarla fikslenmiştir. Elbette o kurallar değiştirilebilinir. Neticede bu sistem şeriat gibi kendini kilitlemiş bir yönetim biçimiyle bu anlamda benzer bir yapı göstermez. Ama bazı kurallar bazı öküzlerin varlığı göz önünde bulundurulduğu için değiştirilemez diye nitelenmiştir. Bu kuralların değiştirilmesi ve hatta yok olması ancak ve ancak öküzlerin sıfırlanması ile mümkündür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazıları diyor ve diyecek ki "tarihten ders almadınız mı? astınız kapattınız güçlendiler". Tarihe belki şu ders verdirilmeye çalışılıyor "Ne kadar deneseniz de hep asacaz(artık asamasak da) hep kapatacaz".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün sistemi açıkça yıkmaya geldiklerini iddia eden kimselere sistem müsaade etmeli diyen demokratlar acaba o kişilerin getirecekleri sistem hakkında herhangi bir fikir sahibi mi? bir adım değil on adım sonrasını düşünenlerle aynı masaya oturmuşken daha hala ilk adım hakkında konuşanlar istediği kadar hümanist ve demokrat geçinsin. Şahsen saftirikten başka sıfatı yakıştıramıyorum ben bunlara. Belki de gemisini yürüten kaptandırlar bilemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün sınava giren demokrasimiz değil, o ona karşı savaşanlardan aldığı yaralara rağmen öyle veya böyle yoluna devam ediyor. Asıl sınav verecek olanlar anayasa mahkemesi üyeleri. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birileri bu ülkeyi değiştirmeye, kafalarına göre şekillendirmeye çalışırken biraz daha sabırlı ve becerikli olsa belki de cahil bıraktıkları, aç bıraktıkları halk sayesinde bunu başarabilirler. Şahsi kanaatim, bunu yapmaya çalışanların her birinde gördüğüm "Ben başardım" deme hırsları, kendilerindeki gereksiz psikolojik yükselme hali buna engel "Bu sefer oldu, ben yaptım" demek adına süreci gereksiz ve yersiz şekilde hızlandırıyorlar. Her biri kendini Atatürk yahut peygamber veya olağandışı lider filan sanıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim şahsi isteğim bana göre sistemin altını kazan, dinamiti yerleştiren, ama henüz patlatamayan akp'nin kapatılması. Bu partide vekil olarak görev alanların dokunulmazlılarının kaldırılması ve haklarındaki yolsuzluk davalarının adam gibi gözden geçirilmesi, yargılanmaları. Diğer teşkilat üyelerinin de gerek belediyede gerek kamuda yaptığı her türlü icraatin incelenmesi ve hukuka aykırılık varsa tespit edilmesi. Bu söylediklerim gerçek demokrasilerde olan şeyler. Kapatmadan yapılan şeyler. Bizde ancak kapatınca oluyorsa bari kapatıp da yapalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın bir dolandırıcı birini dolandırdığında adalet adına onun sağlayıcısı olmaya çalışan hukuk dolandırılana "Sen de aptalmışın be abi" demez. Yahut dolandırılanı övüp "Yok canım dolandırıcılık filan. Bu adam enayi mi yani de" demez. Sadece suçun niteliğine bakar, caydırıcı cezayı keser, dolandırmayla elde edilen para ya da malı sahibine geri verir. Adalet budur. Gelin şimdi dolandırıldığınızı kabul edin de adalalet işine baksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dava görülmeye başlandığında ilgili hukukçular ve mustakbel mağdurlar gereğinin yapılmasını sağlar umarım. Ve bu sefer sadece tepe değil teşkilat da yaptığının ettiğinin hesabını verir. Suçlularsa da tasviye edilirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim paraya gözü tok, onuruna sahip çıkan insanlara ihtiyacımız var. Demokrasinin ihtiyaç duyduğu şey bu tip insanlardır. Böyle olmayanları kullanıp padişahlığa soyunanlar değil.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-1636841624594465821?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/1636841624594465821/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=1636841624594465821&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/1636841624594465821'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/1636841624594465821'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/03/su-testisi-akp.html' title='Su testisi akp'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-8801386480986346412</id><published>2008-03-02T14:54:00.009+02:00</published><updated>2008-03-02T15:33:41.237+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Tehlikeli yazı</title><content type='html'>Üzerinde ikamet etmekte olduğumuz dünyaya hükmetme, şekil verme arzusuyla yanıp tutuşan gönüllülere öncelikle hörmetlerimi sunmak istiyorum. Yani hakikaten bu kadar özveri, kafa mesaisi, hatta cesaret apayrı bir takdir konusu. Ama ben takdir değil hörmet sundum. Neden? Çünkü bende sunulacak kalite hörmet yok. Kof bendeki hörmet. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün yine boktan bir dünyaya uyandık. Aslında bu dünyanın malzemesi belli. Ne yaparsak yapalım bir şekilde boktan olacak. Ama bu kadar boktan da olmayabilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gündemimizde neler var(Güneri Civaoğlu mode on); 1. Türban 2. Kuzey Irak operasyonu 3. gs-fb kupa maçı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişisel gündemim; 1. Kilo vermek 2. Sayısal lotoyu tutturmak 3. Tatil için para biriktirmek (2. maddeye pek güvenmediğim açık)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani birilerinin poposunda boza pişerken ve hatta boza pişirelecek popolarını bile kaybetmişken, utanmaz, ahlaksız ve küstah biri olarak ahan da bu kadar duyarsızım. Sebebçem neler? (Her ne kadar ihtiyacım olmasa da)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle sıkıldım ben. Bu saçmalıklardan filan. Tekrar tekrar kullanılan senaryoları yutturmalarından. Sürekli Çark-ı felek izlemekten bıkmayan bu insanlardan. Çark-ı felek yapımcılarından, sunucularından, sponsorlarından. İzlemek istemediğim halde bana zorla dayatılan şaklabanlıklardan. Ek olarak kullanılan kanın ketçap olmadığı gerçeğinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkı suça teşvik etmek istiyorum. Halkı suça teşvik etmeyi istediğini ifşanın suça övgü olarak değerlendirilmesi ihtimali bile sıkıcıyken. İsteklerimden, fikrimden, benden beni soğutmaya çalışan sistemin götüne koymak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokağa çıkmak ve herkesin kafasına şöyle bir çakmak istiyorum. Ardından "Kendine gel aptal" demek. Sıraya dizip ellerine cetvelle vuracağım ve lisenin en güzel faşist hocası olacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonsuzca aptallıkları o kadar sıktı ki neredeyse kendimi akıllı bulacağım. Ve o kadar saçmalıyorlar ki, öylesine ve sıkıcı hissediyorum artık kendimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nükleer güce sahip bir erkek istiyormuş Carla. Ona zenci erkek arkadaş ayarlamak istiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyayı yönetmek istiyormuş bazıları. Hepsini laboratuarımda kucak dansçısı yapsam diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten sıkıldım yüksek, daha yüksek binalar yapma tutukularından. Gereksizce üremelerini bu binalarla kutlandırır gibiler. Uyduları, uçakları, gökyüzünde özgür hissetmek yerine esarete adadıkları her türlü aletleri, edevatları ve hırdavatları düşsün bu binaların tepelerine. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkeler istiyorlarmış, bayraklar ve marşlar ha bir de cennet diye bir yer varmış ona da taliplermiş. Okuma bayramları ve müsamerelerdeki o küçük piçlerin meğer ne büyük hayalleri varmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyaya sataşmak ve onu yok etmek istiyorum. Çünkü canımı sıkıyor. Ve evet sadece ben istiyorum diye yok olsun istiyorum. Onlar beceriyorlar diye değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KORKARIM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlimi kimse bilmez&lt;br /&gt;Sakallarımdan çocuk kokusu&lt;br /&gt;Ağzımdan ay ışığı fışkırır benim&lt;br /&gt;Ceketimi yağmurlara astığımdan beri&lt;br /&gt;Tehlikeli şiir okur &lt;br /&gt;Dünyaya sataşırım ben&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzüm baharlara&lt;br /&gt;Yüzüm yağmurlara&lt;br /&gt;Hüznüm dağlara küs&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözüm sabahlara&lt;br /&gt;Ömrüm topraklara&lt;br /&gt;Hüznüm dağlara küs&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geceden karanlık sebebim&lt;br /&gt;Geceden mülteci kederim&lt;br /&gt;Korkarım dönmez yüreğim&lt;br /&gt;Korkarım güzelim korkarım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni soracaklar&lt;br /&gt;Beni bulacaklar&lt;br /&gt;Beni yoracaklar yar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni tutacaklar &lt;br /&gt;Beni yakacaklar&lt;br /&gt;Bana kıyacaklar yar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorulur karanlık sebebim&lt;br /&gt;Vurulur mülteci kederim&lt;br /&gt;Korkarım dönmez yüreğim&lt;br /&gt;Korkarım güzelim korkarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz: Gülten Kaya Hayaloğlu &lt;br /&gt;Müzik: Ahmet Kaya&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-8801386480986346412?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/8801386480986346412/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=8801386480986346412&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/8801386480986346412'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/8801386480986346412'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/03/tehlikeli-yaz.html' title='Tehlikeli yazı'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-7717652604492442094</id><published>2008-02-17T16:38:00.004+02:00</published><updated>2008-02-17T16:56:18.290+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><title type='text'>mor ve delisi</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.superfm.com.tr/pic_lib/mor_ve_otesi.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.superfm.com.tr/pic_lib/mor_ve_otesi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eurovision fanataği (ya illa bişiyin fanatiği olacaz ya ben de bula bula eurovision yarışmasını buldum) olan bendenizi heyecanlandıran bir haberdi yarışma için Mor ve ötesi'nin düşünülmesi. Çünkü kendileri arabamın torpidosunda yaşayan albümlerden bir kısmına sahipler. Her ne kadar taklit bunlar, şöle böle şeyler söylense de haklarında müzik güzel, ses iyi, sözler şahane olduktan sonra bana ne "hani bunun ilk sahibi" mevzusundan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velhasıl kendilerinin hangi şarkıyla katılacağı da belli oldu. Şarkının adı "Deli". Youtube'da aratınca buluveriyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi şarkı güzel. Kaliteli lafını hiç sevmem ama onu da kullanayım maksat iletişim olsun, gönüller coşsun. Bana sorarsanız bazı kısımlar hariç hatta şahane bile diyebiliriz. Yarışmadaki şansına gelince tüm diğer adayları görmeden bişiy denemez ama bir kısmını izledim oldukça şanslı. Birinciliğe de oynar. Hatta "Mor ve ötesi"'nin yutdışına açılmasına da olanak sağlar. Zaten müzisyen dediğin müziğini parkta da çalar stadda da. Maksat müziğinle kendini ifade ise, insanlara seslenmekse Eurovision gibi bir fırsat zor çıkar. Kendine, yaptığı müziğe güvenen adam gider çalar orda. Laf olsun die kanalları gezinen kasabasındaki Norveç'li balıkçıya bile ulaşabiliyorsun. Daha ne? Ha geyik olsun die de çıkabilirsin. Seçim senin. Mühim olan ne sunmak istediğin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözlere bakacak olursak her zamanki gibi manidar dokundurmalara rastlayabiliriz. Tabi ne demek istediklerini kendileri söylemedikçe atıp tutmak istemem. Ama bana güzel geldi, dolu laflar olarak yerleşti zihnime. Lakin Trt nasıl oldu da bu grupla aslında risk aldı bilemiyorum. Zira Harun Bey açıklamaları ile malum bir zat. Basınla konuşurken kime verir veriştirir, ne der bilinmez. Bir sürü mikrofon uzatılacak kendisine. Belki de sözleşme dahilinde çok da konuşamaz bilemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözlerimi bu güzel şarkının sözleriyle son verior buradan "deli"'ye, ve tüm morun ötesine geçmiş delilere "12" tam puan veriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Aranıyor sahibi ruhumun&lt;br /&gt;Tam yerine mi düştüm&lt;br /&gt;Direniyor faili tutkunun&lt;br /&gt;Kızmış ve küçülmüş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aranıyor sahibi ruhumun&lt;br /&gt;Tam yerine mi düştüm&lt;br /&gt;Direniyor direniyor direniyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni büyütün, ağlatmayın&lt;br /&gt;Sevginiz nerde övündüğünüz&lt;br /&gt;Beni büyütün, ağlatmayın&lt;br /&gt;Sahte düşlerle oyalamayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir akıllı bir yarım deli&lt;br /&gt;Dört yanım akıllı bir yanım deli&lt;br /&gt;Herkes akıllı bir ben deli&lt;br /&gt;Bir ben deli bir ben deli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni büyütün, ağlatmayın&lt;br /&gt;Sevginiz nerde övündüğünüz&lt;br /&gt;Beni büyütün, ağlatmayın&lt;br /&gt;Sahte düşlerle oyalamayın"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-7717652604492442094?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/7717652604492442094/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=7717652604492442094&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/7717652604492442094'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/7717652604492442094'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/02/mor-ve-delisi.html' title='mor ve delisi'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-8481077590403336262</id><published>2008-02-17T15:11:00.009+02:00</published><updated>2008-02-17T15:55:57.448+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oyunlar'/><title type='text'>Texas Holdem Poker</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/R7gzjIgaNZI/AAAAAAAAAFk/09fmOjpjuKk/s1600-h/poker.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5167937251079501202" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/R7gzjIgaNZI/AAAAAAAAAFk/09fmOjpjuKk/s320/poker.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Facebook çılgınlığı hızla devam ediyor. Tabi artık akvaryumlar, quizler, çiçek ve yımırta yollamalar kesmiyor. Olayın suyu çıktı. Netekim şu an bir arkadaşımın evcil hayvan listesinde "hunny bunny" adlı bir tavşan olarak hayatımı idame ettiriyorum. Soran da yok "sizi alıp satacak arkadaşlarınız, bi mahsuru yok di mi?" diye (ahah ben her şeyi ciddiye alıyorum kardeşim! alla alla:p). Neyseah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi Facebook'taki en önemli manyaklıklardan biri de içimizdeki kumarbazı ortaya çıkaran bi adet poker application'ı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben genelde kumar sevmeyen biri olarak Blackjack uygulamasını yüklemek sureti ile laf olsun diye olaya bir girdim. Ufaktan bu işten keyif alınca "Du bi pokere de bakalım" dedik. Deyiş o deyiş. Ne mesai yaptık hesaplayamam o derece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efenim bu zımbırtıya bi takılıyorsunuz ki bu konuda yalnız değilim binlerce mağdurla aynı kaderi paylaşıyorum, ondan sonra gece rüyanızda bile oynamaya başlıyorsunuz. Ve yıllardır yuvaları filan dağılan, kumarhane kapılarında heder olan adamları anlamaya başlıyorsunuz. Hayır para gerçek olsa oynamam diye düşünüyorum. Ama garanti de veremiyorum. Çoluğun çocuğun süt parasını aparıp kendimi en yakın poker masasına atabilirim. Bilemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesinlikle bütün chiplerini kaybetmenin çok bir anlamı yok. Sadece başlangıç için size verilen 40 chip'i alıp koşarak küçük blind'li (blind= pot, ante) masalarda yerinizi kapıyorsunuz. Pehlivansınız o masalarda. Mümkünatı yok ölmüyor içinizdeki poker aşkı. Misal bendeniz son iki günde 460k'yi (460.000 dolar gibi bişi düşünüoruz bunu) sıfırladıktan sonra yaptığım ilk iş bu oldu. Tabi gerçekte bu parayı kaybettikten sonra muhtemelen kendimi dine filan verebilir, tevbe ederdim felam ahahahh.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada tabi bir süre sonra belli bir çevre de ediniliyor. Bir sürü server ve masa var ve binlerce kişi online oluyor ama aynı insanlara denk geldikçe (düşünün mesaiyi. Böyle bir yerde denk geliyorum aynı kişilere) yahut muhabbeti koyulaştırdıkça birileriyle poker kankisi filan oluyorsunuz. Bazıları ellerini birbirine söyleyip teşkilatlanıyor veya aynı masaya doluşup kendilerinden olmayanın üstüne oynuyor filan. Hoş değil ama yapan çok. Her ülkeden çıkabiliyor bunlar. Ama en güzel şeylerden biri de birbirine politik, etnik vs. olarak çok ters olan ülkelerde yaşayanların gayet insancıl bir şekilde oyun oynadığı ve muhabbet ettiğini görebilmek. Tabi arada zırtopozluklar ve sanal kavgalar da olmuyor değil. Bu konuda yine türkleri ve yunanistanlıları listenin tepesinde görmek mümkün. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada genel olarak Türkler pokere de epey sarmış ki her masada min. 1 Türke rastlamak mümkün. Hatta diğer ülkelerden kişiler türkçe'yi kapmış. El aldığınızda "tebrikler" filan yazıyorlar. Türkçe'yi de öğrettik facebook mucizesi sayesinde :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velhasıl bu merete sarmadan önce iyi bi düşünmek lazım. Bilhassa yıldızları aldıkça ki kazancınıza göre yıldız veriyorlar ve aynı zamanda ünvan (benimki "shark" misal, beş yıldızınki bu. Beşten fazla yıldız yok zate) ve daha büyük blind'li masalarda oynamaya başladıkça bağımlılık da artıyor. Oysa para gerçek değil dolayısıyla büyük para kaybettiğinizde aslında chipinizden üç sıfır atılıyor ve bir şey değişmiyor. Ama tabi bir de liste mevzusu var. Tabela yapmak istenler filan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlgili diğer bilgiler, oyunun kuralları, ünvanlar vs. hepiciği bu sitede. Başka siteler de var ama kankişkolar filan edinilir mi ya da böyle kavga, geyik, atraksiyon vs. yaşanır mı oralarda bilemiyorum. Herkese hayırlı river'lar efenim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-8481077590403336262?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/8481077590403336262/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=8481077590403336262&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/8481077590403336262'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/8481077590403336262'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/02/texas-holdem-poker.html' title='Texas Holdem Poker'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/R7gzjIgaNZI/AAAAAAAAAFk/09fmOjpjuKk/s72-c/poker.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-1309268316273104674</id><published>2008-01-28T19:12:00.000+02:00</published><updated>2008-01-28T19:14:58.245+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>Reeker</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.ekolay.net/sinema/images/film/reeker.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px;" src="http://www.ekolay.net/sinema/images/film/reeker.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Türkçe dvd kapaklarında “davetsiz gelen” diye de adlandırıldığını tespit ettiğim film. Bu isim de hoş olmuş bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Reeker benim gibi klasik gerilim ve korku filmlerine bayılan tipler için vücut bulmuş bir film zannımca. Bilhassa introya bayıldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Hani yok artık ben sıkıldım aynı teranelerden derseniz bilemem. Ben seviyorum kardeşim “böö”lü, testereli, “anniciiim”li, soteli filmleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bu filmin özelliği ise mantığının belli bir temele oturtulması konusunda hassas ve yaratıcı olunması.Ve evet korku filmi klişeleri de çok iyi kullanılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Film neden bilmiyorum pek beğenilmemiş anladığım kadarıyla. Imdb’deki değerlendirmeler bilhassa o yonde.  Benzer filmler söz konusu olabilir ama ben bu tür bir düğüm ve çözüme daha önce rastlamadım açıkçası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Tabi sırf final için onca vakit harcanmaz ha bi de anlayamayan çıkarsa diye tane tane anlatılıyor mevzu finalde ama neyse artık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bence efektler olsun, oyunculuk olsun fena değildi. Bazı kısımlar ve performanslar gereksiz olsa da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Hikaye belki biraz daha güzel ve etkileyici işlenebilirdi ama konu ölüm olunca fazla kasmaya gerek kalmıyor zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Evet bugünkü konumuz davetsiz gelen ölüm ve onun bize hediye getirdiği berbat parfüm ile başa çıkma yöntemleri hakkında bir filmdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Kendinize iyi bakın ve ölmemeye çalışın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-1309268316273104674?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/1309268316273104674/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=1309268316273104674&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/1309268316273104674'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/1309268316273104674'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/01/reeker.html' title='Reeker'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-4544754421252480607</id><published>2008-01-28T19:08:00.000+02:00</published><updated>2008-01-28T19:10:57.479+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>Unknown</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.abandomoviez.net/db/foto/unknown06.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px;" src="http://www.abandomoviez.net/db/foto/unknown06.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Unknown 2006 model bir film. imdb izleyicileri 10 üzerinden ortalama 6.5 oy vermiş. Aslında hakkı da bu kadar olan bir film diyebiliriz. Ama bu filme göz atmak büyük bir vakit kaybı sayılmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Film basit bir soru çevresinde şekillenmiş. “Aslında kimiz?” ana soru. “Yaşadığımız şeyler mi bizi biz yapıyor?”, “Geçmişten, yaptıklarımızdan soyutlansak yine aynı kişi olabilir miyiz?” bonus sorular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bu sorular hep sorulmuştur. Gerçekten pişman olmakla değişim mümkün mü, yoksa kaçamıyacağımız bir özbenlik tarafından çoktan hapsolduk mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Herkesin kendine dışardan bakma şansı olmuyor ne yazık ki. Başkalarının gözüyle görebilmek için kendini, başkası olmak zorundasın. Bu da halk dilinde deliliğe tekabül ediyor. Oysa gaz kaçağını soluma teknikleri hususunda yol da gösteriyor bu film. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Belki de çok sarhoş olduğumuz bir gece “bu pantolonu hangi akla hizmet aldım ben” diyip kendini beğenmemek gibi bir şey bu. Aynadaki yabancıya “ben” diyebilmek zorlaştıkça bu da kolaylaşabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Kişi kendini unuttuğunda ya da hatırladığında olduğu şeylerin arasındaki makas ne kadar azsa o kadar net bir öze sahiptir zannımca. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Gaz ya da çelik olmak çok da önemli değil. Ama yüksekten korkanlara elbet çelik modeli tavsiye edilir. Zira hapsolunan her neresi ise ilgili koruyucu alan beklenmedik bir şekilde kırıldığında yahut kapağı açıldığında uçmak ve dağılmak birçokları için hazindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bir de hayat anlar silsilesi ama kronoloji çok mu önemli acaba? Masumluğun yitirilmesi aslında bir zamanlar masum olduğunuz gerçeğini ne derece değiştirir. Ya hep aynı anlara takılıp kaldıysanız ve an itibariyle yaşadığınız her şey çoktan anlamini yitirmiş bir maçın gereksiz uzatmaları ise. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Kimlerden olduğun ve neden onlara katıldığın yahut yalnızlığı seçtiğin önemli. Ama tüm bunları istesen de değiştirmeyi başaramaman, yine seni sen yapanlardansa, suçlanacak birilerini aramak anlamsızlaşıyor. Kimsenin suçlu olmadığı bir dünyada bu kadar acı varsa adalet de uyduruk bir erdem tanrısı değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Herkes bir şeyleri yüceltiyor ve fakat her şey bu kadar basit ve anlamsızken yazık oluyor onca enerjiye. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Kötücül planları olan ve olmayanlarla bir arada yaşıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İstemeden kötü olanlar, bunu seçenler ve onların masum kurban adayları iyi insanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ama iyilerin de bir planı var. Yaşama güdüsü hepimizi sarmış çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Siz kimlerdensiniz?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-4544754421252480607?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/4544754421252480607/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=4544754421252480607&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/4544754421252480607'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/4544754421252480607'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2008/01/unknown.html' title='Unknown'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-7689840439323869781</id><published>2007-12-30T01:27:00.000+02:00</published><updated>2007-12-30T01:52:15.114+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Kendi ülkende yabancı turist olmak</title><content type='html'>Hani alışıktık yerli turist olmaya. Bi kaç bavul, bir bilet, kolaydı. Sarışın her insan evladı TC vatandaşı gibi bolcana da yabancı turist muamelesi görüp, kazıklama denemeleri de yapıldı üzerimizde. Lakin durum şimdi çok başka. Şimdi ben de ikna oldum ve hazırım cola turka'yı 5ytl'ye almaya. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok ben "Böyle giderse terk ederim bu ülkeyi" filan diyenlerden değilim. Yani beni buyur etmeye meraklı ülke pek yok. Zaten ülkelerle de işim yok. Aslına bakarsanız fezaya gidesim var mecalim yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokağa çıkıyorum, karışıyorum halkıma. Diyorlar "senin halkın ahan da bu". Yok lan daha dün koşup oynuyordum sokaklarda. İstanbul'da. Bu halk bu değildi. Öyleymiş efendim bizim özümüz buymuş. Gitmesek de görmesek de o köylerde bu insanlar yaşar imiş. Nah öyle lan. Lab mamülü tipler len bunlar. Projektörlü toplantı odalarında şekillenmiş ruh hallerinden kıyafetlerine kadar her şeyleri. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi onlar bana bakıyor, ben onlara. Evet böyle bir ayrım var. Biz, siz. Yani ben şahsen öyle bişiy olmak istemediğimden ayırıyorum kendimi bi kenara. Siz de ayırın beni. Not alın kenara. "Cehennemlik" diye kıçıma damga vurun. "Bizden değil" deyin. Haklısınız çünkü kendi küçük dünyanızda. Böyle yapmazsanız, beni başka türlü tanımlarsanız valla alınırım. Yanlış anlaşıldım varsayarım. Ben size bakıp sizle dalga geçen ama asla size acıyacak kadar küçülmeyen kişiyim. Ama sizin dünyanızda "Cehennemlik" tam da bu durumu ifadeye tekabül ediyor. Eehehh evet takabül. Ah o güller bülbüller ne güzel başlamıştı hikayemiz. Ne kadar hazin bitecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet sokağa çıkıyoruz, televizyona bakıyoruz, gazete okuyoruz ve gitgide pasaportumuzdaki vizenin süresinin kısaltıldığını anlıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fındık kadar beyinlerin içi boş ve o boşluk akisler için çok da uygun. Fısıldanan o sesler büyüyor büyüyor o boşluklarda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın yine sokağa çıkacağım. Halkım yine akacak şehir merkezlerine. Sokaklarında dolaşıcağım ülkemin. Onlara göre Paris bana göre Tahran olan şehrimde.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-7689840439323869781?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/7689840439323869781/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=7689840439323869781&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/7689840439323869781'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/7689840439323869781'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2007/12/kendi-lkende-yabanc-turist-olmak.html' title='Kendi ülkende yabancı turist olmak'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-370276060327373906</id><published>2007-12-09T21:33:00.000+02:00</published><updated>2007-12-09T22:03:04.912+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kimler neler yapmış'/><title type='text'>Lee Falk</title><content type='html'>&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.lambiek.net/artists/f/falk/falk_lee.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Lee Falk &lt;a title="The Phantom" href="http://en.wikipedia.org/wiki/The_Phantom"&gt;The Phantom&lt;/a&gt; ve &lt;a title="Mandrake the Magician" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Mandrake_the_Magician"&gt;Mandrake the Magician&lt;/a&gt;'in 1911 doğumlu yaratıcısı. Benim için pek ama pek çok mühim bir şahsiyet. Şu dönem çocukların çizgiromanlarla alakası ne şekil bir seviyede bilemem. Ama bizim zamanımızda gayet seviyeli değildi. İçli dışlıydık. Suyu çıkmıştı ilişkimizin. Herkesin kendince en beğendiği karakter yahut hikaye vardır o dönem. Benimkisi ahan da Phantom'du. İlk özel kostümle sahnelere teşrif eden kahraman. Herkesin ölümsüz sandığı ölümlü efsane. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://hq.cosmo.com.br/images/quadrindex/fantasma.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;The phantom bizde kızılmaske idi. Beyaz atım olsa, Eden'a gitsem. Şöle havalı bir yüzükle damgalasam insanları. Ne bileyim. Herkese haddini bildirsem. "O köpek değil kurt" diye harlasam ona buna. Böyle doğayla içiçe ve kodumu oturtan bi insan olsam hayalleri kurdurdu phantom abimiz. Hayallere devam etmiyor değiliz aslında. Öyle bir iz bırakmış ki silemiyoruz. Belki çaktırmadan yüzüğüyle beni de işaretlemiştir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir diğer hastası olduğum ama Phantom'la kurduğum gönül bağından çok hayal aleminde beni gezdirmesiyle büyüleyen yaratıcı hikaye ve onun muhteşem karakteri Mandrake idi. Mandrake karizma adamdı. Hoştu şuydu buydu. Değişik olaylar gelişirdi o vakit hikayede. Çocuk aklı heyecanla okurduk. Başta Lee Falk çizerken akabinde Phil Davis'e devretmişti Falk çizim işini. &lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.spauda.lt/skaityti/foucault/gebura/comics.jpg" border="0" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer çizgiromanlardaki gibi göz yoran, gereksiz bin tane tarama olmazdı bu iki çizgiromanda da. Bana göre bilhassa Phantom çocuklar için harika bir örnekti. Diğer kahramanlar gibi ne olağanüstüydü o kadar, ne de şiddet kallavi yumrukların haricinde çok fazla ön planda değildi. İyilik ve Doğa sevgisi çok fazla ön plandaydı. Zaten misal Mandrake'nin en yakın dostunun ırkçılığın maksimize olduğu bir dönemde arap olarak çizilmesi de son derece manidardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu güzel adama, verdiği mesajlara, yazdıklarına, çizdiklerine teşekkür ederim. Sayesinde çocukluğum bişeye benzedi bi nebze.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-370276060327373906?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/370276060327373906/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=370276060327373906&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/370276060327373906'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/370276060327373906'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2007/12/lee-falk.html' title='Lee Falk'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-1344161109413080721</id><published>2007-11-28T11:26:00.000+02:00</published><updated>2007-11-28T11:37:50.393+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Her şeyin yalan olduğu gerçeği</title><content type='html'>Resim filan koymuyorum bu yazıya. Reim yerine sıçtığınız en şekilsiz boku ve onun sifonla gitmeyişini hayal edebilirsiniz. Evet çemkirecem..Evet asabiyim. işim bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duymak istediğim şeyler şunlar;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Artık seni sevmiyorum. Ya aslında zaten hiç sevmemiştim.&lt;br /&gt;-9 aylık kansersiniz. Tebrikler nur topu gibi cenazeniz olacak.&lt;br /&gt;-Allah belanı versin manyak. Geber!&lt;br /&gt;-Tanıdığım en berbat insanlardansın ve umarım en kısa sürede azına zıçılır.&lt;br /&gt;-Sana bir sürü yalan söyledim ve sırf öyle istedim diye. Sakın sana değer verdim filan sanma.&lt;br /&gt;-Arkadaşım filan değilsin aslında, lak lukun fena değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle gidiyor bu. Yok mazoşist değilim. Gerçeği, sadece gerçeği duymak istiyorum (kanserli kısım temenni gibi aslında :p).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sürü yalanı yaşadım. Yalanın içinde yaşatıldım. Yalana batırılıp çıkartıldım. Yalanları ayna gibi tuttular, yalanlarını cebime sıkıştırdılar, bahşiş gibi kimi zaman, bazen karşılıksız çek gibi. Borç gibi sanki daha çok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boğuldum yalanlarla. Belki herkes çok memnun ve işin doğası bu. Bana ne ben öyle değilim böyleyim. Her şey bana uyacak. Uymazsa arıza çıkarırım. Çünkü ben benim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalanlarını ve kendilerini kıçlarına sokturup postaladım bir sürü insanı. Gelen gidiyo eminönü meydanı gibi hayatımdan. Güvercinleri severim ama boklarının kokusu da çekilmiyor hani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalanlar beni yaşadı yıllarca, benim hayatım hep askıda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Azınıza sıçayım hepiniz. Bitti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-1344161109413080721?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/1344161109413080721/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=1344161109413080721&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/1344161109413080721'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/1344161109413080721'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2007/11/her-eyin-yalan-olduu-gerei.html' title='Her şeyin yalan olduğu gerçeği'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-6577677819891612217</id><published>2007-11-25T12:25:00.000+02:00</published><updated>2007-11-25T12:32:01.890+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>2046</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.filmlinc.com/fcm/7-8-2005/jpegs/2046lg.gif"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.filmlinc.com/fcm/7-8-2005/jpegs/2046lg.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar geçmişlerinde yaşıyorlar. Sürekli bir geç intikal söz konusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki yaşadığımız anlar sadece bir lokmayı ağzımıza attığımız an. Daha bunun tadını anlamak var, mideye yolculuğu var, hazmı var, geride bırakıp sifonu çekip çekmemesi, vücuda kabul edilen ve bize zarar ya da fayda sağlayanları var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat uzun bir yolculuk. Bazen bir ana kitlenip kalıyoruz. O an bin yıl gibi geliyor. Bin yıl süren an ise bir anda geçip gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala ağlayanlar şanslı. Onlar yolculuğun tadını çıkarıyor. Ya bir yere gitmeyenler. Gidecek bir yeri kalmayanlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0212712/"&gt;http://www.imdb.com/title/tt0212712/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-6577677819891612217?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/6577677819891612217/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=6577677819891612217&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/6577677819891612217'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/6577677819891612217'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2007/11/2046.html' title='2046'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-2399061808065738140</id><published>2007-11-15T09:46:00.000+02:00</published><updated>2007-11-15T09:55:15.487+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>11:14</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.davidbordwell.net/blog/wp-content/uploads/11-14-another-polish.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.davidbordwell.net/blog/wp-content/uploads/11-14-another-polish.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir anda insanların hayatının nasıl değiştiğine dair bir film 11:14. Her ne kadar olan bir anda olsa da o noktaya nasıl gelindiğinin de önemi çok renkl bir biçimde vurgulanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film inanılmaz bir tempoyla devam ediyor ve yine bir anda başlayıp bitiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basit bir konunun iyi kurguyla, görüntüyle ve oyunculukla nasıl da bir karnavala dönüştüğüne tanıklık ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komedi ve gerilim o kadar içiçe ki ağlanacak yerde gülmemek elde değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velhasıl 11:14 bence izlenmezse bir şeyler kaçırılacak filmlerden.  Neler kaçırılmamalı bakmak lazım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-2399061808065738140?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/2399061808065738140/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=2399061808065738140&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/2399061808065738140'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/2399061808065738140'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2007/11/1114.html' title='11:14'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-3761268422827668674</id><published>2007-11-07T13:39:00.001+02:00</published><updated>2008-02-24T01:03:25.113+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>İnsanın Kendinden Sıkıldığı An</title><content type='html'>&lt;a href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/0/0e/Key-crypto-sideways.svg/661px-Key-crypto-sideways.svg.png"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/0/0e/Key-crypto-sideways.svg/661px-Key-crypto-sideways.svg.png" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece sıkıntı hissetmek. Üzerinde ağır bir yük. Hafiflemek adına yapabileceklerinin çok sınırlı olduğunu düşünmek. Kendinden sıkıldığını farketmek. İşte o an insan içinde başka birinin yaşadığını anlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka biri ve çok yabancı. Sokaktaki insandan bile yabancı. İnsan olduğunda bile emin değilsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük ve daha güçlü bir şey. Ama ne tanrı ne de başka türlü bir hastalık gibi değil. Bambaşka biri. Kafanda yarattığın değil. Bizzati kafanın kendisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O canavar gibi seni yemek için bekliyor. Onu kendinle beslemek zorundasın. Bir kurban verebilirsin ancak. Elinde başka bir "sen" yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlamak ve savaşmak istersin. Ama o sana izin vermez. Çünkü sen "o" değilsin. Ama o hem "sen" hem kendisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gidebileceğin bir yer olmadığı gibi öyle bir yer olsa da gidebileceğinden emin değilsin. Belki tüm bunlar kafanda hayal. Ama kafanı kesmeden nasıl kurtulacaksın? Onu ordan çıkarıp atmak mümkün mü? orası O'nun. Sen sadece sensin. Bir besleme, bir ilticacı, davetsiz bir misafir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşmak istesen dinlediğinden emin olamazsın. Ama o konuşmak isterse sadece susarsın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günler birbirini kovalar. Bazen gelir bazen gelmez. Gelmediğinde unut istersin, biraz da becerirsin. Geldiğinde nereye saklanacağını şaşırırsın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-3761268422827668674?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/3761268422827668674/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=3761268422827668674&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/3761268422827668674'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/3761268422827668674'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2007/11/insann-kendinden-skld.html' title='İnsanın Kendinden Sıkıldığı An'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-5863922050231254708</id><published>2007-10-12T02:46:00.000+03:00</published><updated>2007-10-12T03:06:48.776+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>The painted veil</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.vidiocy.com/veil27.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.vidiocy.com/veil27.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapımcıları başrol oyuncuları Edward Norton ve Naomi Watts olan bir film "The painted veil".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyunculuk mevzusunda bana göre çoktan usta sıfatını hakeden bu iki kişi gerçekten çok farklı bir atmosferde aşkın çok başka bir boyutunu izlettiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin hikayesiyle ilgili fazla bilgi vermek istemem. Ama açıkçası gerçek aşkın yeşermesi için sadece güzel bir endam ve havalı bir tavrın yetmediği, bunların sadece göz aldanması olduğunu gösteren bir filmi anlatmak için hikayeden de bahsetmek gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen gerçekten burnunun dibindekine yeterince bakmadığında, koşullar gereğinden fazla rahat olduğunda, kimin gerçekte kim olduğunu anlamak epey güç oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların "ama benlen ilgilenmedi. ben de aldattım napiyim" filan demesi elbette mazeret değil. ilgilenmiyen adama "ilgilenmiyorsun" mesajı açıkça verilir niyet bozulmadıysa. Yahut yeterince çekici bulunmuyorsa o adam, mantık çerçevesindeki çıkarlar doğrultusunda yapılan hareketler de gözardı edilecek şeyler değil. Ama birisi de size "piyanon yok mu?" dediğinde eğer sadece "yok" diyorsanız. Ve "neden sordun?" demiyorsanız. siz de aslında düşündüğünüz kadar sevmiyorsunuzdur karşınızdakini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama yaşanmışlıklar, eğer içinizdeki bir şeyleri çoktan öldürmediyse hala bir şansınız var demektir. Ve anlarsınız ki birini gerçekten sevmek ve sevildiğini de bilmek yapılan hataları yok saymak ya da onları düşünerek çıldırmak değil de onları tamir etmek için vaktini harcamak demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir aşamaya gelebilen insanlar bir ihanetten doğan bebeği de bir aile olarak büyütebilir. Çünkü ölüm kapının önünde beklerken sevmek ve sevilmek için fazla vaktimiz yoktur.Kutsal kitaplar, kanunlar, gelenekler ve diğerleri her ne derse desin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-5863922050231254708?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/5863922050231254708/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=5863922050231254708&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/5863922050231254708'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/5863922050231254708'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2007/10/painted-veil.html' title='The painted veil'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-927272281963934168</id><published>2007-09-30T20:28:00.000+03:00</published><updated>2007-09-30T20:40:59.078+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><title type='text'>Edith Piaf</title><content type='html'>İşte bir başka büyülü ses ve insan. İnanılmaz bir ses ve duygu yoğunluğu. Tabi bu ses sadece minicik bir bedenden değil yoğun yaşanmışlık ve inanılmaz bir hayat tecrübesinden çıkmakta. Ayrıca "r"'yi en güzel telaffuz eden Fransızdır kendisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="410" height="315"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/i-Oi8WnVELo"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/i-Oi8WnVELo" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="410" height="315"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;des yeux qui font baisser les miens, &lt;br /&gt;un rire qui se perd sur sa bouche,&lt;br /&gt;voilà le portrait sans retouches &lt;br /&gt;de l'homme auquel j'appartiens. &lt;br /&gt;quand il me prend dans ses bras &lt;br /&gt;il me parle tout bas, &lt;br /&gt;je vois la vie en rose. &lt;br /&gt;il me dit des mots d'amour, &lt;br /&gt;des mots de tous les jours,&lt;br /&gt;et ça me fait quelque chose. &lt;br /&gt;il est entré dans mon coeur &lt;br /&gt;une part de bonheur&lt;br /&gt;dont je connais la cause. &lt;br /&gt;c'est lui pour moi. &lt;br /&gt;moi pour lui &lt;br /&gt;dans la vie,&lt;br /&gt;il me l'a dit, l'a juré pour la vie. &lt;br /&gt;et dès que je l'aperçois&lt;br /&gt;alors je sens en moi &lt;br /&gt;mon coeur qui bat &lt;br /&gt;des nuits d'amour à ne plus en finir&lt;br /&gt;un grand bonheur qui prend sa place &lt;br /&gt;des ennuis, des chagrins, des phases&lt;br /&gt;heureux, heureux à en mourir. &lt;br /&gt;quand il me prend dans ses bras&lt;br /&gt;il me parle tout bas, je vois la vie en rose. il me dit des mots d'amour,&lt;br /&gt;des mots de tous les jours, &lt;br /&gt;et ça me fait quelque chose. &lt;br /&gt;il est entré dans mon coeur &lt;br /&gt;une part de bonheur &lt;br /&gt;dont je connais la cause. &lt;br /&gt;c'est toi pour moi. &lt;br /&gt;moi pour toi &lt;br /&gt;dans la vie,&lt;br /&gt;il me l'a dit, l'a juré pour la vie. &lt;br /&gt;et dès que je l'aperçois&lt;br /&gt;alors je sens en moi &lt;br /&gt;mon coeur qui bat&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="410" height="315"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/R85LXfkdcWA"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/R85LXfkdcWA" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="410" height="315"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cet air qui m'obsède jour et nuit&lt;br /&gt;cet air n'est pas né d'aujourd'hui&lt;br /&gt;ıl vient d'aussi loin que je viens&lt;br /&gt;traîné par cent mille musiciens&lt;br /&gt;un jour cet air me rendra folle&lt;br /&gt;cent fois j'ai voulu dire pourquoi&lt;br /&gt;mais il m'a coupé la parole&lt;br /&gt;ıl parle toujours avant moi&lt;br /&gt;et sa voix couvre ma voix&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;padam, padam, padam&lt;br /&gt;ıl arrive en courant derrière moi&lt;br /&gt;padam, padam, padamıl me fait le coup du souviens-toi&lt;br /&gt;padam, padam, padam&lt;br /&gt;c'est un air qui me montre du doigt&lt;br /&gt;et je traîne après moi comme un drôle d'erreur&lt;br /&gt;cet air qui sait tout par cœur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ıl dit: "rappelle-toi tes amours&lt;br /&gt;rappelle-toi puisque c'est ton tour&lt;br /&gt;'y a pas d'raison pour qu'tu n'pleures pas&lt;br /&gt;avec tes souvenirs sur les bras&lt;br /&gt;" et moi je revois ceux qui restent&lt;br /&gt;mes vingt ans font battre tambour&lt;br /&gt;je vois s'entrebattre des gestes&lt;br /&gt;toute la comédie des amours&lt;br /&gt;sur cet air qui va toujours&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;padam, padam, padam&lt;br /&gt;des "je t'aime" de quatorze-juillet&lt;br /&gt;padam, padam, padam&lt;br /&gt;des "toujours" qu'on achète au rabais&lt;br /&gt;padam, padam, padam&lt;br /&gt;des "veux-tu" en voilà par paquets&lt;br /&gt;et tout ça pour tomber juste au coin d'la rue&lt;br /&gt;sur l'air qui m'a reconnue&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;écoutez le chahut qu'il me fait&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;comme si tout mon passé défilait&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;faut garder du chagrin pour après&lt;br /&gt;j'en ai tout un solfège sur cet air qui bat&lt;br /&gt;qui bat comme un cœur de bois&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-927272281963934168?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/927272281963934168/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=927272281963934168&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/927272281963934168'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/927272281963934168'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2007/09/edith-piaf.html' title='Edith Piaf'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-6958765533950259016</id><published>2007-09-29T23:41:00.000+03:00</published><updated>2007-10-08T08:51:23.285+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>lakposhtha ham parvaz mikonand</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/191890.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://www.ntvmsnbc.com/news/191890.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İran doğumlu Bahman Ghobadi tarafından yazılıp yönetilmiş bir filmden bahsetmek istiyorum. Türkçe'ye "Kaplumbağalar da uçar" şeklinde çevrilmiş adı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film 2004 yapımı.Film deyip duruyorum ama filmden de öte bir şey. Bir gerçekliğin içine çekip alıyor insanı. Sonra da yutuyor ve tükürüyor. Kanser ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok neşeli bir o kadar samimi ve tanıdık bir girişi var filmin. Vizontele ve Propaganda filmlerinden bir şeyler yakalayabiliyorsunuz. Önce bir hikayenin içine alıyor ufaktan sizi. Ortamı ve insanları tanıştırıyor, sevdiriyor onları. Bilhassa Zinedine Zidane ile ilgili geyikle hem güldürüyor hem de o yokluk içindeki cahilliğin düşündüğümüz boyutta olmadığını da vurguluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra ufaktan size küçük şoklar yaşatıyor. Yani aslında bildiğiniz, haberlerde gördüğünüz, gazetelerde okuduğunuz ama iki dakka sonra unuttuğunuz o küçük çocuklar var ya Irak'ta. Hah işte onlar biraz daha tanıdık gelince karnınıza yediğiniz tekme daha bir güçlü oluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Detaylar vermek istemiyorum çünkü filmi izlerken hatırlamanız yaşayacağınız duygunun azalmasına sebep olabilir. Oysa ben sizin de benim gibi kanser olmanızı istiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbet görsel açıdan, diyaloglar açısından, hikaye açısından çok başarılı, çok zengin bir film. Çocuk oyuncular mucize gibiler zaten. Ama filmin verdiği siyasi mesajlar sadece "savaş berbattır bu işten en çok çocuklar zarar görür" gibi şeyler değil. Saddam'ın da ne feci işlere imza attığı dillendiriliyor. Abd ile ilgiliyse pek de bir şey söylemiyor yani amerikaya hayran "uydu"'nun yaşadıklarından sonra her şeyi boş görmesi yahut Abd'nin gelip kendilerini kurtarmasını bekleyen Iraklı insanların da olduğundan gayri. Bu anlamda pozitif bir yaklaşım da sergilenmiş gibi. Ama anlatıldığı dönem abd'nin işgali ve Saddam'ın devrilişinde bitiyor. Bu bundan da kaynaklanabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bu filmin kesinlikle zorla da olsa izletilmesini istiyorum. Faşist duygular içersindeyim bu konuda. Böyle giderse ya kanser olacam ya otomatik portakal'daki çılgın bilimadamlarından biri.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-6958765533950259016?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/6958765533950259016/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=6958765533950259016&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/6958765533950259016'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/6958765533950259016'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2007/09/lakposhtha-ham-parvaz-mikonand.html' title='lakposhtha ham parvaz mikonand'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-7474637194698444447</id><published>2007-09-23T18:00:00.000+03:00</published><updated>2007-09-23T18:12:45.839+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><title type='text'>Nat is dead baby</title><content type='html'>&lt;object width="407" height="315"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/yRcn2YXaHoo"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/yRcn2YXaHoo" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="407" height="315"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatırlıyorum küçümen bir çocuğum. Radyoyu açmışım. Muhteşem bir ses duyuyorum. Harika bir şarkı söylüyor. Büyülenmiş gibi kapılıyorum o sese. Nat King Cole ile ilgili bir program yapılıyor. Küçük bir kızın kendinden geçtiğinden haberi yok birilerinin. Aralarda onunla ilgili bilgiler veriliyor. Sonra anlıyorum ki şarkıyı söyleyen muhteşem ses ölmüş. Başlıyorum ağlamaya. "Natkinkol ölmüş, natkinkol ölmüş". Nasıl bir tramvaysa adını her duyduğumda, her resmini gördüğümde veya sesi bir yerlerden kulağıma sızıp girdiğinde gözlerim doluyor hafiften. Derler ya burnumun direği sızlıyor. Hah işte öyle bir şey. Şu şarkısı hariç. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="407" height="315"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/JErVP6xLZwg"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/JErVP6xLZwg" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="407" height="315"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"L is for the way I LOVE this man"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-7474637194698444447?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/7474637194698444447/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=7474637194698444447&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/7474637194698444447'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/7474637194698444447'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2007/09/nat-is-dead-baby.html' title='Nat is dead baby'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-1060195344522557845</id><published>2007-09-17T01:38:00.000+03:00</published><updated>2007-09-17T02:05:41.821+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Katil uşak adı Brütüs</title><content type='html'>&lt;a href="http://img413.imageshack.us/img413/9862/sendemibrtsds5.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px;" src="http://img413.imageshack.us/img413/9862/sendemibrtsds5.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Yiğit Özgür&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; - &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Sen de mi Brütüs&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırtından bıçaklanma hadisesinin en keyifli kısmı "Acımadi ki" dediğiniz kısımdır. Lakin acımamış olması kan kaybetmediğiniz anlamına gelmez. Neyse ki makul ölçüde kan kaybının telafisi mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben şahsen pek çok zaman sırtımda o bıçağı hissettim. Dönüp kolunu büktüm bazen ilgili Brütüs'ün, bazen de mal gibi yedim bıçağı oturdum aşağı. Aslına bakarsanız bu biraz da insanın kendini ve başkalarını gereğinden fazlacana önemsemesiyle alakalı. Önemsemeyince de tadı çıkmıyor diye diye yorduk biraz vücudu ama olsun. Olur öyle arada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bridget Jones'un sevgilisini şikayet etmeye kalktığı hapishane sahnesi geliyor aklıma. Gururu kırılmış şu bu bahsedecek lakin kadınlar başlıyor "Kocam beni erkeklere pazarladı" yok "Uyuşturucuya alıştırdı sevgilim". Kal geliyor susuyor kadın. İster istemez "bu ne ki?" moduna giriyor zaten zamanla insan. Yani alışıyorsun babayı almaya zamanla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün dünyayı kurtaracağım sanıyorsun ertesi gün bir bakıyorsun konserve kutusunu bile açamıyorsun. Bunun adı büyümekmiş. Küçülmek gibi geliyor bana. Gitgide minnacık olacakmışım da en sonunda biri beni bilye kutusuna koyacak ve unutacak o kutuyu bir yerlerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim bu konuyla alakalı olarak en trajik bulduğum şey de çok uzun zamandır "Bunu senden hiç beklemezdim" diyememiş olmam. Ne kötü bir şey birileriyle ilgili olumlu ve net yargılar edinememek, aslında normalde olması gerekenlerin lütuf gibi sunulması.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-1060195344522557845?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/1060195344522557845/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=1060195344522557845&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/1060195344522557845'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/1060195344522557845'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2007/09/katil-uak-ad-brts.html' title='Katil uşak adı Brütüs'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-1842214399387241041</id><published>2007-09-14T22:02:00.000+03:00</published><updated>2007-09-14T22:12:59.102+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hmmm'/><title type='text'>Link ışığınız yanıyor mu?</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.buddhisttours.net/images/buddha-enlightenment.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.buddhisttours.net/images/buddha-enlightenment.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cık bence yanmıyor. Daha henüz dünyaya konnekt olmuş adama rastlamış değilim. Sistem var, alt yapı var lakin köye internet gelememiş. Halk ortama akmış değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayal aleminde bir gezinti halidir gidiyor. Herkes yerel takılıyor. Bazen ağ kurmuş hane içi ve yakın çevrede. Lakin nerde bu nokia?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir beyne hapsolma hastalığından muzdaribiz. Beyin çıkamamış kendi içinden. Yoğun parazitlenme var. Sanki birileri belli bir frekansta bir şeyler yolluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitlendik kardeş. Bağlantı yok. Tek yürek olduğunu sananlar bile bambaşka alemlerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birileri "Ahan da kullanma kılavuzu budur!" diye bir şeyler sokuyor gözümüze. Yok kardeş çalışmıyor onlarla. Kanmayalım. Daha da kendi içimize hapsolmayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Link ışıklarımız lüzumsuz bulunup söndürülmüş de olabilir. Bunlar hep muamma.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-1842214399387241041?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/1842214399387241041/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=1842214399387241041&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/1842214399387241041'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/1842214399387241041'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2007/09/link-nz-yanyor-mu.html' title='Link ışığınız yanıyor mu?'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9125702780523092966.post-3518929190439687989</id><published>2007-09-06T03:33:00.001+03:00</published><updated>2007-09-06T04:36:38.339+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oyunlar'/><title type='text'>Second Life</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/Rt9LiOH-B2I/AAAAAAAAAEs/FlEVI2pIpMA/s1600-h/2nd+life+1.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5106883553740588898" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/Rt9LiOH-B2I/AAAAAAAAAEs/FlEVI2pIpMA/s320/2nd+life+1.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Efenim bilindiği üzre bir Second Life çılgınlığı almış başını yürümüş. Biz de her türlü çılgınlığın içinde bir şekilde kendimizi bulan bir kimse olarak Arzach dostumuzun da teşviği, kışkığı, haydini ile dalıverdik bu matrix hesabı dünyaya. Bu resimde önde duran daş hatun benim. Arkadakini sizler için çektim :p Bu daşlığımı da skin ilen şu ilen bu ilen beni baştan yaratan Arzach'a borçluyum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Second Life'a  &lt;a href="http://www.secondlife.com/"&gt;http://www.secondlife.com/&lt;/a&gt; bu siteden ulaşabilirsiniz. Download ediyorsunuz önce oyunu. 70 MB bir şey (Oyun biraz kurabiye canavarı bir oyun yalnız. Gezinirken bin tane yer açılıyor, açıldıkça ttelekom bunları bir kenara yazıyor. Kotalı adsl ile veya misal 146 ile alemlere akıyorsanız bunu bir düşünün. Gerçi tarifeler ucuzluyor gibi) Sonra kullanıcı hesabı oluşturuyorsunuz. Bu hesabı para ödemeden oluşturabiliyorsunuz. Ama arazi alacağım, iş kuracağım, coşacağım filan derseniz aylık 10 dolarlık bir bedelle tüm bunlara haiz olmak mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Second Life'a girince önce bir adada tıkılı kalıyorsunuz da tanışınız sizi ordan çekip kurtarabiliyor neyse ki. İki uçun, bir şeyler yapın ne bileyim o kısma tam hakim olamadım çekip kurtaran olunca. Evet uçuluyor burda matrix hesabı yine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Menü oldukça basit. Search'ten en popüler mekanlara ulaşmak mümkün. Bilhassa İtalyan ve İspanyol popülasyonun büyüklüğü dikkat çekici ya da bana hep onlar denk geldi. Fransızlar da epey bir geziniyor. Cot D'azur filan yapmış adamlar. Orda burda bayraklar şunlar bunlar da var. Yani herkes kendi benzeşiyle, kendi zevkine uygun yerler dizayn etmiş. Ama pasaport, vize yok neyse ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada ne varsa imite edilmeye çalışılmış. Kilise de var seks de. Dans edilen yerler var. Dansa davet var. Bir tıkla salsa veya vals yapmak mümkün. Dans ederken "oh nice, isn't it?" filan diyorlar. Yani eve karı atma derdi de var. Neyse ki gördüğüm kadarıyla savaş filan yok. Olsa da kimse ölmüyor. Ama kadınlar hapishanesi gördüm bir tane. Fantazi mi yapıyor lezbiyenler anlamadım :) Gerçi kurallara aykırı davrananlar da atılıyormuş anladığım kadarıyla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar genellikle gerçek hayatlarından bahsetmek istemiyor. Sanki biri "get a life" demiş de o da edinmiş işte. Yani bambaşka biri olmak istiyorlar ama bu sefer yaratıkları öldürmek gibi bir dertleri yok. Wow'dan daha iyi bu bakımdan denebilir. Bu arada aklıma Southpark'ın Wow'la dalga geçen bölümü geldi. Wow'u yapan şirketin yöneticilerinin accountu yoktu Wow'da ve "niye?" diye sorulduğunda "benim bir hayatım var" diyordu bir tanesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse görüldüğü üzere insanlar rahatlamak, mevcut işlerinden, eşlerinden ve streslerinden kaçmak için hayal dünyasına atmak istiyor ki milyonlarca kullanıcısı var Second Life'ın. Ama online olduğunuzda benim gördüğüm kadarıyla 45-50 bin kişi oluyor ve epey bir dağınıklar. Alan çok geniş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ticari anlamda da deli gibi paranın el değiştirdiği bir ortam. Zaten borsası da var. Kur farkından para yapanlar filan da vardır. Zira kendileri Linden Dollars diye bir para birimi kullanıyor. 1000 Linden Doları 5 dolar filan sanırım. Tam bilmiyorum.  Para nasıl el değiştiriyor efenim, evler, arabalar, uzay gemileri, kıyafetler, skinler, takılar, taklavatlar, eskortlar  alınıyor satılıyor kiralanıyor vs.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbet işin psikolojik ve sosyolojik boyutuna girince olaylar biraz vahim. Artıları eksileri iyi düşünmek lazım. Ben açıkçası çok da sağlıklı bulmadım böyle bir olayı ama zaten teknoloji sağlık sektörü ve bilgi paylaşımı hariç dünyaya ne getirdi ne götürdü ona da bakmak lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim şahsi olarak ilgimi çeken  tasarımlar, çizimler. Bunların 3 boyutlu olması ve içlerinde gezebilmem. Gerçekten insanoğlunun hayal gücüne hayran kalmamak elde değil. İnanılmaz güzel ortamlarda gezinmek mümkün. Yalnız bir meditasyon köşesi çılgınlığı var ki o beni epey bir güldürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yabancı ülkelerden insanlarla konuşmak da güzel ama gördüğüm kadarıyla oturup da felsefe filan tartışacak modda değiller. Ama bilhassa yeni bir dil öğreniyorsanız günlük dili pratik etmek açısından faydalı. Yazılı veya sesli chat yapabiliyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tasarımcıysanız para kazanmanız yeteneğiniz ve ilişkileriniz doğrultusunda epey mümkün. 3D işinden anlayanlar için iyi bir fırsat. Scriptler de çatır çutur gidiyor. Yok anlamam o işlerden derseniz başka işler de bulabilirsiniz. Plajda veya dans ederek bile para kazanılıyor. Ama ücret düşük ve boş boş takılıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de bu işten deli para kazanan kişiler var deniliyor. Bir tanesi pek meşhur &lt;a href="http://www.stargazete.com/starextra/index.asp?haberID=49318"&gt;http://www.stargazete.com/starextra/index.asp?haberID=49318&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun haricinde ben biraz daha takılıcam sanırım çünkü gezecek yer çok. ZAten bu yazdıklarım da ilk izlenimler. Her yerine her olayına vakıf filan değilim elbet.  Lakin bu flört ve pişirme merakını harbi anlamadım. Herkeste bir tanışalım, yiyişelim, pişirelim motivasyonu var. Oturun pornografik animasyon filan izleyin ne bu anlamadım. Yaşadığı dünyada ki tek normal insan olduğunu düşünme deliliğinden muzdarip olacam az kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu resmimi de bu  yaz yapamadığım tatilime adıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/Rt9Y_-H-B4I/AAAAAAAAAE8/YbwLzHc4Z6U/s1600-h/2nd+life+3.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/Rt9Y_-H-B4I/AAAAAAAAAE8/YbwLzHc4Z6U/s320/2nd+life+3.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5106898358492858242" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9125702780523092966-3518929190439687989?l=mariadebonne.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mariadebonne.blogspot.com/feeds/3518929190439687989/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9125702780523092966&amp;postID=3518929190439687989&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/3518929190439687989'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9125702780523092966/posts/default/3518929190439687989'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mariadebonne.blogspot.com/2007/09/second-life.html' title='Second Life'/><author><name>mariadebonne</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15001482844645570292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Zkf6jx_E6tY/Rt9LiOH-B2I/AAAAAAAAAEs/FlEVI2pIpMA/s72-c/2nd+life+1.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
